
Türkiye, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi (kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi)’ni imzalamıştır. Sözleşme 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiş; ilk imzalayan ve onaylayan ülkemiz olmuştur.
Sözleşme, kadınları her türlü şiddetten korumayı, aile içi şiddeti önlemeyi, etkin kovuşturulmasını, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmayı ve kadınların güçlendirilmesi yolu dahil toplumsal eşitliği sağlamayı, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar, önleyici ve koruyucu a tedbirler geliştirmeyi; kadınlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi; kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca üye ülkeleri denetleyen bir mekanizma öngörmektedir.
Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete karşı Eylem Uzmanlar Grubu (GREVIO) Avrupa Konseyi’nin İstanbul Sözleşmesi’nin uygulamasını izleme amacıyla oluşturduğu organdır. GREVIO, Türkiye’ye ilişkin ilk değerlendirme raporunu 15 Ekim 2018 tarihinde açıklamıştır. Bu raporda İstanbul Sözleşmesi’nin ülkemiz uygulaması irdelenmiş, eksiklikler ve öneriler belirtilmiştir.
20/03/2021 tarih ve 31429 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19/03/2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine” 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesi gereğince karar verilmiştir. Bilindiği üzere bu fesih işleminin iptali için Türkiye Barolar Birliği, Barolarımız, STK lar, bazı siyasi partiler ve yurttaşlar tarafından Danıştay’da davalar açılmıştır.
Açılan davalarda; 20/03/2021 tarih ve 31429 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine ilişkin 19/03/2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali, 9 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme” ve 3. fıkrasında yer alan “uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler; Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunarak Resmî Gazete’de yayımlanır.” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istenmiştir.
Birden fazla farklı davacılar için gruplar halinde duruşmalar için Türkiye’nin dört bir yanından geldi. Danıştay tarihinde bir ilk olarak duruşmalar Danıştay’ın konferans salonunda yapıldı.
Danıştay Savcısı görüşünde çekilme kararının hukuka aykırı olduğunu açıkladı. Ancak Danıştay Onuncu Dairesi’ nin 28/04/2022 tarihli Esas No : 2021/1493 Karar No : 2022/2489 sayılı kararı ile verilen karar açılan davaların reddi yönünde oldu. 3’e karşılıka 2 karşı oy ile oyçokluğu ile davalar reddedildi. Verilen karar, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına, hukuk devletinden uzaklaştığımıza ilişkin sorunları yeniden gündeme getirmiştir.
Gerekçeli kararda aşağıdaki açık iptal gerekçeleri dikkate alınmamıştır:
1-Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi konu itibarıyla belli yönlerden sınırlandırılmıştır. (Anayasa’nın 104. maddesinin 17. Fıkrası).
Temel haklar, kişi hakları ve ödevleri, siyasi haklar ve ödevler ile münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve kanunda açıkça düzenlenen konularda ise Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. İnsan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenleme konusu yapılamaz.
İstanbul Sözleşmesi ile korunanların Anayasa’nın 17. Maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, kişinin vücut bütünlüğüne, maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaması, cezaya veya muameleye tabi tutulamamasına ilişkin hakları koruma altına alınmaktadır.
2- İdare hukukunda yetki ve usulde paralelliğe ilişkin genel ilke bulunmaktadır. Anayasa’nın sistematiği gereğince kanunlar üzerinde etki doğuran sözleşmeleri değiştiren veya sonlandıran hukuki işlemlerin de bir kanunla uygun bulunması gerekir.
İstanbul Sözleşmesi 6251 sayılı Kanun’la uygun bulunduktan sonra 01/08/2014 tarihinde yürürlüğe girerek kanun niteliği kazanmıştır. Sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun bulunduğuna ilişkin yeni bir kanun yokken, Cumhurbaşkanı Kararı ile fesih, sözü edilen ilkeye aykırıdır.
3- Anayasa’nın 7. maddesi gereğince yasama yetkisi, 87. maddesi gereğince ise kanun koyma, değiştirme ve kaldırma; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak görevleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir.a Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen sözleşmenin, onaylanması, kanunlar hakkında yürütme organınca işlem tesis edilmesi idare hukukundaki fonksiyon gasbıdır. Bu nedenle alınan karar yok hükmündedir.
4- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ile Devletin şiddetin önlenmesine ilişkin yükümlülükleri dikkate alındığında; a geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması ve kamu yararı amacıyla feshedilmemesi nedeni ile işlem sebep ve amaç yönünden sakattır. Sözleşmenin ülkemiz bakımından hukuken kabul edilebilir bir sebebe dayanmayan ve kamu yararı amacına uygun olmayan işlem sonucunda feshedilmiş olması nedeniyle de konu yönünden hukuka aykırıdır.
Danıştay kararında yer alan; “Bu itibarla, Cumhurbaşkanına devletin başı sıfatına istinaden tanınmış olan takdir yetkisi gereğince ve aynı zamanda milletlerarası hukuk çerçevesinde tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yargısal denetiminin, diğer idari işlemlerin tabi olduğu yargısal denetimle aynı esaslar doğrultusunda yapılamayacağı açık olup, Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisini kaldıracak şekilde bir denetim yapılması milletlerarası andlaşmaların sona erdirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının Anayasa’nın açık hükmüne aykırı şekilde yerindelik bakımından denetime tabi tutulması anlamına gelecek” şeklindeki gerekçe, gelecekte de kararnamelerin ve cumhurbaşkanlığı kararlarının denetim dışı bırakılmasına ilişkin hatalı bir içtihadın oluşmasına neden olmuştur.
İptal isteminin reddine ilişkin karar gerekçesinde; Cumhurbaşkanı kararları ve kanun hükmünde kararnameler için getirilen Anayasal sınırlamalar yok farz edilerek, Başkanlık sisteminin her türlü karar ve işlemlerini denetim dışı bırakan gerekçelere yer verilmesi sistemi hukuk devletinden daha da uzaklaştırmıştır.
Av. Filiz Saraç
1 Mayıs 1968 doğumludur.
1988 tarihinde Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.
Kamu Hukuku dalında Yüksek Lisans yaptı. ”Ceza Hukukunda Bina Çökmeleri” konulu tez yazdı.
İstanbul Barosu’nda 3 dönem yöneticilik yapmış olup, İstanbul Barosunda sırası ile Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Sekreterlik ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2017-2021 yılları arası TBB Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
6 yıl Üniversite’de “Avukatlık Hukuku ve Meslek Kuralları” ve “Uygulamalı Hukuk” derslerinde misafir Öğretim Görevlisi olarak görev aldı. TBB Eğitim Danışma Kurulu Üyeliği ve İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyeliği yaptı.
“Ceza Hukukunda Bina Çökmeleri", “Deprem Hukuku” (ortak yazarlı), "Stajyer Avukatın Hak ve Yükümlülükleri" (ortak yazarlı) adlı kitapları bulunmaktadır. 2015 yılında AİHM nezdinde depremlere ilişkin ilgili hak ihlali verilen kararın başvurucu vekilidir. Bu karar sağlıklı çevrede yaşam hakkı ile ilgili kriter kararlardan kabul edilmiştir.
2010 yılında halka temel hukuk eğitim amacını güden “Hukuk Okur Yazarlığı Projesi”ni oluşturmuş, Genel Koordinatörü olarak meslektaşları ile 10 yıl halka gönüllü eğitimler vermiştir.
2020 yılında 1924 yılında kurulan ve 80 şubesi bulunan Türk Kadınlar Birliği tarafından “Toplumda Hukukun Üstünlüğü ve Hak Arama Bilincine Katkıları” nedeniyle “Yılın Hukukçusu Ödülü” verilmiştir.
Kamu Yararını Savunma Derneği Kurucusu ve Onursal Başkanıdır. ÇYDD Maltepe Şubesi Onur Kurulu üyesidir.
