
Genel anlamda yapay zekâ (artificial intelligence-AI), genellikle insan zekâsını gerektiren görevleri yerine getirebilen makinelerin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla karakterize edilen bir çalışma alanı ve teknoloji türüdür.
Yapay zekâ, müşteri hizmetleri sohbet robotlarının kullanıma sunulmasından gelişmiş GPS (Global Positioning System-Küresel Konumlama Sistemi) ve haritalama uygulamalarına kadar pek çok sektörü ve toplumun çeşitli yönlerini hâlihazırda dönüştürdü. Ancak yapay zekâ ve potansiyel kullanımları hakkında birçok yanlış kanı vardır.
Yapay zekâ birkaç farklı makine öğrenimi modelinden oluşuyor. Bunlar, takviyeli öğrenme, denetimli ve denetimsiz öğrenme, bilgisayarlı görme, doğal dil işleme ve derin öğrenmeyi içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir.
Makine öğrenme modellerinin tümü istatistiksel tahminler geliştiriyor ve ilerletiyor, ancak kullanımları ve verileri anlamaları farklıdır. Örneğin ChatGPT, bir cümledeki en muhtemel sonraki kelimeyi tahmin edebilen, yapay zekâ destekli bir sohbet robotudur. Çok sayıda ve nispeten doğru tahminlerle ChatGPT tutarlı paragraflar oluşturabiliyor.
Yapay zekâ, zekâ değil, tahmindir. Büyük dil modelleriyle, makinenin istenen sonucu doğru bir şekilde tahmin etme ve yürütme becerisinde bir artış gördük. Ancak bunu insan zekâsıyla eşitlemek yanlış olur.
Çoğunlukla aynı anda yalnızca tek bir görevi çok iyi bir şekilde yapabilen makine öğrenimi sistemlerini incelerken bu açıkça görülüyor. Bu sağduyu değildir ve çoklu görevleri basit bir şekilde kolaylaştırabilecek insani düşünme düzeylerine eşdeğer değildir. İnsanlar bilgiyi tek bir kaynaktan alıp onu birçok farklı şekilde kullanabilirler. Başka bir deyişle, bizim zekâmız aktarılabilir; makinelerin ‘zekâsı’ ise aktarılamaz.
Yapay zekânın eğitim, sağlık ve iklim değişikliği ile mücadele dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerde fayda sağlama konusunda muazzam bir potansiyeli bulunmaktadır. Örneğin FireAId, mevsimsel değişkenlere dayalı olarak orman yangını olasılığını tahmin etmek için orman yangını risk haritalarını kullanan yapay zekâ destekli bir bilgisayar sistemidir. Ayrıca kaynak tahsisinin belirlenmesine yardımcı olmak için orman yangını riskini ve ciddiyetini de analiz eder.
Bu arada sağlık hizmetlerinde yapay zekâ, daha kişisel ve etkili önleme, teşhis ve tedavi yoluyla hasta bakımını iyileştirmek için kullanılıyor. Artan verimlilik aynı zamanda sağlık bakım maliyetlerini de düşürüyor. Dahası yapay zekâ, yaşlıların bakımını önemli ölçüde değiştirecek ve ideal olarak iyileştirecektir.
Yapay zekânın potansiyeli hakkındaki abartmalar büyük ölçüde yapay zekânın gerçekte neler yapabileceğine dair yanlış anlamalardan kaynaklanıyor. Hâlâ sürekli olarak halüsinasyon gören birçok yapay zeka destekli makine görüyoruz, bu da onların birçok hata yaptığı anlamına geliyor. Dolayısıyla bu tür yapay zekânın insan zekâsının yerini alması pek olası değildir.
Yapay zekânın benimsenmesinin önündeki bir diğer engel de yapay zekâ sistemlerinin verilerini temsili olmayan kaynaklardan almasıdır. Verilerin büyük çoğunluğu Kuzey Amerika ve Avrupa’daki nüfusun bir bölümü tarafından üretiliyor ve yapay zekâ sistemlerinin bu dünya görüşünü yansıtmasına yol açıyor. Örneğin ChatGPT, yazılı kelimeleri büyük ölçüde bu bölgelerden çekiyor. Bu arada 3 milyara yakın insan hâlâ düzenli internet erişimine sahip değil ve kendileri herhangi bir veri oluşturmuyor.
Yapay zekâ sistemleri inanılmaz derecede yenidir. Bu nedenle şirketlerin ve kamuoyunun bunları kullanmadan önce dikkatli olması gerekir. Kullanıcılar her zaman bir yapay zekâ sisteminin sorumlu bir şekilde tasarlanıp geliştirildiğini ve iyi bir şekilde test edildiğini kontrol etmelidir. Diğer ürünleri düşünün; bir otomobil üreticisi, önceden sıkı testler yapılmadan asla yeni bir aracı piyasaya sürmez.
Test edilmemiş ve yeterince geliştirilmemiş yapay zekâ sistemlerini kullanma riski, yalnızca marka değerini ve itibarını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda kullanıcıları davaya da açık hale getiriyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde hükümet düzenlemeleri, işletmelerin yapay zekâ destekli, ayrımcılık yapan işe alma araçlarının kullanımından sorumlu tutulacağını açıkça ortaya koymuştur.
Geliştirmek ve işletmek için muazzam miktarda güç kullanan yapay zekâ ve gelişmiş bilgisayar sistemlerini çevreleyen önemli sürdürülebilirlik kaygıları da vardır. Zaten tüm bilgi ve iletişim teknolojileri ekosisteminin karbon ayak izi, havacılık sektörünün yakıt emisyonlarına eşittir.
Her şeyden önce insanların yapay zekânın bir sorunu çözmek veya bir sistemi iyileştirmek için en iyi araç olup olmadığını düşünmesi gerekiyor. Yapay zekâ uygunsa sistem dikkatle geliştirilmeli ve kamuya sunulmadan önce iyi bir şekilde test edilmelidir.
Kullanıcılar aynı zamanda yasal düzenlemelerden de haberdar olmalı ve kamu ile özel sektör, yapay zekâ uygulamaları için yeterli korkuluklar geliştirmek üzere birlikte çalışmalıdır.
Son olarak kullanıcılar, sorumlu yapay zekâyı kullanmaya yardımcı olmak için geliştirilen çeşitli araç ve kaynakları kullanmalıdır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
