‘Sürdürülebilirlik, Finansal Kapsayıcılık ve Verimlilik’: Dijital Finansın Düzenlenmesinde Üçlem mi, Üçlü mü?*

Ezilen kadınlara ve masum çocuklara…

Geçtiğimiz on yılda finansal düzenleyici otoriteler, bugün ‘finansal teknoloji’ (financial technology) veya ‘FinTech’ terimiyle özetlenen finansın dijital dönüşümüne yanıt vermekle görevlendirildiler. Teknoloji odaklı verimlilik, ‘FinTech’lerin değer yaratmasını büyük ölçüde kolaylaştıran bir faktör olsa da, son bir makalede, finansal kurumları faaliyetlerini dijital olarak dönüştürmeye iten şeyin verimlilik, finansal katılım/kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik üçlüsü (trifecta of efficiency, financial inclusion and sustainability) olduğu ortaya konulmaktadır. Bu faktörler aynı zamanda dijital finansa yönelik düzenleyici yaklaşımların da merkezinde yer alırlar.

Şimdiye kadar çoğu araştırma bu üç alana ayrı ve ilgisiz hedefler olarak odaklanmıştır. Ancak makale yazarları, hedeflerin çatıştığı veya basitçe ilgisiz olduğu bir üçlem (trilemma) olmaktan ziyade, üç hedefin birbirleriyle bağlantılı olduğunu, çünkü bunların kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen istikrarlı, verimli finansal sistemlerin gelişimini teşvik ettiğini savunuyor. Ayrıca verimliliğin, finansal katılımın ve sürdürülebilirliğin zorunlu olarak iç içe geçmiş olduğu ve her birinin diğerine bağlı olduğu gösteriliyor.

Makalede öncelikle finansal tabana yayılma ile sürdürülebilirlik arasındaki bağlantı kuruluyor. Verimliliğin yanı sıra finansal katılım, Küresel Güney’de, özellikle Doğu Afrika’da ve Doğu Asya’nın bazı bölgelerinde FinTech devriminin ilk itici güçlerinden biriydi. Finansal katılım, finansal hizmetlerin toplumun her kesimine uygun bir maliyetle sunulmasını içerir. İnsanların finansal yükümlülüklerini verimli bir şekilde yönetmelerini ve daha uzun vadeli düşünmelerini sağlar. 2021 yılı itibarıyla, 1,9 milyarın biraz altında yetişkinin finansal veya mobil para hesabına erişimi yoktu ki; bu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde yirmi dördü anlamına gelmektedir.

Finansal açıdan dışlanmış kişiler, hastalık, suç, yoksulluk vb. dâhil hayatın zorluklarına hazırlanmak ve bunları yönetmek için gereken araçlardan yoksundur. Örneğin, elektronik ödeme sistemlerine erişimi olmayan çiftçiler hırsızlık konusunda endişelenir ve riskten tasarruf etmek yerine daha fazla tüketim yapabilirler. Ancak tasarruf çocukların eğitimini finanse edebilir ve yaşlılık ihtiyacını karşılayabilir. Finansal dışlanma insanlardan uzun vadeli düşünme, planlama ve hareket etme fırsatını alır. Finansal sistem aracılığıyla kaçınılabilen, korunabilen veya toplumsallaştırılabilen riskler her an gerçekleşebilir; ancak finansal dışlanma, dışlananları kısa vadeli, çoğu zaman sürdürülemez ve verimsiz düşünmeye ve hareket etmeye zorlar.

Aynı zamanda, finansal katılım, sürdürülebilirlik krizlerine yanıt vermenin merkezinde yer alır; hesaplara erişim (özellikle elektronik ödemeler ve transferler) arasındaki net bağlantılar, yalnızca Covid gibi sağlık krizlerine değil, aynı zamanda diğer sürdürülebilirlik krizlerine de yanıt vermenin merkezinde yer alır.

Dolayısıyla finansal katılım ve sürdürülebilirlik aynı madalyonun iki yüzüdür; her ikisi de Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (UN Sustainable Development Goals-SDGs) temel hedefi olan riskleri dengelerken refahı artırmayı amaçlamaktadır.

Çoğu zaman gözden kaçırılsa da, bu son makalede aynı zamanda verimlilik, finansal katılım ve sürdürülebilirlik gündemleri arasında doğal bir bağlantı da bulunuyor; çünkü çoğunlukla emeklilik fonlarının ve diğer aracıların finansman sağladığı bir dünyada, yalnızca kârlı, piyasaya dayalı sürdürülebilirlik stratejileri gerçek anlamda sürdürülebilirdir. Mezkûr çalışmada bunun dört nedeni bulunuyor.

Birincisi, dünya ekonomisinin sürdürülebilir dönüşümü maliyetlidir. Daha az sürdürülebilir olanların yerine daha sürdürülebilir ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini gerektirir. Bu da araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge) yatırım yapılmasını zorunlu kılar. Ar-Ge’yi finanse etmek için birikmiş kârları veya öngörülen gelecek kazançları (yani yatırımcılar tarafından sağlanan sermayeyi) kullanıp kullanmadıklarına bakılmaksızın, yalnızca kârlı veya potansiyel olarak kârlı firmalar (profitable or potentially profitable firms) bu Ar-Ge harcamalarını finanse edebilecektir.

İkincisi, kâr edemeyen firmaların (unprofitable firms), daha düşük finansal performansı haklı çıkarmak için sürdürülebilirlik konumlarını yanlış bildirme konusunda güçlü bir gerekçesi vardır. Bu nedenle kârsızlık, daha katı ESG yükümlülüklerine uyma hazırlığını baltalamaktadır.

Üçüncüsü, kârlılık ile sürdürülebilirlik arasındaki bağlantı (link between profitability and sustainability) şu ana kadar belirsizdir. ESG temelli yatırımlara [ESG(environmental, social, governance)-based investing] genel ilginin yüksek olmasına rağmen, sürdürülebilirlik gündemi, yatırımcı davranışını yönlendirmek için gerekli olan sürdürülebilir yatırımlara ilişkin anlayış ve deneye dayalı veri eksikliğinden sıkıntı çekmektedir. Gerçekten kârlı ve gerçekten sürdürülebilir olan her firma, yatırımcıların finansal piyasaların sürdürülebilir dönüşümünün mümkün olduğuna olan güvenini artırır.

Son olarak, finansal sistemde ne kadar çok para varsa, herhangi bir dönüşümü de o kadar hızlı finanse edebilir. Reel ekonomide daha yüksek firma kârlılığı genellikle finansal ekonominin finansmanından reel ekonominin finansmanına geçiş için daha fazla sermayeyi çeker. Genel olarak doğru olan, özellikle sürdürülebilirlik dönüşümü için doğrudur.

Verileştirmenin ve teknolojinin (datafication and technology) sağlayabileceği maliyet tasarrufları ve verimlilik kazanımları memnuniyetle karşılanmaktadır. Bu şekilde elde edilen kârlar sürdürülebilirlik dönüşümünü finanse etmek için kullanılabilir. Büyük ölçekli, uzun vadeli, kârsız, sürdürülebilir bir yatırım, ticari açıdan kendi başına sürdürülemez.

Söz konusu makalede ayrıca, verimliliğin sürdürülebilirlik ve finansal katılım perspektiflerinden kaynaklandığı ortaya konulmaktadır. Veriye dayalı teknolojinin finansal tabana yayılmayı ve sürdürülebilirliği olumsuz etkilediği durumlarda, politika tepkilerine yol açacaktır. Örneğin, Avrupa Komisyonu’nun Temmuz 2021’den itibaren Gözden Geçirilmiş Sürdürülebilir Finans Gündeminin (European Commission’s Revised Sustainable Finance Agenda) bir parçası olarak, Bitcoin blok zincirinin enerji kullanımına büyük önem verilmekte ve bu da kısıtlayıcı bir düzenleyici tepkiyi kuvvetle muhtemel kılmaktadır. Aynı düzenleyici müdahale, kredi puanlama ve tahsis algoritmalarının özel etkilerine yanıt olarak da görülebilir; Avrupa Birliği’nin yapay zekâ düzenleme taslağı dikkate değer bir örnek teşkil etmektedir. Buna göre, büyük, uygun maliyetli ancak finansal açıdan ayrıcalıklı veya sürdürülemez bir yatırım, büyük ölçekli, uzun vadeli kârsız bir sürdürülebilir yatırım kadar başarısız olmaya mahkûmdur.

Verimlilik, finansal katılım ve sürdürülebilirlik bu nedenle doğası gereği iç içe geçmiş durumdadır. ‘FinTech’i yönlendiren bu faktörlerin, küresel düzeydeki düzenleyici otoriteler için önemli sonuçları olan, bir üçlüden ziyade karşılıklı olarak güçlenen bir üçlüyü nasıl temsil ettiğini ancak disiplinler arası bir yaklaşım benimseyerek anlayabiliriz.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.