
![]()

Şubat ayı başlarında, birçok eyalet ve ulusal bankacılık ticaret birliği, Teksas’ta bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bölge mahkemesinde, federal bankacılık kurumlarının Topluluk Yeniden Yatırım Yasası’nı (Community Reinvestment Act-CRA) yaklaşık otuz yıldır uygulayan düzenlemelerde yaptığı ilk kapsamlı güncellemelere itiraz ederek dava açmıştır[1]. Mezkûr şikâyette, diğer iddiaların yanı sıra, Topluluk Yeniden Yatırım Yasası kuralının ABD Yüksek Mahkemesi’nin yeni formüle edilen ‘önemli/temel sorunlar doktrini’ni (major questions doctrine) siyasi veya ekonomik öneme sahip bir konuyu ele aldığı için ihlal ettiği öne sürülmektedir. Bu, finansal kurumların bir düzenleyici makamın otoritesine meydan okumak için temel sorunlar doktrinini ilk kez kullanmaları değildi. İş grupları, bu doktrini Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun (Consumer Financial Protection Bureau-CFPB) adil kredi verme politikalarına meydan okumak için kullanmış ve özel fon sektörü, bu tür fonlar için geçerli olan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (Securities and Exchange Commission-SEC) kuralına itiraz etmiştir.
Bankaların Topluluk Yeniden Yatırım Yasası’na karşı iddialarının esasını bir kenara bırakırsak (aşağıda tartışılan diğer yasası gibi, Topluluk Yeniden Yatırım Yasası da bankacılık kurumlarına geniş yetki devretmektedir); bu, bankacılık kurumlarının temel düzenleyici işlevlerinden birine meydan okumak için yeni bir hukuk teorisi kullanan güçlü bankacılık ticaret birliklerinin gerçekleştirdiği kayda değer bir iddiadır[2]. Bugün Topluluk Yeniden Yatırım Yasası zayıflatılabilir, ancak sırada güvenlik ve sağlamlık otoriteleri veya Ulusal Banka Yasası’ndaki ‘banka yetkileri hükmü’ (National Bank Act’s bank powers clause) gibi temel kurallar olabilir. Yakın zamanda yayınlanan bir makalede, bankacılık sektörünün ve diğer önemli sorunlar doktrini savunucularının, bu iddiaları takip ederken ne istediklerine dikkat etmeleri gerektiği, çünkü elde edecekleri bazı sonuçlardan hoşlanmayabilecekleri savunulmaktadır.
Yüksek Mahkeme, EPA’nın Temiz Enerji Planı kuralını bozan “West Virginia – EPA” davasındaki[3] temel sorunlar doktrinini açıkça kabul etmiştir. Doktrinin rolü ve ana hatları tartışma konusu olsa da temel fikir, ABD Kongresi’nin siyasi ya da ekonomik öneme sahip konularda ya da konunun kurumun temel uzmanlığının dışında kaldığı durumlarda kurumlara yetki verirken açık ve net bir şekilde konuşması gerektiğidir. Temel sorunlar doktrini, Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun yapısının anayasaya aykırı olduğunu beyan etmeyi amaçlayan ve “Loper Bright Enterprises – Raimondo” davası[4], “Chevron – NRDC” davasında oluşturulan kuruma saygı standardını bozmaya çalışan, bekleyen Yüksek Mahkeme davaları da dâhil olmak üzere, idari otoriteyi kısıtlamaya yönelik daha geniş bir çabayı içeren bir parçadır.
Doktrin düzenlemenin pek çok alanı için engeller teşkil ederken, finansal düzenleme açısından özel bir sorun teşkil etmektedir. ABD Kongresi, finansal faaliyetlerin “güvensiz ve sağlıksız” veya “adil ve aldatıcı” (unsafe and unsound or unfair and deceptive) olarak değerlendirildiği, “finansal istikrarı” (financial stability) tehdit ettiği veya “bankacılık faaliyeti” (business of banking) kapsamına girdiği durumlar gibi temel sorunları belirlemek için bankacılık ve tüketiciyi koruma kuruluşlarına geniş yetkiler vermiştir. Mahkemeler geleneksel olarak, Chevron’a saygının ortaya çıkmasından çok önce bile, bankacılık düzenleyici otoritelerinin bu terimlerin anlamlarına ilişkin kendi uzmanlıklarına dayalı makul görüşlerini dikkate almışlardır.
Kongre ve mahkemelerin finansal düzenlemede uzman kuruluşların öncülük etmesini istemelerinin iyi nedenleri vardır. Bankacılık oldukça teknik bir alandır. Ulusal bankalar hükümetin araçlarıdır; finansal aracılar ve merkez bankası ile halk arasında para ve kredi aracıları olarak hareket eden, kamu tarafından imtiyazlı kuruluşlardır. Kısmi rezerv bankacılığı da doğası gereği istikrarsızdır ve halkın bankacılık sistemine olan güvenini korumak ve bankacılık paniklerini önlemek için yakın düzenleme ve denetim gerektirmektedir. Yargıçlardan farklı olarak otorite/kurum liderleri, eylemlerinden dolayı siyasi şubelere karşı sorumlu oldukları için zor politika kararları alma konusunda iyi bir konumdadırlar.
Doktrinin kapsamlı testi, bankaların doğası ve banka düzenlemeleriyle çelişen temel sorunlardır. Milyar veya trilyon dolarlık finansal kurumlarla -özellikle de “sistemik açıdan önemli” (systemically important) olarak tanımlananlarla- temel bir “para ve kredi kaynağı” (source of money and credit) olarak “sağlıklı bir ulusal ekonominin vazgeçilmezi” (indispensable to a healthy national economy) olan bir bankacılık sektörü[5] ile ilgilenen bir kurum için “siyasi veya ekonomik açıdan önemli” (politically or economically significant) sayılmayacak bir politika kararı tasavvur etmek zordur. Denetlenen kuruluşlar ekonominin neredeyse her köşesine dokunduğunda, bir finans kuruluşunun temel uzmanlığını neyin oluşturduğunu tutarlı bir şekilde tanımlamak, benzer zorluklar doğurur; çünkü bankalar ve buna bağlı olarak denetçileri, müşterilerinin tüm işlerini anlamak zorundadır. Son olarak, temel sorunlar doktrini, yasal hükümlerin yeni veya gelişen yorumları ve kullanımları konusunda şüphe uyandırmaktadır, ancak banka faaliyetlerinin kapsamı sürekli gelişmekte olup, düzenleyici makamların yeni finansal risk kaynakları öngörmesini gerektirmektedir. Önemli sorunlar doktrini, mahkemelerin kurumların yönettiği kanunların kapsamını daraltmasına izin vererek ve kurumları dava riski korkusuyla hareket etmekten caydırarak düzenlemeyi zorlaştırmaktadır.
Doktrin ile bankacılığın doğası ve tüketiciyi koruma düzenlemesi arasındaki uyumsuzluk, hem kamuya hem de denetlenen firmalara zarar verebilir. 2007-2009 Küresel Finans Krizi (Global Financial Crisis) veya Silikon Vadisi Bankası (Silicon Valley Bank-SVB) ve diğer bölgesel bankaların 2023 yılındaki başarısızlıkları gibi bankacılık kuruluşlarının krizleri önleme veya krizlere müdahale etme becerisinin engellenmesi, bu tür krizlerin hem daha sık hem de daha ciddi hale gelmesine neden olacaktır. Gerçekten de, bankacılık sektörü ve ABD Kongresi’nin sempatizan üyeleri, SVB sonrası bankacılık reformlarına meydan okumak için hâlihazırda temel sorunlar doktrinini kullanıyorlar[6]. Doktrin aynı zamanda bankacılık faaliyetleriyle uğraşmayı zorlaştırabilecek düzenlemelerin, rehberlerin ve açıklayıcı mektupların anlamında da belirsizlik ve tutarsızlık yaratacaktır. Bu, bankacılık kurumlarının bankaların yetkilerini genişletmesi gibi sektörün tercih ettiği yorumları sorgulayacak ve bankacılık yasalarını yorumlama yetkisini, finansal uzmanlıktan yoksun ve çoğu zaman kendine özgü inançlara sahip yüzlerce federal yargıca etkili bir şekilde devredecektir.
Elbette bankacılık mevzuatı, Kongre heyeti ve yargı denetimi yapısı mükemmel değildir. Ancak şu anki haliyle varlığını sürdürmektedir çünkü Kongre ve mahkemeler, finansal politikaların oluşturulmasında kurumların liderliği üstlenmesine izin vermenin akıllıca olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle düzenlemeye tabi diğer bazı sektörler, düzenleyici sistemin bir kısmının korunmasını savunmaya[7] başlamaktadır.
Doktrinin temel sorunlarının dayatılmasının sonuçları karmaşıktır ve istenmeyen neticelerle doludur. Finansal kurumların, bankacılık yasalarının sağladığı güven, istikrar ve kesinlik bebeğini, uygunsuz veya aşırı külfetli buldukları belirli bankacılık düzenlemelerinin banyo suyuyla birlikte dışarı atmaya hazır olup olmadıkları henüz bilinmemektedir. Benzer şekilde, temel sorunlar doktrinini bankacılık düzenlemelerini de kapsayacak şekilde genişletmeyi düşünen mahkemeler, bir sonraki finans krizinin potansiyel olarak kolaylaştırılmasından gerçekten sorumlu olmak isteyip istemediklerini değerlendirmelidir.
[1] <https://www.aba.com/about-us/press-room/press-releases/cra-joint-trades-lawsuit>
[2] <https://digitalcommons.lib.uconn.edu/econ_wpapers/200430/>
[3] <https://www.supremecourt.gov/opinions/21pdf/20-1530_n758.pdf>
[4] <https://www.supremecourt.gov/docket/docketfiles/html/public/22-451.html>
[5] <https://tile.loc.gov/storage-services/service/ll/usrep/usrep374/usrep374321/usrep374321.pdf>
[6] <https://www.fdic.gov/resources/regulations/federal-register-publications/2022/2022-resolution-resource-large-banking-3064-af86-c-026.pdf>
[7] <https://www.theregreview.org/2023/04/19/nelson-the-growth-in-business-support-for-regulation/>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
