İskandinav Ülkelerinin Vergi Sistemleri Üzerine*

“Yaşamın gadrini Kadrin ulûhiyetine eviren, harikulade insan timsali, vefakar anne/babaanne/anneanne Nadime Yağcı hanımefendi ve kıymetli torunu Mete Yağcı evladımıza hak ettikleri mücadeleye saygıyla…”

İskandinav ülkeleri, geniş sosyal güvenlik ağları ve evrensel sağlık hizmetleri, yükseköğrenim, ebeveyn izni, çocuk ve yaşlı bakımı gibi hizmetlere yönelik geniş kamu finansmanı ile tanınmaktadır. Yüksek düzeyde kamu harcamaları, doğal olarak yüksek düzeyde vergilendirme gerektirir. 2019 yılında Danimarka’nın vergi-gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) oranı %46,3, Norveç’in %39,9 ve İsveç’in %42,8 oldu. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) aynı yıl %24,5’lik bir orana denk gelmektedir.

Peki, İskandinav ülkeleri vergi gelirlerini nasıl artırıyor? İlk dökümler, harcama/tüketim vergilerinin ve sosyal güvenlik katkılarının/parafiskal yükümlüklerin -her ikisi de çok geniş bir tabana sahip vergilerin- büyük ölçekli kamu programlarını finanse etmek için gereken ek gelirin çoğunu artırdığını gösteriyor.

1. Ücretlerin/Emek Gelirinin Vergilendirilmesi

2019 yılında Danimarka (%24,3), Norveç (%21,0) ve İsveç (%21,4), neredeyse yalnızca gelir vergileri ve sosyal güvenlik katkı payları yoluyla bireysel vergilerden yüksek tutarda vergi geliri elde ettiler. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nde bireysel vergilerde GSYİH’nın %16,2’sine denk gelir.

Ücret geliri üzerindeki vergilendirme düzeyini analiz etmenin bir yolu, bir işverenin bir çalışanın maliyeti ile çalışanın net harcanabilir geliri arasındaki farkı gösteren “vergi takozu”na bakmaktır. 2019’da, ortalama ücret kazanan ve çocuğu olmayan bekar bir işçi için vergi takozu Danimarka’da %35,6, Norveç’te %35,7 ve İsveç’te %42,7 olmuştur. Danimarka ve Norveç, OECD ortalaması olan %36’nın altında olsalar da, İsveç’inki gibi onların vergi takozları, %29,8’lik ABD vergi takozundan daha yüksektir.

2. Sosyal Güvenlik Katkı Payı/Parafiskal Yükümlülük

Sosyal güvenlik katkı payları, ücretlere, belirli programları finanse etmek ve (şarta bağlı) bir sosyal yardım alma hakkı vermek için uygulanır. Sosyal güvenlik katkı payları büyük ölçüde sabit vergidir ve üst sınıra tabi tutulma eğilimindedir. Hem Norveç hem de İsveç, yüksek sosyal güvenlik katkı payları alarak GSYİH’nın yaklaşık %10’una varan geliri artırmaktadır. ABD’de, sosyal güvenlik katkı payları (bordro vergileri), geliri GSYİH’nın yaklaşık %6’sı kadar artırır.

Norveç ve İsveç’te sosyal güvenlik katkı payları -işveren ve çalışan taraflar birlikte- ortalama ücret alan ve çocuğu olmayan tek bir işçinin toplam işgücü maliyetlerinin sırasıyla %18,8 ve %29,2’sini oluşturmaktadır. Bu, ABD’de %14,7’ye denk gelir. Yalnızca Danimarka, sosyal programlarını finanse etmek için sosyal güvenlik katkıları uygulamamaktadır. Bunun yerine, bu programlar için gelir vergisi gelirlerinden bir pay kullanır.

3. En Yüksek Gelir Vergisi Oranı

Norveç hariç, İskandinav ülkelerinde en yüksek gelir vergisi oranları oldukça yüksektir. Danimarka’nın en yüksek yasal gelir vergisi oranı %55,9, Norveç’inki %38,2 ve İsveç’inki %57,2’dir. Ancak vergi oranları, İskandinav gelir vergisi sistemlerinin mutlaka en açıklayıcı özelliği değildir. Aslında, ABD’nin en yüksek gelir vergisi oranı, Norveç’in en yüksek oranından daha yüksek olup, %43,7’dir (federal ve eyalet birleşik).

İskandinav ülkeleri, yalnızca yüksek gelirli vergi mükelleflerine değil, (üst) orta sınıf gelir sahiplerine en yüksek gelir vergisi oranlarını uygulama eğilimindedir. Örneğin, Danimarka’da %55,9’luk en yüksek yasal gelir vergisi oranı, ortalama gelirin 1,3 katının üzerindeki tüm gelirler için geçerlidir. ABD açısından bu, 70.000 doların üzerindeki tüm gelirlerin (yaklaşık 55.000 ABD doları olan ortalama ABD gelirinin 1,3 katı) %55,9 oranında vergilendirileceği anlamına gelir.

Norveç ve İsveç benzer şekilde sabit gelir vergisi sistemlerine sahiptir. Norveç’in %38,2’lik en yüksek kişisel vergi oranı, ortalama Norveç gelirinin 1,6 katının üzerindeki tüm gelirler için geçerlidir. İsveç’in %57,2’lik en yüksek kişisel vergi oranı, ortalama milli gelirin 1,5 katının üzerindeki tüm gelirler için geçerlidir. Buna karşılık, ABD, ortalama ABD gelirinin 9,2 katı (yaklaşık 500.000 ABD Doları) ile %43,7’lik (federal ve eyalet birleşik) en yüksek gelir vergisi oranını uygulamaktadır. Böylece, vergi mükelleflerinin nispeten daha küçük bir payı en yüksek oran ile karşı karşıya kalmaktadır.

Daha da önemlisi, bir gelir vergisinin genel kademeliliği (tranş), yalnızca en yüksek oran ve eşiğine değil, tüm vergi dilimleri, istisnalar ve kesintilerin yapısına bağlıdır. Ayrıca, belirli bir vergi sistemine göre elde edilen vergi gelirinin tutarı, vergilendirilebilir gelirin dağılımına bağlıdır.

4. Katma Değer Vergileri (KDV)

Tüm İskandinav ülkeleri, gelir vergileri ve sosyal güvenlik katkılarına ek olarak, Katma Değer Vergilerinden (KDV) önemli tutarda gelir elde etmektedir. KDV, tüketimi vergilendirmeyi amaçladığı için satış vergilerine benzer. Ancak KDV, yalnızca nihai satış fiyatı üzerinden değil, bir mal veya hizmetin her üretim aşamasında katma değeri üzerinden değerlendirilir. Tüketim üzerinden alınan bir vergi olarak KDV ekonomik olarak verimlidir: ekonomiye nispeten az zarar vererek önemli gelirler sağlayabilirler. Bununla birlikte, yapıya bağlı olarak, bir KDV azalan bir vergi olabilir, çünkü gelirlerinin daha büyük bir kısmını tüketen ve daha düşük gelirli olma eğiliminde olanlara daha fazla düşer.

2019’da Danimarka KDV yoluyla GSYİH’nın yaklaşık %9,4’ünü, Norveç %8,6’sını ve İsveç %9,2’sini toplamıştır. Her üç ülkede de %25 KDV oranı vardır. ABD’de ulusal bir satış vergisi veya KDV yoktur. Bunun yerine, eyalet ve yerel satış vergileri söz konusudur. Ülke genelinde (nüfusa göre ağırlıklandırılmış) ortalama vergi oranı yaklaşık %7,4’tür. Çok daha düşük oran ve daha dar bir taban nedeniyle, ABD satış vergileri gelirde GSYİH’nın yalnızca %2’sini toplamaktadır.

5. İşletme Vergileri

İskandinav ülkeleri gelir vergisi, sosyal güvenlik katkıları ve KDV yoluyla bireylerden (gerçek kişilerden) önemli tutarda vergi geliri elde ederken, kurumlar vergileri (ABD’de olduğu gibi) gelir açısından daha az önemli bir rol oynamaktadır. 2019 yılında ABD kurumlar vergisinden GSYİH’nın %1’ini alarak OECD ortalaması olan %2,9’un altında kalmıştır. Danimarka ve İsveç, GSYİH’nın sırasıyla %3 ve %2,9’u ile OECD ortalamasına benzer bir pay çıkarmıştır. Norveç, GSYİH’nın %5,7’sine eşit kurumsal gelir ile istisnadır. Norveç, büyük petrol rezervleri üzerinde yer almaktadır ve şirketlerden maden çıkarma faaliyetleri üzerinden %78’lik bir kurumlar vergisi oranı almaktadır.

Tüm İskandinav ülkelerinin kurumlar vergisi oranları ABD oranından daha düşüktür. 2020 senesinde hem Danimarka’nın hem de Norveç’in yasal kurumlar vergisi oranları %22 ve İsveç’in kurumlar vergisi oranı %21,4 idi. ABD’nin şirketler üzerindeki vergi oranı, %25,8 ile biraz daha yüksektir (federal ve eyalet toplamı).

6. Sermaye Kazançları ve Temettü Üzerinden Alınan Vergiler

İskandinav ülkelerinde sermaye kazançlarının ve temettülerin vergilendirilmesi, Danimarka hariç, ABD’ye benzemektedir. Danimarka’nın temettü ve sermaye kazançları üzerindeki en yüksek vergi oranı, %42 ile OECD’deki en yüksek oranlar arasındadır. Norveç’in (%31,7) ve İsveç’in (%30) sermaye kazancı ve temettü vergileri ABD ile daha uyumludur. ABD, temettüleri ve sermaye kazançlarını %29,2 oranında vergilendirir (federal ve eyalet birleşik).

* Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.

İşbu yazı bağlamında aşağıdaki kaynaklara bakılabilir:

  • Elke Asen, Insights into the Tax Systems of Scandinavian Countries, Tax Foundation, February 24, 2021, < https://taxfoundation.org/publications/how-scandinavian-countries-pay-for-their-government-spending/ > erişim tarihi 19 Eylül 2022
  • Henrik Jacobsen Kleven (2014) How can Scandinavians tax so much? Journal of Economic Perspectives, 28 (4). pp. 77-98. ISSN 0895-3309, < http://eprints.lse.ac.uk/66111/1/Kleven_Scandinavians%20tax_2016.pdf > erişim tarihi 19 Eylül 2022
  • Mitchell Nemeth, Scandinavia is Not Socialist, It Just Soaks the Taxpayer, October 3, 2019, < https://fee.org/articles/scandinavia-is-not-socialist-it-just-soaks-the-taxpayer/ > erişim tarihi 19 Eylül 2022
  • Peter Birch Sørensen, Dual Income Taxes: A Nordic Tax System, < https://web.econ.ku.dk/pbs/Dokumentfiler/Publications%20(English)/DUAL%20INCOME%20TAXES%20A%20Nordic%20Tax%20System.pdf > erişim tarihi 19 Eylül 2022

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.