

Finansal sistemin gözetim mimarisi, gözetim sorumluluklarının ve yetkilerinin politika kurumları arasında nasıl dağıtılacağını belirler. Avrupa’da, küresel finans krizi (global financial crisis), bankacılık sektörüne güveni yeniden tesis etmeye ve finansal sistemin dayanıklılığını artırmaya odaklanan en iyi gözetim mimarisi konusunda yoğun bir tartışmayı ateşlemiştir. 2014 yılında, Avrupa Tek Gözetim Mekanizması (European Single Supervisory Mechanism), küresel finans krizi ve ülke borç krizinden alınan derslerden de yararlanarak, Avro Bölgesi’ndeki en büyük bankaların merkezi denetimini üstlenmiştir.
Yeni bir makalede, 2015 yılında Çin Bankacılık Düzenleme Komisyonu (China Banking Regulatory Commission) içinde gerçekleştirilen bir organizasyonel reform incelenerek, bir gözetim mimarisi ile mikro ihtiyati gözetim (supervisory architecture and micro-prudential supervision) arasındaki ilişkiye dair yeni bakış açıları sunulmaktadır. Değerlendirilen reform, banka şubelerinin denetimini ulusal düzeyden il düzeyine kaydırmıştır.
1. Denetleyici mimari neden önemlidir?
Merkezi olmayan (yerel) ve merkezi denetim arasındaki temel denge teşvikler ve bilgide yatar. Merkezi denetçiler bankacılık sektörü ve ekonomi hakkında daha geniş bir bakış açısıyla daha iyi kararlar alabilirken, yerel denetçiler yerel (politik ve ekonomik) çıkarlara öncelik verebilir ve bu da taraflı denetime yol açabilir. Ancak, yerel denetçiler denetledikleri bankalar hakkında bilgiye daha iyi erişebilir ve yerel koşullarda uzmanlaşabilirken, merkezi denetçiler fiziksel ve kurumsal mesafe nedeniyle bu bilgileri toplamada zorluklarla karşı karşıyadır.
2. Çin bankacılık sektörü ve 2015 tarihli Çin Bankacılık Düzenleme Komisyonu reformu
Çin, yaklaşık 40 trilyon dolarlık varlığıyla (2020 itibarıyla) dünyanın en büyük bankacılık sektörüdür. 2015 yılında Çin, ‘yerel’ olarak sınıflandırılan ancak ‘ulusal’ bankalara ait şubeler (yani Pekin’deki merkezi denetçi tarafından denetlenen şubeler) için denetimi merkezden uzaklaştırmak üzere reformlar üstlenmiştir. 2015 yılından önce, tüm şubeler, bilgilerin yerel denetçiler tarafından toplandığı ancak kararların merkezi denetim otoritesiyle ortaklaşa alındığı bir merkez ve uç sistemde denetleniyordu. Merkezi denetçi, bilgilerin yerel denetçi tarafından sağlanması nedeniyle potansiyel bir bilgi dezavantajına sahipti. Daha sonra, reformlarla yerel bankaların şubelerinin sorumlulukları ve yetkileri tamamen yerel denetçilere devredilmiştir. Önemlisi, reform denetimin genel amacını değiştirmemiştir, çünkü yerel denetçiler resmen merkezi denetçiye tabidir ve ikincisine karşı tamamen sorumludur. Ancak, yerel denetçiler farklı önyargılara maruz kalabilir ve bu da teşvikler ile bilgi arasında bir gerilim yaratabilir. Bu bağlamda ilginç bir kurumsal özellik, Çin’de yerel denetçilerin il düzeyinde faaliyet göstermesidir: ildeki banka faaliyetlerini denetleyen atanmış bir denetçinin bulunduğu 300’den fazla il bulunmaktadır.
Makalede, 2015 tarihli reform etrafındaki 10 yıllık bir pencerede (2010 ile 2020 arasındaki dönem) 5 bin 429 şubeyi kapsayan büyük bir veri kümesinden yararlanılmıştır. Uygulama eylemleriyle ilgili yeni bir banka şubesi ve denetim ofisi düzeyindeki veriler kullanılarak denetim kararlarına odaklanılmıştır.
3. Gözetim faaliyeti ve banka kredilendirmesine ilişkin bulgular
Çalışmadan elde edilen üç grup bulgu vardır:
- Yerel bankaların şubelerinin reformdan sonra yaptırım eylemi alma olasılığı, ulusal bankaların şubelerine kıyasla daha yüksektir. Ekonomik olarak, bu şubelerin 2015 reformundan sonra yaptırım eylemi alma olasılığı yüzde 57 ila yüzde 80 daha fazlaydı, bu da yerel denetimin merkezi denetimden önemli ölçüde daha sıkı olduğunu göstermektedir.
- Yerel bankaların şubeleri, organizasyonel reformdan sonra kredi verme kararlarında daha muhafazakârdır. Yani, risk almak için daha yüksek bir ücret talep ettikleri ve kredi verdikleri miktarı azalttıkları görülmektedir.
- Kredi düzeyinde alınan bu kararların toplu sonuçları olmuştur: Yerel bankaların şubelerinin daha fazla olduğu illerde reform sonrasında daha düşük kredi büyümesi yaşanmıştır.
4. Bilgiye karşı teşvikler konusundaki bulgular
Makale yazarları hem bilgi hem de teşvik kanalları için destek buluyor. Çin’deki hub-and-spoke sisteminde, bir şube hakkında bilgi, şubenin bulunduğu vilayetteki denetim ofisinden toplanır; bu bilgi daha sonra merkezi denetçiyle paylaşılır (veya paylaşılmaz). Bu nedenle, bilgi kaybı, Pekin (merkezi denetçinin konumu) ile bir şubenin ve yerel denetçisinin bulunduğu vilayet başkenti arasındaki coğrafi mesafeye göre tahmin ediliyor. Merkezi denetim altında daha yüksek bilgi kaybına sahip şubeler için denetim müdahalelerinin arttığına dair kanıtlar gösteriliyor.
Teşviklere gelince, makalede öncelikle bankaların devlet mülkiyeti inceleniyor ve yerel denetçilerin yerel siyasi çıkarları takip ettiğini gösteren kanıtlar bulunuyor. Ayrıca, yerel denetçilerin nispeten daha fazla yerel ekonomik çıkarları önemsediği gözlemleniyor. Yani, yerel denetçiler düzenleyici çevrelerinin dışında gerçekleşen etkileri görmezden gelme eğilimindedir. Yerel denetçiler, yerel finansal risk yüksek olduğunda belirli bir şubede daha katı bir şekilde müdahale eder. Yerel denetçiler ayrıca, ilişkili bankanın ana operasyonlarının şubelerin bulunduğu il sınırları dışında olduğu şubelerde daha az katı bir şekilde müdahale eder.
Söz konusu bulgular bir arada, yerel denetçilerin kararlarının kısmen yerel siyasi ve ekonomik çıkarlar tarafından yönlendirildiği fikrini desteklemekte, ancak makale yazarlarının tahminleri nicel olarak bu önyargıların büyüklüğünün bilgi kanalına kıyasla daha düşük olduğunu göstermektedir.
5. Ne öğreniyoruz?
Mezkûr çalışma, dünya çapında en büyük bankacılık sektöründeki yaptırım faaliyetlerine ilişkin yeni kanıtlar sunmanın yanı sıra, optimum bir gözetim mimarisinin tasarımı için de çıkarımlar içermektedir.
Avro Bölgesi’nde, büyük bankalar için banka denetimi, yerel çıkarların etkisini azaltarak önemli faydalar sağladığı düşünüldüğü için küresel finans krizinin ardından merkezileşmeye doğru ilerlemiştir. Önceki çalışmalar[1], Avrupa Tek Gözetim Mekanizmasına dâhil edilen büyük bankalar için denetim sıkılığının iyileştirildiği görüşünü desteklemektedir. Çin’deki 2015 tarihli reforma ilişkin analiz, daha küçük (yerel) bankalar için merkezi olmayan denetimin tercih edilebilir olabileceğini göstererek tabloyu tamamlamaktadır. Her iki araştırma hattı da, merkezi denetleyiciye tahsisin öncelikle banka büyüklüğüne bağlı olduğu Avrupa Tek Gözetim Mekanizması tasarımını haklı çıkarmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, önceki çalışmalar[2] federal denetimin eyalet denetimine göre daha güçlü etkinliğinin, denetçilerin yerel ekonomik koşullara verdiği farklı ağırlıklarla ve bir dereceye kadar denetim kapasitesindeki farklılıklarla açıklandığını göstermektedir. Bu analiz ise, Çin’de, tüm denetim ofisleri aynı hiyerarşik otoriteye tabi olduğunda, bilgi toplamadan elde edilen kazanımların yerel teşviklerin maliyetlerinden daha ağır basabileceğini vurgulamaktadır.
[1] <https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4272923>
[2] <https://academic.oup.com/qje/article-abstract/129/2/889/1867167?login=false>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
