

![]()
Giriş
Portekiz’in kurumlar vergisi sistemi, yatırım ve ekonomik büyümenin önündeki en ciddi vergi engellerinden biridir. Portekiz, 2023 yılı Uluslararası Vergi Rekabetçiliği Endeksi’nde, kurumsal gelirlerdeki yüzde 31,5’lik (%31,5) yüksek üst oranı ve çarpık ilave vergiler ve kurumsal teşviklerin getirdiği çok katmanlı karmaşıklık nedeniyle sondan ikinci (37.) sırada yer almaktadır.
OECD’nin[1] araştırmasına göre kurumsal gelirler üzerinden alınan vergiler ekonomik büyümeye en fazla zarar veren vergiler olurken, (solo) gelir vergileri ve tüketim vergileri daha az zararlıdır. Taşınmaz mallara uygulanan vergiler büyüme üzerinde en küçük etkiye sahiptir. Ampirik araştırmalar, sermaye stokuna yapılan daha düşük yatırımın verimliliği ve ücretleri düşürmesi nedeniyle kurumlar vergisi yükünün yarıdan fazlasının uzun vadede çalışanlar tarafından karşılandığını ortaya koyuyor.
Portekiz, çoklu ilave vergiler de dâhil olmak üzere %31,5 ile OECD’de en yüksek ikinci kurumlar vergisi oranına sahip olup; bu, Portekiz’in kurumlar vergisi oranını %23,6 olan OECD ortalamasının %8 puan üzerine çıkarmaktadır. Kolombiya hükümetinin kurumlar vergisi oranını %35’ten %30’a düşürme yönündeki son planı, kabul edilmesi halinde Portekiz’i OECD’deki en yüksek kurumlar vergisi oranına sahip ülke haline getirecektir.
Portekiz’in artan oranlı ek vergi sistemi ve çeşitli teşvikler, yüksek manşet oranının ötesinde, önemli yapısal sorunlara ve çarpıklıklara neden olmaktadır. Yüzde 1,5’e kadar olan belediye ek vergisi (municipal top-up tax) ve genel ek vergi (general top-up tax), devredilen zararlar düşülmeden (deduction of any carried forward losses) önce, vergiye tabi gelir üzerinde üç farklı oran (%3, %5 ve %9) içeren artan oranlı bir yapı kullanmaktadır.
1. Aşamalı Oran Yapısı
Çoğu OECD ülkesinden farklı olarak Portekiz, kurumsal gelirlere oldukça ilerici bir vergi yapısı uygulamaktadır. Aynı yetki alanında bulunan işletmeler, yerli küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) ve gerekli niteliklere sahip startup’lar için %12,5’ten, büyük ve giderek artan bir zarara karşı zararları telafi edemeyen, vergiye tabi geliri 35 milyon avronun üzerinde olan ve vergi yükümlülüklerinin büyük ve artan bir kısmını karşılayamayan şirketler için %31,5’e kadar değişen marjinal vergi oranlarına tabi olabilir.
Bu ilerici yapı, Portekizli işletmelerin birçok endüstri için gerekli olan ve hiçbir ekonomik fayda sağlamayan ölçek ekonomilerinden yararlanma becerisini baltalamaktadır. Örneğin birleşme ve satın almalar (mergers and acquisitions), şirketlerin operasyonlarını birleştirerek üretkenliklerini artırmalarına olanak sağlayabilir. Artan oran yapısı, birleşen şirketlerin gelirlerinin birleştirilmesi onları daha yüksek vergi dilimlerine kaydırdığından bu tür üretkenliği artıran birleşme ve satın almaları caydırmaktadır. Bu çarpıklık, şirketler arasındaki gelir farkını artırmakta olup; en güçlü caydırıcılık etkisi, küçük startup’ların veya kâr etmeyen işletmelerin daha büyük şirketler tarafından satın alınmasında geçerlidir. Portekiz’in kurumlar vergisi yapısı, üretkenlik artışının bu faktörlerini aşağı çekerek, ekonomiyi düşük verimliliğe sahip küçük ve orta ölçekli işletmelerin hâkim olduğu bir ekonomi olarak tutmaktadır.
2. Zarar Mahsuplarına İlişkin Kısıtlamalar
Portekiz’in ilave vergileri, zarar mahsupları için mevcut olmayan kurumlar vergisi oranının %10,5 puanına kadar çıkmakta; buna ek olarak zararın vergilendirilebilir gelirin %65’ine taşınmasının kısıtlanması, uzun vadeli ve değişken gelir profillerine sahip yatırım projelerini orantısız bir şekilde caydırmaktadır. Örneğin ilaç şirketleri, ürünlerinden finansal kazanç elde etmeden önce genellikle uzun süreli araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) yatırımlarından geçerler. Firmaların zararlarını ileriye taşıma kabiliyeti üzerindeki kısıtlamalar, bu yatırımların daha yüksek oranlarda vergilendirilmesine yol açmaktadır. İdeal olarak, sağlam bir vergi yasası, işletmelerin işletme zararlarını zaman veya harcama sınırlaması olmadan ileriye taşımalarına olanak sağlamalı ve işletmenin zaman içindeki ortalama kârlılığı üzerinden vergilendirilmesini temin etmelidir.
Portekiz, çok katmanlı kurumlar vergisini, diğer OECD ülkeleri ile daha uyumlu tek bir oranda birleştirmeli ve zararların tüm kurumlar vergisi matrahına aktarılmasına izin vermelidir. Belediye finansmanının yerel ilave vergilere dayandığı ölçüde, federal hükümetin yerel Katma Değer Vergisi gelirinin bir kısmını (istikrarlı bir fon akışı) kaynak bölgelerine geri dağıtması tercih edilebilir.
3. Tercihli Vergi Teşvikleri
Portekiz’in patentler ve Ar-Ge vergi kredileri gibi tarafsız olmayan vergi teşvikleri de ekonomik karar alma sürecini bozmaktadır. Patent rejimi, çeşitli fikri mülkiyet türlerinin kullanımından elde edilen gelire %85 vergi muafiyeti sağlamakta; Ar-Ge vergi kredileri, uygun harcamalara %35’lik örtülü bir sübvansiyon oranı uygulamakta (OECD ortalamasının neredeyse iki katı) ve bu oran, marjinal vergi oranından bağımsız olarak vergi yükümlülüğünde bir indirim sağlamaktadır.
Tercihli vergi uygulaması, geliri maddi olmayan varlıklara tahsis ederek ve en yüksek getirisi olan harcamalar yerine vergi avantajlı harcamalara odaklanarak vergi planlamasına katılmaya yönelik teşvikler yaratır. İnovasyonu desteklemeye yönelik daha tarafsız bir yaklaşım, Portekiz’in her türlü yatırım için maliyet kurtarmasını iyileştirmek ve zarar aktarma hükümlerini genişletmek olacaktır.
Sonuç
Portekiz, geçmişte, politika yapıcıların üzerine inşa edebileceği öz sermaye finansmanı ve zarar mahsuplarının iyileştirilmesinde bir miktar ilerleme kaydetmiştir. 2017 yılındaki reform, tüm işletmelerin kurumsal özsermaye (ACE) için bir ödenek talep etmelerine olanak tanımış ve tıpkı kurumsal kredi faizlerinde olduğu gibi, uygun özsermayedeki net artışın %4,5’ini vergiye tabi kârdan düşmelerine olanak tanımıştır. Bu, kurumlar vergisi yasasının krize daha yatkın borç finansmanına yönelik önyargısını azaltmıştır. Ayrıca, 2023’teki zararların ileriye aktarılmasına ilişkin reform, Portekiz’in birçok Avrupalı komşusunun yaptığı gibi, zararların ileriye aktarılmasına ilişkin 12 yıllık süre sınırını iptal etmiş, ancak aynı zamanda vergiye tabi gelirin izin verilen miktarını %70’ten %65’e kadar sınırlamış ve üst gelirin bulunmamasını yerinde tutmuştur. İnovasyonu desteklemeye yönelik daha tarafsız bir yaklaşım, Portekiz’in her türlü yatırım için maliyet kurtarmasını iyileştirmek ve zarar aktarma hükümlerini genişletmek olacaktır.
Özetle, Portekiz’in kurumlar vergisi sistemi, onu uluslararası alanda yatırım açısından rekabetçi olmayan hale getiren önemli yapısal zayıflıklara sahiptir. Politika yapıcılar, artan oranlı ve çarpık kurumlar vergisi tarifesini, OECD ortalamasına daha yakın tek bir kurumsal oran halinde birleştirmeli, şirketlerin geçmiş zararlarının tüm kurumlar vergisi matrahı karşısında daha büyük bir kısmını aktarmalarına izin vermeli ve her türlü yatırım için maliyetin daha iyi karşılanması adına tercihli vergi teşviklerini lehine göz ardı etmelidir. Portekiz, politika yapıcılar cesur bir reform peşinde koşmaya istekliyse, tutulan ve yeniden yatırılan kârları vergilendirmeden hariç tutan daha basit, daha tarafsız, dağıtıma dayalı sistemi taklit ederek sürdürülebilir ekonomik büyüme elde etme fırsatına sahip olacaktır.
[1] OECD: [Organisation for Economic Co-operation and Development; Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü].
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
