

Şili’nin yeni ekonomik suçlar yasası, kurumsal usulsüzlüklere daha katı cezalar getirmeyi vaat ediyor. “Ekonomik ve Çevresel Suçlar Yasası” (Economic and Environmental Crimes Law) olarak bilinen 21595 sayılı yasa, özellikle iş sektöründe işlenen beyaz yakalı suçların kovuşturulması bağlamında, Şili’nin ekonomik suçlar ile ilgili ceza adalet sistemini önemli ölçüde yeniden şekillendirmiştir.
1 Eylül’de yürürlüğe giren yeni yasanın getirdiği temel değişikliklerden biri, bir şirketin çıkarı için suç işleyen veya şirketteki rolü, işlevi veya pozisyonu gereği yasadışı davranışlarda bulunan kişilere daha ağır cezalar verilmesini amaçlayan, ülkenin ceza hukukuna paralel bir sistemin kurulmasıdır.
Bu yasanın destekçileri ve karşıtları vardır, ancak Şili’de ekonomik suçların ele alınmasında sismik bir değişim yarattığı ve yetkililere kurumsal usulsüzlükleri ele almak için cephaneliklerine yeni araçlar sağladığı konusunda çok az şüphe bulunmaktadır.
Hafifletici ve ağırlaştırıcı durumlar
Yasanın değişiklikleri arasında, dikkat çeken bir değişiklik, ceza kanununda belirtilen hafifletici ve ağırlaştırıcı koşullara, örneğin daha önceki kusursuz davranışa erişilememesidir. Bu hafifletici koşul, kişinin daha önceki temiz siciline dayanarak cezanın azaltılmasına olanak tanır, yani yargılandıkları eylemden önce herhangi bir suç işlememişlerdir. Başka bir deyişle, “ilk kez suç işleyen” (first-time offender) olmak anlamına gelir.
Bu ve cezai sorumluluğun diğer değiştirici koşulları, suçun bu kanuna göre ekonomik sayıldığı hallerde, hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren kişinin suçluluk derecesi ve bu eylemin işlenmesinden doğan ekonomik sonuçlarla sıkı sıkıya bağlı olan yeni bir hafifletici ve ağırlaştırıcı koşullar dizisiyle değiştirilir.
Yasa yürürlüğe girdiğinden beri, özellikle daha önceki kusursuz davranışlar gibi hafifletici faktörlerin kaldırılması konusunda eleştirilere yol açmıştır. Eleştirmenler, bu hariç tutmanın anayasaya aykırı olabileceğini, çünkü bu tür suçlara uygulanamazlığını haklı çıkaracak yeterli gerekçe olmadığını ve ülkenin anayasasında yer alan yasa önünde eşitlik ilkesini açıkça ihlal ettiğini savunuyorlar.
Öte yandan, yeni düzenlemeyi savunanlar, daha önceki kusursuz davranış hafifletici etkeninin, genellikle daha önce sabıka kaydı olmayan ekonomik suçlardan sorumlu olanların ceza indirimi alabilmeleri için hapisten çıkma kartı işlevi göreceğini savunuyorlar. Ancak, şu soru ortaya çıkıyor: Bu hafifletici etkenin amacı tam olarak bu değil mi?
Bu anlamda, yasama organının kararının kesinlikle dogmatik ölçütlerden ziyade ceza politikası değerlendirmeleri ile yönlendirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, bu yeni kuralların uygulanmasında, belirli durumlarda uygulanmalarını önlemek için Şili Anayasa Mahkemesi’ne itirazlar getirilmesi muhtemeldir.
Bu tartışma, ekonomik suçlar hukukunda ceza sorumluluğunu ağırlaştırıcı yeni hallerden birinin, şirket örgüt yapısı içinde ara veya üst konumda bulunmalarının sağladığı avantajdan yararlanarak suç işleyenlere verilen cezanın artırılması olduğu düşünüldüğünde daha da önem kazanmaktadır.
Bu yasayı eleştirenler, bu durumun anayasaya aykırı olacağını, çünkü yalnızca örgüt içinde bir pozisyon bulundurdukları için suç işleyenleri cezalandırdığını savunurken; gerçek şu ki yasa, suçu işleyen kişinin “suçun işlendiği örgüt içindeki orta veya üst pozisyonundan aktif olarak katılmasını” (actively participate from their intermediate or superior position within the organization where the crime was perpetrated) gerektirir. Başka bir deyişle, bu şartların geçerli olması için, bireyin suçun işlenmesinde pozisyonuyla bağlantılı olarak hareket etmiş olması gerekir. Şirket içinde yalnızca önemli bir pozisyon bulundurmak yeterli olmayacaktır.
Araştırmacılar için çıkarımlar
Bu değişiklikler hukuk bilimcileri ve mahkemeler tarafından geniş çapta tartışılacak olsa da, bir diğer önemli açı da Savcılık ve yardımcı ceza kovuşturma organlarının (örneğin, polis) soruşturmalarını nasıl yürüteceğidir. Paralel bir sistemin oluşturulması, savcıların bu yasadan önce cezai suçlamalar veya cezalandırma için tamamen alakalı olmayan belirli unsurları tespit etmek için yeni soruşturma teknikleri uygulaması gerektiği anlamına gelir.
Kurumsal yönetişim yapıları ve karmaşık organizasyonlarda iş faaliyetlerinin yürütülme biçimi bilgisi, bu yeni yasanın uygun şekilde uygulanması için hayati önem taşıyacaktır. Bu, kurumsal, menkul kıymetler, vergi veya hatta çevresel konulardaki suç türlerinin karmaşık yapısıyla birleştiğinde, cezai soruşturmaların ve kovuşturmaların nasıl yürütüleceğinin yeniden formüle edilmesini gerektirecektir. Ancak, zorluk iki yönlüdür, çünkü bu yasa cezai kovuşturmanın mantığını yapısal olarak yeniden düzenlemesine rağmen, ne polise ne de Savcılığa ek kaynak sağlamamaktadır.
Bu yasanın getirdiği bir diğer önemli değişiklik ise Şili’deki kurumsal cezai sorumluluk sisteminin reformudur. Bu düzenleme 2009 yılından beri yürürlükte olmasına rağmen, uygulaması oldukça sınırlıydı ve yürürlüğe girmesinden bu yana geçen yaklaşık 15 yılda yaklaşık bir düzine mahkûmiyet olmuştur.
Bu alanda yapılan başlıca reformlar arasında, tüzel kişilerin cezai sorumluluğa tabi tutulabileceği suçların kataloğunun genişletilmesi, cezai sorumluluğu tetikleyebilecek kurum içindeki kişilerin kapsamının genişletilmesi, cezai suçlamalar için çıkar veya menfaat şartının kaldırılması ve cezai sorumluluğun yalnızca suç önleme modeli uygulamayan kuruluşlarla sınırlandırılması [expanding the catalog of offenses for which a legal entity can be held criminally liable, extending the scope of individuals within the organization who can trigger criminal liability, eliminating the benefit or profit as a requirement for criminal charges and limiting criminal liability only to entities that do not have a crime prevention model in place] yer almaktadır.
Bu değişiklikler, bazı akademisyenleri, bir tüzel kişiye cezai sorumluluk atfetmenin önceki sisteme kıyasla daha otomatik olacağı, bu sayede hem kovuşturma çabalarının teşvik edileceği hem de Cumhuriyet Savcılığı’nın suçlama getirme yetkisinin kolaylaşacağı yönündeki görüşlere yöneltmiştir.
Neyse ki, yasa hem şirketler hem de içindeki bireyler için yeni ve çok sayıda suç riskine maruz kalmaktan kaçınmak için bir çözüm sunmaktadır. Bu, bir suç önleme modelini ciddi ve sorumlu bir şekilde benimsemenin ve uygulamanın faydalarını güçlendirerek elde edilmektedir. Gerçekten de, yeterli ve etkili bir suç önleme modeline sahip olmak, şirket içindeki birinin modelin iç düzenlemelerini ihlal etmesi ve kuruluş içinde bir suç işlemesi durumunda tüzel kişiliğin cezai sorumluluktan muaf tutulmasını sağlayacaktır.
Bu modeller, tüzel kişilerin süreçleri ve riskleri belirlemek, bu tür riskleri önlemede etkili kontrolleri yürütmek ve denetlemekten sorumlu kişileri atamak, inceleme, denetim ve sürekli güncelleme mekanizmaları uygulamak için uygun mekanizmalar kurarak yasal koşullara uymalarını sağlayan çerçevelerdir ki; bunların arasında, uyum sisteminin etkili bir şekilde uygulanmaması nedeniyle suç işlenmesinin kolaylaşmasını önlemek için gerekli olan diğer unsurlar da bulunmaktadır.
Bu yeni mevzuat, Şili’deki ekonomik ve çevresel suçların ele alınmasında, yasadışı ticari faaliyetlerin cezai kovuşturulmasına daha sıkı bir odaklanma ile önemli bir değişimi temsil etmektedir. Bu değişikliklerin uygulanması, özellikle yeni ölçütlerin uygun şekilde araştırılması ve uygulanması konusunda hem şirketler hem de yetkililer için önemli zorluklar ortaya koyarken, suç önleme modellerinin güçlendirilmesi, riskleri azaltmak ve uyumu sağlamak için önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu reformun başarısı büyük ölçüde Savcılık Kurumu ve kuruluşların bu yeni yasal ortama uyum sağlama, iş sektöründe daha fazla sorumluluk ve şeffaflık ortamını teşvik etme yeteneğine bağlı olacaktır.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
