Finansallaşma Kavramı*

Ağaç nasılsa meyvesi de ona göredir.”

Hırvat Atasözü

1. Önemli anahtar çıkarımlar

Finansallaşma, bir ülkenin finans sektörünün genel ekonomisine göre büyüklüğünde ve öneminin artmasıdır. Kısa vadeli karlara vurgu yapan finans sektörü, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) imalat sektörünün gerilemesinde önemli bir rol oynamış; bununla birlikte, gelişen bir finansal hizmetler endüstrisi, diğer sektörlerde büyümeye yol açmıştır. Son yıllarda, finansallaşma, menkul kıymetleştirme olarak bilinen bir olgu olan, satılan finansal araçların tutarında ve çeşitliliğinde büyük bir artışa neden olmuştur. Finansallaşma Bretton Woods sisteminin çöküşü ve neoliberalizmin yükselişiyle başlamıştır. Finansallaşma, finansal piyasaların nasıl yapılandırıldığını ve işletildiğini değiştirerek ve kurumsal davranış ve ekonomi politikasını etkileyerek hem makroekonomiyi hem de mikroekonomiyi etkilemektedir.

2. Finansallaşmanın tanımı

Finansallaşma (financialization), bir ülkenin finans sektörünün genel ekonomisine göre büyüklüğündeki ve önemindeki artışı ifade eder. Ülkeler endüstriyel kapitalizmden uzaklaştıkça finansallaşma gerçekleşmiştir. Kavram, aynı zamanda sadece piyasanın ve finans sektörünün hayatımızdaki varlığının artmasını değil, işlemlerin ve piyasa oyuncularının artan çeşitliliğini ve bunların ekonominin ve toplumun tüm kesimleriyle kesişmesini de ifade eder.

Finansallaşma aynı zamanda finans sektöründe gelirlerin ekonominin diğer sektörlerine göre daha fazla artmasına neden olmuştur. ABD finans sektöründe çalışan bireyler, 1980’den bu yana diğer sektörlerdeki işçilere kıyasla gelirlerinde orantısız bir şekilde büyük bir artış (disproportionately huge) yaşamışlardır.

1980’lerden beri finans sektörü, teknoloji ve ürün geliştirmeye yatırım gerektiren uzun vadeli hedefler (long-term goals) yerine kısa vadeli finansal getiriler (short-term financial returns) peşinde koşmuştur. Bunun en büyük nedenlerinden biri, Wall Street’in kapitalist içgüdülerini takip etmesi ve onlara mühendislik ürünlerinden ziyade paradan para kazanmanın daha fazla kar olduğunu söylemesi olmuştur.

Finansal araçlar çok az sorunla hızlı geri dönüşler sağlamış, bu nedenle fabrikalar inşa etmek için gereken maliyetli tuğla ve harçlara yatırım yapmak yerine bu yaklaşımı kolaylaştıran yazılımlara yatırım yapmışlardır. Sonuç olarak, finans sektörü ABD’de imalat sanayisinin gerilemesinde önemli bir rol oynamıştır.

3. Finansallaşmanın kısa tarihi

ABD’de[1] finansallaşmanın başlangıcı 1950’lere kadar izlenebilirken, finans sektörü gerçekten de 20. yüzyılın sonlarında, özellikle Bretton Woods sisteminin çöküşünden sonra büyümeye başlamıştır. Bu, neoliberalizmin yükselişi ve 1980’ler ve sonrasında Milton Friedman’ın serbest piyasa ilkeleri ile birlikte ABD’de finansallaşmaya katkıda bulunmuştur.

Uluslararası para birimlerini ABD dolarına bağlayan ve doları altına sabitleyen Bretton Woods anlaşması, öngörülebilir döviz kurları (predictable exchange rates) ve sınırlı spekülasyon (limited speculation) yaratmıştır. Böylece, bu düştüğünde, serbest ticaretin (free trade) ve sermayenin serbest dolaşımının (free movement of capital) damgasını vurduğu yeni bir dönem başlamıştır. Bu aynı zamanda finans sektörünün kazanç sağladığı küresel piyasalarda da istikrarsızlık yaratmıştır.

Ayrıca, ABD diğer ülkelere olan borçlarını ödeyip daha fazla para bastıkça küresel likiditede büyük bir artış olmuştur. Bu, bankaların tüketicilere daha fazla kredi vermesini sağlamış ve özel kredi piyasasında kar için ek fırsatlar yaratmıştır.

4. Çağdaş finansallaşmanın nitelikleri

1970’lerde ve 1980’lerde finansallaşmanın başlangıcından bu yana, küresel finansal varlıkların toplam değeri fırlamıştır. 1990’da, küresel finansal varlıkların değeri, küresel GSYİH’nın %263’ü olan 56 trilyon dolardı. 20 yıl sonra, bu tutar şaşırtıcı bir şekilde 219 trilyon dolara ulaşmıştır.

Son yıllarda deregülasyon ve yeni finansal teknolojilerin de finans sektörü üzerinde büyük etkisi olmuştur. 2008 ekonomik durgunluğundan sonra bile, bankaların borç alabilecekleri yöntem ve tutarlara ilişkin yasalar nispeten gevşek olmuş ve daha fazla likidite yaratmıştır.

Özellikle son on yılda menkul kıymetleştirmede büyük bir artış (massive increase in securitization) görülmüş olup; bu, bir yaratıcının çeşitli finansal varlıkları tek bir grupta toplayıp bu yeniden paketlenmiş varlık grubunu yatırımcılara satmasıyla ortaya çıkmaktadır. Finansal kurumlar ve müşterileri sürekli olarak yeni kar yolları aradıkça, sundukları finansal araçlar giderek daha çeşitli hale gelmiştir.

Genel olarak, likidite ve borçlanma (liquidity and borrowing) arttıkça enflasyon da artmaktadır. Bu da, birikimlerini bu finansal araçlara yeterli miktarda yatırmayan tüketicilerin para kaybedecekleri ve finans sektörünün daha fazla ihtiyaç duyacağı anlamına gelir. Ayrıca, internet sayesinde her zamankinden daha fazla insan finansal bilgilere ve piyasaya erişebilmektedir.

Son olarak, Robinhood gibi yeni başlayan yatırım uygulamalarının ortaya çıkışı, geleneksel olmayan yatırımcıları da finans piyasasına getirmiştir.

5. Finansallaşma ekonomilerin inşasına yardımcı olur mu?

Finansal hizmetler de ABD için önemli bir ihracat kaynağıdır. ABD dünyanın en büyük ve en likit finansal piyasalarına sahipken, dünyanın birçok ülkesinde, hatta Meksika ve Türkiye gibi yükselen piyasalarda bile finansallaşma meydana gelmiştir.

ABD’de ve başka yerlerde, finans sektörünü oluşturan bileşenler olan bankacılık, varlık yönetimi, sigorta ve risk sermayesinin büyümesi, ekonominin diğer sektörlerinde de büyümeye katkıda bulunabilir. Çeşitli finansal ürünler sunan büyük ve likit finansal piyasalar, yatırım ve büyümeyi finanse etmeyi ve sigorta yoluyla satın almaları ve yatırımları korumayı kolaylaştırır.

Finansal piyasalar aynı zamanda uluslararası ticareti de kolaylaştırmaktadır. Uluslararası Ödemeler Bankası’na (Bank of International Settlements-BIS) göre, günlük döviz işlemleri hacmi (daily volume of foreign exchange transactions) 1989’da 570 milyar dolardan 2019’da 6,6 trilyon dolara yükselmiştir.

Finansallaşma, finans sektöründe de önemli iş büyümesine yol açmış olup, bu iş büyümesinin devam etmesi beklenmektedir.

6. Finansallaşmaya yönelik eleştiriler

Finansallaşmayı eleştirenler, finansallaşmanın kısa vadeli karlara yaptığı vurguya odaklanmaktadırlar. Onlara göre, böyle bir odaklanma bir şirketin uzun vadeli hedeflerini bozabilir ve ürün kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Diğerleri ise, finansallaşmanın “üretken olmayan kapitalizm”e (unproductive capitalism) yol açtığını iddia etmektedirler. Onlara göre, “finansallaşma, artık esas olarak, karların esas olarak üretimdeki sömürüden değil, dolaşımdaki (tefeciliğe benzeyen) finansal mülksüzleştirmeden (financial expropriation) geldiği kapitalizmde tamamen yeni bir aşamayı kategorize etmek için bir kavram olarak kullanılmaktadır.”

Diğer araştırmalar da, büyük firmaların finansallaşma nedeniyle ekonomilere hakim olma yollarına odaklanmaktadırlar. Araştırmacılara göre hakimiyetleri, öncelikle finansal piyasalara hitap etme ve oynama yeteneklerinin bir sonucudur. Oyun alanı, büyük yatırımcıların talep ettiği büyük parasal getirileri üretemedikleri için küçük firmalar için eşit bir oyun alanı değildir.

* Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.

Yazı başlığı minvalinde aşağıdaki kaynaklara bakılabilir:

  • Malcolm Sawyer, What Is Financialization? International Journal of Political Economy (2013) 42(4):5-18, < https://www.researchgate.net/publication/275944510_What_Is_Financialization >
  • Gerald A. Epstein, Introduction: Financialization and the World Economy, < https://peri.umass.edu/fileadmin/pdf/programs/globalization/financialization/chapter1.pdf >
  • Financialization, Investopedia, < https://www.investopedia.com/terms/f/financialization.asp >
  • Financialization, < https://www.sciencedirect.com/topics/social-sciences/financialization >
  • Financialization, Wikipedia, < https://en.wikipedia.org/wiki/Financialization >

[1] ABD’de, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH; gross domestic product-GDP) yüzdesi olarak finans sektörünün büyüklüğü 1950’de %2,8’den 2019’da %21’e yükselmiştir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.