‘Meta Veri Deposu’nu (Metaverse) Vergilendirme Üzerine*

Meta veri tabanı, Facebook’un (Meta) “Meta veri deposunu/tabanını” (Metaverse) hayata geçireceğini duyurmasının ve kripto para birimi (cryptocurrency) ile Nitelikli Fikri Tapular (non-fungible token; NFTs) hakkındaki heyecanın ardından popülerlik kazandı. Metaveri, insanların dijital para birimleri ile dijital gayrimenkul satın almak gibi sanal faaliyetlere katıldığı bir sosyal ağ vazifesi görüyor. Ekonomik faaliyet, sanal ürünlerin satın alınmasından hukuki danışmanlık ve muhasebe gibi sanal hizmetlerin sunulmasına kadar uzanır. Yeni bir makalede meta veri tabanı, katılımcıların gerçek ekonomik değere sahip dijital öğeleri tüketme, yaratma, işlem (alım satım) yapma ve biriktirme yeteneği (ability to consume, create, trade, and accumulate digital items with real economic value) de dâhil olmak üzere ekonomik faaliyetlerde bulunduğu herhangi bir sanal dünya ağı olarak tanımlanıyor. (Bir öğe, dönüştürülebiliyorsa veya en azından kripto veya Amerikan doları gibi vergilendirilebilir bir para birimine dönüştürülebiliyorsa gerçek ekonomik değere sahiptir.) Bu tanıma göre, yalnızca geleneksel video oyunlarının ötesine geçen sanal dünyalar meta evrenin bir parçası olarak kabul edilir.

Makalede bu sanal dünyanın gelir vergisine tabi olması gerektiği savunuluyor. Birincisi, ekonomik faaliyetler ‘Haig-Simons’un gelir tanımını[1] karşılamaktadır. Meta verinin öncüsü sayılabilecek geçmişin çevrimiçi video oyunları, kullanıcıların tüketimi (consumption) için mevcuttu. Ancak metaveri, kullanıcıların gerçek gelir elde etmesine ve tüketmenin yanı sıra servet biriktirmesine de olanak tanımaktadır. İkincisi, metaveri ile yakından ilişkili olan kripto para piyasalarının ve ‘FTX’in yakın zamanda çöküşü, düzenleme eksikliğinin olumsuz yönünü gösterdi. Vergilendirmenin uygulamaya konması şeffaflığı ve düzenleyici izlemeyi geliştirebilir.

Ancak vergilendirme birçok zorluğu da beraberinde getirecektir. Bunlardan biri boyuttur. Şu anda meta veri deposunda nispeten küçük bir vergi matrahı ve az sayıda vergiye tabi işlem bulunmaktadır. Aylık 400 milyon kullanıcısının çoğunu video oyunları, Roblox, Minecraft ve Fortnite (metaevrenin bir parçası olan) oynayan çocuklar oluşturuyor. Bu makalenin hedeflediği metaveri yoğun kullanıcıları, bir bütün olarak kullanıcıların yalnızca azınlığını oluşturmaktadır. Bir diğer konu ise volatilite, yani oynaklıktır. Dijital varlıkların değeri büyük oranda dalgalandı ve meta veri tabanının geleceğini belirsiz hale getirdi.

Bu zorluklara rağmen vergilendirmenin teorik ve pratik gerekçeleri mevcuttur. Ekonomik faaliyetten elde edilen gelir, belirtildiği gibi, vergi mükelleflerinin tüketiminin değeri ile söz konusu dönemde servetteki net değişimin toplamı olan Haig-Simons gelir tanımına girmektedir. Metaverideki katılımcılar sanal bir mağaza işletmek veya gerçek ekonomik değere sahip dijital mülk satın almak veya satmak gibi faaliyetlerden kâr elde ettiklerinde, bu ‘Haig-Simons’ geliridir. Ayrıca bu gelir, brüt gelirin “hangi kaynaktan elde edilirse edilsin” (from whatever source derived) gelirini de içeren yasal gelir tanımına uymaktadır. Meta veri tabanının vergilendirilmesi aynı zamanda önemli bir gelir kaynağından da faydalanılmasını sağlayabilir ve meta veri deposunun vergi cenneti haline gelmesi riskinin önlenmesine yardımcı olabilir. Pratik gerekçeler açısından ise vergilendirme, büyük ölçüde düzenlenmemiş bir piyasada bilgi raporlamayı ve şeffaflığı artırarak düzenleyici bir rol oynayabilir. Bu stratejinin bir kısmının hâlihazırda uygulandığı görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri İç Gelir İdaresi (Internal Revenue Service-IRS), 2014 yılında kripto para birimi beyanına ilişkin özel bir kılavuz yayınladı ki; bu kılavuz, kripto para biriminin satışından elde edilen herhangi bir kazanç veya zararın beyan edilmesini gerektiriyordu. Ayrıca, Altyapı Yatırımları ve İstihdam Yasası (Infrastructure Investment and Jobs Act) uyarınca, dijital varlık aracı kurumlarının müşteri bilgilerini toplaması ve dijital varlıkları içeren tüm işlemleri IRS’ye bildirmesi gerekmektedir. Meta veri deposunda vergilendirme uygulanırsa benzer bildirim yükümlülüklerini görebiliriz.

Bir sonraki adım vergi matrahının belirlenmesi olacaktır. Dikkate alınması gereken farklı gelir türleri arasında kazançlar ve kârlar, kendi yarattığınız veya ürettiğiniz varlıklar (NFT gibi), ödüller (ganimet düşüşleri gibi) ve sanal varlıklardan elde edilen kazançlar yer alır. Söz konusu makalede, tüm bu kategorilerin gelir tanımını karşıladığı açıklanıyor.

Ancak bu tür metaveri gelirleri vergi matrahına dâhil edildiğinde iki sorun ortaya çıkıyor: değerleme ve likidite. Dijital varlıkların değişken fiyat dalgalanmaları kârın değerlendirilmesini zorlaştırabilir. Sanal gelirin nakit değil de varlık biçiminde olması durumunda likidite bir sorun haline gelebilir ve bu da vergilerin ödenmesini zorlaştırır. Bu sorunlardan dolayı mevcut uygulama, metaverse gelir ve servetin vergilendirilmesini gerçek nakde dönüştürülene kadar ertelemektir. Bu yaklaşım, gelir elde edildiğinde uygulanan veya gelirin gerçekleşmesine kadar ertelenen gerçek dünya vergilerinden daha gericidir. Ancak meta veri deposunda, gerçekleştirildikten sonra bile herhangi bir vergilendirme gerçekleşmez.

Makalede, metaveri vergilendirmesinin mevcut vergi yasalarıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği savunuluyor. Yani gelir elde edilmesi veya sanal varlıkların satılması gibi realizasyon gerçekleştiğinde vergiye tabi bir olay olması gerekir. Makalede ayrıca daha agresif bir öneri de sunuluyor: Meta veri deposundaki varlıklar veya servetler alındıktan hemen sonra vergilendirilmelidir. Bu, gerçekleşme şartından daha verimli ve eşitlikçi bir yöntem olabilir. Yaklaşım, meta veri vergilendirmesinin değerleme ve likidite zorluklarının üstesinden gelmek için ULTRA [unliquidated tax reserve accounts (likit olmayan vergi rezerv hesapları)] sistemi olarak bilinen piyasaya göre değerleme yöntemini kullanacaktır. ULTRA sistemi, devlete vergilendirilen bir varlığın teslim alınması üzerine kavramsal bir yüzdelik hissesini verir, ancak fiili vergi tahsilatını varlığın satışına kadar erteler. Likit olmayan vergi rezerv hesapları, diğer piyasaya göre değerleme tekliflerinde olduğu gibi erteleme teşvikini ortadan kaldırabilir ve ertelenmiş tahsilat planı nedeniyle değerleme ve likidite sorunlarını çözebilir. Ancak net servetteki ve nakde çevrilmemiş varlıkların değerindeki değişikliklerin yakından izlenmesini gerektirir. Bu konudaki iyi haber şu ki, dijital dünya tüm dijital etkinlikleri kaydediyor ve bireysel servetin izlenmesi ve takip edilmesi için yeni yöntemler sağlıyor. Bu nedenle meta veri tabanı, likit olmayan vergi rezerv hesapları sistemi ile birlikte, vergi matrahından kaçan veya idari nedenlerden dolayı ertelenen vergi gelirlerini denemek için mükemmel bir fırsat sunabilir.

Son olarak makalede potansiyel uyum sorunları da araştırılıyor. Öncelikle vergi mükellefinin ikametgâhı ile gelirin kaynağı arasındaki uygun vergi yargı bölgesi belirlenir. Vergi idaresi muhtemelen ikamet vergilendirmesi için kullanıcıların IP (Internet Protocol) adreslerine güvenecektir. Ancak bireyler VPN (Virtual Private Network; özel sanal ağ) kullanarak IP adreslerini kolaylıkla gizleyebildikleri için doğru adresi bulmak zor olacaktır. Kaynak vergilendirmesi için meta veri deposunun sunucu konumu makul bir vergi bağlantısıdır. Ancak yine de bu, fiziksel konumu olmayan metaveri için yalnızca bir vekil durumundadır. Sunucu konumunun gelir elde etmek için uygunsuz bir bağlantı noktası olduğu düşünülüyorsa, metaveri platformu şirketlerinin konumları pratik bir seçenek olabilir.

Genel olarak meta veri tabanını vergilendirme görevi birçok zorluğu ve soruyu beraberinde getiriyor. Mezkûr makalede, meta veride üretilen gelir için vergilendirme takviminin hızlandırılması savunulmaktadır. Ayrıca, değerleme ve likidite sorunlarını çözmek için ULTRA (likit olmayan vergi rezerv hesapları) sisteminin uygulanması savunulmaktadır. Hükümetler, meta veri tabanını vergilendirerek meta veri tabanını vergi cenneti haline getirmekten kaçınabilirler. Metaveri üzerinde vergilendirme tasarıları ve politikaları test edilerek insan faaliyetlerinin birçok yönü hakkında daha fazla bilgi edinilebilir.

[1] < http://www.yorku.ca/bucovets/4070/personal/personal_a.pdf >

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.