Para: Fonksiyonel Bir Analiz

Her gün para (money) kullansak da, onu gerçekten çok azımız anlıyoruz. Çoğumuz onu en belirgin tezahürüyle tanımlıyoruz: devletler tarafından çıkarılan, dolar veya avro gibi para birimlerini belirten kâğıt sertifikalar veya madeni paralar. Ancak bu yüzeysel tanım, medya, politika yapıcılar ve düzenleyici otoritelerin çoğunu şaşırtan elektronik olarak kanıtlanan veya “dijital” para birimleri gibi değişen para biçimlerini kapsamıyor. Ortaya çıkan belirsizlik, optimum olmayan kurallara yol açabilir.

Yeni bir makalede, -paranın genel kabul görmüş işlevlerinden bir veya daha fazlasına hizmet eden bir “hak” olarak- paranın işlevsel olarak da görülmesi gerektiği savunuluyor. Makalede, paranın en genel kabul görmüş işlevlerinden ikisine odaklanılıyor: Mal ve hizmetlerin satışını kolaylaştırmak için bir değişim aracı olarak hizmet etmek ve bir değer deposu olmak (to serve as a medium of exchange to facilitate the sale of goods and services and as a store of value). Bu işlevleri yerine getirmek için paranın iki özelliği olması gerekir: Transfer edilebilir olmalı, ideal olarak düşük işlem maliyetleriyle ve değerli bir şeyi temsil etmelidir (It must be transferable, ideally with low transaction costs; and it must represent something valuable).

Bu işlevsel bakış açısı, okuyucuların paranın değişen doğasını daha sezgisel bir şekilde anlamalarını sağlayabilir ve ayrıca dijital para birimlerinin gizemini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Örneğin, somut ve dijital para birimleri arasındaki mevcut farklar esas olarak transfer edilebilirlikle ilgilidir; elektronik transfer, fiziksel transferden daha hızlı ve daha az maliyetli olabilir. Buna karşılık, dijital para biçimlerindeki mevcut farklar esas olarak değerle ilgilidir. Değer, parayı kimin (hükümet veya özel sektör) çıkardığından [örneğin, merkez bankası tarafından çıkarılan dijital para birimleri (central bank-issued digital currencies) ile özel olarak çıkarılan dijital para birimleri arasındaki fark] ve özel ihraççılar söz konusu olduğunda, paranın içsel değere sahip varlıklar tarafından desteklenip desteklenmediğinden [örneğin, Tether gibi varlığa dayalı “sabit paralar” (asset-backed stablecoins) ile piyasa fiyatı büyük ölçüde dalgalanan Bitcoin gibi desteklenmeyen dijital “para birimleri” (unbacked digital currencies) arasındaki fark] etkilenir.

İşlevsel bir bakış açısı da yasa yapımında bilgilendirici olabilir. Finansal düzenlemenin geleneksel amacı, ekonomik verimliliği artırmak için piyasa başarısızlıklarını düzeltmektir. Bu düzenleme öncelikle dışsallıkları düzeltmek için tasarlanmış olsa da, anılan makalede paranın işlevlerini yerine getirmesini sağlayan devredilebilirlik ve değer özelliklerinin de parasal düzenlemeyi bilgilendirmesi gerektiği öne sürülmektedir.

Örneğin, düzenleyici otoriteler devredilebilirliği kolaylaştırmak için, toptan dijital ödemelerin aktarımını sağlayan elektronik ağların, perakende dijital para birimi ödemelerinin düşük maliyetli devredilebilirliğe nasıl uyarlanacağını incelemelidir. Ayrıca, özellikle blok zinciri içeren kripto para birimi tabanlı dijital para birimlerinin aktarımının yüksek çevresel ve enerji israfı maliyetlerini nasıl düşürmeye çalışacaklarını da düşünmelidirler. Değeri kolaylaştırmak için düzenleyici otoriteler, örneğin, sabit para birimi geri ödeme haklarının nasıl korunacağını incelemelidir. Makalede; bu tür bir düzenlemenin sabit para birimi ihraç edenlerin geri ödeme yükümlülüklerini her zaman yerine getirmek için yeterli varlık bulundurmalarını sağlamaya nasıl yardımcı olabileceği; bu amaçla tutulan herhangi bir varlığı ihraç edenin alacaklılarının taleplerinden nasıl koruyabileceği ve ihraç edeni finansal durumunu bozabilecek iş ve operasyonel risklerden nasıl koruyabileceği ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Düzenlemeyi paranın transfer edilebilirliğini ve değerini korumak için kullanmak, finansal düzenlemenin uygun kapsamını, zarara karşı koruma gibi geleneksel olumsuz rolünün ötesine, faydalı iş yeniliklerini teşvik etmeye yardımcı olma gibi olumlu bir rolü de içerecek şekilde genişletecektir. Sınırlı olsa da, finansal düzenlemenin olumlu bir rolü için emsaller vardır. Örneğin, tarafsız, açık bir İnternet hem tüketicilere hem de işletmelere fayda sağlayacağı için, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Federal İletişim Komisyonu (Federal Communications Commission) başkanı “rekabeti teşvik eden, girişimcileri güçlendiren ve ekonomik pastayı herkesin yararına büyüten yol kurallarının oluşturulmasını” savunmuştur. Birleşik Krallık’ın Finansal Davranışlar Kurumu (Financial Conduct Authority), “işletmelerin söz konusu faaliyete katılmanın tüm normal düzenleyici sonuçlarına hemen maruz kalmadan yenilikçi ürünleri, hizmetleri, iş modellerini ve teslimat mekanizmalarını test edebilecekleri ‘güvenli bir alan (safe space)’ yaratan “düzenleyici bir deneme alanı” (regulatory sandbox) fikrini ortaya atmıştır. Düzenlemeyi finansal yeniliği teşvik etmek için kullanmanın diğer örnekleri arasında, düzenleyici otoriteleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirerek ve FinTech araştırmaları yürüterek finansal teknolojideki (FinTech) yenilikleri ilerletmek için hükümet ofisleri veya merkezleri oluşturmak yer almaktadır.

Mezkûr makalede okuyucular için ortak bir zemin oluşturmak için, başlangıçta hangi hakların para olarak görülmesi gerektiği açıklığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Pragmatik bir yaklaşım benimseyerek, para, ilgili yargı alanında para olarak yaygın olarak işlev gören tüm hakları, her ne biçimde olursa olsun, içermelidir. Bu formülasyon, parasal hakların sınırsız yeniliğini, yaygın olarak kullanılan parasal yeniliklerden ayırmaya yardımcı olur. Örneğin, bazılarının Bitcoin veya diğer genel kripto para haklarını para olarak işlev görmek için kullanması, yasanın bu kullanımı engelleyebilecek piyasa başarısızlıklarını düzeltmeye yardımcı olması gerektiği anlamına gelmez. Yasa, tüm finansal yenilik biçimlerini kolaylaştırmamalıdır; bazıları yanlış yönlendirilmiş olabilir. Yaygın kullanım, yeniliğin fikir pazarında hayatta kaldığını ve faydalı olarak algılandığını gösterir.

Makalede, ayrıca, yasal ödeme aracı olarak tanımlanmadığı sürece paranın meşru olmadığı yönündeki yaygın yanlış kanıya da değinilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri de dâhil olmak üzere birçok yargı bölgesi, yasal ödeme aracını sınırlamaz ve ödeme için ticari olarak makul ve yaygın olarak kabul gören herhangi bir aracın kullanılmasına izin verir. Dahası, yasal ödeme aracı kavramının kendisi teknik olarak belirsizdir. Örneğin, yasal ödeme aracı bazen kamu ve özel borçların ödenmesi için para olarak kabul edilse de, yasal ödeme aracı teklif edilen bir kişi bunu kabul etmekle her zaman yükümlü değildir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.