Giriş
Danimarka’da yakın zamanda Danimarka Telif Hakları Yasası’nda [Danish Copyright Act], kişilere, bilgisayar tarafından oluşturulan ve “yapay zekâ deepfake’i” (derin yanılsama) olarak adlandırılan içeriklere dâhil edilen kişisel ve/veya fiziksel özellikleri üzerinde haklar verecek değişiklikler önerilmiştir.
Yapay zekâ deepfake’leri önemli bir endişe kaynağıdır. Yapay zekâ teknolojisindeki son gelişmeler, bilgisayara erişimi olan herkese, başkalarının rızası olmadan son derece gerçekçi görüntü, video ve ses içerikleri oluşturma olanağı sağlamıştır.
Danimarka’daki bu yasa önerisi, bireylere, yapay zekâ teknolojilerini kullanan üçüncü taraflarca imajlarının nasıl kullanılacağı konusunda kontrol sağlama yönündeki bir başka girişimi temsil etmekte ve Avrupa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) mevcut yasalara dayanmaktadır.
Bu yazıda, önerinin neleri içerdiği ve Birleşik Krallık ve diğer yargı bölgelerinde deepfake’lerle ilgili mevcut yasal durum da ele alınmaktadır.
- Danimarka’nın Deepfake’le Mücadele Önerileri
Danimarka yasa teklifi, özelliklerinin yapay zekâ deepfake’leri oluşturmak için kullanıldığını tespit eden bireylere koruma sağlayacak iki temel hüküm içeriyor.
1.1. Bireysel koruma [individual protection]
Danimarka Telif Hakları Yasası’nın[1] birinci ek maddesinde şu ifade yer almaktadır (makine çevirisidir):
“» Kişisel özelliklerin gerçekçi dijital taklitlerine karşı koruma [protection against realistic digitally generated imitations of personal characteristics]
Alt Bölüm 1: Bir gerçek kişinin kişisel, fiziksel özelliklerinin gerçekçi, dijital olarak üretilmiş taklitleri, taklit edilen kişinin rızası olmadan kamuya açıklanamaz.
Alt Bölüm 2: Alt Bölüm 1; taklit, başkalarının haklarına veya temel çıkarlarına ciddi zarar verebilecek nitelikte yanlış bilgi oluşturmadığı sürece, esas olarak karikatür, hiciv, parodi, pastiş, iktidar eleştirisi, toplum eleştirisi vb. ifadeler olan taklitleri kapsamaz.
Alt Bölüm 3: Alt bölüm 1’deki koruma, taklit edilen kişinin ölüm yılından itibaren 50 yıl geçinceye kadar devam eder.”
Bu madde, kısaca, tüm bireylerin (dünyanın herhangi bir yerinde) Danimarka’da bireyin özelliklerini içeren deepfake içerikleri yayınlayan üçüncü taraflara karşı uygulayabileceği sınırlı bir kişilik hakkı biçimi sağlar.
Kişilik hakkı [personality right], telif hakkı veya diğer fikri mülkiyet haklarına benzer bir mülkiyet hakkı türüdür. Bir mülkiyet hakkı olarak, bir birey belirli durumlarda başkalarının kendi rızası olmadan bu mülkiyeti kullanmasını engelleyebilir. Söz konusu yasa teklifine göre, kişilik hakkı sıkı bir şekilde kısıtlanmıştır:
- Bu, yalnızca bir kişinin ‘gerçekçi dijital olarak üretilmiş taklitleri’ [realistic digitally generated imitations] ile ilgilidir; yani başka bir deyişle, bir birey, (örneğin) bir gazetede yayınlanan kendisinin gerçek bir görüntüsüyle ilgili olarak aynı kişilik hakkına sahip olmayacaktır.
- Bu çeşitli istisnalar içerir ki, şunlardır: ‘karikatür, hiciv, parodi, pastiş, iktidar eleştirisi, toplum eleştirisi’ [caricature, satire, parody, pastiche, criticism of power, criticism of society]. Hiciv içerikli bir deepfake, bireyin mülkiyet hakkının uygulanmasından güvende olacaktır.
- Bu istisnaların kendi kısıtlamaları vardır. Bireye veya topluma ciddi zarar verebilecek yanlış bilgi içeren bir hiciv, dava konusu olabilir.
Bu, kendi özelliklerini barındıran deepfake’lerin yayılmasını durdurmak isteyen bireyler için faydalı bir adımdır.
Daha önemlisi, yasada önerilen değişikliklerin ifadesinde kişilik hakkının yalnızca açıkça zararlı olan deepfake’leri değil (örneğin, izinsiz yayınlanan cinsel içerikli görüntüler, dolandırıcılık veya şantaj) her türlü deepfake’i kapsadığı açıkça belirtilmektedir.
Bu, genel Avrupa tutumunun ve Birleşik Krallık ile ABD yasalarının ötesine geçmektedir. Farklılıklar aşağıda daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
1.2. Sanat koruması [artistic protection]
Sanatçıların hakları zaten Danimarka Telif Hakları Yasası tarafından korunmaktadır. Örneğin, bir film yapımcısı, eserlerinin izinsiz kopyalarının dağıtılmasını engelleme hakkına sahiptir.
Yasa önerisinde, bu çeşitli hakların (makine çevirisidir) da kapsayacak şekilde genişletilmesi öngörülmektedir: ‘Sanatçıların performanslarının veya sanatçıların sanat başarılarının dijital gerçekçi taklitleri’ [digital realistic imitations of performances by performing artists or of artistic achievements by artists].
Kısacası, örneğin bir videonun birebir kopyası olmayan, ancak özünde aynı eser olan deepfake’ler, birebir kopyaymış gibi ele alınacaktır. Bu, müzisyenlerin ve şarkıcıların yapay zekâ tarafından üretilen seslerini de kapsamalıdır ki; bu, telif hakkı yasalarının Avrupa ve Birleşik Krallık’taki genel duruma aykırı önemli bir genişlemesidir.
Yasa önerisi, sanatçılara ve diğer fikri mülkiyet hakkı sahiplerine [intellectual property rights holders], yapay zekâ araçları kullanıcılarının içerik üretip bunları kendi çalışmalarıymış gibi göstermelerini engellemek için son derece kullanışlı bir araç sağlayacaktır.
- Deepfake’lere Karşı Mevcut Uluslararası Yasalar
Danimarka’nın anılan yasa önerisi, ülkelerin deepfake’lerle nasıl mücadele edeceğine dair faydalı bir güncel örnek sunması açısından dikkat çekicidir. Yapay zekâ kapasitesinin hızı, kullanımını sınırlamaya yönelik yasal çabaları hâlâ geride bırakmaktadır. Danimarka, bu değişime ayak uydurabilecek potansiyel bir yol sunmaktadır.
Deepfake’ler üzerindeki yasal kontrollere ve bunların sınırlamalarına ilişkin örnekler şunlardır.
2.1. Avrupa Birliği
- Genel Veri Koruma Yönetmeliği [General Data Protection Regulation]: Bu yönetmelik kapsamında, bireyler kişisel verilerinin kullanımı üzerinde haklara sahiptir. Kişisel veriler, “tanımlanmış veya tanımlanabilir bir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” [any information relating to an identified or identifiable natural person] olarak tanımlanır. Yeterince doğru ve/veya gerçekçi deepfake’ler kişisel veri teşkil eder. Bireyler, diğer hususların yanı sıra, kişisel verilerinin silinmesini talep edebilirler. Ancak bu hakkın sınırlamaları vardır ve Genel Veri Koruma Yönetmeliği genel anlamda, kuruluşlara bireylerin haklarına karşı koyma konusunda sağladığı ayrıcalıklar göz önüne alındığında, deepfake’lerle mücadele etmek için her zaman yeterli değildir.
- Avrupa Birliği (AB) Yapay Zekâ Yasası [EU Artificial Intelligence Act]: AB Yapay Zekâ Yasası, yapay zekâ deepfake içeriklerinin bu şekilde etiketlenmesini ve şeffaflığın artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak AB Yapay Zekâ Yasası, üçüncü taraflarca deepfake içeriklerin yayınlanmasını düzenlememektedir.
- Dijital Hizmetler Yasası [Digital Services Act]: Bu yasa, çevrimiçi platformlara, deepfake’ler (örneğin, deepfake’in mahrem bir görüntüyü temsil ettiği durumlar) de dâhil olmak üzere zararlı içerikleri kaldırma yükümlülüğü getirmektedir. Tüm kuruluşlar Dijital Hizmetler Yasası kapsamında çevrimiçi platform olarak kabul edilmez ve söz konusu yasa genellikle bireyler için geçerli değildir. Elbette, istenmeyen içerikler olsalar bile, tüm deepfake’ler Dijital Hizmetler Yasası kapsamında doğası gereği “zararlı” değildir.
- Kişilik hakları: AB genelinde, çeşitli kişilik hakları sağlayan çok sayıda üye devlet yasası bulunmaktadır. Bunların çoğu, kişinin kişiliğinin (ticari veya başka türlü) kullanımını kontrol etmekten ziyade, bireyin mahremiyetiyle ilgilidir. Bazı durumlarda, iftira veya aşağılayıcı muameleye karşı yasalar deepfake’lerle mücadele etmek için kullanılabilir. Tüm bunlar, deepfake’lerin yayınlanmasının engellenmesinin, deepfake’in içeriğine bağlı olduğu anlamına gelir.
2.2. Birleşik Krallık
- Birleşik Krallık Genel Veri Koruma Yönetmeliği: Bu yönetmelik, AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği ile aynı şekilde işleyecektir. Bu nedenle Birleşik Krallık Genel Veri Koruma Yönetmeliği de aynı sınırlamaların çoğunu içermektedir.
- 2023 tarihli Çevrimiçi Güvenlik Yasası [Online Safety Act]: Birleşik Krallık’ın 2023 tarihli Çevrimiçi Güvenlik Yasası, 2003 tarihli Cinsel Suçlar Yasası’nda değişiklik yaparak, deepfake görüntüleri de dâhil olmak üzere, rıza olmadan mahrem görüntülerin yayınlanmasını suç haline getirmiştir. Bu değişiklik, bu tür görüntülerin oluşturulmasını suç kapsamına almıyordu. Bu konu, bireylerin mahrem deepfake görüntülerinin oluşturulmasını (ve bunların devreye alınmasını) suç sayan 2025 tarihli Veri (Kullanım ve Erişim) Yasası’nda ele alınmıştı. Birleşik Krallık’taki bu yasa, yapay zekâ deepfake’lerinin en kötü biçimlerinden biriyle mücadele etmek için faydalı olsa da, diğer zararlar veya istenmeyen görüntüler söz konusu olduğunda Danimarka’daki yasa önerisinin oldukça gerisinde kalmaktadır.
- Kişilik hakları: Birleşik Krallık, yasalarda açıkça tanımlanmış bir kişilik hakkı olmamasıyla dikkat çekmektedir. Gizlilik ve iftira ile ilgili haklar dışında, bireyler genellikle yalnızca “taklit” (üçüncü bir şahsın rızası olmadan ticari kazanç sağlamak için bir kişinin görüntüsünü kullanması) bağlamında korunmaktadır. Bu durum çoğu insanı korumaz ve yine koruma ticari bir bağlam gerektirmektedir.
2.3. Amerika
- Eyalet düzeyinde ve federal düzeyde gizlilik yasaları [state/federal privacy laws]: ABD’deki gizlilik yasası karmakarışıktır. Kaliforniya gibi bazı yargı bölgelerinde, aynı sınırlamalara sahip olmakla birlikte, Genel Veri Koruma Yönetmeliği ile genel olarak karşılaştırılabilir gizlilik yasaları vardır.
- Kaldırma Yasası [Take It Down Act]: Dijital Hizmetler Yasası ve 2023 tarihli Çevrimiçi Güvenlik Yasası’na benzer şekilde, yeni federal yasa, çevrimiçi platformları mahrem görüntüleri (deepfake görüntüleri dâhil) 48 saat içinde kaldırmaya mecbur kılmaktadır. Teksas gibi bazı eyaletlerde, bu tür zararlı deepfake’lere karşı benzer korumalar bulunmaktadır.
- Kişilik hakları: ABD’deki çeşitli eyaletlerde, başkalarının ticari kazanç sağlamak için bireylerin kişiliklerini rızaları olmadan kullanmasını engelleyen kapsamlı kişilik hakları bulunmaktadır. Yine, buradaki ticari bağlam nedeniyle, çoğu deepfake için geçerli bir hak olması pek olası değildir.
Sonuç
Danimarka’nın önerdiği reformlar, yapay zekâ ve deepfake’ler (derin yanılsama) etrafındaki yasal alanda memnuniyet verici bir gelişmedir. Yasa önerisiyle bireylerin kimliklerinin dijital kopyası üzerinde kontrol sahibi olmaları için nispeten yeni bir mekanizma sunularak, diğer ülkelerin de bu gelişmeyi dikkate alıp zararlı deepfake ile mücadele etmek için mevcut yasal araçlarının kapsamını genişletmeleri umulmaktadır.
[1]Yasa önerisinin Danca metni için bkz.< https://www.ft.dk/samling/20241/almdel/kuu/bilag/232/3050901.pdf>.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.


