“Sabit Paralar (Stablecoins) ile Merkez Bankası Dijital Para Birimlerinin (Central Bank Digital Currencies) Bir Arada Var Olması Gerektiği” Üzerine

Para, kamusal ve özel unsurlardan oluşan karmaşık bir yapıdır. Bunların tamamı bir hükümet tarafından basılmamış veya çıkarılmamıştır; önemli bir kısmı, diğer özel tarafların sözleşmeye dayalı hak talepleri olduğu bankalar gibi özel sektör kuruluşlarından kaynaklanmaktadır. Yakında çıkacak bir makalede, sabit paralar ile merkez bankası dijital para birimleri (stablecoins and central bank digital currencies) gibi dijital varlık yeniliklerinin ortaya çıkışında özel ve kamu parasının devam eden bir arada varlığı incelenmektedir.

Federal yasa, yüzyıllar boyunca hangi firmaların en güvenli özel parayı ihraç ettiğini belirlemiş ve bunu yaparken de özel bankaları biraz ayrıcalıklı bir konuma yerleştirmiştir. Yani, Federal Rezerv (kısaca ‘Fed’) para sistemimizin üzerinde yer alır ve piyasaları açık piyasa işlemleri, banka rezerv yükümlülükleri ve iskonto penceresi kredileri gibi para politikası araçları vasıtasıyla yönetir. Bankalar, bu sistem içerisinde, kredi verme, ödeme ve mevduat toplama işlemlerini kendi iş modellerinde “bir araya getirir”, kapsamlı düzenlemelere uygun ve girişe yönelik yüksek düzenleyici engellerle korunur. Onları daha güvenli kılan ise mevduat sigortası sistemi ve sorunlu bankaların “tasfiyesi” adı verilen özel bir rejimdir. Diğer finansal firmaların ikisine de erişimi yoktur.

Diğer finans şirketlerinin de bankalar arası ödemeler için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) takas ve ödeme sisteminin Fed tarafından sağlanan olanaklara ve Fed nezdindeki ana hesaplara erişimi yoktur. Karmaşık para sistemimiz içindeki özel kurumların geri kalanı, kendilerine takas ve ödeme sistemine erişim sağlama konusunda fiilen bankalara bağımlıdır.

Özel-kamu ekonomik ortaklığının bu düzenleyici temelleri uzun süredir devam etmektedir ancak kusurludur. Öncelikle, çeşitli düzenlemeye tabi finansal aracıların nasıl başarısızlığa uğradığını dönemsel olarak görüyoruz: Bu, 2008 tarihli finans krizi sırasında ve 2023 yılında birçok orta ölçekli bankanın iflas etmesi sırasında yaşanmıştır. Bankaların operasyonel kapsamlarında da kusurlar vardır ve bunlar ekonomimizin her kesimine hizmet vermemektedirler: Amerika Birleşik Devletleri’nde milyonlarca banka hesabı olmayan ve banka hesabı yetersiz olan sakinler mevcuttur. Ödeme transferleri, takas ve mutabakat konularında verimsizlikler ve yüksek maliyetler sergileyen ödeme sistemlerinde bir diğer önemli sorun ortaya çıkmaktadır.

Verimliliği artırmanın ve işlem maliyetlerini azaltmanın geleneksel yolu, yeniliklerin tüketicileri, finansal piyasaları ve ekonomiyi etkileyen olumsuz dışsallıklar yaratmamasını sağlayan ilgili düzenleyici değişikliklerin eşlik ettiği yenilikçiliktir. Peki, özel inovasyonun olumsuz dışsallıklarını düzenleme yoluyla uygulamanın ve kontrol etmenin en iyi yolları nelerdir? Kamu-özel para sistemindeki hangi taraflar yenilik yapma konusunda en iyi konumdadır ve değişen kurallar altında nasıl etkileşime girmelidirler?

Anılan makalede, bu soruların iki teknoloji tabanlı girişime uygulanması ele alınmaktadır: Merkez bankası dijital para birimleri (evrensel erişilebilirliğe ve yasal ödeme aracı statüsüne sahip itibari paranın temsili olarak tasarlanmış dijital para) ve sabit paralar (blok zinciri teknolojisine dayanan ve genellikle gerçek değeri olan diğer varlıkların teminatlandırılması yoluyla istikrarlı değeri korumayı amaçlayan, özel olarak ihraç edilen kripto varlıklar). Bu kamu ve özel yenilikler genellikle diğer sorunların yanı sıra kullanıcılar ve ekonomi için riskli olarak tanımlanan, sistemik risk endişelerini artıran ve para politikasını ve egemenliği tehdit eden sabit paralar ile zıt ve rakip ürünlerle bir çalışma olarak sunulmaktadır.

Mezkûr çalışmada, yeni dijital dünyada özel ve kamu parasının sürekli bir arada bulunması ihtiyacının altı çizilmekte ve sabit paralar ile merkez bankası dijital para birimleri arasındaki ilişkinin artıları ve eksileri belirlenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, kamunun parasal egemenliğine ve özel para ile finans kurumlarının önemine tarihsel yaklaşımı açısından diğer pek çok ülkeden farklıdır. Kamunun özeli devirmesine gerek yoktur. Bunun yerine, Amerika Birleşik Devletleri’nin özel inovasyonun verimliliğini kaybetmemesi için dikkatle düzenlenen özel girişimler korunmalıdır. Ancak bu görev, yeterli düzenleyici korumalar oluşturmak için dengeleme eylemi gerektirmektedir. Sabit paralar, anında ödeme yoluyla ödemelerdeki verimliliği artırma potansiyeline sahiptir. Teknoloji, daha erişilebilir ve uygun maliyetli finansal hizmetler ve ödeme araçları yaratabilir. Ancak yenilikler aynı zamanda finansal istikrar, piyasa bütünlüğü ve tüketici refahı açısından da risk oluşturabilir. Etkili bir sabit para düzenlemesi, çok sayıda iş modelini dikkate almalı ve riske dayalı bir düzenleme yaklaşımı benimsemelidir. Amaç, küresel olarak daha dayanıklı ve rekabetçi bir ödeme sistemini teşvik edebilecek sabit paraların ve merkez bankası dijital para birimlerinin bir arada bulunmasını sağlayarak yenilik ve risk yönetimini dengelemektir. Böyle bir düzenleyici yaklaşım aynı zamanda ödeme sistemi verimsizliklerini ele alırken devlet çıkarlarını da korumalı ve potansiyel olarak kamu ve özel para biçimlerinin bir arada var olması için yeni bir model sunmalıdır.

Konuyla ilgili bir soru da bu kamu-özel ortaklığının nasıl geliştirileceğidir. Güvenli özel paranın geleneksel kaynağı olan geleneksel bankalar, daha genç ve küçük firmalar kadar hızlı ve etkili bir şekilde yenilik yapabilir mi? Peki, bankalar üzerindeki düzenleyici baskı, onları düzenleyici otoritelerin seçtiği yönde yenilik yapmaya zorlayacak mı? Dahası, hükümetler merkez bankası dijital para birimleri çıkarabilir ve üstün bir ürün sağlayarak rakipleri olan sabit paraları etkisiz hale getirebilir mi? Makalede, ne geleneksel bankaların (özel paranın ana ve köklü kaynağı olarak) ne de merkez bankalarının (kamu parasının kaynağı olarak) yeterli düzeyde yenilik yapmak için yeterli teşvik ve kapasiteye sahip oldukları önerilmektedir. Yerleşik ve muhafazakâr firmalar, daha çevik yeni gelenlere kıyasla eski yaklaşımları ve ürünleri yenilemek ve terk etmek konusunda daha yavaştır ve hükümet hiçbir zaman en uygun inovasyon kaynağı olmamıştır.

Sabit paraların ve merkez bankası dijital para birimlerinin bir arada varlığına ilişkin bu araştırma, ödeme ve finans sektörlerinde karmaşık ve gelişen bir teknolojik yenilik manzarasını ortaya koymaktadır. Çalışmada, hem özel hem de kamuya ait dijital paranın, küresel finansal sistem içindeki farklı rolleri, potansiyel faydaları ve doğasında var olan riskleri vurgulanarak incelikli bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunun altı çizilmektedir. Sabit paralar yenilikçi çözümler sunar ve finans ve ödeme sektörlerinde çeşitliliğe katkıda bulunurken, düzenleyici zorluklar ve risk faktörleri dikkatli bir gözetim gerektirir. Tersine, merkez bankası dijital para birimlerinin ortaya çıkışı, merkez bankalarının para sistemlerini modernleştirme ve finansal katılımı potansiyel olarak artırma konusunda önemli bir adımı temsil etmekte, ancak bu gelişmeler kendi zorluklarını ve risklerini de beraberinde getirmektedir.

Önemli bir kapsayıcı gözlem, merkez bankası dijital para birimleri de dâhil olmak üzere kamu parasının ve sabit paralar gibi özel paranın bir arada var olmaya devam edeceğidir. Düzenleyici otoritelerin bu gelişen bir arada var olmaya ve parasal araçların çokluğuna uyum sağlamaları ve bu kamu-özel ekonomik ortaklığı için güvenilir düzenleyici güvenceler oluşturmaları gerekmektedir. Özel paralar ile kamu parasının gelişen bir arada varlığına yönelik daha iyi, daha akıllı korumalar, aynı anda özel inovasyonun faydalarından yararlanmalı, olumsuz dışsallıklarını kontrol etmeli, finansal istikrarı ve tüketicileri korumalıdır. Bu şekilde, uzun süredir devam eden ödeme verimsizlikleri ve finansal katılım sorunlarını çözmek için hem kamu hem de özel paraya sahip olmanın avantajlarını kullanma şansına sahip olacağız. Buna karşılık, statükoyu sağlamlaştırmak ve mevcut düzenleme ve ödeme modellerini korumak, mevcut sistemin verimsizliklerini giderme fırsatını kaçırmamıza neden olabilir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.