Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Federal Rezerv Guvernörü Philip N. Jefferson Tarafından “Fırsat ve Kapsayıcı Ekonomik Büyüme Enstitüsü” (Opportunity and Inclusive Growth Institute) Araştırma Konferansında Yapılan Konuşma*

Günaydın ve teşekkürler. Burada olmak bir zevk. Bugünkü zamanımı bu oturumun başlığının ortaya koyduğu soruyu cevaplamak için kullanmak istiyorum: Fed (ABD Merkez Bankası), fırsat ve kapsayıcı büyüme araştırmalarından ne öğrenebilir? Ancak, öncelikle, ifade edilen görüşlerin bana ait olduğunu ve Federal Açık Piyasa Komitesi veya Federal Rezerv Sistemindeki (Federal Open Market Committee or in the Federal Reserve System) herhangi birinin görüşlerini yansıtması gerekmediğini hatırlatmama izin verin.

Tüketicinin korunması, toplumsal gelişim ve finansal istikrar dahil olmak üzere Fed’in bazı alanları kapsayıcı büyümeyi desteklemeye yardımcı olabilir. Ancak para politikası bu sorunları doğrudan çözemez. Bununla birlikte, fırsat araştırması ve kapsayıcı büyüme ile maksimum istihdam ve fiyat istikrarına dair ikili görevimiz arasında doğrudan bir çizgi görüyorum. Görevimizin yerine getirilmesi, başka belirli koşullar mevcutsa muhtemelen daha kolaydır. Örneğin, yukarı doğru sosyal hareketlilik kanalları açıksa ve herkes için çalışıyorsa (yani istihdam ediliyorsa), hem daha yüksek işgücü piyasası katılımı hem de daha yüksek üretkenlik (higher labor market participation and higher productivity) görmemiz muhtemeldir ki; her ikisi de düşük ve istikrarlı enflasyon ortamında maksimum istihdama (maximum employment) ulaşmayı kolaylaştırır. Genel ekonominin sağlığını ve işleyişini etkileyen kanalları ne kadar iyi anlarsak, ikili görevimizi yerine getirmek için politika kararlarımızı o kadar iyi ayarlayabiliriz.

Bu kanallar, büyük ölçüde politika yapmak için bize ait olmayan, ancak politikalarımızın refah koşullarını teşvik etmede etkili olması için önemli olan birkaç alandan oluşur. Bunlar; sağlık, barınma, ulaşım, çocuk bakımı, engelli hizmetleri, eğitim, finansal sisteme erişim ve sermayeye erişimi (health, housing, transportation, childcare, disability services, education, access to the financial system, and access to capital) içerir.

Öncelikle para politikasına değinmek istiyorum. Federal Rezerv, ikili görevini sürdürürken, esasen ekonominin ve tüm katılımcılarının gelişebileceği koşulları geliştirmeye ve sürdürmeye çalışıyor. Bu konudaki araştırmalar, yüksek istihdam ve istikrarlı fiyatlara (high employment and stable price) sahip güçlü bir ekonominin faydalarının özellikle daha az avantajlı gruplar için önemli olduğunu göstermiştir. [1] Bu gruplar aynı zamanda bir genişlemede en büyük kazanımları daha sonra görme eğilimindedir, bu da en çok sürdürülebilir büyüme dönemlerinden yararlandıkları anlamına gelir (rekordaki en uzun süre olan pandemiden önce yaşadığımız genişleme gibi). [2] Örneğin, salgın öncesi genişleme (pre-pandemic expansion) sırasında, birinci sınıf Afrikalı Amerikalılar ve Hispanikler ile beyaz meslektaşları arasındaki uzun süredir devam eden işsizlik oranları arasındaki eşitsizlik kapanmaya başladı. Aslında, pandeminin başlamasından hemen önce işgücü piyasası sonuçlarındaki eşitsizlikler (disparities in labor market outcomes), en az 50 yılın en dar olanıydı. Aynı zamanda, enflasyon düşük kaldı (aslında çoğu zaman için %2’lik hedefimizin altındaydı) ve güçlü işgücü piyasasına rağmen çok az toparlanma belirtisi gösterdi.

Pandemi maalesef işgücü piyasasında son 80 yılın en hızlı ve şiddetli daralmasını beraberinde getirdi. Ayrıca, kadınlar ile Siyahi ve Hispanik bireylerin (Black and Hispanic individuals) işsizlik oranları üzerinde, diğer birçok demografik grup üzerinde yaptığından çok daha büyük bir etkiye sahipti. Ve ekonominin tüm sektörlerinde iş kayıpları yaygınken, daha az eğitimli işçiler özellikle ağır darbe aldı. Bu, özellikle uzaktan veya yüz yüze etkileşim gerektiren işlerde çalışamayanlar için geçerliydi.

Ekonomi yeniden açılıp toparlanmaya başladığında, başlangıçta en çok etkilenen gruplar olan Siyahi ve Hispanik işçiler için işsizlik oranları da daha keskin bir şekilde düştü. Bugün, işsizlik oranlarında ırksal sınırlar (in unemployment rates along racial lines persist) boyunca maddi eşitsizlikler (material disparities) devam ederken, bu eşitsizlikler neredeyse pandemiden hemen önce gördüğümüz daha dar aralıklara geri döndü.

Bununla birlikte, ekonomi toparlanırken; güçlü talep ve çeşitli arz kısıtlamaları, 1980’lerin başından bu yana tüketici fiyatlarındaki en hızlı artışa katkıda bulundu. Enflasyonun da orantısız etkileri vardır ve en şiddetli şekilde, onu en az karşılayabilenler tarafından hissedilir. Gıda, ulaşım ve barınma gibi, ücret/maaş ölçeğinin alt ucundaki insanlar için hane bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturan ihtiyaçlar açısından fiyat artışları özellikle keskin olmuştur. Düşük gelirli hanelerin (lower-income households) ayrıca fiyat artışlarını tamponlamak için daha az tasarrufları vardır, bu da etkileri yalnızca daha güçlü hissetmekle kalmayıp aynı zamanda hemen hissetmeleri anlamına gelir. Sahip oldukları tasarrufların nakit veya faiz getirmeyen hesaplarda (cash or noninterest-bearing accounts) olması daha olasıdır, bu da enflasyonun tasarruflarının satın alma gücünü doğrudan aşındırdığı anlamına gelir.

Para politikası, düşük gelirli hane halklarının yüksek enflasyondan en çok zarar görmesine sebep olan belirli nedenleri ele alamaz. Ancak bu nedenler, düşük enflasyonun önemini göstermeye yardımcı olur: Düşük enflasyon (low inflation), uzun ve sürekli bir genişlemeye, yani herkes için çalışan bir ekonomiye ulaşmanın anahtarıdır. İkili görevimizi sürdürmek, Federal Rezerv’in geniş çapta paylaşılan refahı teşvik etmesinin en iyi yoludur. Aynı zamanda, parasal politika yapıcıların, politikalarımızı refahı artırmada daha etkili hale getirebilecek çok sayıda ve çeşitli koşulları anlamaları da kritik öneme sahiptir.

Şimdi, yine de dikkatle incelenmesi gereken, Fed’in yetki alanı dışındaki refah için bu eşlik eden koşullara dönelim. Birçoğu barınma, ulaşım ve çocuk bakımı gibi basittir. Uzaktan çalışma artmış olsa bile, birçok işkolu yüz yüze ve sahada kalmaktadır. İnsanlar, maliyet nedeniyle veya işlerin yerleşim dışı alanlarda yer alması nedeniyle işe yakın yaşayamıyorsa, işe gidip gelmeleri gerekir. İşe gidip gelme toplu taşımaya veya kişisel ulaşıma bağlıdır; bu da sırasıyla karayolları ve otoyollar gibi altyapıya dayanır. Ve işe gidip gelmek için harcanan zaman, çocuk bakımı kararlarını da etkilemektedir. Genel olarak (çocuklar veya diğer akrabalar için) bakım sorumlulukları (caring responsibilities) insanları işgücünün dışında tutabilir ve bu sorumluluk orantısız bir şekilde kadınlara düşer. Bu, bilhassa pandemi sırasında belirgindi ve özellikle Siyahi ve Hispanik anneler için geçerliydi. [3]

Finansal katılım (financial participation) da açıkça refahla bağlantılıdır. Bankasız olmak, daha az finansal güvenlik (financial security) anlamına gelir. Krediye daha az erişim, daha küçük veya hatta hiç olmayan bir güvenlik ağı anlamına gelir, ancak aynı zamanda, sermaye oluşturmak için bir ev satın almak, eğitime fon sağlamak veya bir iş kurmak için daha az fırsat anlamına gelir.

Fakat daha az bariz hatta daha az ölçülebilir durumdaki başka sorunlar da vardır. Bir ev, konumun ötesinde, hem barınak gibi temel ihtiyaçları hem de kişisel güvenlik ve haysiyet duygusu gibi paha biçilmez faydalar sağlar. Zihinlerimizin ve bedenlerimizin toparlanabileceği ve yenilenebileceği bir sığınaktır, böylece ertesi günün işi de dahil olmak üzere hayatın her alanına katılmaya hazır oluruz. Dezavantajlı bölgelerde yaşamanın ya da maddi sıkıntılarla baş etmenin maliyeti hayatın her alanında görülebilir. Daha yüksek stres, birden fazla işte çalışmanın sık sık gerekliliği, faydaların olmaması ve işe gidip gelmek için harcanan zaman ve para, yani tüm bunlar mali ve psikolojik bir bedel gerektirir. İnsanlığımızın daha tatmin edici bir varoluş yaşamak, hayatın zenginliğinin tadını çıkarmak olan temel bir yönü vardır. Herkes için işleyen bir ekonomide çalışmak için yaşamamalı, yaşamak için çalışmalıyız. Bunlar, insanların gelişmesini sağlayacak faktörlerdir.

Tabii ki, bu önemli konuları ele alabilecek politikalar, Fed politika yapıcıları tarafından yapılmıyor. Ancak bugün tartıştığımız araştırma gündemi, refahın insanların gelişmesine ve hayatlarını daha geniş anlamda zenginleştirmesine olanak tanıyan yönlerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Teşekkürler.

Dipnotlar

[1] Bkz. Tomaz Cajner, Tyler Radler, David Ratner ve Ivan Vidangos (2017), “Racial Gaps in Labour Market Outcomes in the Last Four Decades and over the Business Cycle,” Finance and Economics Tartışma Serisi 2017-071 (Washington: Board Federal Rezerv Sistemi Guvernörleri, Haziran).

[2] Bakınız, örneğin, Stephanie R. Aaronson, Mary C. Daly, William L. Wascher ve David W. Wilcox (2019), “Okun Yeniden Ziyaret Edildi: Güçlü Bir Ekonomiden En Çok Kim Yarar Sağlar? (PDF)Brookings Papers on Ekonomik Aktivite, Bahar, s. 333”“75.

[3] Bkz. Joshua Montes, Christopher Smith ve Isabel Leigh (2021), “Pandemi Sırasında Çocuklar İçin Bakım ve Ebeveyn İşgücüne Katılım,” FEDS Notları (Washington: Board of Governors of the Federal Reserve System, 5 Kasım).

* Bu çeviride yer alan görüşler FED Guvernörü Philip N. Jefferson’a ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler çevirene aittir. İngilizceden Türkçeye çevirisi yapılan konuşma metni için bkz. Speech, Governor Philip N. Jefferson, Opportunity and Inclusive Economic Growth, At the 2022 Institute Research Conference, hosted by the Opportunity and Inclusive Growth Institute, Federal Reserve Bank of Minneapolis, Minneapolis, Minnesota, November 17, 2022, < https://www.federalreserve.gov/newsevents/speech/files/jefferson20221117a.pdf > erişim tarihi 21 Kasım 2022

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.