‘Makro İhtiyati Finansal Düzenleme’ Bir Efsanedir

Eğer finans basınını takip ediyorsanız muhtemelen federal düzenleyici otoritelerin geçen yıl önerdiği yeni banka sermayesi yükümlülüklerine ilişkin haberleri görmüşsünüzdür. Bu kurallar, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en büyük bankalarının sermaye seviyelerini güçlendirecek ve böylece 2008 tarihli finans krizine yanıt olarak bankacılık sisteminin korunmasına yönelik uluslararası standartların uygulanmasını tamamlayacaktır. Yeni bir makalede, bankacılık sektörünün şiddetli muhalefetine rağmen bankacılık kuruluşları bu kuralları nihai hale getirse bile, finansal düzenleyici otoritelerin işinin henüz bitmediği gösteriliyor ve başka bir krizi önlemek için politika yapıcıların yalnızca finansal sistemi tanzim eden düzenlemelerin sıkılığını değil, aynı zamanda düzenleme türünü de yeniden düşünmesi gerektiği ileri sürülüyor.

Geleneksel olarak politika yapıcılar finansal düzenlemeye yönelik “mikro ihtiyati” bir yaklaşım benimsemişlerdir. Yani onlar solo finans kurumlarının çökmesini önlemek için güvenliğini sağlamaya çalıştılar. Ancak ipoteğe dayalı menkul kıymetler ve türev ürünler 2008 yılında piyasa çapında bir erimeyi tetikledikten sonra, politika yapıcılar ve akademisyenler bu mikro ihtiyatlı yaklaşımın finansal sistem içindeki kritik ara bağlantıları göz ardı ettiğini anlamaya başladılar. Böylece, “makro ihtiyati” düzenleme olarak bilinen yeni bir strateji, çağdaş finansal piyasalardaki risklerin azaltılmasına daha uygun, tamamlayıcı bir çerçeve olarak ortaya çıkmıştır. Mikro ihtiyati düzenlemelerin solo finansal kurumların borç ödeme gücüne odaklanmasının aksine, makro ihtiyati düzenleme, piyasa çapındaki kırılganlıkları ele alarak finansal sistemi korumayı amaçlıyordu.

Krizin tazeliği göz önüne alındığında, politika yapıcılar ve akademisyenler makro ihtiyati bir perspektifi hevesle benimsediler. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Dodd-Frank Wall Street Reformu ve Tüketiciyi Koruma Yasası [kısaca ‘Dodd-Frank’ (Dodd-Frank Wall Street Reform and Consumer Protection Act)] ile beraber, en büyük bankalar için geliştirilmiş sermaye yükümlülükleri, stres testleri ve likidite kuralları dâhil olmak üzere bir dizi yeni finansal istikrar aracı başlatılmıştır. Birçok uluslararası yargı mercii de, makro ihtiyati düzenlemeleri yol gösterici bir ilke olarak heyecanla müjdeleyen küresel standart belirleyici kurumlar tarafından teşvik edilen benzer tedbirleri yürürlüğe koymuştur.

Bu reformların ardından, hem ABD’de hem de yurtdışında finansal düzenlemeye yönelik hâkim yaklaşımın ağırlıklı olarak makro ihtiyati olduğu artık geniş çapta kabul görmektedir. Örneğin, eski Federal Rezerv Başkanı Ben Bernanke, Dodd-Frank’in ‘temel unsurlarından birinin’ “Federal Rezerv ve diğer finansal düzenleyici kurumların makro ihtiyati yaklaşımı benimsemesi gerekliliği” olduğunu belirtmiştir. İngiltere Merkez Bankası eski Baş Ekonomisti Andrew Haldane de, “tüm dünyada yeni makro ihtiyati kurumlarımız ve politikalarımız ortaya çıkıyor” gözleminde bulunmuştur. Bu arada Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, “bankalara yönelik makro ihtiyati politikanın bir fikirden gerçeğe dönüştüğünü” öne sürmüştür. Makale yazarları dâhil olmak üzere çok sayıda bilim insanı ise, “makro ihtiyati” etiketinin uygun olup olmadığına bakmadan, 2008 yılı sonrası finansal düzenleme çerçevesine ilişkin bu açıklamaları makro ihtiyati olarak tekrarladılar.

Mezkûr makalede 2008 yılı sonrası düzenleyici çerçeveyi inceliyor ve makro ihtiyati karakterizasyonun yanıltıcı olduğu sonucuna varılıyor. Makro ihtiyati etikete rağmen, modern finansal düzenleme hâlâ ağırlıklı olarak mikro ihtiyatidir. 2008 sonrası bazı politika yenilikleri, finansal gözetimi makro ihtiyati bir yöne doğru itmiş olup; finansal düzenleyici otoritelerin bugün kullandığı baskın araçlar, onlarca yıldır var olan mikro ihtiyati yaklaşımların yalnızca süper boyutlu sürümleridir.

Düzenli olarak (ve biz hatalı bir şekilde tartışıyoruz) makro ihtiyati olarak nitelendirilen kriz sonrası düzenleyici yeniliklerin birkaç örneğini ele alalım. Uzmanlar genellikle uluslararası Basel III sermaye anlaşmasını makro ihtiyati olarak tanımlamaktadır. Ancak gerçekte Basel III çerçevesi, 1980’lerden bu yana ABD banka düzenlemelerinin temelini oluşturan mikro ihtiyati risk temelli ve kaldıraçlı sermaye kurallarını güçlendirmiştir. Benzer şekilde, denetim otoritelerinin varsayımsal bir kriz sırasında kurumların yaşayabilirliğini değerlendirmek için finansal modelleri kullandığı kriz sonrası stres testi rejiminin makro ihtiyati olduğuna inanılmaktadır. Ancak pratikte stres testi, farklı finansal kurumlar arasındaki ara bağlantıları ve geri bildirim döngülerini gözden kaçıran kısmi bir denge analizidir ki; klasik bir mikro ihtiyati sınırlamadır. Bankaların asgari miktarda yüksek kaliteli, satılması kolay varlık tutmasını gerektiren kriz sonrası likidite kurallarının da bazı gözlemciler tarafından makro ihtiyati olduğuna inanılmaktadır. Ancak bu likidite yükümlülükleri, potansiyel olarak bir bütün olarak finansal sistemin zararına olacak şekilde solo finansal kurumların güvenliğine öncelik vermeleri açısından mikro ihtiyatlıdır. Çoğu durumda, kriz sonrası düzenleyici araçlar teoride makro ihtiyati amaçlara hizmet edebilir, ancak politika yapıcılar bunları makro ihtiyati erişimlerini sınırlayacak şekilde uygulamayı seçmişlerdir.

Açık olmak gerekirse, kriz öncesi düzenleyici çerçeveyi önemli ölçüde iyileştiren ve finansal istikrarı artıran 2008 sonrası finansal düzenleyici reformları aşırı derecede eleştirmeyi düşünmüyoruz. Gerçekten de, 2008 sonrası reformların “makro ihtiyati” olarak yanlış etiketlenmesi muhtemelen kolektif bilince takılıp kalmıştır, çünkü yeni kurallar, krizden önce kullanılan tamamen mikro ihtiyati yaklaşıma göre çok anlamlı bir ilerlemedir. Reformların önemi göz önüne alındığında, politika yapıcıların ve akademisyenlerin onları gerçekte olduğundan daha fazla paradigma değiştirici olarak tanımlamaları anlaşılır bir durumdur.

2008 yılı sonrası düzenleyici çerçevenin makro ihtiyati olarak yanlış bir şekilde tasvir edilmesinin, 2023 tarihli bankacılık krizinin de canlı bir şekilde gösterdiği gibi, ciddi sonuçları vardır. Finansal gözetim ağırlıklı olarak mikro ihtiyatlı kaldığından, yetkililer finans sistemi içindeki ara bağlantıları ve zayıf noktaları (örneğin, Silikon Vadisi Bankası’nın ani çöküşünden önce ihraç ettiği ilişkili sigortasız mevduat) gözden kaçırmaya eğilimlidir. Daha sağlam bir makro ihtiyati yaklaşım, bu tür risklerin tespit edilmesine ve caydırılmasına yardımcı olabilir, ancak bugünkü çerçevenin zaten makro ihtiyati olduğu yönündeki yanlış varsayım, ilave makro ihtiyati reformlara engel olmaktadır.

Makalede, politika yapıcıların mikro ihtiyati düzenlemelerin mevcut, süper boyutlu sürümünü gerçek makro ihtiyati gözetime doğru yeniden yönlendirmeleri için bir yol haritası oluşturuluyor. Makro ihtiyati düzenlemeyi optimize etmek için ABD Kongresi’nin, ABD’nin karmaşıklaşmış/balkanlaşmış düzenleyici sistemindeki etkili sistemik risk gözetimini engelleyen boşlukları giderecek yapısal reformları yürürlüğe koyması gerekecektir. ABD Kongresi harekete geçmese bile mevcut düzenleyici kurumlar, mevcut yasal yetkilerini kullanarak makro ihtiyati gözetimi hâlâ geliştirebilirler. Örneğin, kurumların konjonktüre karşı sermaye kurallarını güçlendirmeleri, uygulanamayan likidite gereksinimlerini düzeltmeleri, genel denge stres testleri oluşturmaları, korelasyon risklerini ele almaları ve sistemik olarak önemli enstrümanlar için merkezi takası zorunlu kılmaları tavsiye ediliyor. Potansiyel makro ihtiyati reformların kapsamlı bir listesi olmasa da, bu iyileştirmeler, modern finansal piyasa gözetiminin talep ettiği makro ihtiyati yönelime doğru önemli bir adımı temsil edecektir.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.