
‘Sürekli durgunluk’ (rolling recession) ifadesi, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) mevcut ekonomik durumu tanımlamak için kullanılıyor. Bu, bazı sektörlerin daraldığı, bazılarının ise genişlediği zamandır. Uzmanlar, ekonominin bazı alanlarının güçlü kalmasının doğrudan bir resesyona yol açabileceğini söylüyor. Federal Rezerv’in verileri yakından izlemesi nedeniyle bunun ekonomi politikası üzerinde etkileri vardır.
Durgunluk ne zaman durgunluk değildir? Bu hileli bir soru gibi gelirse, cevap da (aktarıldığında) biraz hileli gibi gelir. ABD’de geleneksel olarak resesyonlar, Ulusal Ekonomik Araştırmalar Bürosu (National Bureau of Economic Research-NBER) tarafından “ekonomik aktivitede ekonominin geneline yayılan ve birkaç aydan fazla süren önemli bir düşüş” olarak (a significant decline in economic activity that is spread across the economy and that lasts more than a few months) tanımlanıyor[1].
Diğer temel kurallar arasında reel gayrisafi yurtiçi hâsılanın iki çeyrekte art arda düşmesi yer alıyor, ancak NBER tanımı bir miktar hareket alanı sağlıyor; dolayısıyla ekonomi daralsa ve tüketiciler için pek de iyi hissetmese de, resesyon etiketini uygulama konusunda yetersiz kalabilirler.
Bu tanımların diğer bir zorluğu da ekonominin farklı alanlarının hemen hemen aynı anda daralmasına dayanmasıdır. Diğer durumlarda, tek tek sektörlerin tamamı düşüş gösterebilir, ancak tam olarak aynı anda değildir.
Şu anda beklentileri şekillendiren belirsizlik katmanlarını (tedarik zincirleri, savaş, enflasyon) eklediğinizde, değişime açık, tamamen bulanık bir görünüm elde edersiniz. Geçen yıl, Dünya Ekonomik Forumu Baş Ekonomistleri Görünüm raporunda (World Economic Forum’s Chief Economists Outlook[2]), enflasyonun küresel büyümeyi boğması nedeniyle 2023 yılında resesyon riskine işaret edilmişti. Ocak ayında Forum’un Yıllık Toplantısı için bu baş ekonomistler bir araya geldiklerinde, umut ışığının parlamasıyla ve Uluslararası Para Fonu’nun (International Monetary Fund-IMF) 2023 yılı büyüme tahminini yukarı çekmesiyle birlikte ruh hali iyileşti.
Loyola Marymount Üniversitesi’nde finans ve ekonomi profesörü olan Sung Won Sohn, Şubat ayında yaptığı açıklamada, “Sürekli bir durgunluk… devam ediyor” dedi.
Özellikle ABD’de olup bitenlerin belirsizliği ve dengesiz doğası, sürekli durgunluk teriminin ortaya çıkmasına neden oldu. Standart bir durgunluk tüm sektörleri yaklaşık olarak aynı anda vururken, sürekli bir durgunluk bazı endüstrilerin küçülürken diğerlerinin genişlediği anlamına gelir.
Sektör bazında veriler de bunu doğruluyor gibi görünüyor; S&P Global ABD Sektör Satın Alma Yöneticileri Endeksi [yedi ABD sektöründeki üretimi izleyen bir gösterge (Global US Sector Purchasing Managers’ Index)] karışık bir tablo gösteriyor. Veriler, Şubat ayında yedi sektörden üçünde iş faaliyetlerinin arttığını gösteriyor. Bu, Ekim 2022’den bu yana en yüksek seviye olsa da, Tüketici Hizmetleri ve Endüstriyel Sektörlerin büyümeye geri dönmesiyle karışık bir tablo ortaya çıkarken Sağlık Hizmetleri kategorisinde yeniden bir düşüş görüldü. Teknoloji en güçlü sektör olurken, finans en kötü performans gösteren sektör oldu.
Ekonominin bazı alanlarının güçlü kalması, doğrudan bir durgunluğun önüne geçebilir ve iş piyasasının canlı kalmasına yardımcı olabilir. Ve tüm bunların enflasyon, faiz oranları ve para maliyeti üzerinde etkileri vardır.
Forumun en son Baş Ekonomistler Görünüm raporunda, yanıt verenlerin neredeyse üçte ikisi 2023’te küresel bir durgunluğun muhtemel olduğunu söylerken, üçte biri bunun olası olmadığını söyleyerek görünümün ne kadar belirsiz olduğunu gösteriyor.
ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell bu ay (mart 2023) Kongre’ye[3] ABD ekonomisinin “geçen yıl önemli ölçüde yavaşladığını” ve mevcut verilerin karışık olduğunu söyledi. Ardından, “Tüketici harcamaları bu çeyrekte sağlam bir hızla artıyor gibi görünse de, son zamanlardaki diğer göstergeler harcama ve üretimdeki büyümenin zayıf olduğuna işaret ediyor” dedi. “Konut sektöründeki aktivite, büyük ölçüde yüksek ipotek oranlarının yansıması olarak zayıflamaya devam ediyor. Daha yüksek faiz oranları ve daha yavaş üretim artışı da işletmelerin sabit yatırımları üzerinde baskı yaratıyor gibi görünüyor.” diye de ekledi.
Veriler, ABD işsizlik oranının 1969 yılından bu yana en düşük seviyesinde olmasıyla birlikte işgücü piyasasının güçlü kaldığını gösteriyor. Ekonomik veriler ve raporlar, Federal Rezerv’in atacağı adımların belirlenmesinde anahtar rol oynayacağını söyledi. Powell, “Gelen verilerin bütününü ve bunların ekonomik aktivite ve enflasyon görünümüne etkilerini dikkate alarak kararlarımızı toplantı halinde almaya devam edeceğiz” dedi.
[1] Bu konuda bkz. < https://www.whitehouse.gov/cea/written-materials/2022/07/21/how-do-economists-determine-whether-the-economy-is-in-a-recession/ >
[2] Anılan rapora bkz. < https://www.weforum.org/reports/chief-economists-outlook-sep-2022 >
[3] Söz konusu konuşma için bkz. < https://www.federalreserve.gov/newsevents/testimony/files/powell20230307a.pdf >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
