
“(…)
Gül yüzünü gecelere dokurum,
Şiirimsin günde binkez okurum,
Dara düştüm, sağım solum uçurum;
(…)”
Dilaver Cebeci (1943-2008)
1. Giriş
Fikri mülkiyet (intellectual property), insan zekasının yaratıcı eseri olup, maddeye indirgenmeden önce kişinin zihninde ortaya çıkar. Bu fikri mülkiyetin korunması, yalnızca sahibinin yaratıcılığını ödüllendirmekle kalmaz, aynı zamanda bilim, teknoloji, sanat, edebiyat ve insan aklının diğer birçok yaratıcı çalışmasının ilerlemesini de destekler. Günümüz dünyasında yaratıcılık ve yenilikler başarı için önemli bir rol oynamaktadır.
1957 tarihli Hindistan Telif Hakkı Yasası’na (kısaca ‘Yasa’; Copyright Act) göre, fikri mülkiyet koruması (a) orijinal edebi, dramatik, müzikal ve sanatsal eserler ile (b) sinema filmleri ve (c) ses kayıtları [1] (kısaca ‘Çalışma/İş’; Work) yaratıcılarına verilir. Telif hakkı, bir yaratıcının bir Çalışma üzerinde, yaratıcı tarafından üretildiğinde elde ettiği yasal haklar kümesini ifade eder (kısaca ‘Telif Hakkı’; Copyright). Telif hakkı bölünebilir, devredilebilir ve yalnızca sınırlı bir süre için geçerli olan soyut bir mülkiyettir. Telif hakkı, yazarlara orijinal ifade hakkını garanti eder ve aynı zamanda başkalarını Çalışma [2] tarafından aktarılan fikir ve bilgiler üzerine özgürce inşa etmeye teşvik eder.
Telif Hakkı Süresi, yazarın yaşamıyla sınırlıdır ve yasal kurgu ile ölümünden sonraki altmış yıla kadar uzanır [3] {“yazarın ölümünden sonra altmış yıl” (sixty years ‘post mortem auctoris’) olarak da anılır}. Bu; yayınlanmış edebi, dramatik, müzikal ve sanatsal Eserler için geçerlidir. Ancak, sinema filmleri, ses kayıtları, ölümden sonra yapılan yayınlar, anonim ve müstear yayınlar, devlet eserleri ve uluslararası kuruluşların eserlerinde Telif hakkı süresi, yayın tarihinden itibaren 60 yıldır.
2. Telif Hakkının Tescili Zorunlu Mudur?
Telif hakkının Çalışmaya yaratıldığı anda verildiğini ve bu nedenle tescilinin zorunlu olmadığını (registration is not mandatory) not etmek ilginçtir. Bu, Telif Hakkını uygulamak veya Telif Hakkının ihlaline karşı çare aramak anlamına gelir, Çalışmanın kaydettirilmesi gerekmez.
Bunun gerekçesi, daha sonra Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle Bağlantılı Yönlerine İlişkin Anlaşmada (Agreement on Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights; TRIPS[1]) yinelenen 1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi (kısaca ‘Sözleşme’; Berne Convention for the Protection of Literary and Artistic Works[2]) kapsamındaki otomatik ilkeden kaynaklanmaktadır. Hindistan, söz konusu Sözleşmeyi ve TRIPS Anlaşmasını onaylamıştır. Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi, Esere sağlanacak asgari koruma düzeyini belirlemek için üç temel ilkeye dayanır; bunlardan biri “otomatik koruma”dır (automatic protection). Bu, bir Çalışma oluşturulduğunda, doğası gereği, Çalışmanın Telif Hakkı korumasına sahip olduğu ve aynı Çalışmanın tescil ettirilemeyebileceği anlamına gelir.
Yasa’nın 45(1) no.lu maddesi, herhangi bir Çalışmanın yazarının veya yayıncısının veya sahibinin veya herhangi bir Çalışmanın Telif Hakkı ile ilgilenen diğer kişinin, Telif Hakkı tescil memuruna öngörülen ücret ile birlikte öngörülen biçimde başvuruda bulunabileceğini (‘may’ make) açıkça belirtmektedir. “Bulunabilir” (‘may’ make) kelimesinin kullanımı, yazarın Telif Haklarının tescili için başvuruda bulunma konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Bu düşünce, bu gerçeği vurgulayan bazı yargı kararlarıyla daha da güçlendirilmektedir.
Sanjay Soya Private Limited Vs. Narayani Trading Company davasında[3], Bombay Yüksek Mahkemesi, Yasa kapsamında Telif Hakkı tescilinin zorunlu olmadığına ve sahibinin takdirine bağlı olduğuna ve Yasanın hiçbir hükmünün, Yasa kapsamında muafiyet talep edilmeden önce Telif Hakkının tescil edilmesini gerektirmediğine karar vermiştir. Ayrıca söz konusu mahkeme, bu kararı desteklemek için Sözleşme’ye ve TRIPS Anlaşması’na da dayanmıştır. Tescil, Telif Hakkı [4] siciline girilen ayrıntılarla ilgili olarak yalnızca ilk bakışta bir karine oluşturur. Yasa’nın Telif Hakları sicilindeki kayıtlarla ilgili 45(1) no.lu maddesi[4], “bulunabilir” kelimesini kullanır ve 51’inci maddesi[5] ise, ihlalin kendisini kayıtlı Çalışma ile sınırlamadığını belirtir. Çalışma ortaya çıktıkça, koruma “otomatik” olmalıdır.
3. Telif Hakkının Tescilinin Avantajları
O zaman soru, kişinin neden tescil yaptırması gerektiği konusunda ortaya çıkar. Kanunen Eser sahiplerine tanınan münhasır kullanıma veya tekele ilave olarak tescil yoluyla “telif hakkı koruması”nın bazı avantajları aşağıda sıralanmıştır.
3.1. Telif Hakkının Tescili ilk bakışta bir delildir (Copyright Registration is prima facie evidence): Yasa’nın 48. maddesi[6], Çalışma için ilk bakışta geçerlilik sağlar ve eser sahipleri, bir Telif Hakkı ihlalcisine karşı ihtiyati tedbir hakkı elde eder. Çalışmanın/İşin gerçek sahibine sahipliğini sağlamak için kanıt görevi görür.
3.2. Küresel ve yetkisiz kullanıma karşı koruma (Protection globally and from unauthorised use): Bern Sözleşmesine göre, bir çalışmanın telif hakkı bir sözleşme yapan ülkede bulunuyorsa, sahibi başka bir sözleşme yapan ülkede olduğu gibi benzer ayrıcalıklardan yararlanacaktır. Telif hakkının tescili zorunlu olmayabilir, ancak her halükarda sahibine uygun bir yer sağladığı kesindir.
3.3. Ekonomik Haklar Çalışmaya bağlıdır (Economic Rights are attached to Work): Bir Çalışma için telif hakkı alındıktan sonra, hak sahibinin telif hakkı alınmış Çalışmanın başkaları tarafından kullanımından ekonomik faydalar elde etmesine izin verir. Çalışmanın sahibi, başkalarına (a) Çalışmayı ses kayıtları, basılı yayınlar vb. gibi çeşitli biçimlerde çoğaltma, (b) Çalışmanın kopyalarını dağıtma, (c) yayın veya Eserin kamuya açıklanması, (d) Bir romanın senaryoya dönüştürülmesi gibi Eserin uyarlanması vb. konularında başkalarına yetki vererek telif hakkı kazanabilir. Bu nedenle Eserin telif hakkı tescili, sahibine mali kazanç kazandırmaya da yardımcı olur.
3.4. Sahibinin Eserinin kaydını tutar ve yayınlanma tarihi sağlar (Keeps a track of the Work of owner and provides date of publication): Tescilli Çalışmanın sahibi, Telif Hakları sicilinde listelenir ve bu, sahibinin Çalışmayı takip etmesini sağlar. Yayın tarihi, ihlal vakalarının ele alınmasında önemli bir husustur. Telif hakkının tescili, Çalışmanın yayın tarihini de içerir. Sonuç olarak, bir ihlal vakası meydana geldiğinde kolayca tespit edilebilir.
3.5. Sahiplere lisans verme hakkı (Licencing right to owners): Telif hakkı sahipleri, Çalışmalarını başkalarına lisanslama hakkına sahiptir. Telif Hakkının Tescili, herkesin Çalışmanın gerçek sahibini tespit etmesini sağlar ve Çalışmanın lisans verene ait olduğuna dair yeterli onay vardır. Telif hakkının tescili, kişinin kendi Çalışmasını istismar etmesi için çok önemli bir rol oynar.
3.6. Tek seferlik tescil (One-time registration): Telif hakkının tescili tek seferlik bir işlemdir ve dolayısıyla yenileme zahmetinden kurtarır. Bu hakkın verildiği süre çok uzundur ve sahibinin Eserini yaşamı boyunca kullanmasına izin verir ve mülkiyeti kamuya açık bir kayıt haline gelir.
4. Telif Hakkının Tescil Edilmemesi (Non-registration of Copyright)
Koruma elde etmek için bir Çalışmayı kaydettirmek zorunlu değildir, çünkü orijinal bir Çalışma tamamlandığında anında Telif Hakkı ile korunur. Telif Hakkı için Çalışmanın tescil edilmemesi ile ilgili gerçek bir dezavantaj veya risk yoktur. Ancak Çalışmayı kaydettirmek, Çalışmayı korumayı kolaylaştırır. Bununla birlikte, yukarıda açıklandığı gibi, tescil etmeme, ihlal durumunda hak sahibinin hukuk yollarına başvurmasını engelleyemez.
5. Sonuç
Telif hakkı veya bu nedenle herhangi bir fikri mülkiyet, herhangi bir ülkenin ekonomik kalkınmasında temel bir unsur oluşturur. Telif hakkı, sahibine orijinal ifade hakkını sağlar ve ayrıca Çalışma tarafından iletilen fikirleri özgürce geliştirmelerine olanak tanır. Telif hakkının tescili, kesinlikle tescil ücreti şeklinde bir bedel ile birlikte gelir. Bu nedenle, sahibi, Çalışmasının Telif Hakkı kendisine zaten verilmiş olduğu gerçeğinin ışığında, Çalışmasının pazarlanabilirliğini her zaman göz önünde bulundurmalıdır. Tescil, özellikle Çalışma uluslararası nitelikte olduğunda veya kullanım 1’den fazla ülkede olduğunda daha tavsiye edilir. Ayrıca, Sanjay Soya Private Limited davasında verilen karar, Telif Haklarının zorunlu tesciline ilişkin belirsizliği çözmüştür. Bu, Bombay Yüksek Mahkemesi (Bombay High Court) tarafından memnuniyetle karşılanan bir karardır ve insanları Çalışmalarının mülkiyetini talep etmek için herhangi bir formaliteye girmek zorunda kalmadan daha özgürce Çalışmalar yaratmaya teşvik etmektedir.


[1] Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle Bağlantılı Yönlerine İlişkin Anlaşma (TRIPS) için bkz. < https://www.wto.org/english/docs_e/legal_e/27-trips_01_e.htm >
[2] 1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi için bkz. < https://www.wipo.int/treaties/en/ip/berne/summary_berne.html >
[3] Sanjay Soya Private Limited Vs. Narayani Trading Company davası için bkz. < https://www.livelaw.in/pdf_upload/copyright-registration-not-mandatory-bombay-hc-390581.pdf >
[4] Hindistan Telif Hakkı Yasası m.45(1) için bkz. < https://indiankanoon.org/doc/1098485/ >
[5] Hindistan Telif Hakkı Yasası m. 51 için bkz. < https://indiankanoon.org/doc/1038145/ >
[6] Hindistan Telif Hakkı Yasası m. 48 için bkz. < https://indiankanoon.org/doc/263451/ >
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
