Nitelikli Fikri Tapu (NFT) Korsanları ve Telif Hakkı Yasaları*

Rebecca bir sanat eseri yapıyor. David de, Rebecca’nın çalışmasına bağlanan bir Nitelikli Fikri Tapu (non-fungible token-NFT) basıyor. David’in bu eylemi, Rebecca’nın telif hakkını ihlal ediyor mu? Telif hakkıyla korunan bir çalışmaya bağlantı veren bir NFT’nin yetkisiz olarak basılması, telif hakkı ihlali olarak kabul edilir mi? NFT piyasasının muazzam büyümesine ve yetkisiz basımın yaygınlığına rağmen, bu sorunun cevabı, dünya çapında mevcut telif hakkı yasaları kapsamında belirsizliğini korumaktadır. Yine de bu alanda politika oluşturmanın temeli olarak, önce bir ön soruyla ilgilenilmesi gerekir: Telif hakkı yasaları izinsiz basımı yasaklamalı mıdır? Çalışmaları başkaları tarafından tokenize edilir ve bir blok zincirinde satılırsa, sanatçı herhangi bir şey kaybeder mi? Ve bu, söz konusu mesele hakkında karar vermek için yeterli kriter midir?

Gelecek bir makalede, NFT piyasası gibi yeni pazarlarda telif hakkı korumasının kapsamına ilişkin soruların, telif hakkı yasasının (copyright law) altında yatan teorilere ve politika mülahazalarına göre karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. NFT pazarının bu perspektiften analizinin ardından, NFT basma hakkının (right to mint an NFT), NFT’nin temelini oluşturan eserin yazarına verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu sonuç, her şeyden önce telif hakkı korumasını haklı çıkaran teorilerden kaynaklanmaktadır. Hâkim “faydacı çerçeve” (utilitarian framework) altında, telif hakkı yasası, toplumun yararına yaratıcılığı teşvik etmek için tasarlanmıştır. Bunu, yaratıcı eserlerin kopyalanmasını ve paylaşılmasını yasaklayan bir dizi münhasır hak yoluyla yapay kıtlık yaratarak yapar. Ancak bu strateji dijital dünyada beyhude hale gelmiş; İnternet, dijital eserlerin daha önce hiç hayal edilemeyecek bir ölçekte, izinsiz veya dikkate alınmadan toplu olarak çoğaltılmasını ve yayılmasını sağlamıştır. Özellikle, dijital kopyalar orijinalin bit düzeyine kadar aynı, mükemmel kopyalarıdır. Nüshalar ile orijinal eser arasında ayrım yapmak sadece imkânsız değil, aynı zamanda aslında, dosyaların konumu dışında ikisi arasında hiçbir ayrım da yoktur. Telif hakkı yasaları, dijital devrime karşı silahsız kalmıştır. Hukuk kuralları yerinde kalırken, hatta genişlerken artık kıtlığı gerçekleştiremez olmuşlardır.

NFT’ler muhtemelen internetteki sanat eserlerinin kıtlığını geri getirebilir. NFT, ‘iş’ten (the work) ayrı bir nesnedir ve blok zincirinin özellikleri nedeniyle azdır: NFT’ler çoğaltılamaz ve yalnızca bir kişi bunlara sahip olabilir. İnternetin işleyişinden farklı olarak, NFT’nin alıcının cüzdanına girmesi için satıcının cüzdanından çıkması gerekir. Temelde, bir NFT’ye sahip olmak, fiziksel bir varlığa sahip olmak kadar nadirdir. NFT, ilişkili çalışmanın orada kaç kopyası olduğuna bakılmaksızın, kendisi işlem için bir nesne haline gelerek, sanat eseri pazarına (market of artworks) kıtlığı enjekte eder. Bu sayede NFT’ler, yazarların eserlerini dijital ortamda para kazanmalarına ve yaratma teşviklerini artırmalarına olanak tanımaktadır.

İnternette neredeyse alakasız hale gelen bir başka kavram da özgünlüktür. Özgünlük (authenticity), özellikle görsel sanatlar başta olmak üzere yaratıcı eserler için geleneksel pazarlarda önemli bir özelliktir. Hem koleksiyonerler hem de yatırımcılar, eserlerin orijinal mi, yoksa röprodüksiyon mu olduğunu çok önemsiyor ve orijinali için çok daha yüksek fiyatlar ödemeye hazırdırlar. Sanat eserleri piyasasında, uzman analizleri, kaynak araştırmaları ve bilimsel testler dâhil olmak üzere orijinalliği doğrulamak için çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Yine de internetin tamamen birbirinin aynısı dosyalar oluşturma gücü, özgünlüğün çevrimiçi ortamda anlamsız bir kavram haline geldiği anlamına geliyordu. Tüm dosyalar tamamen aynıysa, bir dosyanın “orijinal” ya da “gerçek” olması ne anlama gelmektedir? Bir kez daha, NFT’ler çevrimiçi orijinalliği eski haline getirmek için bir araç görevi görebilir.

Yine de, NFT’lerin dijital sanat eseri piyasalarında kıtlığı ve orijinalliği canlandırma potansiyeli, ancak yazarların eserlerini basmak için münhasır haklara sahip olması durumunda gerçekleştirilebilir. NFT’ler ile etkinleştirilen yeni ortaya çıkan özgünlük kavramı, yazarların eserlerinin bir kopyasını sonsuz özdeş kopyalar arasında orijinal olarak belirlemesine dayanmaktadır. Ve üçüncü şahıslar, yazarla birlikte NFT’leri basmakta özgür olsaydı, kıtlık da etkisini kaybederdi. Nihayetinde, yetkisiz basım, sanatçıları çalışmalarından kâr elde etme ve daha fazla yaratıcılığın cesaretini kırma konusunda bu yeni fırsattan mahrum bırakabilir.

Münhasır bir basım hakkı rejimi, telif hakkı yasasını desteklemek için sıklıkla kullanılan diğer teorilerin bakış açılarından da gerekçelendirilebilir. Locke’çu emek teorisine göre, bir sanat eserinin yaratıcısı, onu yaratmak için emek harcayan kişi olarak, bu tür bir emeğin meyvelerinden yararlanmayı hak eden tek kişidir. Dijital sanattan başka yollarla para kazanmanın zorluğu düşünüldüğünde, bu tür meyveler muhtemelen NFT piyasalarında ‘asılı’ (hanging) olanları da içermelidir. Yazarlara münhasır basım hakkı, aynı zamanda bedavacıların masrafları kendilerine ait olmak üzere haksız yere zenginleşmesini de engeller.

Yazarlar için münhasır basım hakkına verilen destek, mülkiyet haklarının bireylerin kişiliklerini geliştirmelerini sağlamak için bir araç olarak gerekli olduğunu savunan Hegel’in kişilik teorisinden de kaynaklanabilir. Yaratıcı çalışmaları, tokenleştirme ve NFT’yi satışa sunma dâhil olmak üzere ticarileştirmek, bir sanatçının kişiliğinin gelişimine katkıda bulunabilir. Bunu yaparak, sanatçı kendini başkalarına (sadece bir takma adla da olsa) gösterir ve başkaları tarafından tanınma, saygı ve takdir görebilir. Ayrıca, sanatçının becerileri, estetik tercihleri ve kişiliğinin diğer yönleri eserde mündemiç/gömülü olan kişi olduğu için, bu kişisel ifadelerinin nasıl paylaşılacağını ve dağıtılacağını belirleme hakkına sahip olmalıdır. Bu, NFT alanının yeni ve gelişmekte olduğu ve sürece çeşitli seçimlerin dâhil olduğu düşünüldüğünde, bu bağlamda özellikle önemli olabilir: işin tokenize edilip edilmeyeceği, buna hangi akıllı sözleşmenin dâhil edileceği, hangi platformun kullanılacağı ve diğerleri. Buna bağlı olarak, bazı yazarlar simgeleştirmeye tamamen direnmek isteyebilir. Diğer şeylerin yanı sıra, blok zincirinin çevresel etkisi ve her şeyin tokenleştirilebileceği, paraya dönüştürülebileceği ve satılabileceği fikri, yazarlar için tiksinti yaratabilecek iki önermedir. Kabul etseler de etmeseler de eserlerinin NFT’lerini basarak bu piyasaya katılmaya zorlamak, onların kişiliklerine aykırıdır. Bütün bu nedenlerden dolayı, kişilik teorisi (personality theory), eserlerinin simgeleştirilmesi yerine sanatçıya münhasırlık verilmesi lehine olan argümanları açıkça desteklemektedir.

Yazarlar için münhasır basım haklarını haklı çıkaran iki ilave politika düşüncesidir: dağıtım adaleti ve kültürel çeşitlilik (distributive justice and cultural diversity). Gerçekten de, yazarlara münhasır basım hakkına (exclusive minting rights to authors) sahip NFT’ler için güçlü bir piyasa, sanat eseri pazarlarına erişim engellerini azaltabilir ve koruma sağlayıcı olarak hareket eden aracılara olan bağımlılığı azaltabilir. Sonuç olarak, NFT piyasasını yazarların eserlerinden para kazanmaları için önemli bir yol olarak korumak, piyasadaki yazar çeşitliliğinin artmasına ve yazarlık eserlerinin daha çeşitli olmasına neden olabilir.

Yaratıcı çalışmalar (creative works) için NFT’lerin uzun vadeli değeri belirsizdir ve spekülasyona tabidir. Bu piyasasın gelişimini etkileyen faktörlerden bazıları muhtemelen uygulamaya konulacak yasal kurallar ile ilgilidir. Makaledeki analizin, NFT alanının bu temel yönünü düzenlemeye çalışan politika yapıcılar için bir zemin oluşturabileceği umulmaktadır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.