Hukuk Fakülteleri ‘İklim Değişikliğiyle Mücadele’ Konusunda Fark Yaratabilir mi?

Geleceğin avukatları da iklim değişikliği (climate change) ile karşı karşıyadır. Bu küresel kriz tırmanırken, hukuk eğitiminin rolü kritik olacaktır. Bu, öğrencileri duruma uygun bir müfredatla hazırlamayı gerektirmektedir.

İklim değişikliği, hayatımızın her alanını etkileyen evrensel bir sorundur. Sağlığımızı, ekonomilerimizi ve doğrudan çevremizi etkiler. İklim değişikliğine dair kanıtlar giderek daha fazla çürütülemez hale geldikçe, daha güçlü bilimsel fikir birliği ve artan kamu endişesiyle, hukuk camiası bu zorlukların ele alınmasında öncü bir rol üstlenmelidir. Avukatlar, özellikle iklim değişikliği davalarına artan odaklanma ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (International Court of Justice) katılımı göz önüne alındığında, politikayı etkilemek, yasal değişiklikleri yönlendirmek ve iklim değişikliğinin etkilerini hafifleten çözümler için savunuculuk yapmak için benzersiz bir konumdadır. Ancak bunun için, geleceğin avukatları bakımından eğitim alanları olan hukuk fakültelerinin, mezunların hem iklim değişikliğinin yasal boyutlarından haberdar olmalarını hem de anlamlı eylemlerde bulunmaya hazır olmalarını sağlamak için müfredatlarını güncellemeleri gerekir. O zaman şu soru ortaya çıkıyor: Hukuk fakülteleri, öğrencileri zamanımızın en acil sorunlarından biriyle başa çıkmak amacıyla gerekli araçlarla donatmak için yeterli şeyi yapıyor mu?

1. Farkındalık Eksikliği [lack of awareness]

Şu anda, üniversitelerin genel olarak iklim değişikliğiyle mücadelede (fight against climate change) oynaması gereken rol hakkında büyüyen bir konuşma vardır. ‘Geleceğin Bilim İnsanları’ (Scientists for Future; S4F) gibi girişimler, akademik kurumların iklim farkındalığını ve eylemini yönlendirmedeki önemini vurguluyor. Ancak, özellikle hukuk fakülteleri söz konusu olduğunda, ilerleme yavaş olmuştur. Birçok hukuk programı sürdürülebilirlik unsurlarını ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni (Sustainable Development Goals) müfredatlarına dâhil etmeye başlamış olsa da, iklim değişikliğinin kendisi hakkında odaklanmış, kapsamlı bir eğitim genellikle eksiktir. Hukuk profesyonellerinin iklim politikasını şekillendirmede ve uluslararası anlaşmaların ve ulusal yasaların etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamada oynayabilecekleri kritik rol göz önüne alındığında, bu önemli bir gözetimdir. Bu nedenle, hukuk fakültelerinin iklim değişikliği eğitimine öncelik vermeye ve bunu programlarına tam olarak entegre etmeye başlaması önemlidir.

2. Hukuk Fakültelerinde İklim Değişikliği Eğitimi

Üniversiteler -Leiden Üniversitesi dâhil- müfredat reformlarına giriştikçe, iklim değişikliğini ele almak amacıyla hukuk eğitimini yeniden şekillendirmek için eşsiz bir fırsat ortaya çıkmaktadır. Bu sadece ders eklemekle ilgili değil, aynı zamanda anayasa hukukundan sözleşme hukukuna kadar tüm alanlarda hukukun nasıl öğretildiğini yeniden düşünmekle de ilgilidir. Hukuk öğrencilerinin iklim değişikliğinin bu alanları nasıl etkilediğini anlamaları ve bu küresel krizle mücadele etmek için hukuk becerilerini kullanmaya hazır olmaları gerekir. Ancak, bu fırsatlara rağmen, hukuk fakültelerinden gelen yanıtlar karışık olmuştur, çabalar genellikle parçalanmış ve gerekli aciliyetten yoksundur. Hukuk eğitiminde iklim değişikliğiyle başa çıkmak, hem müfredat değişiklikleri hem de kültürel bir değişim gerektirmekte ve zorluğun üstesinden gerçekten gelmek için disiplinler arası ve bütünleşik yaklaşımlara güçlü bir şekilde odaklanılmaktadır.

3. Disiplinlerarası Bir Yaklaşım [interdisciplinary approach]

Hukuk fakültelerinde iklim değişikliği eğitimini geliştirmenin etkili bir yolu disiplinler arası eğitimdir. İklim değişikliği çevre bilimi, ekonomi, sosyoloji ve uluslararası ilişkiler gibi disiplinlerle kesişir. Yapılandırılmış bir Yan Dal programı, geleceğin avukatlarını iklim ile ilgili yasal zorlukları ele almak için gereken geniş bilgiyle donatan bu alanlardaki dersleri içerebilir. Örneğin, çevre ekonomisi ve sosyoloji dersleri öğrencilerin iklim politikalarının ekonomik etkilerini ve iklim değişikliğinin sosyal boyutlarını anlamalarına yardımcı olabilir. Bu bakış açılarını entegre ederek, hukuk öğrencileri daha bütünsel, etkili yasal stratejiler geliştirebileceklerdir. Bu yaklaşım ayrıca iklim krizinin karmaşıklığına ilişkin takdirlerini derinleştirerek, çevresel adaleti daha iyi savunmalarını ve küresel iklim anlaşmalarını yürürlüğe koymalarını sağlayacaktır.

4. Bütünleşik Bir Yaklaşım [integrated approach]

Hukuk fakülteleri iklim değişikliğini ayrı bir konu olarak ele almak yerine daha geniş hukuk müfredatına entegre etmelidir. İklim değişikliği, haksız fiil, sözleşme, şirket ve uluslararası ticaret dâhil olmak üzere hukukun hemen hemen her alanını etkiler. İklim ile ilgili içerikleri mevcut derslere yerleştirerek, öğrenciler bu sorunların çeşitli hukuk disiplinlerinde nasıl iç içe geçtiğini görecek ve yaygın etkilerine dair daha kapsamlı bir anlayışa sahip olacaklardır. Örneğin, haksız fiil hukuku iklim ile ilgili zararlardan kaynaklanan artan sorumlulukları inceleyebilir, sözleşmeler aşırı hava koşullarının yükümlülükleri nasıl etkilediğini ele alabilir ve şirketler hukuku işletmelerin artan çevresel sorumluluklarını inceleyebilir. Bu yaklaşım, öğrencilerin hukuki bilgilerini genişletecek ve onları iklim değişikliği ile ilgili gerçek dünyadaki hukuki zorluklarla başa çıkmaya hazırlayacaktır. Bu konuların rutin hukuk eğitimine yerleştirilmesi, geleceğin avukatlarına iklim değişikliğini birden fazla alanda etkili bir şekilde ele almak için gereken zihniyeti ve becerileri kazandıracaktır.

5. Hukuk Fakültelerini Geleceğe Hazır Hale Getirmek

Hukuk mesleğinin iklim değişikliğiyle mücadelede oynayacağı önemli bir rol vardır ki, bu da hukuk fakültelerinin bu zorluğun üstesinden gelmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Hukuk fakülteleri, disiplinler arası eğitim ve hukukun tüm alanlarında bütünleşik bir yaklaşımla iklim değişikliğini müfredatlarına entegre ederek, gelecek nesil avukatlarını bu küresel çabada lider olmaya hazırlayabilir. Bu değişiklikler yalnızca daha fazla içerik eklemek ile ilgili değil; hukukun nasıl öğretildiğini dönüştürmekle ilgilidir ki, böylece içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklerini yansıtır. Harekete geçme zamanı şimdidir; hukuk fakülteleri mezunlarının iklim değişikliğinin yasal yönlerini anlayabilmesi ve etkilerini azaltmak için anlamlı eylemlerde bulunabilmeleri sağlanmalıdır. Bunu yaparak, hukuk sistemlerimizin geleceğin zorluklarıyla başa çıkabilecek kadar sağlam olmasını ve avukatlarımızın daha sürdürülebilir bir dünya yaratma yolunda öncülük etmeye hazır olmasını sağlayabiliriz.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.