

Firmalar risklerini yönetirken, operasyonlarını değiştirmek yerine finansal araçları kullanarak maruz kaldıkları bazı riskleri azaltabilirler. Riski azaltmak için en çok kullanılan finansal araçlar türev ürünlerdir (the most used financial instruments to mitigate risk are derivatives). Riskleri operasyonel olarak azaltmak son derece pahalı olabilir. Riskleri finansal araçları kullanarak azaltmak son derece ucuz olabilir. Sonuç olarak, türevler gibi finansal araçları kullanmak bazen risk azaltma için en iyi yaklaşım olabilir. Risk yönetiminde türevleri kullanmak çok ucuz olabilir çünkü yaygın olarak kullanılan finansal ürünler için piyasalar genellikle çok rekabetçidir ve bu nedenle işlem maliyetleri düşüktür. Yakın tarihli bir makalede, finansal olmayan şirketler için riskleri azaltmak amacıyla finansal araçların, özellikle türevlerin kullanımı ele alınıyor ve türevlerin finansal olmayan firmalar için riskleri azaltmak amacıyla kullanımının sınırlı olduğu savunuluyor ve bunun nedeni açıklanıyor. Türev kullanımının sınırlı olması, şirketlerin türevler aracılığıyla azaltılamayan riskleri yönetmekten vazgeçmeleri gerektiği anlamına gelmiyor; bunun yerine, değerlerini maksimize edecek dayanıklılık oluşturmaya odaklanmaları gerekiyor.
Finansal olmayan şirketler için finansal risk yönetimi (financial risk management for non-financial corporations) kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Firmaların türevler kullanarak riskleri nasıl yönettiğini inceleyen geniş bir literatür bulunmaktadır. Bu literatürde, firmaların genellikle riski yönetmek için türevleri kullandığı ve spekülasyon yapmak için kullanmadığı bulunmuştur. Literatür, şirketlerin öz sermayeleri şirketin kendine özgü risklerini çeşitlendirebilen iyi çeşitlendirilmiş yatırımcılara ait olsa bile riski yönetmek istemelerinin bir dizi nedenini belirlemiştir. Literatürde belirlenen nedenler arasında, ampirik olarak en çok destek alan ikisi yönetsel teşvikler ve finansal sıkıntıdır. Genel olarak, yönetim şirket risklerinden hissedarlardan farklı şekilde etkilenir. Örneğin, yöneticiler hissedarlar gibi riskleri çeşitlendiremezler. Başka bir örnek olarak, hissedarların serveti hisse fiyatında doğrusal olarak artar (yani, hisse senedi fiyatında iki katına çıkma, hissedarın hissesinin değerini iki katına çıkarır), ancak yöneticilerin serveti hisse fiyatında doğrusal olmayan bir şekilde artabilir (yani, hisse senedi fiyatında iki katına çıkma, yöneticinin hissesinin değerinin iki katından fazla veya iki katından az olabilir). Örneğin, yöneticilere opsiyon verilmiş olabilir. Opsiyonların değeri, temel ortak hisse senedinin oynaklığıyla artar, böylece opsiyon sahibi yöneticiler, hissedarlardan daha fazla firmanın risk almasına istekli olabilir. Ampirik literatür, yöneticilerin servetinin firmalarının hisse senedi fiyatındaki değişikliklerden nasıl etkilendiğinin kesin doğasının, firmanın ne ölçüde koruma sağladığını etkilediğini göstermektedir. Sonuç olarak, bir firmanın yönetici tazminat planları seçimi, firmanın nasıl koruma sağlayacağını ve dolayısıyla firmanın riskini doğrudan etkiler.
Finansal ekonomide finansal sıkıntının ölü ağırlık maliyetleri olduğunu gösteren çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu bağlamda, ölü ağırlık maliyetlerinin varlığı, firmanın finansal gücünü azaltan bir kaybın, firmanın değerinde, kaybın kendisinden daha büyük bir azalmaya neden olduğu anlamına gelir. Bu aşırı kayıp, örneğin firmanın finansal olarak sağlıklıyken benimsediği stratejiyi artık sürdürememesi nedeniyle ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, bir firmanın finansal olarak sıkıntıya girme olasılığı, firma değeri bu aşırı kaybın olasılığını yansıtacak şekilde iskonto edildiğinden, finansal sıkıntı gerçekleşmeden önce firmanın değerini azaltır. Dolayısıyla, finansal sıkıntı riskinin gerçekleşmesi çeşitlendirme nedeniyle önemsiz olsa bile, riskin firma üzerindeki beklenen etkisinin bugünkü değeri çeşitlendirme ile azaltılamaz. Bu etki doğrudan hissedarların aracılık hesabına gider. Sonuç olarak, hissedarlar, finansal sıkıntı önemli ölü ağırlık maliyetlerine neden olursa, firmanın finansal sıkıntı riskine karşı korunmasını isteyecektir. Literatür, finansal sıkıntının potansiyel maliyetlerinin deneysel olarak korunmayı etkilediğini göstermektedir. Ancak, bu kanıt, hâlihazırda sıkıntıya yakın olmayan firmalar için daha güçlüdür. Bir firma sıkıntıya girdiğinde, türev araçları kullanmak oldukça zor olabilir; çünkü türev araçların karşı tarafları, firmanın elinde mevcut teminat varsa, koyması pahalı olacak teminatlar talep eder.
Firmalar korunmak için türevler kullansa da, literatür finansal risk yönetiminin çoğunlukla, ancak yalnızca iyi tanımlanmış kısa vadeli risklerin yönetimi için kullanıldığını bulmuştur. Sonuç olarak, finansal risk yönetimi firma çapındaki riski yönetmek için bir araç olarak oldukça sınırlıdır. Bunun birkaç nedeni vardır. İlk neden, kısa vadeli risklerin değerlendirilmesinin ve ölçülmesinin çok daha kolay olmasıdır. Bir firma genellikle yabancı para cinsinden alınacak bir ödemenin kesin tarihini bilir. Bu, makbuzu vadeli olarak satmayı kolaylaştırır. Bir firma genellikle beş veya on yıl sonra yabancı para riskine maruz kalmanın ne olacağı hakkında çok az şey bilir. Bir yabancı para çok fazla değer kaybederse, bir pazardan çıkabilir. Yenilik ve rekabet bir firmanın ihracatını artırabilir veya azaltabilir. Firmalar zaman ufku uzadıkça plan yapmayı çok daha zor bulurlar, ancak firmanın ne yapmayı planladığını bilmeden, maruz kaldığı riskleri ölçmek mümkünse bile son derece zordur. İkinci neden, bir firmanın uzun vadeli maruz kalmasını azaltan finansal korumaların, bir firmanın muhasebe performansında ve likiditesinde kısa vadeli oynaklık yaratabilmesidir. Makalede açıkça tartışılan bu iki nedene ek olarak, yönetim teşvikleri de yönetim için uzun vadeli riskleri korumayı cazip olmaktan çıkarabilir. Örneğin, yönetimin tazminatı genellikle olduğu gibi açıkça veya dolaylı olarak kazanca bağlıysa, ilişkili kazanç oynaklığı sorunludur.
Ölçülmesi veya tanımlanması zor olan riskler için optimum risk yönetimi, kurumsal dayanıklılığı oluşturan politikalara odaklanmalıdır. Kurumsal dayanıklılık (corporate resilience), bir firmanın stratejisini sürdürebileceği şekilde olumsuz şokları absorbe etme yeteneğidir. Olumsuz bir sonuç ortaya çıkarsa, finansal araçların kullanılmasını içermeyen, bu sonucun olumsuz etkisini en aza indirmek için politikalar vardır. Bu politikaların bazıları finansal politikalardır. Nakit tutma ve kaldıraç seçimini içerirler. Olumsuz bir sonuç varsa, yüksek kaldıraçlı bir firma kolayca finansal olarak sıkıntıya girebilir. Finansal sıkıntıda, firma kısmen fon sağlamada zorluk çekeceği için değerli varlıkları satmak ve değerli projeleri iptal etmek zorunda kalabilir. Düşük kaldıraçlı bir firmanın sıkıntıya girmesi olası değildir ve gerekli fonu bulabilir. Benzer şekilde, bir firma tampon olarak likit varlıklar tutabilir. Diğer politikalar firmanın operasyonlarını içerir. Örneğin, bir firma daha fazla stok tutarak veya birden fazla tedarikçiyle ilişkiler geliştirerek tedarik zinciri kesintileri riskini ele alabilir. Genellikle bu, firmanın riskleri yönetmek için hem finansal hem de operasyonel esneklik geliştirmek istediği anlamına gelir. Risk yönetiminin bu alanı son derece önemlidir, ancak uygulamada yeterince gelişmemiştir; bunun bir nedeni de yararlı rehberlik sağlayan yeterli araştırmanın bulunmamasıdır.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
