Token’laştırılmış Hisse Senetleri Bağlamında ‘İşlevin Biçimden Daha Önemli Olması’

Kripto düzenlemesi yalnızca Wall Street’e benzeyen kısımlar için nihayet hızlanıyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu [Securities and Exchange Commission-SEC] Başkanı Paul Atkins, bu bağlamda 12 Mayıs’ta (2025) menkul kıymet olarak sınıflandırılan kripto paralar için net yönergeler oluşturma planlarını duyurdu[1]. Bu tasarı, bunların ihraç edilmesi, saklanması ve alım satımı için kuralları rasyonalize etmeyi amaçlıyor. Anılan tasarı bir dizi önemli gelişmeyi takip ediyor: Mart ayında, yasa koyucular 21. Yüzyıl için Finansal Yenilik ve Teknoloji Yasası’nı[2] [Financial Innovation and Technology for the 21st Century Act] yeniden sundular; Ocak ayında ise, Başkan Trump kurumlara dijital finansal teknoloji konusunda koordinasyon talimatı veren bir kararname çıkardı[3].

Bu girişimler artan ivmeyi yansıtırken, aynı zamanda daha derin bir sorunun altını çizmektedir: Dijital varlık düzenlemesi parçalı, eksik ve kurumsal olarak tutarsız olmaya devam ediyor. Son bir makalede de belirtildiği gibi, kripto hukuku, işlev temelli bir yaklaşım benimseyene kadar etkisiz kalacaktır.

İşte bir numaralı sorun: Kripto, merkezi olmayan altyapı üzerine inşa edilmiştir. Blok zinciri [blockchain] teknolojisi gücü dağıtır, aracı kuruluşları protokol kurallarıyla değiştirir ve merkezi aktörleri ortadan kaldırır. Ancak geleneksel hukuk sistemleri merkezileşmeyi varsayar. Kayıtlı/Müseccel kişilere, kurullara ve görevlilere güvenirler. Blok zinciri temelli platformlar ise, aksine, genellikle hapsedilecek bir CEO’ya, tebligat için bir adrese, denetlenecek bir sekretere ve dava açılacak kurullara sahip değildir.

İki numaralı sorun: Blok zinciri teknolojisi bir dizi ekonomik işlevi mümkün kılıyor. Tüm token’ları yalnızca paylaşılan altyapıya dayandıkları için ‘menkul kıymet’ olarak ele almak analitik olarak muhkem değildir. Bazı token’lar oy haklarını temsil eder (Compound[4]). Bazıları stoku veya lojistiği takip eder. Diğerleri ödeme sistemleri (USDC[5]) olarak işlev görür veya akıllı sözleşme yürütülmesini sağlar (Ethereum staking[6]). Diğerleri ise yatırım sözleşmeleridir ve buna göre düzenlenmeleri gerekir. Yasa, ne olduklarına değil token’ların ne yaptıklarına odaklanmalıdır. Bu, bir işlev-biçim yaklaşımının özüdür.

SEC üyesi Hester Peirce’in bu ayın başlarında ön izlemesi yapılan, firmaların dağıtık defter teknolojisini [distributed ledger technology] kullanarak menkul kıymet ihraç etmelerine, alım satımını yapmalarına ve ödemelerine izin verecek muafiyet talimatına ilişkin son deneme alanı önerisi[7] Bitcoin veya merkezi olmayan finans ile ilgili değildir. Öneri, düzenlenmiş aracı kurumların ve borsaların, hisse senetleri ve tahviller gibi geleneksel varlıkların token’laştırılmış sürümlerini blok zinciri raylarında denemelerine izin vermek için tasarlanmış hedefli bir muafiyet çerçevesidir. Bu, kripto yerel sistemlerle ilgili değildir. Sermaye piyasalarının tesisatını modernize etmekle ilgilidir.

Bu öneriye göre, uygun firmalar tam kayıt altında faaliyet gösterirken belirli SEC kurallarından koşullu muafiyet elde edebilirler. Titiz ve yararlıdır, ancak kasıtlı olarak dar kapsamlıdır. Deneme alanı, en büyük yasal belirsizliği yaratan varlıklara kadar uzanmaz: merkezi olmayan uygulamalarda, protokol yönetiminde veya bahis araçları olarak kullanılanlar dâhil olmak üzere geleneksel olmayan token’lar. Özel token halka arzlarının yasal statüsünü, yeniden satış kısıtlamalarını veya muaf menkul kıymetlerin ikincil alım satımını ele almaz.

Kısacası: Bu sanal alan, İnternetin bir sonraki finansal katmanını inşa eden geliştiriciler için değil, Wall Street’i token’laştırmak isteyen kurumlar için oluşturulmuştur.

SEC bu sorunu tek başına çözemez. Kripto paranın ihtiyacı olan şey yasal netliktir ve ne yazık ki, tek aktif yasa teklifi bu görev için uygun değildir.

Ve bu statükonun -yasal temeli olmayan parça parça kurum eylemi- gerçek sonuçları vardır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kripto piyasası, izin verilenden çok yapılamayanlarla tanımlanmaya devam etmektedir. Geliştiriciler, yasal maruz kalma riskini değerlendiremedikleri için projeleri geciktiriyor veya terk ediyor. Yeni başlayanlar da, yol tanımlanmadığında kayıt olmaktan çekiniyor. Ve sınır dışı platformlar, yaptırımın eşitsiz olduğunu ve riskin bir şans oyunu haline geldiğini bilerek boşluğu istismar ediyor. Deneme ortamı kurumsal inovasyona yardımcı olsa da, kripto yerel deneylerini veya uzun vadeli ekosistem gelişimini desteklemek için çok az şey yapıyor.

Adil olmak gerekirse, SEC’in yetkisini aşan yapısal bir sorunu çözmesini beklememeliyiz. SEC üyesi Peirce, sınırlı araçlar ve yargı yetkisiyle elinden geleni yapıyor. Ancak kripto piyasaları menkul kıymet, emtia, ödeme, bankacılık ve iletişimi kapsıyor. Hiçbir kurum tek başına merkezi olmayan bir şekilde tasarlanmış bir sistemi tutarlı bir şekilde düzenleyemez. Gereken şey daha yaratıcı muafiyetler değil, yasal netliktir.

Yüksek Mahkeme’nin “Loper Bright Enterprises v. Raimondo” davasında verdiği karar bu konunun aciliyetini vurguluyor. Mahkeme, Chevron doktrinini bozarak[8], belirsiz yasaların kurum yorumlarına yönelik yargısal saygıyı ortadan kaldırmıştır. Mahkemeler artık kurumların kural koyma işlemlerine bağımsız yargı uygulamak zorundadır. Bu değişim, SEC deneme alanı çabaları da dâhil olmak üzere tüm düzenleyici girişimleri dava ve iptale daha yatkın hale getirmektedir. ‘SCOTUSblog’un belirttiği[9] gibi, kurumlar artık daha fazla inceleme ve daha az esneklik altında faaliyet göstermektedir. ABD Kongresi yetkisi olmadan, kurum liderliğindeki çerçeveler kırılgan bir zemine dayanmaktadır.

Bu nedenle 21. Yüzyıl için Finansal Yenilik ve Teknoloji Yasası’nın yeniden tanıtılması dikkat çekicidir. Yasa tasarısı, emtia düzenlemesini Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na, menkul kıymet düzenlemesini ise SEC’ye vererek denetimi işlevsel olarak tahsis etmeye çalışmaktadır.

Bu anlamlı bir adımdır. Anılan yasa, tüm token’ların menkul kıymet olduğu varsayımından uzaklaşmaktadır. Ancak 21. Yüzyıl için Finansal Yenilik ve Teknoloji Yasası hâlâ yargısal tetikleyiciler olarak ‘merkeziyetsizlik’ gibi kusurlu vekilleri yerleştirmektedir. Akademisyenler, merkeziyetsizliğin tanımlanmasının çok zor, oyun oynamanın kolay ve yatırımcı riskiyle zayıf bir şekilde ilişkili olduğu konusunda uyarmışlardır[10]. 21. Yüzyıl için Finansal Yenilik ve Teknoloji Yasası kapsamında, token ihraççıları, SEC 60 gün içinde itiraz etmediği sürece, ağlarının merkeziyetsiz olduğunu kendi kendilerine onaylayabilirler. Eleştirmenler bunun boşluklar yarattığı konusunda uyarmaktadır[11]. Diğerleri ise yasa tasarısının altyapı düzeyindeki token’lar, bahis modelleri ve ortaya çıkan yönetişim sistemleriyle etkileşime girmediğini gözlemlemekte[12] olup; bunlar kripto paraların pratikte nasıl çalıştığına dair temel unsurlardır.

Sorun 21. Yüzyıl için Finansal Yenilik ve Teknoloji Yasası’nın düzenlemeye çalışması değildir. Sorun, hatalı bir temel üzerine işlev temelli bir yapı inşa etmesidir. Yetki, ağının merkeziyetsizliği hakkındaki doğrulanabilir olmayan iddialara göre değil bir token’ın ne yaptığına göre belirlenmelidir. Kritik değişkenler, token’ın hangi hakları verdiği, nasıl pazarlandığı, kimin kontrol ettiği ve halkın risklerini üstlenip üstlenmediğidir.

Daha iyi bir çerçeve, ekonomik işleve göre düzenleme yapacaktır: sermaye oluşumunu ödeme altyapısından, yönetişim token’larını emtialardan ve spekülatif araçları tüketiciye yönelik uygulamalardan ayıracaktır. ABD Kongresi kripto için yasa yapmak istiyorsa, köken hikâyesine göre değil, kullanıma göre düzenleme yapmalıdır.

SEC üyesi Peirce’in deneme alanı olduğu gibi tanınmalıdır: Piyasa modernizasyonunu yönlendirmek için düşünceli bir çaba. Ancak kripto, modernizasyondan daha fazlasına ihtiyaç duyar. Kategorizasyona, kalibrasyona ve tutarlılığa ihtiyaç duyar. Bu yeni Chevron sonrası dönemde, kurum liderliğindeki inovasyon, yasa koyucu eylemin yerini tutmaz. Amerika Birleşik Devletleri dijital piyasalar konusunda ciddiyse, sloganların ve kategorilerin ötesine geçmeli ve kural kitabını yazmalıdır. Ve bu kural kitabının biçime değil, işleve dayanması gerekir.

[1]<https://www.reuters.com/sustainability/boards-policy-regulation/us-sec-chair-says-agency-plans-create-new-rules-crypto-tokens-2025-05-12/ >.

[2]<https://emmer.house.gov/2025/3/emmer-reintroduces-legislation-to-provide-regulatory-clarity-for-digital-assets >.

[3]<https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/strengthening-american-leadership-in-digital-financial-technology/ >.

[4]<https://docs.compound.finance/v2/governance/ >.

[5]<https://www.circle.com/usdc >.

[6] < https://ethereum.org/en/staking/ >.

[7]<https://www.sec.gov/newsroom/speeches-statements/peirce-iismgd-050825 >.

[8]<https://www.supremecourt.gov/opinions/24pdf/23-1234_newopinion.pdf >.

[9]<https://www.scotusblog.com/2025/06/opinion-analysis-supreme-court-abandons-chevron-deference/ > [tıklandığında, ‘metin’ yer almıyor].

[10]<https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3326244 >.

[11]<https://www.sec.gov/news/statement/gensler-21st-century-act-052224 > [tıklandığında, ‘metin’ yer almıyor].

[12]<https://www.mayerbrown.com/en/insights/publications/2024/06/house-passes-digital-asset-market-structure-legislation-financial-innovation-and-technology-for-the-21st-century-act-fit21 >.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.