
Merhum ağabeyimin güzel hatırasına…
“…
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
…”
Metin ELOĞLU (1927-1985)
1. Amerikan Dolarının Uluslararası Rolü/Hakimiyeti
Geçen yüzyılın genelinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dolarının (dolar) küresel ekonomideki önde gelen rolü, ABD ekonomisinin büyüklüğü ve gücü, istikrarı ve ticarete ve sermaye akışlarına açıklığı, güçlü mülkiyet hakları ve hukukun üstünlüğü ile desteklenmiştir. Bu nedenledir ki, ABD finans piyasalarının derinliği ve likiditesi eşsizdir (depth and liquidity of U.S. financial markets is unmatched) ve son derece güvenli dolar cinsinden varlıkların büyük bir arzı vardır. Bugüne kadar yapılan çoğu ölçüme göre, dolar baskın para birimidir (dominant currency) ve ABD’nin küresel gayrisafi yurtiçi hasıladaki (GSYİH) payına göre çok daha büyük bir uluslararası rol oynamaktadır.
Bir para biriminin önemli işlevlerinden biri, önemli bir satın alma gücü kaybı olmaksızın gelecekte kaydedilebilecek ve geri alınabilecek bir değer deposu (store of value) olmasıdır. Bir değer saklama aracı olarak bir para birimine olan güvenin ölçüsü de, onun resmi döviz rezervlerinde kullanılmasıdır (usage in official foreign exchange reserves). 2021 yılında açıklanan küresel ölçekli resmi yabancı rezervlerin %60’ının dolardan oluşturulduğu görülmektedir. Bununla birlikte, doların bu payının, 2000 yılındaki rezervlerin %71’ini oluşturduğu, ancak yine de avro (%21), Japon yeni (%6), İngiliz sterlini (%5) ve Çin renminbisi (%2) dahil olmak üzere diğer tüm para birimlerini çok geride bıraktığı da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, ABD dolarının payındaki bu düşüş, tek bir para birimi yerine çok daha çeşitli diğer para birimleri tarafından telafi edilmiştir.

Bu resmi dolar rezervlerinin büyük kısmı (bulk of these official dollar reserves), hem resmi hem de özel yabancı yatırımcılar (both official and private foreign investors) tarafından yüksek talep gören ABD Hazine tahvilleri nezdinde tutulmaktadır. 2021 yılının ilk çeyrek sonu itibarıyla, 7 trilyon ABD doları veya mevcut Hazine menkul kıymetlerinin %33’ünün hem resmi hem de özel yabancı yatırımcılar, %42’sinin özel yerli yatırımcılar ve %25’inin Federal Rezerv Sistemi tarafından tutulduğu anlaşılmıştır. Oysa 2015 senesinde yabancı yatırımcıların elindeki Hazine tahvillerinin payı neredeyse %50 iken, ülke Hazinelerinin mevcut yabancı payı Avro bölgesi dışındaki yatırımcıların elinde bulunan Avro bölgesi devlet borçlarının payı ile karşılaştırılabilir ve İngiliz veya Japon devlet borçlarının yabancıların elindeki hisselerinden (foreign-held shares) daha yüksektir.
Yabancı yatırımcılar da önemli tutarlarda kağıt banknot (substantial amounts of paper banknotes) tutmaktadır. Yurtdışında tutulan ABD doları banknotlarının değeri, hem mutlak bazda (absolute basis) hem de ödenmemiş banknotların bir kısmı (fraction of banknotes outstanding) olarak son yirmi yılda artmıştır. Federal Rezerv, 2021’in ilk çeyrek sonunda 950 milyar doların üzerinde ABD doları banknotunun yabancılar tarafından tutulduğunu tahmin etmekte olup, bu da toplam ABD doları banknotlarının kabaca yarısıdır.
Buna ek olarak, birçok yabancı ülke, para birimlerinin ABD dolarına göre hareketlerini sınırlayarak (by limiting the movements of their currencies), başka bir deyişle, onu bir çapa para birimi (anchor currency) olarak kullanarak, ABD dolarının bir değer deposu (store of value) olarak etkinliğinden yararlanmaktadır. Bu konuda yapılan bir çalışmada vurgulandığı gibi, doların çapa para birimi olarak kullanımı son yirmi yılda artmıştır. 2015 yılında dünya GSYİH’sının %50’sinin, para birimi ABD dolarına bağlı olan ülkelerde üretildiği tahmin edilmektedir (ABD’nin kendisi hariç). Buna karşılık, aynı yıl dünya GSYİH’sının avroya bağlı payı sadece %5 (Avro bölgesinin kendisi hariç) olmuştur.
ABD doları uluslararası işlemlerde ve finansal piyasalarda (international transactions and financial markets) da hakim durumdadır. Bir para biriminin uluslararası rolü, bir değişim aracı olarak kullanılmasıyla da ölçülebilir. Doların uluslararası egemenliği (dominance of the dollar internationally), küresel ticaretin ve uluslararası finansal işlemlerin para birimi bileşimine ilişkin son zamanlarda yapılan çalışmalarda vurgulanmıştır. ABD doları, ezici bir çoğunlukla, küresel ticarette dünyanın en sık kullanılan para birimidir (world’s most frequently used currency in global trade). 1999-2019 döneminde doların, ticari faturalandırmanın Amerika’da %96’sını, Asya-Pasifik bölgesinde %74’ünü ve ABD’de %79’unu oluşturduğu; bunun tek istisnasının, avronun baskın olduğu Avrupa kıtası olduğu anlaşılmaktadır.
Kısmi bir değişim aracı olarak baskın rolü nedeniyle, ABD doları uluslararası bankacılıkta da baskın para birimidir (dominant currency in international banking). Uluslararası ve yabancı para cinsinden borçların (öncelikle mevduat) ve alacakların (öncelikle krediler) yaklaşık %60’ı ABD doları cinsindendir. Bu pay 2000 senesinden beri nispeten sabit kalmakla beraber, avronun aldığı payın (yaklaşık %20) oldukça üzerindedir.
Dolar finansmanının özellikle kriz zamanlarında yüksek talep görmesiyle birlikte, yabancı finans kuruluşları dolar finansmanı bulmakta zorluk çekebilir. Buna karşılık, Federal Rezerv, uluslararası dolar fonlama piyasalarında kriz kaynaklı baskıları (crisis-induced strains in international dollar funding markets) hafifletmek için iki program başlatmıştı, böylece baskıların yerli ve yabancı firmalara ve hanehalklarına kredi arzı üzerindeki etkilerini hafifletmiştir. 2008-2009 küresel mali krizi esnasında dolar finansmanının mevcut kalmasını temin için, Federal Rezerv birkaç yabancı merkez bankasıyla geçici takas hatları (temporary swap lines) başlatmış ve bunların bir alt kümesi 2013 yılında kalıcı hale getirilmiştir. 5 Mart 2020 tarihindeki COVID-19 krizi sırasında ise, Federal Rezerv sabit takas hatlarının operasyon sıklığını artırmış ve ek karşı taraflarla geçici takas hatları başlatmıştır. Federal Rezerv ayrıca, 2021’de kalıcı hale getirilen New York Federal Rezerv Bankası’ndaki hesapları bulunan Yabancı ve Uluslararası Para Otoritelerinin (Foreign and International Monetary Authorities-FIMA) kullanımına sunulan bir repo olanağı da sundu. Hem takas hatları hem de FIMA repo imkanı, doların baskın küresel para birimi olarak konumunu güçlendirmiştir. Takas hatları, 2008-2009 küresel mali krizi ve 2020 COVID-19 krizi sırasında yaygın olarak kullanılmış ve sırasıyla 585 milyar dolar ve 450 milyar dolarlık olağanüstü toplamlara ulaşmıştır. Bu, birçok uluslararası aktif bankanın operasyonlarında dolar fonlamasının ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Firmaların kendi ülkelerinden farklı bir para biriminde ihraç ettikleri yabancı para cinsinden borç ihracında (issuance of foreign currency debt-debt issued by firms in a currency other than that of their home country) da ABD doları hakimdir. ABD doları cinsinden döviz borcunun yüzdesi, 2010’dan bu yana %60 civarında kalmıştır. Bu da doları, payı %23 olan avronun oldukça önüne koymaktadır.

ABD dolarına olan talebin birçok kaynağı, döviz (foreign Exchange-FX) işlemlerinde ABD dolarının yüksek payına da yansımaktadır. Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (Bank for International Settlements) 2019 için en son Üç Yıllık Merkez Bankası Anketi (Triennial Central Bank Survey), Nisan 2019’da küresel FX işlemlerinin yaklaşık %88’inde ABD dolarının alındığını veya satıldığını göstermiş olup, bu pay son 20 yılda sabit kalmıştır.
Son yirmi yılda küresel olarak doların kullanımının gözden geçirilmesi, baskın ve nispeten istikrarlı bir rol olduğunu göstermektedir. Bu istikrarı göstermek açısından, uluslararası para birimi kullanımı toplu endeksi oluşturulmuştur. Bu endeks, zaman serisi verilerinin mevcut olduğu beş para birimi kullanımının ağırlıklı ortalaması olarak hesaplanmaktadır:
- Resmi para rezervleri (official currency reserves),
- Döviz işlem hacmi (FX transaction volume),
- Ödenmemiş yabancı para borçlanma araçları (foreign currency debt instruments outstanding),
- Sınır ötesi mevduatlar (cross-border deposits) ve
- Sınır ötesi krediler (cross-border loans).
Dolar endeksi seviyesi, 2008 Küresel Mali Krizinden (Global Financial Crisis in 2008) bu yana yaklaşık 75 değerinde sabit kalmıştır. Avro, yaklaşık 25 ile bir sonraki en yüksek değere sahiptir ve değeri de oldukça sabit kalmıştır.

ABD dolarının egemenliğine yönelik kısa vadeli zorlukların (near-term challenges) sınırlı olacağı öngörülmektedir. Modern iktisat tarihinde, baskın bir para birimi değişiminin yalnızca bir örneği olmuştur: İngiliz sterlininin dolarla değiştirilmesi. Dolar, Birinci Dünya Savaşı ile bağlantılı mali krizden sonra öne çıkmış, ardından 1944’teki Bretton Woods Anlaşması’ndan (Bretton Woods Agreement in 1944) sonra uluslararası rolünü sağlamlaştırmıştır.
Bununla birlikte, daha uzun bir ufukta doların uluslararası statüsüne (dollar’s international status) karşı daha fazla meydan okuma/itiraz (challenge) riski bulunmaktadır, son gelişmeler de, diğer para birimlerinin uluslararası kullanımını artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Avrupa Birliği (AB; European Union), oldukça derin mali piyasaları, genellikle serbest ticareti ve sağlam ve istikrarlı kurumları olan büyük bir ekonomi olduğundan, artan Avrupa bütünleşmesi (European integration) dolar için olası bir zorluk kaynağıdır. COVID-19 krizi sırasında AB, benzeri görülmemiş tutarda müşterek destekli borç ihraç etmeyi planlamıştır. Mali bütünleşme (fiscal integration) ilerler ve AB tahvilleri için büyük, likit bir piyasa gelişirse, avro bir rezerv para birimi olarak daha çekici hale gelebilir. Bu bütünleşme, AB’nin devlet borç piyasası altyapısında yapılacak iyileştirmeler ve dijital bir avro getirilmesiyle potansiyel olarak hızlandırılabilir. Buna ilave olarak, Avronun kurumsal ve egemen yeşil finansman alanındaki önemli rolü, eğer bunlar büyümeye devam ederse, uluslararası statüsünü güçlendirebilir.
ABD dolarının egemenliğine yönelik bir başka zorluk kaynağı da Çin’in devam eden hızlı büyümesi (rapid growth of China) olabilir. Çin GSYİH’sı, satın alma gücü paritesi bazında zaten ABD GSYİH’sını aşmıştır ve 2030’larda nominal olarak ABD GSYİH’sini aşması beklenmektedir. Çin, aynı zamanda, ithalat değeri açısından ABD’nin gerisinde olsa da açık ara dünyanın en büyük ihracatçısıdır (world’s largest exporter). Çin renminbisinin daha yaygın olarak kullanılmasının önünde önemli engeller vardır. Daha da önemlisi, renminbi serbestçe değiştirilemez (not freely exchangeable), zira Çin’in ödemeler hesabının şeffaf olmadığı (Chinese capital account is not open) ve Çin kurumlarına yatırımcı güveninin (investor confidence in Chinese institutions) nispeten düşük olduğu iddia edilmektedir. Bu faktörlerin tümü, hangi biçimde olursa olsun Çin renmimbisini uluslararası yatırımcılar için nispeten çekici kılmaktadır.
Değişen ödemeler sistemi ortamı (shifting payments landscape) da ABD dolarının egemenliğine meydan okuyabilir. Örneğin, hem özel sektör hem de resmi dijital para birimlerinin hızlı büyümesi ABD dolarına olan bağımlılığı azaltabilir. Değişen tüketici ve yatırımcı tercihleri (changing consumer and investor preferences), yeni ürünlerle birleştiğinde, doların önder rolünü değiştirebilir.
2. Geleneksel Olmayan Rezerv Para Birimlerinin Yükselişine Dair İddialar
Yukarıda da vurgulandığı üzere, ABD doları uzun zamandır küresel piyasalarda çok büyük bir rol oynamaktadır. Amerikan ekonomisi son yirmi yılda küresel üretimin küçülen bir payını üretirken bile bunu yapmaya devam etmektedir.
Ancak para biriminin küresel ticaretteki varlığı (currency’s presence in global trade), uluslararası borç (international debt) ve banka dışı borçlanma (non-bank borrowing), ABD’nin ticaret, tahvil ihracı (bond issuance) ve uluslararası borçlanma ve borç verme (international borrowing and lending) payını hala çok geride bıraksa da, merkez bankaları bir vakitler yaptıkları gibi o kadar doları rezervlerinde tutmuyorlar.
IMF’nin Resmi Döviz Rezervlerinin Döviz Kompozisyonu verilerine (COFER; IMF’s Currency Composition of Official Foreign Exchange Reserves data) göre, geçen yılın son çeyreğinde doların küresel döviz rezervleri içindeki payı %59’un altına düşerek yirmi yıllık düşüşünü sürdürmüştür.
Döviz rezervlerinin bileşimindeki daha geniş bir değişimin bir örneğinde, İsrail Merkez Bankası yakın zamanda 200 milyar dolardan fazla rezervi için yeni bir strateji açıklamış olup; İsrail Merkez Bankası bu yıldan itibaren, ABD dolarının payını azaltacak ve portföyün Avustralya doları, Kanada doları, Çin renminbisi ve Japon yenine tahsisini artıracaktır.
Yakın tarihli bir IMF çalışmasında, ABD dolarının azalan rolü, diğer geleneksel rezerv para birimlerinin (avro, yen ve sterlin) paylarındaki artışlarla eşleşmedi görülmüştür. Ayrıca, renminbi’de tutulan rezervlerin payında bir miktar artış olsa da, bu, kısmen Çin’in nispeten kapalı ödemeler hesabı nedeniyle, son yıllarda dolardan uzaklaşmanın sadece dörtte birini oluşturmaktadır. Ayrıca, IMF çalışmasında atıfta bulunulan bir veri güncellemesi, geçen yılın sonu itibarıyla tek bir ülkenin yani Rusya’nın dünya renminbi rezervlerinin yaklaşık üçte birine sahip olduğunu göstermektedir.
Buna karşılık, Avustralya ve Kanada doları, İsveç kronu ve Güney Kore wonu gibi rezerv portföylerinde geleneksel olarak belirgin bir şekilde yer almayan daha küçük ekonomilerin para birimleri, dolardan kaymanın dörtte üçünü oluşturmaktadır.
İki faktör, bu para birimlerine olan hareketi açıklamaya yardımcı olabilir:
- Bu para birimleri, nispeten daha düşük oynaklıkla (relatively lower volatility) daha yüksek getirileri birleştirir. Bu, döviz stokları büyüdükçe (foreign exchange stockpiles grow), portföy tahsisi için hisseleri yükselterek, merkez bankası rezerv yöneticilerine giderek daha fazla hitap etmektedir.
- Otomatik piyasa oluşturma (automatic market-making) ve otomatikleştirilmiş likidite yönetim sistemleri (automated liquidity management systems) gibi yeni finansal teknolojiler, daha küçük ekonomilerin para birimlerinin ticaretini daha ucuz ve kolay hale getirmektedir.
Bazı durumlarda, bu para birimlerini ihraç edenlerin Federal Rezerv ile ikili takas hatları da vardır. Bu, para birimlerinin değerlerini dolar karşısında tutacağına dair güven yaratır.
Aynı zamanda, bu faktörün önemi de sorgulanabilir. Geleneksel olmayan para birimleri dalgalanma eğilimindedir ki, uygulamada, dolar karşısında büyük ölçüde dalgalanıyorlar. Ve ihraççıları, Fed ile ikili takas hatlarını nadiren çizdiler. Bu konudaki bir regresyon analizi, bir Fed takas hattına sahip olmanın, alıcının rezervlerinin dolar payında %9 puanlık bir artışla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu, takas hatlarının fiili rezervler için kusurlu bir ikame olduğunu gösterebilir.
Bu konudaki daha makul bir açıklama, bu geleneksel olmayan rezerv para birimlerinin, açık ödemeler hesaplarına ve sağlam ve istikrarlı politikaların geçmiş kayıtlarına sahip ülkeler tarafından çıkarıldığıdır. Rezerv para ihraççılarının önemli özellikleri arasında sadece ekonomik ağırlık ve finansal derinlik değil, aynı zamanda şeffaf ve öngörülebilir politikalar da bulunmaktadır. Başka bir deyişle, ekonominin istikrarı ve politika kararları uluslararası kabul için önemlidir.
Küresel rezerv para birimi hisselerinin regresyon analizi, temerrüde karşı sigorta sağlamak için kredi türevlerini kullanma maliyetiyle ölçülen daha yüksek bir ekonomik risk priminin, bir para biriminin küresel rezervlerdeki payını azalttığını doğrulamaktadır. Açıkçası, rezerv sahipleri iyi yönetişim, ekonomik istikrar ve sağlam finansman ile tanınan ülkelerin para birimlerini tercih etmektedirler.
3. Sonuç Yerine
Özetle, ABD dolarının bir değer saklama veya bir değişim aracı olarak değerine zarar veren ve aynı zamanda dolar alternatiflerinin çekiciliğini artıran büyük ölçekli herhangi bir siyasi veya ekonomik değişiklik olmadığında, dolar muhtemelen öngörülebilir gelecekte dünyanın egemen uluslararası para birimi olmaya devam edecektir. Elbette, IMF çalışmasında da vurgulandığı gibi yakın gelecekte olmasa da diğer geleneksel olmayan para birimlerinin de rezerv para birimi olma yolunda ilerleme kaydettikleri söylenebilir.
* Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.
Yazı başlığında yararlanılan başlıca kaynaklar şunlardır:
- Otaviano Canuto, Dollar dominance will remain, Policy Center for the New South, March 29, 2022, < https://www.policycenter.ma/publications/dollar-dominance-will-remain > erişim tarihi 03 Haziran 2022
- Carol Bertaut, Bastian von Beschwitz, Stephanie Curcuru, The International Role of the U.S. Dollar, FEDS Notes, October 06, 2021, < https://www.federalreserve.gov/econres/notes/feds-notes/the-international-role-of-the-u-s-dollar-20211006.htm > erişim tarihi 03 Haziran 2022
- Dollar Dominance in Trade: Facts and Implications, India Exim Bank, < https://www.eximbankindia.in/blog/blog-content.aspx?BlogID=9&BlogTitle=Dollar%20Dominance%20in%20Trade:%20Facts%20and%20Implications > erişim tarihi 03 Haziran 2022
- Gita Gopinath, Dollar Dominance in Trade and Finance, < https://www.hoover.org/sites/default/files/research/docs/cochranepalermotaylor_currencies_ch2.pdf > erişim tarihi 03 Haziran 2022
- Serkan Arslanalp, Barry Eichengreen and Chima Simpson-Bell, Dollar Dominance and the Rise of Nontraditional Reserve Currencies, IMF, June 1, 2022, < https://blogs.imf.org/2022/06/01/dollar-dominance-and-the-rise-of-nontraditional-reserve-currencies/ > erişim tarihi 03 Haziran 2022
- Serkan Arslanalp, Barry Eichengreen, and Chima Simpson-Bell, The Stealth Erosion of Dollar Dominance: Active Diversifiers and the Rise of Nontraditional Reserve Currencies, IMF Working Papers, WP/22/58, March 24, 2022, < https://www.imf.org/en/Publications/WP/Issues/2022/03/24/The-Stealth-Erosion-of-Dollar-Dominance-Active-Diversifiers-and-the-Rise-of-Nontraditional-515150 > erişim tarihi 03 Haziran 2022
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
