Alman Şirketler Hukukunda Denetim Kurulu*

Almanya’da iki kademeli bir kurul sistemi (two-tier board system) vardır. Bu sistem kurulu yönetim kurulu (management board) ve denetim kurulu (supervisory board) olarak ayırır. İkincisinin yani denetleme kurulunun işlevi, öncelikle yönetim kurulunun gözetimi ve kontrolüdür. Bu işlevin yerine getirilmesinin temeli, denetim kurulunun yönetim kurulu üyelerini atama ve belirli koşullar altında görevden alma ve ücretlerini belirleme yetkisidir. Her iki kurul arasındaki ayrım zorunludur. İki aşamalı yönetim kurulu sisteminin en büyük avantajı, yönetim işlevi ile kontrol işlevi arasındaki bu net ayrımdır ki; bu ayrım, Almanya’da kesin bir tezatla/uyumsuzlukla desteklenmektedir. Sanayinin ve bankaların büyük şirketlerin denetim kurullarında iç içe geçmiş müdürlükler aracılığıyla yakın işbirliği içinde çalıştığı geleneksel Rheinland kapitalizmi (“Almanya A.Ş.”; Germany Inc) hızla yok oluyor. Yine de birçok şirkette, özellikle ailelerce kontrol edilen şirketlerde olmak üzere denetim kurulu hala çok güçlüdür, ancak bazen diğer büyük şirketlerde de, özellikle mali zorluklar içindeyseler veya Deutsche Bank gibi önemli bir yeniden yönelimle karşı karşıya kalıyorlarsa, denetim kurulu hala çok güçlüdür.

Uluslararası alanda, örneğin Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, İsviçre ve diğer ülkelerde tek kademeli yönetim kurulu sistemi hakimdir. İki aşamalı yönetim kurulu sistemi Almanya, Polonya, Fransa, İtalya, Hollanda ve diğer bazı ülkelerde mevcuttur. Tek kademeli veya iki kademeli kurul sisteminin (one-tier or the two-tier board system) ortaya çıkışının tarihsel nedenleri vardı. Tek kademeli yönetim kurulunun (one-tier board) en büyük avantajı, tüm yönetim kurulu üyelerinin şirket ve yönetimi hakkındaki bilgilere kolayca erişebilmesidir. Aynı zamanda kontrol işlevi, aynı üniter kurulun tam üyesi olan bağımsız yönetim kurulu üyeleri tarafından yürütülür. Ancak, her iki sistemdeki yaygın görüşün aksine, karşılaştırmalı hukuk ve günümüze değin yaşanan deneyim, iki modelden birinin açık bir üstünlüğünü göstermez; bunun yerine, belirli yol bağımlılıklarının dışında, her iki sistemin de belirli bir işlevsel yakınsaması söz konusudur.

Bu konudaki uluslararası eğilim, açıkça hissedarlara tek kademeli ve iki kademeli sistemler arasında bir seçim yapma yönündedir. Örneğin, Fransa, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Finlandiya ve en son olarak Danimarka’nın yanı sıra diğer bazı Avrupa dışı ülkelerde de durum böyledir. İtalya ve Portekiz de dahil olmak üzere diğer bazı ülkeler, ikiden fazla model arasında seçim yapılmasına bile izin vermektedir. Avrupa Birliği de ‘Avrupa Şirketi’nde (European Company; Societas Europaea, SE) tek kademeli ve iki kademeli sistemler arasında bir seçim olanağı sağlamıştır.

Almanya, iki kademeli kurul sistemi konusunda uzun bir deneyime sahiptir. Bu deneyim, diğer hususların yanı sıra, yönetim kurulu ile ilişkiler, özellikle de temel işlerde ön kontrol ve ortak karar alma; denetim kurulunun görev, hak ve hizmetleri ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan oluşan, kurulun içyapısıyla ilgilidir. Alman denetim kurulunun yörüngeye bağlı bir özelliği, büyük şirketlerde çok geniş kapsamlı işgücünün ortak kader oluşudur. Yaklaşık 280 anonim şirket ve toplam 700 şirket, yarı eşit işgücü ortak belirlemesine tabidir. Emeğin ortak kaderini belirlemesinin şirket ve ekonomi üzerindeki sonuçları çok tartışmalıdır. Bu konudaki deneysel çalışmalar çoğunlukla çelişkili olup, bir yanda çoğu iktisatçının değerlendirmesi ile diğer yanda sosyologların değerlendirmesi arasında tam bir anlaşmazlık söz konusudur.

Hem yönetim hem de denetim kurulu üyeleri için Alman sorumluluk rejimi, yalnızca Sermaye Şirketleri Yasasına bakıldığında oldukça geniş kapsamlı ve katıdır. Ancak geleneksel olarak çok az uygulama olmuştur. Bu konuda Alman Federal Yargıtayı’nın (Bundesgerichtshof; German Federal Court of Appeals) 1997 tarihli ARAG/Garmenbeck kararı ile yaşanan finansal kriz önemli bir değişikliğe yol açmış olup; anılan Kararı takiben, denetim kurulunun görevlerini ihlal eden bir yönetim kurulu üyesine karşı dava açması gerekir ki, mali kriz, çok büyük zararlara yol açacak büyük yönetim hatalarını kanıtlamıştır. Yani şimdi hem medeni hukuk hem de ceza hukuku kapsamında daha fazla dava açılmaktadır.

Denetim kurulunun yönetim kurulu üzerindeki kontrolü ile bu meselede kazanılan deneyim az çok tatmin edicidir. 2020 yılındaki Wirecard başarısızlığı bağlamında gösterilen eksiklikler, 2021’de kapsamlı bir reforma yol açmıştır. Bu eksiklikler; yönetim kurulu, denetim kurulu, denetçiler ve Alman Finans Sektörü Denetleme Kurumu (BaFin; supervisory agency) ile ilgilidir.

Dahili kurumsal yönetişimden ayrı olarak, piyasalar harici kurumsal yönetişim uygular. Disiplin yönetimi (disciplining management) ile ilgili piyasalar; ürün pazarları, işgücü piyasası (şirket yöneticileri için bir pazar olarak) ve şirket kontrolü piyasasıdır. Birleşme ve satın almalar Almanya’da da çiçek açarken, örneğin halka açık şirket devralması yoluyla şirket kontrolü için gerçek piyasa geleneksel olarak az gelişmiştir ve düşmanca devralmalar (hostile takeovers) çok nadirdir. Bunun bir nedeni, halka açık şirketler için kurumsal hissedarlığın hızla büyümesine rağmen, Almanya’daki hissedarlığın çoğunlukla dağınık olmaması ve kontrolün çoğunlukla ailelerin ve şirket gruplarının elinde olmasıdır. Diğer bir neden de, Alman hukukunun İngiliz tarzı engellenmeyi önleme kuralını (British-style anti-frustration rule) benimsememiş olması, bunun yerine yönetimin genel kurulun onayını istemeden savunma önlemleri almasına izin vermesidir. Alman Devralma Yasası (German Takeover Act) uyarınca, denetim kurulunun savunma önlemlerini kabul etmesi yeterlidir.

* Bu çeviride yer alan görüşler ‘Oxford Business Law Blog’ Makale Yazarına ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler çevirene aittir. Türkçeye çevirisi yapılan makalenin İngilizce orijinali için bkz. Klaus J. Hopt (Emeritus Director of the Max Planck Institute for Comparative and Private International Law in Hamburg and an emeritus professor of law), The German Supervisory Board, Oxford Business Law Blog, 2 December 2022, < https://blogs.law.ox.ac.uk/blog-post/2022/12/german-supervisory-board > erişim tarihi 02 Aralık 2022

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.