
Hocam (borçlar hukuku) Prof. Dr. İbrahim Sahir Çörtoğlu beyefendiye…
1. Sözleşmenin tanımı ve şekli
Bir sözleşme (contract), en az iki taraf arasında yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmadır (legally binding agreement). Ticari sözleşmeler ise rutindir. Hizmet veya ürün satın alma veya satma, yazılım veya uygulama kullanma, ev satın alma veya araba kiralama: sözleşmeler tüm ticari faaliyetlerin temelini oluşturur.
Bu nedenle, sözleşmelerin nasıl çalıştığını anlamak önemlidir. Her sözleşmede tarafların üzerinde mutabık kaldığı bir takım şartlar vardır (gerçi bazı şartlar -zımni şartlar- belirtilmemiş olsalar bile geçerli olacaktır). Bu şartlar tarafların hak ve sorumluluklarını belirlemektedir.
Genel olarak, bir sözleşmenin yazılı olması zorunluluğu yoktur. Sözleşmeler, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli şekillerde yapılabilir:
- Yazılı olarak [resmi bir belgede veya yazışmalarda (in writing)];
- Sözlü olarak (orally) veya
- Tarafların davranışları veya eylemleri ile (by conduct or acts of the parties).
Ticari sözleşmelerin çoğu, sözleşmenin uygun bir kaydını tutmak için yazılıdır, ancak böyle olmaları zorunlu değildir.
Yazılı sözleşmelerin imzalanması gerekmez. Resmi sözleşme taslakları genellikle bağlayıcı olmak için yeterli değildir. Yazılı olmayan sözleşmeler herhangi bir formalite gerektirmez.
2. Sözleşmenin geçerli unsurları
Birlikte ele alındığında bir sözleşmeyi geçerli kılan beş unsur (elements) vardır:
- İcap/Teklif (offer);
- Kabul (acceptance);
- Düşünme/Değerlendirme (consideration);
- Kapasite (capacity) ve
- Yasal ilişki kurma niyeti (intention to create legal relations).
2.1. İcap/Teklif
İcap, bir tarafın başka bir tarafın performansı karşılığında bir şey yapmayı vaat ettiği belirli şartlar üzerinde bir sözleşmeye girme sözüdür. İcap, başka bir kişinin taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir ilişki kurmasına izin veren bazı eylemleri gerektirir. O zaman karşı taraf kabul etme yetkisine sahip olur. Bir teklif özellikli, eksiksiz, kabul edilebilir ve bağlama niyetinde olmalıdır. Ayrıca, icabın kabulden önce, zaman aşımına uğraması, geri çekilmesi, teklifte bulunanın ölümü veya bir koşulun veya emsalin başarısız olması nedeniyle geri çekilebileceği unutulmamalıdır.
2.2. Kabul
Bir teklifin/icabın kabulü, taraflar arasında ‘sözleşmeyi’ yani akdi oluşturur. Kabulün geçerli olabilmesi için aşağıdaki şartlar gereklidir:
i) İcap/Teklif açık kalmalıdır (The offer must remain open).
Bu, teklifin kabulünün, teklif hala kabule açıkken gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir. Artık açık olmayan bir icap/teklif kabul edilemez.
ii) İcap yansımalı olmalıdır (Mirror the offer).
Yapılan orijinal tekliften farklı bir teklif kabul edilemez. Örneğin, bir teklif yapılırsa ve muhatap şartları değiştirirse, orijinal teklifi kabul edemez. Bunun nedeni, orijinal teklifin bir karşı teklif haline gelmesidir. Kabul, orijinal teklifin şartlarını tam olarak yansıtmalıdır.
iii) İcap net olmalıdır (Be unequivocal).
Bu, teklifin kabul edildiğinden şüphe edilemeyeceği anlamına gelir.
iv) İcap koşulsuz olmalıdır (Be unconditional).
Kabul başka bir şartın yerine getirilmesine tabi olamaz.
v) Teklif verene bildirilmelidir (Must be communicated to the offeror).
Teklif sahibi, teklifinin kabul edildiğini bilmelidir. Kabul genellikle sözle veya yazıyla bilinir. Veya kabul, tarafların davranışları ile bildirilebilir. Diğer iletişimler -ses, mektup, e-posta, SMS mesajı veya metin mesajı- geçerli kabul biçimleridir. Sessizliğin çok nadiren kabul olarak kabul edildiği unutulmamalıdır. Sessizliğin kabul olarak kabul edilmesi için, genellikle her iki tarafın da sessizliği kabul olarak ele almasının olağan olduğunu gösteren önceki anlaşmalar vardır. Alternatif olarak, eğer her iki taraf da bunun mümkün olduğunu kabul ederse, sessizlik kabul olarak kabul edilebilir.
vi) İcaptaki kabul koşullarına uyulmalıdır (Comply with the conditions of acceptance in the offer).
İcap; sözlü, yazılı veya davranış şekli gibi her türlü kabul yoluyla kabul edilebilir. Teklifte aksi belirtilmedikçe, belirli bir şekilde iletilmesi zorunlu değildir. Örneğin, bir teklif kabulün e-posta ile iletilmesi gerektiğini söylüyorsa, e-posta kabul etmenin tek yeterli yolu olacaktır.
vii) Dikkat edilmesi gereken diğer noktalar:
Ismarlama davet (invitation to treat) bir icap/teklif değildir, yani kabul edilemez. Kabul edilebilecek kesin bir teklif yapılmamıştır. Ismarlama davet örneklerinden biri, bir mağaza vitrinindeki bir reklamdır.
2.3. Düşünme/Değerlendirme
Değerlendirme, bir sözleşmenin başka bir bileşenidir. Karşılık bir ödeme şekli veya başka bir menfaattir ve her iki tarafın da geçerli olabilmesi için diğerini dikkate alması gerekir. Dikkate alınmayan bir sözleşmenin uygulanabilir olmasının tek yolu, sözleşmenin gerekli formalite ile imzalanan yazılı bir belge olan tapu ile yapılmasıdır. Bir işletmenin para karşılığında mal veya hizmet sağladığı bir B2B (Business-to-business; işletmelerarası) ilişkisi değerlendirmeye örnek olarak gösterilebilir.
Değerlendirme ile ilgili önemli noktalar şunlardır:
i) Dikkate alma bir söz veya hareket etmeme sözüdür (Consideration is a promise, or a promise not to act).
Bu, anlaşmanın yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma haline gelmesi için, her bir taraftan diğerine bir miktar değer geçmesi gerektiği anlamına gelir.
ii) Uygun olması gerekmez, ancak yeterli olması gerekir (Need not be adequate, but must be sufficient).
Değerlendirmenin/düşünmenin değeri ilgili değildir. Örneğin, bir sözleşme Bentley arabasını 1 sterline satmayı kabul edebilir. 1 sterlin değeri çok küçük görünse de mahkemeler bunu dikkate almayacaktır. Bunun nedeni, değerlendirmenin her iki tarafça da geçerli kılınarak verilmesidir.
iii) Tarihsel olmamalıdır (Must not be historic).
Değerlendirme tarihsel olmamalıdır, yani taraf başlangıçta sözleşmeden daha fazlasını yapmadıkça, önceden var olan bir yükümlülüğün yerine getirilmesi iyi bir değerlendirme olamaz. Bununla birlikte, önceden var olan bir görevin ifasının, taahhüt edene zamandan tasarruf veya ikame ifayı güvence altına almada zorluk gibi pratik bir ticari fayda sağladığı durumlarda, bu geçerli bir değerlendirme olabilir.
iv) Sözü veren kişiden taşınmalıdır (Must move from the person making the promise).
Dikkat, söz veren kişiden hareket etmelidir, yani kendisine söz verilen kişi, ancak söz verdiği takdirde sözü yerine getirebilir.
2.4. Hukuki ilişki oluşturma niyeti
Taraflar, yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma oluşturma niyetinde olmalıdır, aksi takdirde sözleşme yoktur ki; ‘sözleşme niyeti’ (contractual intention) olarak da bilinir. Ticari bir bağlamda, mahkeme genellikle yasal ilişkiler yaratma niyetinin olduğunu varsayar. Hukuki ilişki tesis etme kastını ispat etmek için bağlayıcı bir sözleşme yapıldığını iddia eden tarafa aittir. Bununla birlikte, aynı şekilde, herhangi bir açık anlaşmanın olduğu yerde, sözleşmeden doğan bir niyetin olmadığını kanıtlama yükü ağırdır.
2.5. Kapasite
Akit taraflar da bağlanma ehliyetine sahip olmalıdır. Örnekler arasında; ortaklıklar, sınırlı sorumluluğa sahip şirketler ve en az 18 yaşında olan kişiler.
Akit taraflar ayrıca, yükümlülüklerinin ne olacağını anlaşma sırasında tam olarak kavramak zorundadır. Bir sözleşmeyi akdetme ehliyetine sahip olmayan belirli kişiler vardır, bunun sonucunda ortaya çıkan sözleşmeler onlara karşı uygulanamaz.
Sözleşme yapma ehliyeti olmayanlara şunlar örnek verilebilir:
i) Sarhoş insanlar (Intoxicated people)
Sarhoş insanlar, üstlendikleri yükümlülükleri tam olarak anlayamadıkları için bir sözleşme yapma kapasitelerinden yoksundurlar. Örneğin, bir taraf, diğerinin zihinsel olarak yetersiz olduğunun geçici olarak da olsa farkındaysa ve böylece işlemin doğasını anlayamıyorsa, sözleşme diğer kişinin tercihine bağlı olarak geçersiz olacaktır.
ii) Reşit olmayanlar (Minors)
Reşit olmayanlar (18 yaşın altındakiler) için de özel kurallar vardır. Bunlar, sözleşme ehliyetinden yoksundurlar, ancak bu kuralın istisnası, sözleşmenin yiyecek, giyecek veya barınma gibi bir zorunluluk ile ilgili olması durumudur. Bu durumlarda 18 yaşından küçükler kasılabilir.
iii) Zihinsel engelliler (Mentally disabled)
Kişi, sözleşmenin anlamını ve etkisini anlayacak zihinsel kapasiteye sahip değilse, sözleşme yapma kapasitesinden yoksundur. Zihinsel engelli kişiler çoğu sözleşmeyi geçersiz kılabilir veya velilerinin kendileri için geçersiz kılmasını sağlayabilir.
iv) Diğer
Bu, belgeyi meşru bir sebep olmadan anlayamayan kişileri içermez. Örneğin, bir kişi sadece belgede geçen bir kelimeyi anlamadığı için bir sözleşme imzalama ehliyetine sahip olmadığını iddia edemez.
3. Yasadışı ve geçersiz sözleşmeler (illegal and void contracts)
Yasa tüm sözleşmeleri uygulamayacaktır. Yasa dışı davranış içeren bir sözleşme geçersiz ve uygulanamaz olabilir. Kanunla yasaklanan sözleşmeler, taraflar kanuna uygunluğunu bilseler de bilmeseler de geçersiz sayılacaktır. Bununla birlikte, bir taraf yasal bir sözleşmeyi yasa dışı bir şekilde ifa ettiğinde, diğer taraf yine de sözleşmeyi uygulayabilir veya ihlal ettiği için zararlarını tazmin edebilir.
4. Sözleşme özgürlüğü (freedom of contract)
Özgürlük çok önemlidir. İşletmeler, sözleşmelerindeki riskleri istedikleri gibi dağıtarak, seçtikleri şartlar üzerinde anlaşmakta özgürdür. Hangi riskleri hangi şartlarla kabul edeceklerine taraflar karar verir. Mahkemeler kararlarına saygı gösterecek ve imzaladıkları anlaşmaları uygulayacaktır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
