Hukuk Hızla Gelişen Finansal Teknolojilerle Nasıl Mücadele Etmelidir?*

Finansal hizmetleri (financial services-FinTech) sağlamak için teknolojinin kullanılması, son 150 yılda ekonomi tarihindeki en büyüleyici etkileşimlerden birini temsil ediyor. 1838 yılında telgrafın ve 1866’da ilk transatlantik kablosunun kullanılmaya başlanmasıyla başlayan teknolojik yenilik, 19. yüzyıl boyunca küresel finans piyasalarının gelişimini belirlemiştir. Benzer şekilde, Barclay’in 1967 yılında otomatik vezne makinesini piyasaya sürmesi, son yüzyılda bankacılık sektöründeki en önemli finansal yeniliklerden birini temsil etmekte olup, finansal oyuncuların dijital altyapıya geçişini başlatmıştır. Son yarım yüzyılda, küresel finans sektörü Bilişim Teknolojisi (BT; information technology-IT) ürünlerinin en çok alıcılarından biri haline gelmiş; düzenlemeler de ayak uydurmak için mücadele etmiştir.

Dijital ekonomideki üstel büyüme, son on yılda özellikle finans sektörünü etkiledi; reklamcılık, medya ve perakende ve toptan satış gibi diğer sektörlerden de hiç bahsedilmiyor. Birlikte çalışabilirlik, sorunsuz veri paylaşımı, bulut bilgi işlemleri ve akıllı telefon kullanımına dayalı yeni tüketici davranışı kalıpları sağlayan Uygulama programlama arabirimlerinin (Application programming interfaces; APIs) benimsenmesi, bankacılık sağlayıcıları ve kullanıcılar arasındaki etkileşimleri önemli ölçüde değiştirmiştir.

Talep tarafında ise, perakende ticaretin dijitalleşmesi, bankacılık hizmetlerinin hızı, kolaylığı ve kullanım kolaylığı açısından müşterilerin deneyimlerini ve beklentilerini etkilemiştir. Ayrıca, milenyum kuşağının artan dijital okuryazarlığı gibi demografik faktörler de, FinTech hizmetlerine olan talebin güçlenmesine katkıda bulunmuştur.

FinTech inovasyonu, yeni oyuncuların ve iş modellerinin şimdiye kadar sıkıntılı olan bir pazara girmesine izin verecek şekilde ayarlanmıştır. Teknolojik gelişmeler, geleneksel finansal hizmetlerin ayrıştırılmasına olanak tanıyarak müşterilerin tek bir geleneksel bankaya veya finansal holdinge olan bağımlılığını zayıflatacaktır. Ampirik araştırmalar, FinTech hizmetlerinin dünyanın her yerindeki belirli piyasalardaki perakende müşteriler arasında yaygınlaştığını göstermiştir [örneğin kitle fonlaması, sınır ötesi ödemeler, eşler arası (peer-to-peer; P2P) kredi verme, kredi geçmişi olmayan, banka hesabı olmayan bireyleri hedefleyen finansal hizmetler[1]]. Günümüzde, dijital platformlar ve elektronik toplayıcılar, finansal hizmetlerin dağıtım kanalları olarak hareket ediyor ve robo-danışmanlar, özel hizmetler sunmak için müşteri bilgilerini ve dijital ayak izlerini kullanıyor.

Ayrıca firmalar, FinTech’i yurt içi ve sınır ötesi ödeme hizmetleri (önden fonlamalı/yüklemeli e-para veya dijital cüzdanlar aracılığıyla; by means of pre-funded e-money or digital wallet), bireysel ve ticari bankacılık (yenilikçi borç verme ve borçlanma platformları kurarak; by establishing innovative lending and borrowing platforms), müşteri ilişkileri hizmetleri (fiyat karşılaştırmaları, kredi risk derecelendirmeleri sağlayarak ve hizmetlerin geçişini sağlayarak; by providing price comparisons, credit risk ratings, and enabling the switching of services), toptan bankacılık ve piyasalar, toptan ödemeler, takas ve mutabakat altyapısı sağlamak için kullanabilirler.

Son olarak, büyük veri analitiği ve P2P gibi yeni platform tabanlı iş yöntemleri, bireylere ve küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik karşılanmamış kredi talebini belirlemek ve yerine getirmek için alternatif veri kaynakları kullanarak kredi verme sektörünü kökten alt üst edecektir.

FinTech ayrıca, Google, Amazon, Meta ve Apple gibi geniş müşteri ağlarına sahip köklü teknoloji firmalarının, kullanıcılarına finansal hizmetler sunmak için platformlarından yararlanma çabalarını da içermektedir. FinTech hizmetleri sağlamak için ortaya çıkan birçok yeni firmanın aksine, bu büyük teknoloji (BigTech) şirketleri ağ etkileri, marka bilinirliği, en son teknoloji ve büyük özel müşteri veri kümelerinden yararlanarak çok hızlı bir şekilde ölçeklenebilir. Çin ve Güneydoğu Asya, Doğu Afrika ve Latin Amerika’daki diğer gelişmekte olan piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler gibi bazı yetki alanlarında, büyük teknoloji genişlemesi hızlı olmuştur. Büyük teknolojinin (BigTech) haber medyası ve perakende gibi sektörlerdeki önceki kesintileri, büyük teknolojini genişlemesi düzensiz olursa bankacılık sektörünün ciddi rekabetle karşı karşıya kalacağını gösteriyor.

Yine de, bu finansal yenilikle eşzamanlı olarak, özellikle Amerika birleşik Devletleri (AB) ve Avrupa Birliği’nde (AB) 2008 tarihli finansal krizinden bu yana finansal düzenlemenin istikrarlı bir evrimi olmuştur. Bununla birlikte, finansal sağlayıcılar için artan düzenleyici yük, çoğunlukla geleneksel bankaları hedef almıştır. Politika yapıcılar, bankaların uyum yükümlülüklerini artırmış ve ticari teşviklerini ve iş yapılarını değiştirmiştir. Evrensel bankacılık modeli paradigması, koruma yükümlülükleri ve artan düzenleyici sermaye gereksinimleri ile ele alınmıştır. Kredi riskinin, kredi kaynağından ayrılması nedeniyle finansal bulaşmanın ana tetikleyicilerinden biri olan, finansal kurumların teminatlı borç yükümlülüklerini yoğun bir şekilde kullanmasından kaynaklanan sistemik riski azaltmak için yeni kurallar yürürlüğe girmiştir.

Tüm bunlara ek olarak, ABD ve AB, bankaların düzenli iflas etmesini sağlamak için yeni çözüm rejimleri uygulamaya koydu: geleneksel finans kurumları artık finansal ve çevresel canlılık durumlarını değerlendirmek için kurtarma ve çözüm planları hazırlama ve stres testleri yapma yükümlülüğü altındadır.

Geleneksel finans kurumlarına yönelik düzenlemelerin ve teknolojik ilerlemelerin bir sonucu olarak, yeni FinTech oyuncuları, sermaye ve likidite koşulları (yani Basel III çerçevesi) konusunda daha katı düzenlemelerden kaçınırken, eski oyuncularla rekabet edebilecek belirli hizmetler sunarak finansal piyasalara girme şansına sahip oldular.

Aslında, FinTech gelişiminin artan hızı, dünya çapında politika yapıcılar arasında kendi düzenleyici ortamlarını inovasyona mümkün olduğunca dost olacak şekilde elden geçirme yarışını tetikledi. Sonuç olarak, son yıllarda çok çeşitli yeni araçlar ve düzenleyici uygulamalar ortaya çıkmış ve düzenlemeye yönelik geleneksel yaklaşımları bozmakla tehdit etmiştir. Bu, piyasa düzenlemesinin orijinal, geniş kapsamlı yolları ile yasal pazarlama mülahazalarının yol açtığı eski fikirlerin yeniden markalaştırılması arasındaki herhangi bir karışıklığı önlemek için yeni olduğu iddia edilen her uygulamanın gerçek potansiyelini ortaya çıkarma ihtiyacını ortaya çıkarır.

İnovasyon merkezleri ve düzenleyici “korumalı alanlar” (sandboxes), güvenilir bir etkileşim kanalı ve yeni piyasa katılımcılarının hizmetlerini gerçek piyasada azaltılmış düzenleme yüküyle ancak denetçinin denetimi altında test etmelerine olanak tanıyan bir deney ortamı sağlar. Aynı zamanda, ‘Açık Bankacılık’ın (Open Banking) gelişimine tanık oluyoruz, bu sayede bankaların, veri özellikli hizmetler sağlamak isteyen üçüncü şahıslar lehine tüketici verilerinin paylaşılmasına izin vermesi gerekiyor.

Son olarak, kripto işlemleri (crypto transactions) artık ana akım ekonominin bir parçasını oluşturacak kadar büyümüştür. Merkez bankalarının dahil olması ve devlet destekli finansal ürünlerin olasılığı (involvement of central banks and the possibility of government-backed financial products), itibari para, merkez bankası dijital para birimleri, kripto varlıklar ve diğer sabitcoin’ler (fiat Money, CBDCs, crypto assets, and other stablecoins) arasında rekabet ve bir arada var olma sorununu (question of competition and coexistence) da gündeme getiriyor.

Düzenleyici reform, FinTech’in önüne koyduğu görevlerle hala uzlaşmaya çalışıyor. Düzenleme bir yandan yeniliklere izin verecek kadar esnek, diğer yandan da finansal krizleri ve piyasa yıkımını (financial crises and market subversion) önleyecek kadar ihtiyatlı kalmalıdır. Yeni FinTech gelişmeye ve benimsenmeye devam ettikçe, ekonomik düzenlemeyi eşit derecede yenilikçi ve etkili kılmak için akademik ve politika odaklı araştırmalara ihtiyaç vardır.

 

* Bu çeviride yer alan görüşler Oxford Business Law Blog Makale Yazarları Oscar Borgogno, Giuseppe Colangelo ve Cristina Poncibo’ya ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler çevirene aittir. Türkçe çeviriye konu İngilizce metnin orijinal künyesi şöyledir: Oscar Borgogno (Researcher, Bank of Italy | Fellow, University of Turin), Giuseppe Colangelo (Associate Professor, University of Basilicata) and Cristina Poncibò (Associate Professor, University of Turin), How Should the Law Tackle Rapidly Evolving Financial Technologies? Oxford Business Law Blog, 12 December 2022, < https://blogs.law.ox.ac.uk/blog-post/2022/12/how-should-law-tackle-rapidly-evolving-financial-technologies > erişim tarihi 12 Aralık 2022

[1] İngilizcesi: “crowdfunding, cross-border payments, peer-to-peer (P2P) lending, financial services targeting unbanked individuals who lack a credit history”

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.