Uluslararası Yatırım Hukukunda ‘Yatırım’ Olarak ‘Uzay Verileri’

Uzay artık dinamik, ticarileştirilmiş bir arenadır ve ekonomik ve yasal sistemlerin Dünya’nın ötesinde değerin nasıl tanımlandığını yeniden değerlendirmesini sağlar. Özel aktörlerin yükselişi, bilhassa 21. yüzyılın önemli bir varlığı olan veri etrafında yeni değer modellerini yönlendirmiştir. Özellikle uzay temelli veriler[1] uydular tarafından toplanır ve yer istasyonları ve bulut sistemlerinden oluşan geniş bir altyapı aracılığıyla iletilir. Kullanımı o kadar yaygındır ki, bunu hafife alma eğilimindeyiz: telekomünikasyon, navigasyon, hava durumu tahminleri, coğrafi konumlandırma hepsi uzay temelli verileri kullanır veya bunlara bağımlıdır. İklim değişikliğinin izlenmesinden ulusal savunmaya, altyapı geliştirmeden lojistiğe ve enerji üretiminden kaçakçılıkla mücadele çabalarına kadar, faydası yalnızca yaygınlığıyla eşleşir.

Uzay temelli verilerin ticari önemi arttıkça, uluslararası yasal çerçeveler altında yasal ve ekonomik sınıflandırması hakkında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu veriler veya bunlar etrafında oluşturulan iş modelleri, uluslararası yatırım anlaşmaları [international investment agreements] kapsamında bir yatırım olarak anlaşılabilir mi? Bu yazıda, uzay faaliyetleri, dijital yönetişim ve ticaret ile yatırım hukukundaki son gelişmelerden yararlanarak bu acil sorun araştırılmaktadır.

  1. Yeni Bir Uzay Ekonomisi (ve) Yeni Bir Yasal Mücadele: ‘Yatırım’ın Uluslararası Yatırım Anlaşmaları Kapsamında Tanımı

Günümüzde uzay faaliyetleri fırlatma faaliyetlerinin ve donanım üretiminin ötesine geçmektedir. NewSpace ekonomisi, StarLink gibi[2] mega takımyıldızlarından yörüngesel enkaz temizleme[3] gibi gelecekteki hizmetlere kadar her şeyi içermektedir. Önemli bir büyüme alanı, şirketlerin yazılım ekosistemlerine gömülü işlenmiş, abonelik temelli [subscription-based] veya API [Application Programming Interface-Uygulama Programlama Arayüzü] erişimli ürünler aracılığıyla yörüngedeki varlıklardan gelen bilgileri paraya dönüştürdüğü Uzay Veri Hizmeti[4] [Space Data-as-a-Service] alanıdır. Uzay teknolojisi giderek Dünya temelli pazarlara [Earth-based markets] entegre olurken, uzmanlaşmış veri odaklı işletmeler çoğalmaktadır. Bu küresel eğilim büyümeye, yeni sınır ötesi yatırım fırsatları getirmeye ve yasal sorunları gündeme getirmeye hazırlanmaktadır. Devletler uluslararası yatırım anlaşmalarını ‘modernize ettikçe’, uzay temelli veriler gibi gayri maddi varlıkların[5] sınıflandırılması önemli bir yasal sorun haline gelmektedir.

Tartışmanın merkezinde “yatırım” [investment] kavramının kendisi yer almaktadır. Uluslararası yatırım anlaşmalarının çoğu, genellikle kapsamlı olmayan bir liste içeren geniş bir varlık temelli yatırım tanımı benimser: Taşınır ve taşınmaz mülk, hisse senetleri, para alacağı ya da ifa talebi, fikri mülkiyet hakları; yerel hukuk uyarınca verilen lisans, yetkilendirme, izin/ruhsat ve benzeri haklar ve “diğer maddi veya maddi olmayan varlıklar” dâhil olmak üzere “her türlü varlık” [every kind of asset including movable and immovable property, shares, claims to money or performance, intellectual property rights; licenses, authorizations, permits, and similar rights conferred pursuant to domestic law, and other tangible or intangible property]. Birçok uluslararası yatırım anlaşması [örneğin, 2012 tarihli ABD Model İkili Yatırım Antlaşması (Model Bilateral Investment Treaty), Kanada Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (Comprehensive Economic and Trade Agreement), 2021 tarihli Kanada Model Yabancı Yatırım Teşvik ve Koruma Anlaşması (Foreign Investment Promotion and Protection Agreement)[6]] benzer bir dili yansıtır.

Ancak bu genişlik yorumlayıcı belirsizliği gündeme getirir. Uzay temelli veriler bir “varlık” [asset] oluşturabilir mi? Hangi koşullar onu bir uluslararası yatırım anlaşması kapsamında bir “yatırım” olarak nitelendirir? “Salini v. Morocco” davasındaki[7] karar, bu tanımın kapsamına neyin girdiğini genel olarak belirlemek için ortak bir başlangıç noktasıdır. Salini Mahkemesi, korunan bir “yatırım” için belirli ölçütlerin -sermaye katkısı, belirli bir süre, bir risk unsuru ve ev sahibi devletin gelişimine bir katkı- mevcut olması gerektiğini vurgulamıştır. Salini testi evrensel olarak kabul görmese de, sözleşmeye dayalı bir hizmet ile bir yatırım ilişkisi arasında ayrım yapmanın önemini vurgular[8].

Uzay verileri, korunan yatırımın sayılan kategorilerinden birkaçına yayılmıştır. Her şeyden önce, işlendiğinde, özellikle ulusal yasalar ticari kuruluşun ham verileri yorumlamadaki rolünü tanıyorsa, gayri maddi bir varlık olarak nitelendirilebilir. Ayrıca, veri ya da analiz sağlama sözleşmeleri aracılığıyla bir “ifa talebi” [claim to performance] olarak da korunabilir. Dahası, uzay verilerini işleyen, dağıtan veya analiz eden bir ev sahibi ülkede kurulmuş bir şirket, verilerin işletmenin değerini destekleyen kritik bir varlık olmasıyla, kendi başına korunan bir yatırım olarak nitelendirilebilir. Uzay faaliyetlerinin lisanslama rejimlerine (örneğin Lüksemburg ve Finlandiya[9]) güvenmesi göz önüne alındığında, uzay temelli veri faaliyetleri, ticari operasyonları yürütmek için yasa veya sözleşmeyle verilen hakları içerebilir. Ancak, yalnızca verilere sahip olmak veya bunlara erişmek başlı başına nitelendirilmesi olası değildir. Herhangi bir potansiyel yatırım talebinin özünü oluşturan, bu verilerin oluşturulmasını, iyileştirilmesini ve dağıtımını destekleyen altyapı ve iş modelidir.

  1. Önceki Örnekler ve Benzerlikler

Yatırım tahkiminde uzay verileri ile ilgili net bir emsal bulunmamakla birlikte, telekomünikasyon ve marka davalarındaki benzetmeler ile sınır ötesi veri yönetişimine ilişkin bazı mevcut kurallar veya bağlamlar yararlı bir rehberlik sunabilir.

Tahkim mahkemeleri, veri ağları ve tescilli ticari markalar gibi gayri maddi varlıkların korunan yatırımlar oluşturabileceğini kabul etmiştir. Örneğin “CC/Devas v. India” davasında[10], telekomünikasyon altyapısındaki “hisse senetleri, tahviller ve diğer katılım biçimleri” (frekans bandı tahsis sözleşmeleri ve ilgili spektrum lisansları dâhil) kapsanan yatırımlar olarak değerlendirilmiştir. (Yargı Yetkisi ve Esaslar Kararı, par. 196 vd.) “Bridgestone v. Panama” davasında[11] ise, Panama’da tescilli ticari markalar kapsanan yatırımlar olarak değerlendirilmiştir. (Hızlandırılmış İtirazlar Kararı, paragraf 177)

Yatırım tahkim davaları dışında, uluslararası ticaret hukuku, uzay temelli veriler üzerine kurulu işletmeler için oldukça önemli olan küresel ticaretteki veri akışlarının önemini giderek daha fazla kabul etmektedir. Kapsamlı ve İlerici Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşması[12] [Comprehensive and Progressive Agreement for Trans-Pacific Partnership (Madde 14.11)] ve ‘ABD-Meksika-Kanada’ arasındaki Anlaşma[13] [United States-Mexico-Canada Agreement (Madde 19.11)] gibi anlaşmalar, sınır ötesi veri transferlerini korur ve yerelleştirmeyi sınırlandırır, bu da verilerin ekonomik değerini yansıtır. Uzay temelli verileri açıkça kapsamasalar da, gelecekteki ticaret kuralları belirli veri türlerini ele alabilir. Uzay temelli verileri dâhil etmek, ticaret çerçevelerini ortaya çıkan teknolojilerle uyumlu hale getirmeye yardımcı olacak ve uzay işletmelerinin etki ve ölçek olarak büyümesiyle bu anlaşmaların alakalı kalmasını sağlayacaktır.

Uzay temelli veriler ile denizaltı kabloları aracılığıyla iletilen veriler arasında yararlı bir karşılaştırma mevcuttur. Her iki veri türü de ulusal yargı alanlarının ötesinde bulunan kritik altyapıya bağlıdır ve belirli uluslararası yasal çerçeveler tarafından düzenlenir. Küresel internet trafiğinin çoğunu taşıyan denizaltı kabloları, bu sistemlerin bütünlüğünü ve işleyişini koruyan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi[14] [UN Convention on the Law of the Sea] gibi araçlar kapsamında düzenlenir. Kablo operatörleri altyapıya sahip olsa da, genellikle üzerinden iletilen verilere sahip olmazlar ve bu veriler gönderici veya alıcıda kalır. Buna karşılık, uzay temelli veriler genellikle yörüngesel varlığın kendisi tarafından üretilir ve operatörlere verilerin oluşturulmasına daha doğrudan bir bağlantı ve potansiyel olarak daha güçlü sahiplik iddiaları sağlar. Bu ayrım, denizaltı ve uzay bağlamlarında altyapı ile veriler arasındaki farklı yasal ilişkilerin altını çizer. Her iki durumda da, somut altyapı (örneğin kablolar veya uydular) özel veya devlet aktörlerine ait olabilir, ancak taşıdıkları veya ürettikleri verilerin yasal statüsü ve mülkiyeti karmaşık olmaya devam eder. Dahası, paylaşılan sınır ötesi [ekstraterritorial] karakter, verilerin kontrolü, işlenmesi, erişimi ve korunması etrafında benzer yasal ve yönetişim zorlukları ortaya çıkarır.

  1. Uzay Temelli Verilerin Düzenlenmesi

Uzay verileri, tıpkı genel olarak uzay faaliyetleri gibi, yenilik ve güvenliğin kesiştiği noktada bulunur. Uzay verilerinin bu ‘çift kullanımı’[15] [dual-use], verileri devletlerin düzenleyici hedefine yerleştirir. Gözetleme, siber güvenlik, gizlilik ve egemenlik hakları konusunda endişelere yol açar. Bu nedenle, devletler hassas ulusal çıkarları korumak için özel ticari faaliyetler gibi görünen faaliyetlere müdahale etme ihtiyacı görebilir. Bu düzenleyici dürtü varsayımsal değildir. Çok sayıda devlet[16], uydu operatörleri üzerinde lisansların iptaline, ihracat kontrollerine veya operasyonel kısıtlamalara izin veren yasal çerçeveleri[17] sürdürmektedir. Ayrıca, lisanslama çerçevesindeki retlerin, iptallerin veya kısıtlayıcı değişikliklerin yabancı yatırımcı taleplerini harekete geçirmesi mümkündür. Bu gerilim, zor ancak tanıdık soruları gündeme getirir: Bir devletin polis yetkileri bu düzenleyici veya idari önlemleri ne ölçüde ele geçirebilir? Bir devlet, yatırım yükümlülüklerini ihlal etmeden önce ulusal güvenlik adına ne kadar ileri gidebilir?

Çeşitli tahsis veya ‘düzenleme hakkı’ hükümleri [expropriation provisions or right to regulate provisions] kapsamındaki düzenleyici muafiyetlere ilave olarak, birçok uluslararası yatırım anlaşması, GATT’ın XXI. Maddesi’ne[18] göre modellenmiş ‘temel güvenlik çıkarları’[19] [‘essential security interests] içerir. Bu maddeler genellikle devletlerin silah ticareti, nükleer malzemeler veya ulusal acil durumlarla ilgili olanlar da dâhil olmak üzere temel güvenlik çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri almalarına izin verir. Uzay sektörünü kapsayan modern bir uluslararası yatırım anlaşması veya veri odaklı hizmetleri düzenlemeyi amaçlayan herhangi bir anlaşma, bu istisnaları siber güvenlik, ikili kullanım teknolojisi ve hassas uzaktan algılama operasyonlarını kapsayacak şekilde genişletmelidir.

Daha geniş bir açıdan, uzay temelli veri faaliyetlerinin uluslararası uzay hukukuna uygun olarak yürütülmesi gerektiğini belirtmek önemlidir. ‘Dünya temelli’ veri faaliyetlerinden farklı olarak, tüm uzay faaliyetleri özel olarak belirlenmiş uluslararası hukuk kurallarına tabidir. Örneğin, Dış Uzay Antlaşması’nın[20] [Outer Space Treaty] VIII. Maddesi, fırlatma yapan devletlere, gemideki araçlar dâhil olmak üzere uzay nesneleri üzerinde yargı yetkisi ve kontrol hakkı verir. Dış Uzay Anlaşması ayrıca dış uzayın özgürce kullanımı ve keşfi ilkesini teyit eder (Madde I) ve uzay faaliyetleri hakkında bilginin “mümkün ve uygulanabilir en büyük ölçüde” paylaşılmasını gerektirir (Madde XI). Buna ek olarak, VI. Madde, devletleri, hükümet veya hükümet dışı kuruluşlar tarafından yürütülüp yürütülmediğine bakılmaksızın, uzaydaki ulusal faaliyetlerden uluslararası olarak sorumlu tutar; VII. Madde ise uzay nesnelerinin neden olduğu hasar için sorumluluğu belirler. Prensip olarak, veri üretimi ve işlenmesini içeren uzay operasyonları bu hükümler kapsamına girer. Bu çerçeve, uzaydaki ticari veri operatörleri için, faaliyetlerinin uluslararası yatırım anlaşmaları kapsamında nasıl değerlendirileceğini etkileyebilecek belirgin bir düzenleyici bağlam sunar. Ayrıca uzay temelli veri varlıkları ve operasyonlarını içeren potansiyel tahkim davalarındaki hukuki gerekçeleri ve yargı yetkisine ilişkin hususları da şekillendirebilir.

  1. ‘Ticari Bilişim Hukuku’na [Lex Mercatoria Digitalis Spatialis] doğru mu?

Bu yazıda, prensipte uzay verilerinin bir yatırım teşkil edebileceği savunulmuştur. Uzay verilerinin üretimi ve işlenmesinde sürekli sermaye, teknolojik altyapı ve ticari risk katkısı olan bir işletme, birçok uluslararası yatırım anlaşmasının geniş dili altında uygun olabilir. Ancak, özellikle ticari veya yargısal bir ayak izinden bağlam dışı bırakıldığında, verilerin tüm kullanımları yatırım yasası kapsamında korumayı hak etmemektedir.

Bu yazıda ayrıca uzay verilerinin benzersiz özelliklerini ve bunlara bağlı farklı düzenleyici ve politika değerlendirmeleri vurgulanmıştır. İleride, daha net bir anlaşma dili elzem olacaktır. Uluslararası yatırım anlaşmazlıklarını çözen yargı organları, giderek daha fazla dijital ve gayri maddi ‘hammaddeler’[21] [digital and intangible raw materials] ile faaliyet gösteren yabancı yatırımcılarla ilgilenecektir. “Yatırım” tanımları, veri sahipliğinin belirsiz doğası, uzay faaliyetlerinin ulus ötesi (ve dünya dışı) karakteri ve devletlerin düzenleyici özerkliğini koruma zorunluluğu dâhil olmak üzere dijital uzay ekonomisinin gerçekleriyle açıkça boğuşmalıdır.

[1]<https://www.nasa.gov/wp-content/uploads/2024/02/white-paper-space-data-ethics-2023-12-01-final-002.pdf?emrc=65d8fcfdca26f >.

[2]<https://professionalprograms.mit.edu/blog/technology/what-is-new-space-economy/>:<https://www.space.com/spacex-starlink-satellites.html >.

[3]<https://www.esa.int/Space_Safety/ClearSpace-1 >.

[4]<https://spacenews.com/space-as-a-service-model/ >.

[5]<https://uk.practicallaw.thomsonreuters.com/7-107-6279?transitionType=Default&contextData=(sc.Default)&firstPage=true >.

[6]<https://ustr.gov/sites/default/files/BIT%20text%20for%20ACIEP%20Meeting.pdf>;<https://www.international.gc.ca/trade-commerce/trade-agreements-accords-commerciaux/agr-acc/ceta-aecg/text-texte/toc-tdm.aspx?lang=eng>;<https://www.international.gc.ca/trade-commerce/trade-agreements-accords-commerciaux/agr-acc/ceta-aecg/text-texte/08.aspx?lang=eng >.

[7] < https://www.italaw.com/cases/958 >.

[8<https://icsid.worldbank.org/sites/default/files/parties_publications/C8394/Claimants%27%20documents/CL%20-%20Exhibits/CL-0132.pdf >.

[9]<https://space-agency.public.lu/en/agency/legal-framework/Lawspaceactivities.html>;< https://tem.fi/en/spacelaw >.

[10] < https://www.italaw.com/sites/default/files/case-documents/italaw9750.pdf >.

[11] < https://www.italaw.com/sites/default/files/case-documents/italaw9453.pdf >.

[12]<https://www.mfat.govt.nz/en/trade/free-trade-agreements/free-trade-agreements-in-force/cptpp/comprehensive-and-progressive-agreement-for-trans-pacific-partnership-text-and-resources >.

[13]<https://ustr.gov/trade-agreements/free-trade-agreements/united-states-mexico-canada-agreement/agreement-between >.

[14] < https://www.un.org/depts/los/convention_agreements/texts/unclos/unclos_e.pdf >.

[15] < https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0094576520307943 >.

[16] < https://www.mdpi.com/2075-471X/13/6/77 >.

[17]<https://www.ecfr.gov/current/title-22/chapter-I/subchapter-M/part-120>;< https://www.bis.gov/regulations/ear>;< https://www.saras.gov.in/main/License%20Agreement/Unified%20Licence.pdf >.

[18] < https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/gatt_ai_e/art21_e.pdf >.

[19] < https://academic.oup.com/jiel/article/27/1/114/7616611?login=false >.

[20]<https://www.unoosa.org/oosa/en/ourwork/spacelaw/treaties/introouterspacetreaty.html>.

[21]<https://www.telekom.com/en/media/media-information/archive/deutsche-telekom-makes-data-available-as-a-raw-material-542866 >.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.