‘Startup’ların Başarısızlığı/İflası*

Girişim sermayesi destekli ‘startup’ların (venture-backed startups) asıl hedefi “çıkış”tır (exit). Büyük şirketler kurma yolundaki girişimciler, hızlı büyüyebilecek yenilikçi bir ürün veya hizmet geliştirmek için girişim sermayesi finansmanı turları düzenler ve bir ekip oluşturur. Startup’lar (yeni işe başlayanlar) için başarı, genellikle yatırımcılara, kuruculara ve çalışanlara finansal getiri ve ödül sağlayan bir likidite olayına veya çıkışa ulaşmak olarak çerçevelenir. Bunu yapmanın da iki ana yolu vardır: şirketi satmak veya halka açmak (sell the company or go public). Başarılı bir çıkışa giden iki yolun her biri [halka açılma veya birleşme ve devralana satış (going public or an mergers and acquisitions sale)] son yıllarda önemli bilimsel incelemelere ve kamuoyunda tartışmalara konu olmuştur.

Ancak girişim sermayesi destekli girişimlerin çoğu bu yolların hiçbirine asla ulaşamaz ya da ulaşsalar bile sıkıntı içindedirler. Girişim sermayesi destekli girişimlerin yaklaşık %75’i başarısız oluyor; ancak bu sayıyı ölçmek hem zor hem de bazı tahminlere göre bu oran çok daha fazladır. Genel olarak, bir startup’un, tüm hisse senedi sahiplerine getiri sağlayacak bir değerlemede çıkışa ulaşamaması durumunda başarısız olduğu söylenebilir. Bu; nakit sıkıntısı, ekipteki sorunlar, ürün geliştirme veya iş modelindeki eksiklikler, rekabette geride kalma, pazar ihtiyacının olmaması veya değişen koşullar gibi çok çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Katılımcılar bunu açıkça bir “başarısızlık” (failure) olarak adlandıramayabilirler ve aslında bunu farklı şekilde tanımlamalarına olanak sağlayacak bir “yumuşak geçiş” (soft landing) bulmak için çok da çalışabilirler; ancak bu, açıkça halka arz edilen bir işlem veya tüm hisse sahiplerine getiri sağlayan bir birleşme ve satın alma satışı olmayan bir sondur.

Bu üçüncü ve en yaygın yol olan startup başarısızlığı bilimsel literatürde çok az ilgi görüyor, ancak startup ve risk sermayesi ekosisteminin kritik bir parçasıdır. Startup’ların ve katılımcılarının verimli ve “onurlu” (efficiently and with honor) bir şekilde başarısız olma yeteneği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) işletme tarihindeki en büyük başarılardan bazılarının da ortaya çıktığı sistemin sürdürülmesine yardımcı olmaktadır.

Yakında yayınlanacak “Startup Failure” (Startup’ların Başarısızlığı) başlıklı makalede, başarısızlığı kolaylaştıran bir yasa ve kültür teorisi sunuluyor ve bunun startup ve risk sermayesi ekosisteminde önemli bir role hizmet ettiği savunuluyor. Risk sermayesi ekosisteminin ürettiği çok sayıda başarısız girişim ile başa çıkmak için bir sistem olarak, büyük resimde daha önce incelenmemiş bir dizi seçenek mevcuttur.

Gelişmiş bir iflas sisteminin girişimcilik ve iş ortamı için çok önemli olduğu düşünülse de, girişim sermayesi destekli girişimlerin resmi iflas sürecine başvurması pek olası değildir. Makaleye, resmi bir iflas sürecinin neden çoğu sıkıntılı girişim sermayesi destekli girişimin ihtiyaçlarına uymadığı ve nadir istisnalardan neler öğrenilebileceği açıklanarak başlanıyor.

Özellikle startup’ların tipik sermaye yapısı, yerine getirilmesi gereken önemli ticari yükümlülükler içermemektedir. Dahası, girişim sermayesi destekli girişimler doğaları gereği buz küplerini eritmekte olup; ekibin yeteneği ve teknolojik bilgi birikimi, fikri mülkiyet veya diğer maddi olmayan varlıklar ve büyüyen bir işletmenin ağ etkileri, startup’un tehlikede/sıkıntıda olduğu öğrenildiğinde hızla ortadan kaybolabilir. Tipik bir girişim yalnızca eriyen bir buz küpü değil, aynı zamanda bir risk sermayesi ekosistemindeki itibar kaygıları ve kısıtlamalar ağına da gömülüdür. Melek yatırımcılar, risk sermayedarları ve risk (sermayesi) kredisi verenlerin tümü, girişim yatırımı ve kredi vermede tekrarlanan oyunculardır. Risk sermayedarları, az sayıda büyük başarının fonun getirisinin çoğunu artırabileceği “güç yasasına” (power law) dayanarak yatırım yaparlar. Uzun ve uzayan bir iflas süreci genellikle risk sermayedarlarının mevcut fırsat maliyetlerine ve potansiyel itibar kaybına dâhil olmak isteyeceği son şeydir. Özellikle startup anlaşmalarına girmek için rekabetçi bir ortamda, startup’tan son parayı geri almaya değmez. Tüm bu nedenlerin yanı sıra maliyet ve zamanlama sorunları da vardır. ‘Solyndra’dan ‘FTX’e kadar uzanan startup iflas örnekleri, şu kuralı kanıtlayan olağandışı istisnalara dair bir çalışma sağlıyor: Başarısız startup’lar genellikle resmi iflas sürecini kullanmayı tercih etmemektedir.

Peki, kuruluş hayallerini gerçekleştiremeyen çok sayıda startup’a ne olacak? Risk sermayesi ekosisteminin ürettiği çok sayıda başarısız girişim ile başa çıkmak için bir sistem olarak, büyük resimde daha önce incelenmemiş bir dizi seçenek mevcuttur. Girişim sermayesi destekli girişimlerin yaygın olarak kullandığı iflasın alternatifleri arasında birleşme ve devralan satışları, doğrudan satın alma işlemleri ve alacaklıların yararına devirler (assignments for the benefit of creditors-ABCs) de yer almaktadır. Bu seçeneklerde yer alan düşük maliyet, hız, özel talimat potansiyeli ve hafif düzeyde yasal formalite, girişim sermayesi destekli startup katılımcılarının “hızlı bir şekilde başarısızlık göstermesine” ve varlık ve yeteneklerin önemli bir itibar kaybı olmadan emilmesine veya yeniden konuşlandırılmasına olanak tanımaktadır.

Startup ağlarındaki güçlü sosyal ve kültürel normları ve risk sermayesi iş modelini bir araya getirmek, ‘Silikon Vadisi’nin startup başarısızlıklarına yaklaşımının işleyiş tarzını ortaya koyuyor: normalleştirme ve yeniden konuşlandırma. Girişimciler ve çalışanlar genellikle yapılan bir vuruşu ıskalamanın avantajından yararlanırlar. Başarısızlık, şans eksikliğinden veya girişimcinin kontrolü dışındaki diğer faktörlerden kaynaklanabilir. Başarısızlığın kişinin “düzenli” bir işe girme veya girişimciliği yeniden deneme becerisine zarar vermeyeceğini bilmek, başkalarına iyi davranmayı amaçladığı sürece, yenilikçi bir girişim kurma veya bir girişimde çalışmaya başlama kararını motive etmeye yardımcı olabilir. Çoğu durumda risk sermayedarları, diğer portföy şirketlerine, erken aşama yatırımcılara ve yumuşak geçiş fırsatlarına tanıtım yapmaya istekli olarak bireysel başarısızlık riskini yaymak için örtülü sigorta sağlayabilirler. Daha genel anlamda, girişimcilerin risk alma istekliliğini desteklemek risk sermayesinin ayrılmaz bir parçası olduğundan, girişimcileri bu şekilde destekleme itibarını -ister iyi günde ister kötü günde- geliştirmek genellikle bir risk sermayesi firmasının yararına olur.

Özellikle, bazı gelişmeler risk sermayesi yatırımlarının manzarasını değiştirmekte ve sistemin başarısızlıkların boyutu, türü veya sayısıyla başa çıkma konusunda baskı altına girebileceğini öne sürmektedir. Girişim sermayesi destekli startup yatırımına yeni girenler, özel kalmanın daha uzun zaman dilimleri, daha yüksek değerlemeler ve toplanan tutarlar ve teknoloji satın alımlarına yönelik artan rekabet incelemeleri, düşük sosyal ve finansal maliyet ile normalleşmeyi ve yeniden konuşlandırmayı amaçlayan mevcut yasanın ve startup başarısızlığı kültürünün uyarlanabilirliğini test edebilecek değişime işaret etmektedir.

Bu nedenle, söz konusu makalenin son bölümünde, yasanın startup başarısızlığına yaklaşımını geliştirmek için düzenleyici ve doktrinsel fırsatlara ışık tutulmaktadır. Örneğin, son yıllarda büyük teknoloji şirketlerinin satın almalarına ilişkin antitröst incelemelerini hızlandırmak için bir dizi yasa tasarısı ve tartışmaya tanık olunmuştur. Önemli rekabet sorunları yaratmayan çok sayıdaki startup başarısızlıkları ile başa çıkma akışını engellememek için düzenleyici tepkilerin kalibre edilmesine dikkat edilmelidir. Benzer şekilde, eyalet yasaları, startup yönetim kurullarının vekâlet görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları zorlu ama sıradan senaryolara doktrinsel netlik ekleyerek ve California eyaletinin iflas prosedürlerinden elde edilen içyüzünü anlamaları ülke çapında büyüyen startup merkezlerine yayarak başarısızlıkla başa çıkmada verimliliği artırabilir.

Başarısızlığı desteklemenin değeri, genellikle başarının parlak cazibesinden daha az düzenleyici ve akademik ilgi çeker, ancak ikisi, yüksek riskli yenilikçi işletmeleri finanse eden ve muazzam sosyal ve ekonomik etkiye sahip olan daha büyük başlangıç ve risk sermayesi ekosisteminde iç içe geçmiş durumdadır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.