

Amerika Birleşik Devletleri Yargıçları için Davranış Kuralları (Code of Conduct for United States Judges), yargıçların bir davada yer alan taraflar veya avukatlar ile sosyal bağlantılar da dâhil olmak üzere kişisel ilişkilerinin yargıçların davranışlarını etkilemesine izin vermesini yasaklar. Ancak, bu tür sosyal çatışmaların kamuya ifşa edilmesi ve belirli bir davadan çekilme kararı tamamen yargıca aittir. Yakın zamanda yayınlanan bir makalede, yargıçların menkul kıymetler davasına konu olan şirketlerdeki davalılarla olan sosyal bağlantılarının, davalı dostu davalara ilişkin sonuçların önemli ölçüde artmasına yol açtığına dair sistematik kanıtlar sunulmaktadır. Makaledeki bulgular, yargı sisteminin tarafsızlığı hakkında sorular ortaya çıkarmakta ve daha fazla şeffaflığa ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Söz konusu araştırmada, 1934 tarihli Menkul Kıymetler ve Borsa Yasası ‘Kural 10b-5’i (Securities and Exchange Act of 1934 Rule 10b-5) ihlal eden yanıltıcı kamuyu aydınlatma veya hileli finansal raporlama iddiasıyla açılan toplu davalarda (class-action lawsuits), davalı firmaların yöneticileri ile davaya bakan yargıçlar arasındaki sosyal bağlantılar incelenmiştir. Yargıçların sosyal bağlantıları, özellikle çok sayıda dava örneği için, doğrudan gözlemlenebilir değildir. Bunun yerine, yargıçların ve firma yöneticilerinin büyük olasılıkla aynı eğitim kurumlarına gittiklerinde oluşturdukları bağlantılara güvenilmekte olup; bu bağlantıların çoğu üniversitede veya hukuk fakültesinde oluşmuştur. Bu yaklaşımın bir avantajı, dava açılmadan çok önce oluşan sosyal bağlantılara dayanmasıdır.
Federal davaların yargıçlara rastgele atanması, yargıçlar ve yöneticiler arasında bağlantıları olan davaların iddia edilen yanlışın ciddiyeti açısından diğer davalardan sistematik olarak farklı olduğu endişesini hafifletir. Gerçekten de, bağlantıları olan ve olmayan davalar, dava ciddiyetinin çeşitli ölçütlerine ve iddia türlerine göre ortalama olarak önemli ölçüde farklı değildir. Daha da önemlisi, davalı firmanın yöneticileri ile eğitim bağlantıları olan yargıçlar, bu tür bağlantıları olmayanlardan daha sık kendilerini reddetmezler, bu da yargıçların yukarıda öngörülen Davranış Kurallarına uymadıklarını göstermektedir.
1996 ila 2017 yılları arasında açılan “Kural 10b-5” davalarının sonuçlarının, yargıçlar ile davalı firma yöneticileri eğitim bağlarını paylaştıklarında davalılar için önemli ölçüde daha olumlu olduğu görülmektedir. Bu bağlar (1) daha olası reddedilmeye, (2) daha hızlı çözüme ve (3) önemli ölçüde daha düşük dava ödemelerine [more likely dismissal, faster resolution, and substantially lower lawsuit payouts] yol açmaktadır. Özellikle, sosyal olarak bağlantılı yargıçlar ile firma yöneticilerini içeren davaların reddedilme olasılığı %24 daha fazladır, bu davalar yaklaşık %21 daha hızlı çözülmektedir ve %49 daha düşük dava ödemeleri ile ilişkilendirilmektedir. Belgelenen etkilerin kahir büyüklüğü muhtemelen önemli yargı takdir yetkisini ve karar eşitsizliğini yansıtmaktadır. Makaledeki bulgular, dava ciddiyetini, firma özelliklerini ve yargıca özgü faktörleri hesaba kattıktan sonra da geçerliliğini korumaktadır. Aynı yargıcın, bu yargıcın birlikte okula gittiği yöneticileri içeren bir davaya başkanlık ettiği ve yargıç ile davalılar arasında hiçbir okul bağı olmayan başka bir davanın sonuçları karşılaştırıldığında bile söz konusu sonuçlar devam etmektedir.
Davalı dostu toplu dava sonuçlarına ilişkin bulgular, yönetici yargıca sosyal olarak bağlı olan isimlendirilmiş bir davalı olduğunda yükselmektedir ki; bu, yargıcın dava edilen firmadaki bağlantının daha fazla farkında olmasıyla tutarlıdır. Daha ileri analizler, yargıçlar ile firma yöneticileri arasındaki sosyal bağlantıların etkisinin dava görünürlüğüne ve sosyal bağların gücüne göre değiştiğini göstermektedir. Bağlantılar, daha az görünür vakalarda daha belirgin bir etkiye sahiptir ve bu da yargıçların davanın medyada yer aldığı veya davalı firmanın iyi tanındığı durumlarda daha fazla davalı dostu sonuçların potansiyel maliyetlerini göz önünde bulundurduğunu göstermektedir. Dahası, bağlantı muhtemelen daha doğrudan olduğunda belgelenen etkiler daha güçlüdür çünkü daha küçük kolejlerde veya hukuk fakültelerinde geliştirilmiştir. İlginç bir şekilde, bağlantıların, yargıçlar firma yöneticileri ile aynı okullara gittiklerinde ancak farklı zamanlarda gittiklerinde dava sonuçları üzerinde önemli bir etkisi olmamakta; bu da ortak mezun olunan okula yakınlık değil, daha çok doğrudan tanışıklığın daha olumlu muameleler yarattığını göstermektedir.
Hem medyadan hem de akademiden gelen son incelemeler, federal yargıçlar arasında, özellikle finansal çıkarları ile ilgili olası çıkar çatışmalarını vurgulamıştır (Wall Street Journal, Eylül 2021; Harit, Parupati, Pinto ve Sadka 2022). Buna yanıt olarak, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi yargıçların finansal açıklamalarının şeffaflığını ve zamanlamasını artırmak için Adli Etik ve Şeffaflık Yasası’nı geçirmiştir. Mezkûr araştırmada, önyargılı yasal sonuçların yalnızca yargıçların finansal varlıklarından değil, aynı zamanda sanıklarla olan sosyal bağlantılarından da kaynaklanabileceği vurgulanmaktadır. Yargıçların finansal çıkarlarını düzenli olarak açıklamaları gerekirken, şu anda sosyal bağlantıları açıklama konusunda açık bir yükümlülük bulunmamaktadır. Sonuç olarak, sosyal bağların yargı kararları üzerindeki etkisi, finansal çıkarların etkisinden bile daha az şeffaftır. Sosyal bağlantılardan kaynaklanan önyargılar, davaya dâhil olan belirli kişiler ve yargıçlarla olan ilişkileri nedeniyle ortaya çıkar ki; bu, yargıçların söz konusu firmalardaki finansal varlıklarının (Harit vd. 2022) ve siyasi bağlantılarının (Huang, Hui ve Li 2019) etkisinden farklıdır. Makalede, yargıçlar ve davacılar arasındaki kişisel bağlantılardan kaynaklanan çıkar çatışmaları vurgulanarak, yargı etiği ve şeffaflık konusundaki devam eden tartışmalara ilişkin önemli kavrayışlar sunulmaktadır.
*Bu çalışmaya ilişkin dipnotlar:
- Harit, T.; S. Parupati; J. Pinto; and G. Sadka. “Judge Financial Holdings and Case Outcomes: Evidence from Judge Financial Disclosures”. Working paper, 2022. Available at https://ssrn.com/abstract=4265987.
- Huang, A.; K. W. Hui; and R. Z. Li. “Federal Judge Ideology: A New Measure of Ex Ante Litigation Risk.” Journal of Accounting Research 57 (2019): 431-89.
Wall Street Journal. How the Journal Found Judges’ Violations of Law on Conflicts. Sep 2021. https://www.wsj.com/articles/how-the-journal-found-judges-violations-of-law-on-conflicts-11632833775.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
