Yeşil Tahviller: Boş Vaatler/Sözler*

Yeşil tahvil piyasası (market for green bonds) çok büyüdü, bazı yıllarda ihraç hacimleri yarım trilyon doların oldukça üzerindedir. Bu tahvillerin ihraççıları, gelirleri biyolojik çeşitliliğin korunması ve yenilenebilir enerji gibi çevresel faydaları olan projeler için kullanmayı planladıklarını söylüyorlar. Gerçekten de net sıfır ekonomiye geçişi ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama ve etkilerini azaltma çabalarını desteklemek için büyük yatırımlara ihtiyaç vardır. Bu yeni finans türü bizi heyecanlandırsa da şüpheliydik. Ne de olsa tahvil ihraç edenler, gelirlerini olumlu çevresel faydaları olan projeleri finanse etmek için kullanabilirler. ‘Yeşil’ (green) etiketi ne ilave eder? Yeşil tahvil piyasasında geçerli olan yasal şartları araştırmaya karar verildi. Ortaya çıkan makale, şu başlıkta varılan sonuçları ortaya koyuyor: “Yeşil Tahviller; Boş Vaatler/Sözler” (Green Bonds; Empty Promises).

‘Tahvil’ (bond) terimi, ciddi bir sözü ima eder [örneğin, ‘sözüm senettir’ (my word is my bond)]. Tarihsel olarak, bir söz veren, sözünü yerine getirmediği takdirde kaybedilecek olan bir senet/bono göndererek sözlerini güvenilirlikle doldururdu. Bu nedenle, ‘yeşil tahvil’ adı, çevre için iyi olan faaliyetleri teşvik etmek için artan bir yükümlülüğü ifade eder. Yasal açıdan bu, yeşil tahvillerin olumlu çevresel etkiye sahip projeleri finanse etmek için kesin vaatler ve bu vaatleri uygulamaya yönelik açık mekanizmalar içermesinin bekleneceği anlamına gelir. Örneğin, ihraççının gelirleri beklendiği gibi kullanamaması durumunda, sözleşme anlamlı cezalar uygulayabilir veya yatırımcıların paralarını geri talep etmelerine izin verebilir.

Çalışmada, 2012-2022 yılları arasında ihraç edilen binden fazla kurumsal, belediye, devlet ve uluslarüstü tahvilin (corporate, municipal, sovereign, and supra-national bonds) şartları incelendi. Ortaya çıkan hikâye basittir. Yeşil tahviller neredeyse hiçbir şey vaat etmiyor. Hiçbir yaptırım mekanizması içermezler. Ve zamanla, bu gerçekleri yatırımcılar için giderek daha net hale getirdiler.

Ülkeler tarafından ihraç edilen yeşil tahvillerin alt kümesinden (en hevesli yeşil tahvil ihraççıları arasında yer alan) alınan birkaç örnek burada bulunabilir. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini (sustainable development goals-SDG) finanse etmeyi amaçlayan Meksika tarafından ihraç edilen bir 2020 tahvili şunları söylüyor:

SDG Devlet Tahvili Çerçevesi (Sovereign Bond Framework), gelirlerin raporlanması ve kullanımına ilişkin belirli uygulamaları öngörmesine rağmen, Meksika’nın bu uygulamalara uymaması, notlar kapsamında bir ihlal veya temerrüt olayı oluşturmaz veya buna yol açmaz. SDG Devlet Tahvili Çerçevesi ve bunun kapsamında tasarlanan herhangi bir uygulama, bu izahname ekine veya notların koşullarına dâhil edilmemiştir. Meksika’nın uygulanabilir sözleşme yükümlülüklerini oluşturmazlar.

2021 Şili tahvili:

Sürdürülebilir Tahvil Çerçevesi, gelirlerin raporlanması ve kullanımına ilişkin belirli uygulamaları öngörmesine rağmen, Şili’nin bu uygulamalara uymaması, senetler veya başka herhangi bir araç kapsamında bir ihlal veya temerrüt durumu oluşturmaz veya buna yol açmaz. Sürdürülebilir Tahvil Çerçevesi ve burada öngörülen herhangi bir uygulama, bu izahname ekine veya notların koşullarına dâhil edilmemiştir. Şili’nin veya başka herhangi bir kişinin uygulanabilir sözleşme yükümlülükleri oluşturmazlar.

Ve 2021 yılında Macaristan’dan bir tane:

İhraççının niyeti, yerleştirmeden elde edilen gelirleri Uygun Yeşil Harcamaları finanse etmek veya yeniden finanse etmek için kullanmak olsa da, bunu yapmak için herhangi bir yasal zorunluluk yoktur. Ayrıca, bu tür Uygun Yeşil Harcamaların öngörüldüğü şekilde kullanılabilir veya uygulanabilecek durumda olmasını ve dolayısıyla İhraççının bu tür Uygun Yeşil Harcamalardan elde edilen gelirleri amaçlandığı şekilde kullanabilmesini sağlamak için hiçbir yasal zorunluluk yoktur. Ayrıca, Uygun Yeşil Harcamaların başlangıçta amaçlanan etkilere (çevresel, sosyal veya başka türlü) veya sonuçlara beklenen şekilde ulaşmasını sağlamak için herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamaktadır.

Tamamen açık olmak gerekirse: Yeşil tahvil ihraççısı, herhangi bir miktarda yeşil faaliyeti finanse etmeyi taahhüt etmez. En iyi ihtimalle, ihraççı yeşil faaliyetleri finanse etmeyi planladığını ancak fikrini değiştirmekte özgür olduğunu gösterir. Üstelik yeşil vaatlerin olmaması sadece başlangıçtır. Beklenmedik bir durumda, bir yatırımcı yeşil faaliyetleri finanse etmek için gerçek bir taahhüt bulabilirse, herhangi bir uygulama mekanizması yoktur. Yeşil tahviller, diğer tahviller gibi, yatırımcılara uygulama seçenekleri sunan hükümlerle doludur: borcu hızlandırma hakkı, dava açma hakkı vb. Ancak yeşil faaliyetlere yatırım yapılmaması bu hükümleri tetiklemeyecektir. Basitçe söylemek gerekirse, ihraççı yeşil faaliyetleri finanse etme taahhüdünde bulunsa ve sözünden dönse bile, yeşil tahvil yatırımcısının anlamlı bir çaresi olmayacaktır.

İçyüzünü anlamak için yeşil tahvil piyasasında faaliyet gösteren avukatlar, bankacılar, yatırımcılar, derecelendirme uzmanları ve hükümet yetkilileri gibi elliden fazla sektörden kişiyle konuşuldu. Bu konuşmalar yazarların şüpheciliğini iyileştirmek için hiçbir şey yapmadı. İçeridekiler, yeşil tahvillerin tamamen dişsiz olduğunu çok iyi biliyorlardı. Hem ihraççı hem de yatırımcı tarafındaki pek çok kişi, yeşil vaatlerin yerine getirilmemesi nedeniyle yasal sorumluluk getirmeye yönelik herhangi bir düzenleyici girişime karşı olduklarını vurguladılar. Neden? Alınan açıklamalar, bu tür bir sorumluluk olasılığının maliyetleri artıracağı ve piyasayı öldüreceğiydi. Ancak durum böyleyse -yeşil tahvil piyasası ancak ihraççıların gerçekten yeşil faaliyetleri finanse etmek zorunda kalmaması durumunda ayakta kalabiliyorsa- piyasanın hayatta kalıp kalmadığını neden kimse umursasın?

Bazı piyasa katılımcıları, yasal uygulanabilirlik olmamasına rağmen, ihraççıların genellikle yeşil projeler üstlendiği gerçeğiyle rahatladı. Ancak en iyi ihtimalle yeşil tahvil etiketi, yalnızca itibar yaptırımlarıyla desteklenen yumuşak bir taahhüdü yansıtır. En kötüsü, etiket, sıradan bir tahvilin üzerine yerleştirilmiş bir halkla ilişkiler hilesinden başka bir şey değildir. Etiket, ihraççıların ve yatırımcıların çevre dostu kimlik bilgilerini parlatmalarına olanak tanır ve yeşil tahvil ihracına dâhil olan derecelendirme kuruluşları ve ikinci taraf onaylayıcılar gibi çok sayıda aracıya ödenen ücretleri haklı çıkarmaktadır. Ancak en azından şu anda yapılandırıldığı şekliyle, etiket yanlış bir adlandırmadır. Daha da kötüsü, en azından yeşil tahvillerin ‘tahvil’ kısmını itibari değerinden alabilecek bazı yatırımcıları kandırma riskini taşımaktadır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.