
“Yoldan önce arkadaşı arayın!” [Filistin Atasözü]
Yeni bir makalede, menkul kıymet dolandırıcılığına (securities fraud) odaklanılarak halka açık şirketlerin suiistimalleri inceleniyor.
Genel olarak şirketlerin haksız fiillerde bulunmasının iki temel nedeni vardır. Birincisi, yöneticilerin kendi çıkarlarını ilerletmek için teşviklere sahip olmasıdır. Yöneticiler işlerini korumak veya ücretlerini artırmak için şirketi hukuk dışılığa yönlendirebilirler. Dolayısıyla kurumsal suiistimal, bir vekilin (yönetici; manager) bir üste (şirket; company) ihanet etmesi durumundaki temsil maliyetlerini yansıtır. İkinci neden ise halka açık şirketlerin genellikle hissedar zenginliğini en üst düzeye çıkarmayı hedeflemesidir. Böylece kurumsal yöneticiler, kurumsal kârları artırmak için paydaşların ve toplumun çıkarlarını feda etmeye karar verirler çünkü bunu şirketin gelişmesi ve hatta hayatta kalması için gerekli olarak görürler.
Kurumsal suiistimaller temsil maliyetlerini (agency costs) yansıttığında, bireysel yöneticilere karşı açılacak davaların gerekçelendirilmesi çok daha kolaydır. Kendini zenginleştirme arzusu, dolandırıcılık veya suç teşkil etme niyetinin belirlenmesine temel oluşturabilir. Bunun aksine, bir yönetici şirket politikasını ilerletmek için yasayı ihlal ettiğinde, o kişiye karşı geçerli bir dava genellikle daha zordur. Bir şirketin hatalı eylemlerine yalnızca kısmen katkıda bulunan yöneticileri ayırmak adil olmayabilir. Böyle bir yükümlülüğün tesis edilmesinin maliyeti de faydalara göre önemli olabilir.
Bu nedenle kurumsal suiistimallerin kurum maliyetlerini yansıtıp yansıtmadığı sorusu, uygulayıcıların yöneticilere karşı yeterli sayıda dava açmadıkları yönündeki eleştirileri değerlendirmede kritik öneme sahiptir. Bireylerin kendilerini zenginleştirmekten sorumlu tutulmadığına dair açık örnekler varsa, o zaman sorun savcıların riskten kaçınması gibi faktörlerle açıklanabilir.
Gerçek şu ki yönetimsel kararlar kişisel ve kurumsal isteklendirmelerin (motivasyon) bir karışımını yansıtmaktadır. Kurumsal suiistimallerden sorumlu olan yöneticiler (executives), kişisel hisse senetlerini en üst düzeye çıkarmak için motive olabilirler, ancak hissedarların servetini en üst düzeye çıkarmaya yönelik güçlü kurumsal teşvik nedeniyle, bu tür bir suiistimalin aynı zamanda şirkete fayda sağlama anlamına geldiğine dair bir tartışma sıklıkla olacaktır. Kurumsal suiistimal (corporate wrongdoing), bir şirketin hisse senedi fiyatını artıran veya koruyan (en azından kısa vadede) finansal performansı artırmayı amaçladığında, bunun esas olarak sadece birkaç kişiye fayda sağlayacak bir plan olduğunu iddia etmek zordur. Yasayı ihlal etmek için belirgin bir isteklendirme olmadığında, uygulayıcıların bir yöneticiye karşı zorlayıcı bir dava açmak için gerekli niyeti belirlemeleri daha zordur.
Menkul kıymet dolandırıcılığına gelince, şirketler, finansal performansları veya durumlarıyla ilgili yanıltıcı kamuyu aydınlatma açıklamaları yayınlayarak yatırımcıları aldatabilirler. Her yıl Amerika Birleşik Devletleri (ABD) şirketlerine karşı bu tür dolandırıcılıklara ilişkin yüzlerce iddia yapılıyor ki; bunlar genellikle Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (United States Securities and Exchange Commission-SEC) Kural 10b-5 kapsamındaki iddialardır. Menkul kıymet dolandırıcılığına ilişkin görüşlerden biri, bunun esas olarak kurumsal suiistimallere ilişkin kurum maliyetleri görüşünü yansıtmasıdır. Yöneticiler, kendi varlıklarının değerini artırmak için hisse senedi fiyatlarını şişiriyor, böylece piyasa gerçeği öğrenmeden önce onları satabilmektedirler.
Ancak menkul kıymet dolandırıcılığı, yöneticilere çoğunlukla hisse senedi üzerinden ödeme yapılmadan önce bile ortaya çıkmıştır. 1990’larda önemli bir yanlış beyanın yöneticilerin içeriden öğrenenlerin ticaretinden faydalanmasına izin verdiği yönündeki iddialar öne çıkmış olsa da, bu teori her zaman baskın olmamıştır ve artık yaygın da değildir. Menkul kıymet dolandırıcılığı, yalnızca yönetici tazminat politikalarının hedeflenmesiyle çözülemeyecek karmaşık bir sorundur. Bu, hissedarların servetini en üst düzeye çıkarma konusunda baskı altında olan kamu şirketlerinin çoğunu tehdit eden daha geniş bir yapısal sorundur.
Bireysel yöneticilerin şirketin hisse senedi fiyatlarını şişirme gerekçesiyle ilişkilendirilebilecek yüksek profilli menkul kıymet dolandırıcılığı vakaları (high-profile cases of securities fraud that can be tied to the incentive of individual executives to inflate the company’s stock price) bulunmaktadır. Ancak bu tür iddiaların bulunmadığı pek çok vaka da vardır. Kamuyu aydınlatma belgelerinin ve finansal tabloların taslaklarının hazırlanması zorunlu olarak çalışan gruplarını kapsadığından, bu tür açıklamalardaki önemli bir yanlış beyandan yalnızca bir veya iki yöneticiyi sorumlu tutmak adil olmayabilir. Belirli bir hileli yanlış beyan üst düzey bir yöneticiyle ilişkilendirilebilse bile, yanıltıcı niyete dair kanıt bulunmadığında, bu yöneticiye güçlü yaptırımlar uygulanmasını haklı çıkarmak zor olabilir.
Bazı yönlerden hissedarlar, şirket yöneticilerinin şirketin suiistimal iddialarını tetikleyebilecek riskler almasını istiyor. Yazara göre, halkın önemli bir yüzdesinin hisse senedi sahibi olması nedeniyle çoğumuz, kâr elde etmek için diğer kurumsal paydaşları feda etme eğiliminde olan bir sistemin suç ortağı durumundadır. Verimliliği, büyümeyi ve yeniliği teşvik eden bir sisteme dayandığı için kurumsal suiistimal sorununun kolay bir çözümü yoktur. Menkul kıymet dolandırıcılığı gibi sorunların ele alınması, uygulama öncesi düzenlemelerin yanı sıra uygulayıcıların çeşitli ölçülü çabalarına güvenmeyi gerektirir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
