

Yatırım yönetimi sektörünün büyümesi ve yoğunlaşması bilim camiasını büyülemiştir. Son zamanlarda bu alandaki bilim “Üç Büyük” yatırım yöneticisine (Vanguard, BlackRock ve State Street Global Advisors) odaklanmış ve bu kurumların yakında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hisse senedi piyasasını kontrol edeceklerini öngörerek hızlı varlık birikimlerini alarmla göstermiştir. Ancak yine de çok az bilim insanı bu ‘Üç Büyük’ün ve daha genel anlamda kurumsal yatırım yöneticilerinin hisse/özsermaye sahipliğinde tam olarak nasıl bir büyüme sergilediğini incelemiştir. Bu konudaki geleneksel anlatı, yatırımcılar ABD dolarını bir yatırım fonundan diğerine aktardığında kurumsal sahipliğin arttığı yönündedir. Bu “yeniden tahsis akışının” (reallocational flows) hikâyenin yalnızca bir parçası olduğu gösterilmektedir. Nitekim yatırımcıların, kurumların ve yatırım yaptıkları şirketlerin verdikleri kararlar, bazı kurumların diğerlerine göre büyümesini hızlandırabilmektedir.
Kurumlar yönetilen varlıkların getirisinin piyasa getirisine göre farklılığından dolayı, sahiplik açısından farklı bir büyüme sergileyebilir. Daha az açık bir şekilde, “bilanço etkisi” (balance sheet effects) olarak da adlandırılan özsermayeyi dağıtmaya veya artırmaya yönelik kurumsal kararlar, kurumsal mülkiyette farklılaşan büyümeyi yönlendiren başka bir mekanizma sağlar. Örneğin kurumsal pay geri alımlarını düşünelim. Bir firma, hisse senedi geri alımı yoluyla kendi hisselerini geri satın aldığında, yalnızca bazı yatırımcılar hisselerini satar. Geri alım nedeniyle piyasa değeri düşen firmanın daha büyük bir kısmı elinde kalmayan yatırımcıların elinde kalır. Buradan, geri alımlar sırasında satış yapmama eğiliminde olan (pasif fonlarda uzmanlaşanlar gibi) ve eşzamanlı çıkışlar yaşamayan kurumsal yatırım yöneticilerinin, piyasada toplam net geri alım olduğunda sahiplik hisselerinin arttığını görecekleri sonucu çıkmaktadır. Sahiplik üzerinde benzer etkiye sahip diğer kurumsal dağıtımlar, nakit finansmana dayalı satın almalar ve özel işlemlerdir (cash financed acquisitions and going private transactions). Benzer şekilde, ilk ve dönemsel hisse senedi arzları yoluyla yapılan toplu hisse senedi ihraçları (aggregate equity issuances via initial and seasoned equity offerings) da, kurumların bu tür arzlara katılım derecesine ve eş zamanlı olarak aldıkları sermaye girişlerinin büyüklüğüne bağlı olarak mülkiyeti etkileyebilir. Kurumsal toplam dağıtımların genel etkisi, bu dağıtımların büyüklüğüne ve bunların kurumsal düzeydeki akış ile ortak değişimine bağlıdır.
Bu son nokta önemli bir içyüzünü kavramayı ortaya koymaktadır ki; bir yatırım yöneticisinin piyasa sahipliğindeki büyümeyi değerlendirirken, bu girişlerin tek başına, yani toplam piyasa akışlarını hesaba katmadan değerlendirilmesi mümkün değildir. Örneğin, belirli bir yılda sıfır dolar girişi olan bir kurum, eğer pazar net kurumsal dağıtımlar nedeniyle daralmışsa, hâlâ pazarın artan mülkiyetine sahip olabilir. Aslında, net hisse senedi geri alımları nedeniyle toplam piyasa akışının negatif olduğu yıllarda, sıfır veya hafif pozitif girişler, yatırım yöneticisi sahipliğinde artışa yol açabilir.
Bu konudaki bir makalede, fon ücretlerinin, sermaye kazancı getirilerinin, temettü ve sermaye kazancı dağıtımlarının ve bilanço etkilerinin kurumsal büyümeyi nasıl şekillendirdiği gösterilerek bu içyüzünü kavrama resmileştirilmektedir. Anılan makaledeki çerçeve, kurumsal büyümeye ve neden bazı kurumların (ve özellikle pasif olarak yönetilen yatırım fonlarında uzmanlaşmış olanların) diğerlerinden daha hızlı büyüyebileceğine dair yeni bilgiler üretmektedir.
Anılan çalışmada, çeşitli kaynaklardan gelen veriler birleştirilerek, 2000 yılından bu yana kurumsal ve piyasa akışlarının en eksiksiz resmini oluşturmak için de bu çerçeve kullanılmıştır. Kurumsal mülkiyet, dağıtımlar, ücretler ve temettülerin ve sermaye kazançlarının yeniden yatırımına ilişkin veriler doğrudan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) arşivlerinden toplanmıştır. Ortaya çıkan tablo da aynı şekilde geleneksel kanıya aykırıdır. Spesifik olarak, bu ‘Üç Büyük’ün piyasa sahipliğinde geleneksel anlatının önerdiğinden daha yavaş bir büyüme olduğu ve her kurum arasında önemli farklılıklar bulunduğu ortaya koyulmuştur. Özellikle, ‘BlackRock’un ölçekli akışları, 2009 yılında ‘BGI’yı satın almasının ardından ortalama olarak sadece biraz pozitif iken; ‘State Street’, son on yılda biraz negatif olan ölçekli akışlar sergilemektedir. ‘Vanguard’ın ölçekli akışları pozitif kalmaya devam etmekte, ancak son yıllarda sıfıra yaklaşan istikrarlı bir düşüş görülmektedir. Büyük boyutuna ve pasif fonlara giriş payına rağmen ‘Üç Büyük’ün dışında kalan ‘Fidelity’ de aynı şekilde girişlerden daha fazla çıkış sergilemektedir. Buna karşılık, Geode, JP Morgan ve T. Rowe gibi daha küçük varlık yöneticileri, son birkaç yılda artan sahiplik sergilemişlerdir. Bu sonuçlar, piyasanın geleneksel anlatının önerdiğinden daha sağlam olduğunu ve ‘Üç Büyük’ün tam olarak “dünyayı yemediğini” göstermektedir.
Daha da önemlisi, mezkûr makaledeki analiz, ‘Üç Büyük’ün ve diğer büyük yatırım yöneticilerinin gelecekteki büyümesini şekillendirecek çok sayıda faktöre (ücretlerin büyüklüğü, kurumsal ödeme politikası, temettü yeniden yatırımı, kurumsal finansman kararları ve varlık yöneticisi birleşme ve satın almaları) işaret etmektedir. Örneğin, ‘Üç Büyük’ün bazı bilim adamlarının öngördüğü endişe verici sahiplik seviyelerine ulaşabilmesi için akışlarının sürekli olarak piyasa akışlarından daha yüksek olması gerekecektir ki; bu, bir kurum pazarda daha büyük bir paya sahip olacak şekilde büyüdükçe bu başarı çok daha zor hale gelecektir. Daha geniş anlamda, bu tartışmanın da ortaya koyduğu gibi, ‘Üç Büyük’ hakkındaki tartışmalar diğer birçok politika tartışmasıyla etkileşim halindedir ve dev yatırım yöneticilerinin yükselişinden endişe duyanlar, onların büyümesine katkıda bulunan sayısız faktörün farkında olmalıdır.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
