Kurumsal Yönetişim Nasıl Bir Rekabet Avantajı Olabilir?*

Şirketler hukuku camiasında, iyi kurumsal yönetişimin (good corporate governance) bir rekabet avantajı olduğunu sık sık iddia ederiz. Ancak bu iddiaya karşı sosyal bilimler kanıtı nedir?

Müşteriler, Caremark ve zayıf kurumsal yönetişime ilişkin diğer sorumluluk kaynakları konusunda uyarılıyor. (Örneğin, Bird ve Manning Magrid’in bu blogun sayfalarındaki mükemmel yazısına bakılabilir) Ve daha iyi yönetilen kuruluşların sorumluluktan kaçınmalarının yanı sıra rakiplerinden daha başarılı olduklarını da öneriyoruz. Bunun doğru olduğunu biliyor muyuz? İyi bir kurumsal yönetişim hangi mekanizmalarla bir kuruluşa rekabet avantajı sağlayabilir?

Yakın tarihli bir makalede, bu sorulara daha bilimsel cevaplar ve neyin araştırılacağına dair ipuçları aranıyor.

1. ‘Kurumsal Yönetişim’ Nedir?

Hukuk ve yönetim bilimi literatüründe, kurumsal yönetişim geniş bir şekilde bir organizasyonun kendisini nasıl yönettiği ve ne yapmak istediğine karar verdiği süreçler olarak tanımlanmaktadır. Kavram, birincil olarak bir kuruluşun içsel süreçlerine ve kontrollerine atıfta bulunur, ancak bu süreçler ve kontroller bir kuruluşun pazardaki ve dünyanın geri kalanıyla ilgili davranışını etkileyebilir.

Birçok süreç, muhasebe, şeffaflık, dürüstlük ve hesap verme sorumluluğu (accounting, transparency, fairness, and responsibility) gibi temel kaygılara dayanmaktadır. Tipik yönetişim konuları şunları içerir: “(1) bir kuruluşun performansı ve hesap verebilirliği optimize etmek için nasıl yönetildiği, (2) oluşturulan sistemler ve yapılarla değerlerin ve hedeflerin nasıl yansıtıldığı, (3) liderlerin, onlarla ve onlar için çalışanların bağlılığını doğuran ilişkileri nasıl kurduğu ve çalıştığı ile (4) liderlik uygulamasının kurumsal işlerin yürütülmesinde resmi olarak nasıl uygulandığı” (Caldwell & Hansen, 2010: 178-79; ayrıca bkz. McClusky, 2002; Steinberg & Pojunis, 2000).

2. ‘İyi’ Kurumsal Yönetişim Nedir?

Yeterli kurumsal yönetişim “karar alma, hesap verebilirlik ve şeffaflık ile dağıtım hakları için kural ve prosedürleri açıklar” (Anheier & Abels, 2020: 1). Diğer konuların yanı sıra, yeterli kurumsal yönetişim “işletme sahipleri, hissedarlar, borçlular, yönetim kurulları, yöneticiler, çalışanlar, müşteriler ve düzenleyiciler dâhil olmak üzere paydaşlar arasındaki hak ve sorumlulukların dağılımını” ele almalıdır. (ibid.) ‘İyi’ kurumsal yönetişim daha uyumlu kararlar verir gibi görünmektedir.

3. ‘Rekabet Avantajı’ (competitive advantage) Nedir?

Rekabet avantajı, bir firmanın rakiplerinden üstün bir şekilde nasıl performans gösterdiğidir. Rekabet avantajının hem iç hem de dış kaynakları bulunmaktadır (Porter, 1998). Sürdürülebilir rekabet avantajı, bir firmanın kârlılığını rakiplerinin ve endüstri normlarının üzerinde tutabilir (McGahan & Porter, 1999). Güçlü ve tekrarlanabilir rekabet avantajları, işletmelerin yetenek ve uzmanlık biçimindeki insan sermayesi de dâhil olmak üzere sermayeyi daha ucuza ve kolayca çekmesine yardımcı olabilir (Kryscynski ve diğerleri, 2021).

4. Rekabet Avantajı ile İyi Kurumsal Yönetişimi Eşit Tutmakta Mantıksal Bir Sorun Mu Vardır?

Buradaki ilginç bir soru, kurumsal yönetişimin, muhtemelen yasal reformlar gereği böyle yapmaları gerektiği için, rakip şirketler de buna dâhil olduğunda, bir rekabet avantajı olarak kalıp kalmayacağıdır (Bkz. Adam & Zutshi, 2004). Profesör Constance Bagley’in tanımladığı gibi, “firmanın kaynak temelli bakış açısına göre bir kapasite, yalnızca değerli, taklit edilemez, ikame edilemez ve nadir ise rekabet avantajı sağlar” [Bagley, 2008: 378; Barney, 1991 ve Peteraf, 1993’ten (vurgu eklenmiştir) alıntılanmıştır].

Bu endişeye verilen iki ana cevap vardır.

İlk olarak, iyi bir kurumsal yönetişim hâlâ nadir görünüyor. Profesör Robert ve Dowling’in kurumsal itibar bağlamında gösterdiği gibi, şirketlerin neden rakiplerinden daha iyi performanslar sürdürebildiklerinin bir kısmı, iyi kurumsal yönetişim sayesinde olup, özellikle uzun vadede bir şirketin kültüründe iyi kurumsal yönetişimi sürdürme arzusunun kök salması soyut ve tekrarlanması zor görünmektedir (Roberts ve Dowling, 2002).

İkinci olarak da, iyi bir kurumsal yönetişim ile uğraşan şirketler arasında bile daha iyisini yapmak için önemli bir alan vardır.

5. Kurumsal Yönetimin Rekabet Avantajına Etki Mekanizmaları Nelerdir?

Bu bölüm, kurumsal yönetişimin dâhili ve harici etkilerine ilişkin literatürü inceliyor, ancak kurumsal yönetişimin neden rekabet avantajı sağlayabildiğini görmek için, ikisini birbirine bağlayan mekanizmaları daha iyi anlamamız gerekiyor.

Çoğu mekanizma belirli bir rekabet avantajı kalitesine, diğerleri ise genellikle iyi kurumsal yönetişim uygulamasına bağlı olan bir sonuca odaklanmaktadır. Kilit personelin (i) güven, (ii) bağlılık ve (iii) yetkilendirilmesinden oluşan üç mekanizma muhtemelen bir firmanın kurumsal yönetişiminin kalitesine doğrudan bağlıdır. (iv) Paydaşlarla daha iyi iletişim, (v) gelecek için daha iyi planlama ve (vi) prosedürler ile değerlerin sentezine yönelik sonraki üçlü mekanizma, sürdürülebilirlik ve sosyal adalet seçimlerini daha açık bir şekilde içerir.

Birleşmiş Milletler’in (United Nations) ESG (environmental, social, and corporate governance; çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) çabasında önerdiği gibi, bir kuruluşun sosyal adalet ve sürdürülebilirlik konusundaki tercihleri aracılığıyla rekabet avantajı sağlayacak bir kurumsal yönetişim bağlantısı kurmaya yönelik çalışmalar da olmuştur. Bu konudaki kanıtlar hâlâ gelişiyor, ancak çok sayıda literatür, kurumsal yönetişimin şirketlerin geleceklerini daha iyi planlamalarına yardımcı olduğunu ve bunun da daha iyi karar verme ve daha uzun vadeli kârlara yol açtığını öne sürmektedir (Bkz. örneğin, Ameer & Othman, 2012).

Buna ek olarak, bazı yazarlar, iyi kurumsal yönetişim prosedürlerinin toplum yanlısı ve çevresel değerlerle bir sentezinin rekabet avantajı yarattığını, çünkü bu tür bir sentezi sürdüren şirketlerin hem içeride hem de dışarıda daha kolay yönetilebileceğini öne sürüyorlar (Bkz. örneğin, Rowe, 2001).

6. Tedbirli Sözler (words of caution)

Hukuk ve yönetim literatürünü gözden geçirirken, iyi kurumsal yönetişimin bir şirketi birçok paydaşın yararına yönetmeyi içermesi gibi tanımlarının birçoğunun döngüselliğini kabul etmeliyiz (tanımlara bkz. Bainbridge, 2023). Bu konulardaki düşüncemizde E, S ve G’yi bir araya getirmek kesinlikle Birleşmiş Milletler ile bağlantılı birçok kişi ve kuruluşun işi olmuştur (Pollman, 2022; ayrıca bkz. Larcker ve diğerleri, 2021).

7. Geleceğe Dönük Araştırma

Birleşmiş Milletler’in de bir dizi yolsuzlukla mücadele prosedürü olarak gördüğü gibi, kurumsal yönetişimi daha iyi izole etmek ilginç bir sonraki gelişme olacaktır. Bu daha dar değerlendirme, bireysel kurumsal yönetişim tekniklerinin etkinliğine odaklanmamıza izin verebilir.

Hâlâ kurumsal yönetişim ile etkin bir şekilde ilgilenmiyoruz (örneğin, enderlik ve uygulama sorunlarına bakılmalıdır) ve süreçlere yönelik belirli reformların kuruluşların yönü için ne anlama geleceği hakkında daha fazla şey öğrenebiliriz. Örneğin, Profesör Aguilera ve yardımcı yazarları, kurumsal yönetişim prosedürlerini dış monitörleri dâhil etmek için daha kapsamlı düşünmemiz gerektiğini savunuyorlar (Aguilera ve diğerleri, 2015; ayrıca bkz. Coffee, 2006).

Son olarak, organizasyon teorisinden ilginç bir önerimiz var ki, bir şirket ne kadar rekabetçi stres altındaysa, organik yerine resmi yönetişim prosedürlerinden o kadar fazla fayda sağlayabilir (Bkz. örneğin, Sine ve diğerleri, 2006). Belirli prosedürlerin neden bazı koşullar altında işe yarayıp diğerlerinde neden çalışmadığı hakkında daha fazla şey öğrenmeliyiz.

Çalkantılı ekonomik zamanlar göz önüne alındığında, şirketler strese karşı dirençlerini artırmaktan fayda sağlayabilir. Belirli resmi prosedürlerin kuruluşların piyasa baskılarına daha avantajlı bir şekilde yanıt vermesine nasıl yardımcı olduğunu daha kesin olarak anlamak, ileriye dönük umut verici bir yol gibi görünmektedir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.