
Giriş
Malum olduğu üzere, Birleşmiş Milletler (BM), Pazartesi günü (24 Haziran 2024), yanlış bilgilendirme, bilgi çarpıtma ve nefret söyleminin neden olduğu zararlara karşı acil eyleme geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, Bilgi Bütünlüğüne ilişkin yeni Küresel İlkeleri başlatmıştır. BM Genel Sekreteri António Guterres, bilgi alanlarını daha güvenli hale getirirken aynı zamanda ifade özgürlüğü gibi insan haklarını da desteklemeyi amaçlayan temel tavsiyelerin ana hatlarını çizerek “Milyarlarca insanın sahte anlatılara, çarpıtmalara ve yalanlara maruz kaldığı bir dönemde, bu ilkeler, ifade ve düşünce özgürlüğü de dâhil olmak üzere insan haklarına sıkı sıkıya bağlı olan ileriye dönük açık bir yol ortaya koyuyor” dedi ve hükümetleri, teknoloji şirketlerini, reklamcıları ve halkla ilişkiler sektörünü zararla sonuçlanan içeriğin yayılması ve paraya dönüştürülmesi konusunda sorumluluk almaya çağırdı.
BM Genel Sekreteri, yanlış bilgilendirme ve nefret söylemiyle mücadelenin demokrasinin, insan haklarının, halk sağlığının ve iklim eyleminin korunması açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulamıştır. Guterres, New York’taki BM Genel Merkezi’nde medyaya hitaben yaptığı konuşmada, “Nefret ve yalanların çevrimiçi ortamda yayılması dünyamıza ciddi zararlar veriyor” dedi. BM Genel Sekreteri, personelinin “yalanlar tsunamisi” ve “saçma komplo teorileri” ile uğraşması nedeniyle BM’nin kendi insani ve barışı koruma operasyonlarının risk altında olduğunu da sözlerine ekledi. Yanlış anlatılar ve yalanlar şüpheciliği besler ve sosyal bütünlüğe ve sürdürülebilir kalkınmaya zarar verir.
Guterres, herkesin saldırı korkusu olmadan kendini özgürce ifade edebilmesi, geniş görüş ve bilgiye ulaşabilmesi gerektiğini savundu ve “Hiç kimse, kontrol etmediği, çıkarlarını korumak için tasarlanmamış, kişisel verileri toplamak ve onları bağımlı tutmak için davranışlarını izleyen bir algoritmanın insafına kalmamalı” dedi. Guterres, Küresel İlkelerin insanları haklarını talep etme konusunda güçlendirmeyi, çocukların korunmasına yardımcı olmayı, gençler için dürüst ve güvenilir bilgi sağlamayı ve kamu yararına dayalı medyanın güvenilir ve doğru bilgi aktarmasını sağlamayı amaçladığını ekledi.
Anılan İlkeler, BM Üye Devletleri, özel sektör, gençlik liderleri, medya, akademi ve sivil toplumla yapılan geniş kapsamlı istişareler sonucunda geliştirilmiştir. Güven ve dayanıklılık oluşturmaya, bağımsız ve çoğulcu bir medya sağlamaya, gerçek bilgilere dayalı sağlıklı teşvikler oluşturmaya, şeffaflığı ve araştırmayı geliştirmeye ve halkı güçlendirmeye odaklanırlar. Temel tavsiyeler arasında hükümetleri, teknoloji şirketlerini, reklamcıları ve medyayı dezenformasyon ve nefret söylemini kullanmaktan veya bu söylemi büyütmekten kaçınmaya çağırmak yer almaktadır. Hükümetler aynı zamanda bilgiye zamanında erişimi sağlamalı, bağımsız bir medya ortamını desteklemeli ve gazetecileri ve sivil toplumu korumalıdır. Teknoloji şirketleri, özellikle seçimler sırasında güvenliğe ve gizliliğe öncelik vermeli, tutarlı politikalar uygulamalı ve bilgi bütünlüğünü desteklemeli; yapay zekânın geliştirilmesinde yer alan paydaşlar ise yapay zekânın insan hakları dikkate alınarak güvenli, sorumlu ve etik bir şekilde dağıtılmasını sağlamalıdır.
Dahası, teknoloji şirketlerinin algoritma odaklı reklamcılığa dayanan iş modellerinden uzaklaşması ve etkileşimi insan haklarından üstün tutması gerekmektedir. Bunun yerine kullanıcı gizliliğine ve güvenliğine öncelik vermelidirler. Reklam verenler, yanlışlıkla dezenformasyon veya nefret dolu mesajlara fon sağlamamalarını sağlamak için teknoloji sektöründen dijital reklam süreçlerinde şeffaflık talep etmelidir. Teknoloji şirketleri ve yapay zekâ geliştiricileri de anlamlı bir şeffaflık sağlamalı, kullanıcı gizliliğine saygı göstererek araştırmacıların verilere erişmesine izin vermelidir. Yöneticiler ayrıca bağımsız denetimler sağlamalı ve hesap verebilirliği artırmalıdır. Hükümetler, teknoloji şirketleri, yapay zekâ geliştiricileri ve reklam verenler çocukları korumak ve güçlendirmek için özel önlemler almalı; hükümetler ebeveynlere, velilere ve eğitimcilere kaynak sağlamalıdır. Bu tavsiyeler, gelecekteki küresel işbirliği ve çok taraflı eylemlere yönelik bir vizyonun ana hatlarını çizen BM Genel Sekreteri’nin 2021 tarihli Ortak Gündemimiz raporu kaynaklıdır.
Birleşmiş Milletler Küresel Bilgi Bütünlüğü İlkeleri: Çok Paydaşlı Eylem Önerileri Raporu
1. Dijital Çağda Bilgi Ekosistemi [Information Ecosystem in the Digital Era]
Teknolojik ilerlemeler, bireyleri ve toplulukları daha önce düşünülemez bir ölçekte birbirine bağlayarak ve bilginin yayılması, kültürel zenginleşme ve sürdürülebilir kalkınma için benzersiz fırsatlar sunarak, birkaç on yıl içinde iletişimde devrim yaratmıştır. Diğer yandan, ifade özgürlüğünün tam anlamıyla kullanıldığı ve ayrımcılık ve nefretten uzak, doğru, güvenilir bilgilerin herkese açık, kapsayıcı, güvenli ve emniyetli bir bilgi ortamında sunulduğu bilgi ekosisteminin bütünlüğüne yönelik hedefleri birçok yönden artırmışlardır.
Bu ilerlemeler bilginin kitlesel yayılmasını sağlarken aynı zamanda yanlış bilginin, dezenformasyonun (bilgi kirliliğinin) ve nefret söyleminin birçok aktör tarafından tarihsel olarak benzeri görülmemiş bir hacim, hız ve virallik ile yayılmasını kolaylaştırarak bilgi ekosisteminin bütünlüğünü riske atmıştır. Bu tür riskler, yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin ortasında mevcut, acil ve gelecekteki bir dizi tehdidi kapsamaktadır.
Bilgi alanlarının bütünlüğündeki bu erozyon, insanların insan haklarını kullanma becerisini zayıflatabilir ve gezegenimizde barış, refah ve yaşanabilir bir geleceğe ulaşma çabalarını engelleyebilir. Bu şekilde bilgi bütünlüğünü güçlendirme görevi çağımızın en acil zorluklarından birini temsil etmektedir.
Bilgi bütünlüğü, insan haklarını, barışçıl toplumları ve sürdürülebilir bir geleceği savunan çoğulcu bir bilgi alanını gerektirir. Herkes için güveni, bilgiyi ve bireysel tercihi teşvik eden bir dijital çağın vaadini bünyesinde barındırır.
Bilgi bütünlüğünü teşvik etmek, insanların her türlü bilgi ve fikri arama, alma ve yayma ve müdahale olmaksızın görüş sahibi olma haklarını kullanmalarına olanak sağlanmasını içerir. Bu, giderek daha karmaşık hale gelen dijital bilgi ortamında, bireylerin bilgi alanlarında gizlilik ve özgürlükle güvenli bir şekilde gezinmelerine olanak sağlamak anlamına gelir.
2. Bilgi Bütünlüğü ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri [Information Integrity and the Sustainable Development Goals]
Bilgi bütünlüğünü güçlendirmeye yönelik çabalar, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (Hedefler) korunması ve daha da ilerletilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bilgi ekosisteminin bütünlüğünün aşınması, özellikle Küresel Güney’deki ülkeler için, anılan Hedeflere ulaşmadaki mevcut zayıflıkları daha da kötüleştirebilir.
Savunmasızlık ve ötekileştirme durumlarında bulunan gruplar orantısız bir şekilde etkilenmektedir. Örneğin, küresel işgücüne daha fazla sayıda kadının katılımı, söz konusu Hedeflere ulaşmak için hayati öneme sahiptir. Ancak birçok ülkede var olan ayrımcı yasa ve politikaların yanı sıra cinsiyete dayalı nefret söylemi, dezenformasyon ve şiddet, kadınları susturarak ve kamusal alanın dışına iterek sistematik bir şekilde boyun eğdirmek için kullanılmaktadır. Bu, kadınların katılımı üzerinde yıkıcı ve uzun süreli sonuçlar doğurabilir, kadınların sesini bastırabilir ve otosansürü körükleyebilir, mesleki ve itibar kaybına neden olabilir ve cinsiyet eşitliğinde zorlukla elde edilen ilerlemeyi tehlikeye atabilir.
İklim eylemini baltalamak için bilgi alanından yararlanma çabaları, sorunun aciliyetini daha da vurgulamaktadır. Çoğunlukla ticari çıkarlar eliyle yönlendirilen koordineli dezenformasyon kampanyaları, iklim hedeflerine ulaşmaya yönelik eylemleri geciktirmek veya raydan çıkarmak amacıyla, insan kaynaklı iklim değişikliğinin bilimsel olarak kabul edilmiş temeli, nedenleri veya etkileri hakkında şüphe veya gizem uyandırmayı amaçlamaktadır. Kamuya mal olmuş kişiler (aktivistler, bilim insanları ve yayıncılar) iklim krizi hakkında bilgi sağlama ve iklim kriziyle mücadele etme çabaları nedeniyle nefret söyleminin, tehditlerin ve tacizlerin hedefi haline gelmiştir.
İyi sağlık ve sıfır açlıktan barışa, adalete, eğitime ve eşitsizliklerin azaltılmasına kadar uzanan mezkûr Hedefler yelpazesinde, bilgi bütünlüğünü güçlendirmeye yönelik tedbirler, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşma çabalarını artıracak ve kimseyi geride bırakmayacaktır.
3. Birleşmiş Milletler Küresel Bilgi Bütünlüğü İlkelerine Doğru [Towards United Nations Global Principles for Information Integrity]
Birleşmiş Milletler, Üye Devletleri, gençlerin liderliğindeki kuruluşlar da dâhil olmak üzere sivil toplum, medya, akademi ve özel sektör temsilcileriyle tüm bölgelerde bilgi bütünlüğü konusunda geniş kapsamlı ve çeşitli istişareler gerçekleştirmiştir. Paydaşlar ülke düzeyinde tartışmalar, sanal oturumlar, ikili toplantılar ve küresel olarak dağıtılan halka açık çevrimiçi bir form aracılığıyla konuşmuştur.
Bu istişareler, tüm coğrafyalarda ve bağlamlarda geçerli olan ve tüm bireylerin gereksinimlerini karşılayan, özellikle de kırılganlık ve marjinalleşme durumlarında grupların ihtiyaçlarını karşılayan birleştirici tavsiyelere yönelik talebin altını çizmiştir.
Buna yanıt olarak Birleşmiş Milletler Küresel Bilgi Bütünlüğü İlkeleri (Küresel İlkeler), daha sağlıklı bir bilgi ekosistemi için çok paydaşlı eylemlere rehberlik edecek bütünsel bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeve, her biri kilit paydaş gruplarına yönelik tavsiyeleri içeren, bilgi bütünlüğünün güçlendirilmesine yönelik beş ilkeden oluşmaktadır.
İlkeler şunlardır: toplumsal güven ve dayanıklılık; bağımsız, özgür ve çoğulcu medya; şeffaflık ve araştırma; kamunun güçlendirilmesi ve sağlıklı teşvikler. Hepsi özünde insan haklarına sarsılmaz bir bağlılığı paylaşmaktadır.
Küresel İlkeler, devletler, sivil toplum, özel sektör ve diğer paydaşlar tarafından hâlihazırda gerçekleştirilen kapsamlı çabaları ve ilerlemeleri kabul etmekte ve bunlara dayanmaktadır. Hayatın her kesiminde, tüm dillerde ve bağlamlarda bilgi bütünlüğünü korumak ve teşvik etmek için birleşik bir hareket noktası sağlarlar; benzeri görülmemiş bir ölçek, hız ve yoğunlukta gerekli olan küresel dayanışmayı ve yanıtların genişliğini tanırlar.
Küresel İlkeler, Birleşmiş Milletler sistemi, hükümetler, medya, sivil toplum kuruluşları ve teknoloji, reklamcılık ve halkla ilişkiler sektörlerindeki kâr amacı güden şirketler de dâhil olmak üzere, uluslararası hukukta güvence altına alınan hak ve özgürlüklerle uyum sağlamak ve bilgi bütünlüğü için geniş koalisyonlar oluşturmak amacıyla bir fırsat sunmaktadır.
Küresel İlkeler, Ortak Gündemimizde ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin politika özeti 8: dijital platformlarda bilgi bütünlüğünde önerilen fikirlere dayanmaktadır.
Küresel İlkeler; uluslararası insan hakları hukuku da dâhil olmak üzere uluslararası hukuka dayanmasının yanı sıra, ilgili Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Hakları Kılavuz İlkelerini, UNESCO Dijital Platformların Yönetişimine İlişkin Kılavuz İlkelerini, Birleşmiş Milletler Gazetecilerin Güvenliği ve Cezasızlık Sorununa İlişkin Eylem Planını, UNESCO Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararını ve Birleşmiş Milletler Nefret Söylemine İlişkin Strateji ve Eylem Planını tamamlamaktadır. Küresel İlkeler, Birleşmiş Milletler Üye Devletlerine Gelecek İçin Bir Pakt ve Küresel Dijital İlkeler Sözleşmesine ilişkin değerlendirmelerinde bir kaynak da sunmaktadır. Bu şekilde Küresel İlkeler, Birleşmiş Milletler’in bilgi bütünlüğünü güçlendirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını daha da yansıtmakta ve Örgütün gelecekteki çalışmalarına rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.
4. Birleşmiş Milletler Küresel Bilgi Bütünlüğü İlkeleri [United Nations Global Principles for Information Integrity]
4.1. Toplumsal Güven ve Dayanıklılık (Societal Trust and Resilience)
Toplumlarda güven ve dayanıklılık, bilgi bütünlüğünün temel bileşenleridir. Bu bağlamda güven, insanların resmi kaynaklar ve bilgiler de dâhil olmak üzere eriştikleri bilgilerin kaynaklarına ve güvenilirliğine ve bilginin ekosistem boyunca akmasına izin veren mekanizmalara olan güvenini ifade eder. Dayanıklılık ise, toplumların bilgi ekosistemindeki aksaklıkları veya manipülatif eylemleri ele alma yeteneğini ifade eder.
Güven ve dayanıklılık, bilgi ekosistemini stratejik, politik veya finansal kazanç için istismar etmeye çalışan Devlet ve Devlet dışı aktörlerin yönlendirdiği eylemlere karşı savunmasızdır. Bazen geniş çapta koordine edilen bu eylemler, çeşitli zararlara yol açabilir ve insanların bilimi ve gerçekleri eleştirel bir şekilde değerlendirme yeteneğini tehlikeye atabilir.
Büyük teknoloji şirketleri bilgi ekosisteminde önemli bir güce sahiptir ve diğer işletmeler, reklam verenler, haber medyası ve bireysel kullanıcılar da dâhil olmak üzere paydaşların bilgiyle etkileşime girme ve bilgiye erişme şekli üzerinde aşırı nüfuz sahibidir. Üretken yapay zekâ gibi yapay zekâ teknolojilerindeki ilerlemeler, bilgi alanlarına yönelik riskleri geniş ölçekte ve asgari maliyetle oluşturma araçlarını ortaya çıkarmıştır. Gerçek veya orijinal olduğu iddia edilen yapay zekâ tarafından oluşturulan veya aracılık edilen içerik, son derece inandırıcı olabilir, duygusal açıdan yankı uyandırabilir ve tespit edilmesi zor olabilir ve algoritma odaklı platformlar ve medya kuruluşları arasında hızla yayılabilir. Bunun katlanarak güven açıklarını yaratma, hızlandırma ve derinleştirme potansiyeli vardır.
Bilgi bütünlüğüne yönelik risklerin ele alınması, farklı dillerde ve bağlamlarda tutarlı bir şekilde uygulanan sağlam, ileriye dönük ve yenilikçi dijital güven ve güvenlik uygulamaları gerektirir. Bu uygulamalar, orantısız bir şekilde potansiyel zarara maruz kalan savunmasızlık ve marjinalleşme durumlarında bulunan grupların içgörülerini yansıtmalıdır.
Kadınlar, yaşlılar, çocuklar, gençler, engelliler, Yerli Halklar, mülteciler ve vatansızlar, LGBTIQ+ kişiler ve etnik veya dini azınlık gruplarının özellikle dikkate alınması gerekir.
Pek çok genç ve çocuk, hayatlarının önemli bir bölümünü çevrimiçi ortamda geçirmekte ve dijital kanallardan çok çeşitli bilgilere ulaşmaktadır. Zaten bilgi alanlarına yönelik risklerin en ağır yükünü onlar taşımakta olup gelişen teknolojilerden ve medya trendlerinden en doğrudan etkileneceklerdir.
İnsanlar çeşitli bilgi kaynaklarına erişime sahip olduklarında ve kendilerini dâhil edilmiş, eşit, sosyoekonomik açıdan güvende ve politik olarak güçlü hissettiklerinde genellikle daha dayanıklı ve bu tür riskleri önceden önleme ve yönetme konusunda daha donanımlı olurlar. Durum böyle olmadığında, bu riskler genellikle çoğalmak için daha verimli bir zemin bulabilir. Bu nedenle yanıtlar, uzun vadeli dayanıklılığı artırmaya yönelik temel toplumsal ihtiyaçları kabul etmelidir.
Kamu yararına hareket etmeye kararlı tüm paydaşlar, bilgi alanlarını ortak fayda için kullanarak sürekli gelişen iletişim ortamının gerçeklerine uyum sağlamaya çalışabilirler. Bu özellikle seçimler, doğal afetler ve insan kaynaklı krizler gibi bilgi alanlarına yönelik risklerin dile getirildiği, sosyal kutuplaşmayı derinleştirebileceği, insanların kamusal hayata katılma yeteneğini zayıflatabileceği ve aşırı durumlarda bilgi alanlarının kullanılabileceği önemli toplumsal anlarda kritik öneme sahiptir.
Aktivistler, gazeteciler, insani yardım görevlileri ve barışı koruma görevlileri, seçim çalışanları, bilim adamları, tıp uzmanları ve diğerleri de dâhil olmak üzere Birleşmiş Milletler personeli, potansiyel olarak vahim sonuçlara yol açacak şekilde hedef haline gelebilir. Çevrimiçi taciz ve diğer sinsi taktikler, seslerin susturulmasına ve sivil alanların daralmasına neden olabilir. Bu tür bireylerin korunmasına yönelik ortak çabalar çok önemlidir.
4.2. Sağlıklı Teşvikler (Healthy Incentives)
Sağlıklı teşvikler oluşturmak, gelir yaratmanın baskın yolu olarak hedeflenen reklamlara ve diğer içerikten para kazanma biçimlerine dayanan mevcut iş modellerinden kaynaklanan, bilgi ekosistemi bütünlüğüne yönelik kritik sonuçların ele alınmasını içerir. Bu modeller, başta dijital platformlara sahip olan ve işleten teknoloji şirketleri olmak üzere her büyüklükteki işletme için benzeri görülmemiş büyüme fırsatları sağlamış ve sayısız insan tarafından desteklenen ve onlara fayda sağlayan bir yaratıcı ekonominin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bu modeller aynı zamanda, teknoloji şirketlerinin veri toplamak için kullanıcı davranışını takip ettiği dikkat ekonomisinden yararlanan, reklam verenlerin ve yaratıcıların potansiyel gelirini en üst düzeye çıkarmak için bir teklife katılımı önceliklendiren algoritmaları besleyen bilgi çarpıtma ve nefret tedarikçileri için finansal teşvikler ve fırsatlar da sağlamıştır. Güçlü duyguları kutuplaştırmak ve üretmek için tasarlanan mesajlar genellikle en fazla etkileşimi sağlayan mesajdır ve bunun sonucunda algoritmalar zararlı içeriğin ödüllendirilmesine ve güçlendirilmesine yol açmıştır.
Bu iş modellerinden yararlanan aktörler arasında, zaman zaman ulusötesi düzeyde, düzenlenmiş manipülasyon kampanyaları sağlamak üzere devletler, siyasi figürler ve özel sektör kuruluşları tarafından sözleşmeli bilgi manipülatörleri ve ana akım halkla ilişkiler firmaları yer almaktadır.
Teknoloji sektörü, dijital reklam süreçlerini minimum düzeyde insan gözetimi ile karmaşık ve şeffaf olmayacak şekilde tasarlamıştır. Bu, reklam teknolojisi tedarik zincirindeki birçok aktör için avantajlıdır ve en çok kâr eden büyük teknoloji şirketleridir.
Bu tür saydam olmayan tasarım, reklam bütçelerinin yanlışlıkla reklam verenlerin desteklemeyi amaçlamadığı bireylere, kuruluşlara veya fikirlere fon sağlamasına yol açabilir ve bu da markalar için önemli bir risk oluşturabilir. Bu reklam yerleşimleri aynı zamanda reklam kampanyasının etkinliğini ve marka güvenliğini de olumsuz yönde etkileyebilir.
Reklam teknolojisine hâkim olan bir avuç şirket, aynı zamanda sahip oldukları platformlarda reklam standartlarını uygulamaktan da sorumludur ki; bu tür standartların uygulanması düzensiz ve tutarsız olabilir.
Bilgi ekosistemi bütünlüğünün bu şekilde erozyona uğraması, teşvik yapılarında köklü bir değişime duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Bu, insan haklarının yönlendirdiği ve davranışsal izleme ve kişisel verilere dayanan, algoritma odaklı, hedefli programatik reklamcılığa dayanmayan iş modelleri aracılığıyla gerçekleşebilir.
Reklam verenler bilgi ekosisteminden hem bilgi bütünlüğünü güçlendirecek hem de iş açısından mantıklı olacak şekilde yararlanabilirler. Teknoloji şirketlerinin mevcut iş modellerinden hemen vazgeçmesi pek mümkün olmasa da, reklam verenlerin reklam süreçlerinde daha fazla şeffaflık sağlaması ve reklam verenlerin insan haklarına duyarlı reklamcılık politikalarına uyması yoluyla daha sağlıklı teşvikler elde edilebilir. Saydam bir tedarik zinciri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olan reklam verenler, yatırımlarının geri dönüşünü de daha iyi hale getirebilirler.
4.3. Kamunun Güçlendirilmesi (Public Empowerment)
Bilgi ekosisteminde gezinen bireylerin güçlendirilmesi, insanların çevrimiçi deneyimleri üzerinde kontrole sahip olmalarını, tüketmeyi seçtikleri medya konusunda bilinçli kararlar verebilmelerini ve kendilerini özgürce ifade edebilmelerini gerektirir. Kamunun güçlendirilmesi, çeşitli ve güvenilir bilgi kaynaklarına tutarlı erişimi gerektirir.
Dijital alanlar birçok açıdan kamusal hayata kapsayıcı katılım için katalizör görevi görmüş ve coğrafi sınırların ötesindeki insanları ortak ilerleme arzularıyla buluşturmuştur. İyi bir amaç için kullanıldığında, bu alanlar bireylerin güçlendirilmesine yardımcı olabilir ve sıklıkla dışlanan kişilere söz hakkı verebilir.
Aynı zamanda dijital teknolojiler gerçek yetkilendirmeyi engelleyebilir. Bireyler sıklıkla kişisel verilerinin nasıl kullanıldığı veya büyük teknoloji şirketleri tarafından kişiselleştirilen algoritmik içerik üzerinde çok az kontrole sahiptir ve belirli içerik türlerinin önceliklendirilmesinde ve tanıtılmasında kendileri tarafından kullanılan ölçütleri ve mekanizmaları anlama ve bunlara erişme konusunda bilgi sağlayıcılar tarafından engellerle karşılaşılmaktadır.
Teknoloji şirketleri, kullanıcıların gizlilik haklarını tanıyarak, güven ve emniyet, gizlilik politikası ve veri kullanımının tüm yönleriyle ilgili girdi ve geri bildirim sağlama konusunda kullanıcılara yetki vermelidir. Farklı sağlayıcılardan alınan bir dizi hizmetle birlikte çalışabilirlik de dâhil olmak üzere kullanıcı kontrolünü ve seçimini geliştirmelidirler.
Medya, bilgi ve dijital okuryazarlık eğitimi girişimleri herkesi güçlendirmeye, özellikle de kadınların, yaşlıların, çocukların, gençlerin, engellilerin ve kırılganlık ve ötekileştirme durumlarında bulunan grupların karşılaştığı belirli zorluklara odaklanmalıdır.
İnternet bağlantısı artarken dünyanın üçte biri çevrimdışı kalmaktadır. Çevrimiçi olanlar için bile yetersiz erişim, İnternet kaynaklarından tam anlamıyla yararlanma becerilerini engelleyebilir ve bu da onları bilgi alanlarındaki risklere karşı savunmasız bırakır. Bağlantının önündeki engeller hızla azalırken, yeni İnternet kullanıcılarını güçlendirmek ve erişimi olmayanları güvenli ve üretken çevrimiçi deneyimler için gerekli dijital okuryazarlık becerileriyle donatmak için girişimlerin uygulamaya konulması gerekmektedir.
4.4. Bağımsız, Özgür ve Çoğulcu Medya (Independent, Free and Pluralistic Media)
Bilgi bütünlüğü ancak bağımsız, özgür ve çoğulcu bir medya ile sağlanabilir.
Özgür bir basın, hukukun üstünlüğünü destekler ve demokratik toplumların temel taşı olarak hizmet eder; bilinçli bir yurttaş söylemini mümkün kılar, gücü elinde tutar ve insan haklarını korur. Gazetecilerin ve medya çalışanlarının (kadınlar ve savunmasız ve dışlanmış durumda olanlar dâhil) güvenli ve açık bir şekilde haber yapma ve faaliyet gösterme özgürlüğüne sahip olduğu ve tüm bireylerin çoğulcu ve güvenilir haber kaynaklarına tutarlı erişime sahip olduğu her yerde basın özgür sayılabilir.
Medyanın güvenilir ve doğru bilgi sağlama ve bilgi alanlarına yönelik riskleri azaltma konusunda özel bir rolü ve sorumluluğu vardır. Ancak özgür, sansürsüz ve engelsiz basın ve diğer medya da dâhil olmak üzere ifade özgürlüğü hakkına rağmen basın özgürlüğü dünya çapında önemli ve sürekli tehditlerle karşı karşıyadır. Medya çalışanları çevrimiçi ve çevrimdışı taciz, tehdit ve şiddete maruz kalmakta ve bu durum zaman zaman otosansüre yol açarak mesleki riskleri artırmaktadır.
Haber endüstrisi aynı zamanda reklam gelirlerinin büyük teknoloji şirketlerinin hâkim olduğu dijital alana kaymasından da zarar görmüştür. Bu faktörler, kurumsal çıkarların medya kuruluşları üzerindeki hâkimiyetini daha da sıkılaştırmasına, medya çeşitliliğini tehdit etmesine ve yerel ve kamu yararına çalışan gazeteciliği baltalamasına olanak tanımıştır. Editoryal standartların güçlü bir şekilde desteklenmediği durumlarda, medya kuruluşları bilgi bütünlüğüne yönelik riskleri artırabilir; bu riskler, çevrimiçi ve çevrimdışı alanlar arasında çapraz yayılıma neden olabilir.
Kamu yararına çalışan haber kuruluşlarını, gazetecileri ve medya çalışanlarını desteklemek için, yurttaş gazetecilerin yerel seçmenlere hayati bir hizmet sunduğu sınırlı medya altyapısına sahip bağlamları kabul ederek sağlam ve acil müdahalelere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu tür yanıtlar, yerel uygulayıcılardan yararlanılarak güçlü ve sürekli medya geliştirme yardımını içerebilir.
Devletler ve teknoloji şirketleri, bilgi akışının ve politikaların şekillendirilmesinde önemli etkiye sahiptir ve basın özgürlüğünü ve gazetecilerin değişmez güvenliğini sağlamaya yönelik çabaları güçlendirmelidir.
4.5. Şeffaflık ve Araştırma (Transparency and Research)
Teknoloji şirketleri ve diğer bilgi sağlayıcılar tarafından artan şeffaflık, bilginin nasıl yayıldığının, kişisel verilerin nasıl kullanıldığının ve bilgi bütünlüğüne yönelik risklerin nasıl ele alındığının daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.
Ancak güç dengesizlikleri şeffaflığın önünde engeller oluşturmaktadır. Bir avuç teknoloji şirketi benzeri görülmemiş miktarda veriye erişim imkânına ve bazı medya sahipleriyle birlikte bilgi ekosisteminde önemli bir kontrole sahiptir ve bazen de Devletlerle, siyasi ve ekonomik aktörlerle yakın ilişkiler içindedirler.
Dahası, teknoloji şirketlerinin çoğunluğunun merkezinin bulunduğu az sayıda ülkede şeffaflık konusunda yapılan düzenleyici tercihler dünyanın geri kalanını derinden etkilemektedir. Bu dengesizlikler sıklıkla kamu yararına yönelik araştırmaları kısıtlar ve eşitliği sağlama ve yeterince hizmet alamayan ve yeterince araştırılmayan bağlam ve toplulukların ihtiyaçlarını karşılama çabalarına engel olabilir.
Tam etkisi bilinmeyen yapay zekâ teknolojilerinin devreye alınması, bilgi ekosisteminin araştırılması ve anlaşılmasında daha fazla zorluk yaratmaktadır.
Bilgi ortamlarına ilişkin daha incelikli bir küresel anlayış oluşturmak ve bilgi bütünlüğünü teşvik etmek için hedefe yönelik, kanıta dayalı eylemleri geliştirmek, veri ve içgörülerin kullanılabilirliğinin, kalitesinin ve kullanılabilirliğinin genişletilmesini gerektirecektir. Çeşitli araştırmacıların mahremiyetini koruyan verilere erişiminin sağlanması, araştırma boşluklarını ve eşitsizliklerini doldurmaya yönelik kolektif çabaları güçlendirecektir. Akademisyenlerin, gazetecilerin ve sivil toplumun hayati önem taşıyan çalışmalarını korku ve tacizden uzak bir şekilde yürütmeleri korunmalı ve desteklenmelidir.
* Birleşmiş Milletler raporuna erişim için: “United Nations Global Principles For Information Integrity” [Recommendations for Multi-stakeholder Action], United Nations, 24 June 2024, <https://www.un.org/sites/un2.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
