Yeniden Yapılanma Yanlısı İflas Reformlarının Kurumsal Borç Yapısına Etkisi*

Hukuk ve finans literatürü, iflas rejimlerinin finansal piyasa gelişimini ve ekonomik büyümeyi teşvik etmedeki önemini vurgulamaktadır. Belirlenen temel kavram, iflas yasalarındaki alacaklı haklarının derecesinin, alacaklılar ve borçlular arasındaki göreli müzakere gücünü belirlemesi ve genellikle sıkıntılı varlıkların beklenen geri kazanım değerini etkilemesidir. Sonuç olarak, iflas yasaları kredi arzını ve kullanılabilirliğini önceden şekillendirir. Ancak, iflas işlemlerinde alacaklı haklarının ne ölçüde korunması gerektiği konusunda görüş birliğine varılamamıştır.

Alacaklı haklarını sıkı bir şekilde koruyan iflas yasaları, borç vermeyi ve kredi arzını teşvik edebilir. Bununla birlikte, aşırı alacaklı koruması, ekonomik olarak uygun firmaların tasfiyesine neden olabilir, çünkü teminatlı alacaklılar genellikle borçlularla müzakere etme dürtülerini azaltır ve zararları önlemek için teminatın hızlı bir şekilde satılmasını zorlamaya daha meyillidirler. Tersine, iflas yasaları kapsamında alacaklı haklarının gevşetilmesi, potansiyel olarak borç verenleri borç vermekten caydırmak pahasına olsa da, finansal açıdan sıkıntılı firmaların yeniden örgütlenmesini ve yeniden yapılandırılmasını kolaylaştırabilir.

2000’lerin başından bu yana, geleneksel olarak alacaklı odaklı yasalara sahip birçok yargı bölgesi, 1978 tarihli Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İflas Yasası’nın 11. Bölümü’nün ruhuna (spirit of Chapter 11 of the US Bankruptcy Code) uygun olarak işi devam eden endişeler olarak korumayı amaçlayan iflas yasalarını revize etmiştir. Bu konudaki bir makalede, altı yetki alanındaki (Fransa, İspanya, Almanya, İtalya, Hong Kong ve Singapur) iflas hukuku reformlarını yarı doğal deneyler olarak kullanılıyor ve kurumsal borcun yeniden yapılanma yanlısı yasal değişikliklere nasıl tepki verdiğini incelemek için bir farklılıkların farkı modeli (difference-in-differences model) uygulanıyor.

Makaledeki deneye dayalı çalışmayı yürütmek için, merkezi yukarıda belirtilen yetki alanlarında bulunan firmalardan bir örnek oluşturuluyor ve S&P Capital IQ veri tabanından ayrıntılı borç yapısı bilgileri toplanıyor. Bu örnek kullanılarak, yeniden yapılanma yanlısı iflas reformlarının firmaların toplam borç oranını ve borç yapılarını nasıl etkilediği analiz ediliyor. Ayrıca bu firmalar tarafından temin edilen/ihraç edilen banka kredileri ve tahviller (bank loans and public bonds issued) hakkında bilgi toplanıyor ve bu veriler iflas reformlarının borç sözleşmesi koşulları üzerindeki etkisini incelemek için kullanılıyor. Ardından da, firma, kredi ve tahvil düzeyinde çalışmalar yürüterek, iflas reformunun firma borç politikalarını nasıl şekillendirebileceğinin tam bir resmi çiziliyor.

Makaledeki analizlerden elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir:

İlk olarak, bu iflas reformlarından etkilenen firmaların daha çeşitli kredi kaynaklarından borç aldıkları ve bunun da daha az yoğunlaşmış bir borç yapısına yol açtığı bulunmuştur. Bu etki muhtemelen iflas reformlarını takiben olası sıkılaştırılmış kredi arzından kaynaklanmaktadır. Reformlar, firmalar temerrüde düştüğünde alacaklıların haklarını zayıflatırken, alacaklılar kredi tarama ve izlemeyi artırabilir ve firmalara borç vermeyi azaltabilir. Ayrıca, otomatik takip şartı teminatlı alacaklılara verilen korumayı azaltmakta ve teminatın tasfiye değerinin düşmesine neden olmaktadır. Bu durum firmaların maddi duran varlıkları teminat olarak kullanarak borçlanmasını zorlaştırmaktadır. Bu uyarlamalar, firmaların tek bir kaynaktan borçlanmasını engelleyebilir. Bu nedenle firmalar, kredi arzı sıkılaştığında yatırımlarını veya günlük operasyonlarını desteklemek için birden çok türde borca güvenmek zorunda kalır ve bu da daha çeşitlendirilmiş borç yapılarına neden olur. Bu görüşle tutarlı olarak, yeniden yapılanma yanlısı iflas reformunun borç çeşitlendirmesi üzerindeki etkisinin ağırlıklı olarak, finansal açıdan kısıtlı firmalar, temerrüde düşmek üzere olan firmalar ile teminat değerinde daha büyük bir zarara uğramaya karşı savunmasız firmalar gibi kredi arzındaki olası bir sıkılaşmaya karşı daha savunmasız firmalarda gözlemlendiği; ayrıca, firmaların iflas reformlarından sonra teminatlı borç kullanımını önemli ölçüde azalttığı bulunmuştur.

İkinci olarak, makalede, yeniden örgütlenmeyi teşvik eden yasa değişikliğinin etkisinin tekdüze olmadığı ve bazı firma türlerini diğerlerinden daha fazla etkilediği gösteriliyor. Daha özellikli olarak, finansal olarak kısıtlı firmalar, muhtemelen iflas yasası değişikliklerinin tetiklediği azalan kredi arzı nedeniyle daha düşük kaldıraç ve yatırımlar yaşadılar. Bu, tek tip bir yeniden yapılanma yanlısı iflas yasasının iflas halindeki her tür firma için optimal olmayabileceğini düşündürür. Bunun yerine, her türden firma için geçerli olan herkese uyan tek tip iflas usullerinin aksine, firmaların başvurabilecekleri bir alacaklı odaklı veya borçlu odaklı iflas usulleri menüsünün olması gerekip gerekmediği dikkate alınmalıdır. Bir menü yaklaşımı seçilmezse, reformlardan en fazla fayda sağlayacak olan yetki alanında belirli türden firmaların ekonomiye hâkim olup olmadığı dikkate alınmalıdır.

Üçüncü olarak, makalede, sözleşmeye dayalı ve yasal düzenleyici alacaklı koruması arasındaki etkileşimi gösteriliyor. Reformların kredi ve tahvil piyasalarında daha yüksek faiz oranlarına yol açtığı bulunmuş, bu da alacaklıların iflas halindeki haklarının zayıflamasını telafi etmek için yüksek riskli primlere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Reformlardan sonra firmaların ortalama borç vadelerini düşürdükleri de bulunmuştur. Banka kredileri ve tahvil analizlerinde vadenin kısaldığına dair bu bulgu tekrar teyit ediliyor. Bu kanıt, alacaklıların azalan yasal korumayı dengelemek için sözleşme koşullarında bulunan korumalara (daha yüksek faiz oranları ve daha kısa vade) güvenerek yasal değişikliklere nasıl yanıt verdiğini göstermektedir.

Son yıllarda, dünya çapındaki ülkeler, yeniden yapılanmayı teşvik etmek ve işleri/faaliyetleri devam eden bir endişe olarak korumak için iflas sistemlerini revize ettiler. Örneğin, 2019/1023 sayılı Önleyici Yeniden Yapılandırmaya İlişkin Avrupa Birliği (AB) Direktifi, yeniden yapılandırma çerçeveleri için minimum kurallar belirler ve AB üyesi devletlerin bunu, uygulama için ek bir 12 ay seçeneğiyle birlikte Temmuz 2021’e kadar ulusal yasalarında uygulamasını gerektirir. Ancak, bu reformların kurumsal borç finansmanı üzerindeki önceden etkileri genellikle belirsizdir. Makaledeki analizler, borcun yeniden yapılandırılmasını teşvik eden iflas yasası reformlarının potansiyel olarak kredi arzını olumsuz etkileyebileceğini ve bazı tür firmaların borç finansmanını engelleyebileceğini göstermektedir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.