
Küresel borç (global debt), 70 yılın en sert düşüşünü kaydettikten sonra bile 2021 yılında pandemi öncesi seviyelerin üzerinde kaldı ve bu da politika yapıcılar için zorlukların altını çiziyor.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Küresel Borç Veri Tabanının son güncellemesine göre, toplam kamu ve özel borç, 2021’de küresel gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) %247’sine denk geldi ve 2020 yılındaki en yüksek seviyesinden %10 puan düştü. Bununla birlikte, Amerikan doları bazında ifade edilen küresel borç, çok daha yavaş bir oranda da olsa artmaya devam ederek geçen yıl 235 trilyon dolarlık rekor seviyeye ulaştı.
IMF’nin 2016 yılından bu yana her yıl yayınlanan verilerine göre, finansal olmayan kurumsal ve hanehalkı yükümlülüklerini içeren özel borç, 6 puan azalarak GSYİH’nın %153’üne gerileyerek genel azalmayı sağladı. Bu Veri Tabanına göre GSYİH’nın %96’sına ulaşan kamu borcu, on yıllardır görülen en büyük düşüş oldu (daha fazla ayrıntı için bkz. IMF 2022 yılı Küresel Borç İzleme raporu).
Borç oranlarındaki olağandışı büyük dalgalanmalar, COVID-19’dan kaynaklanan ekonomik toparlanma ve ardından gelen enflasyondaki hızlı yükselişten kaynaklanıyor. Bununla birlikte, küresel borç, 2021 yılının sonunda GSYİH’nın yaklaşık %19’u kadar üzerinde kaldı ve bu da tüm dünyadaki politika yapıcılar için de zorluklar oluşturuyor.
Ülkeler arasında varyasyon
Bununla birlikte, borç dinamikleri ülke grupları arasında önemli farklılıklar göstermiştir. Borçtaki düşüş, 2021’de hem özel hem de kamu borcunun GSYİH’nın %5’i oranında düştüğü ve 2020 yılında kaydedilen artışın neredeyse üçte birini tersine çevirdiği gelişmiş ekonomilerde en fazla oldu. Gelişmekte olan piyasalarda (Çin hariç), 2021’deki borç oranlarındaki düşüş, 2020 yılındaki artışın neredeyse %60’ına eşdeğerdi ve özel borç kamu borcundan daha fazla düşüyor. Düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerde, yüksek özel borç nedeniyle toplam borç oranları 2021’de artmaya devam etti.
Küresel borç dalgalanmalarının ardındaki faktörler
Dünya çapında hem özel hem de kamu borcundaki bu alışılmadık derecede büyük hareketleri açıklayan üç ana faktör vardır:
- Ekonomik büyümedeki büyük dalgalanmalar (large fluctuations in economic growth): Pandeminin başlangıcındaki ekonomik durgunluk, GSYİH’da belirgin bir düşüşe katkıda bulundu ve bu, 2020 yılında borcun GSYİH’ye oranlarındaki keskin artışa yansıdı ve 2021 yılı borç oranlarının düşmesine yardımcı oldu.
- Yüksek ve daha değişken enflasyon (high and more volatile inflation): Aynı şekilde enflasyon oranları da pandeminin ilk yılında önemli ölçüde düştü. 2021’de birçok ülkede fiyatların keskin bir şekilde artmasıyla bu eğilim tersine döndü. 2020 ve 2021 yıllarında ekonomik faaliyetler ve enflasyon birlikte hareket etti: enflasyon çıktıyla birlikte düştü ve ardından yükseldi. Bu faktörler, borç oranlarındaki değişikliklere katkıda bulunan nominal GSYİH’da büyük dalgalanmalara neden oldu.
- Ekonomik şokların hükümetlerin, firmaların ve hane halklarının bütçeleri üzerindeki etkileri (effects of economic shocks on the budgets of governments, firms, and households): Değişken ekonomik koşullar bütçeler aracılığıyla borç dinamiklerini de önemli ölçüde etkiledi. Borç ve açıklar, ekonomik durgunluk ve bireylere ve işletmelere sağlanan büyük destek nedeniyle 2020’de önemli ölçüde arttı. 2021 yılında mali açıklar azaldı, ancak pandemi öncesi seviyelerinin üzerinde kaldı (bkz. IMF Ekim 2022 Mali İzleme raporu).
Birkaç ülke örneği bu etkileri göstermektedir. Ekonomik toparlanma ve enflasyondaki artış, Brezilya, Kanada, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde borcu GSYİH’nın %10’undan fazla aşağı itti, ancak hükümetin ve özel sektörün finansman ihtiyaçları nedeniyle gerçek borç daha az düştü. Diğer durumlarda -örneğin Çin ve Almanya’da- büyük açıkların nominal GSYİH’daki artışı fazlasıyla telafi etmesi nedeniyle kamu borcu arttı.
Daha genel olarak, toparlanma, kamu borç oranlarının GSYİH’nın %2 ila %3,5’i arasında düşmesine yardımcı olurken (gelişmiş ekonomiler arasındaki en büyük etki), enflasyon ise %1,5 ila %3 puan arasında azaldı (etki, gelişmekte olan piyasalarda daha belirgindi). Tersine, mali açıklar, ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermekle birlikte, kamu borcunu GSYİH’nın yaklaşık %4,5’i kadar artırdı.
Hükümetler buna nasıl yanıt vermelidir?
Ekonomik görünüm bozulmaya devam ederse ve borçlanma maliyetleri daha da yükselirse, yüksek borç seviyelerini yönetmek giderek zorlaşacaktır. Yüksek enflasyon seviyeleri, özellikle açıkların pandemi öncesi seviyelere döndüğü 2022 yılında borç oranlarının düşürülmesine yardımcı olmaya devam ediyor.
Bununla birlikte, borç dinamiklerinin “enflasyon sürprizlerinden” (yani, fiyat seviyelerinin beklenenden farklı olduğu durumlarda) kurtulması ve büyümedeki geçici toparlanma kalıcı olamaz (bkz. IMF Nisan 2022 Mali İzleme raporu). Yüksek enflasyon sürekli hale gelirse, harcamalar artacak (örneğin ücretler için) ve yatırımcılar hükümetlere ve özel sektöre borç vermek için daha yüksek bir enflasyon primi talep edeceklerdir.
Daha zayıf büyüme görünümü ve daha sıkı para politikası, borç yönetiminde ve maliye politikasının yürütülmesinde ihtiyatlı olmayı gerektiriyor. Tahvil piyasalarındaki son gelişmeler, yatırımcıların kötüleşen makroekonomik temellere ve sınırlı mali tamponlara karşı artan duyarlılığını gösteriyor.
Hükümetler, harcama artışını sınırlamak da dahil olmak üzere orta vadede enflasyonist baskıları ve borç kırılganlıklarını azaltmaya yardımcı olan mali stratejiler benimsemeli ve yaşam maliyeti krizinden en çok etkilenenlere destek dahil olmak üzere öncelikli alanları korumalıdır. Bu aynı zamanda merkez bankalarının işini kolaylaştıracak ve faiz oranlarında aksi durumda olacağından daha küçük artışlara izin verecektir. Türbülans ve çalkantı zamanlarında, uzun vadeli istikrara duyulan güven (en) değerli bir varlıktır.
* Bu çeviride yer alan görüşler IMF Blog yazarları Vitor Gaspar, Paulo Medas veRoberto Perrelli’ye ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler çevirene aittir. Türkçe çevirisi yapılan Blog’un İngilizce orijinali için bkz. Vitor Gaspar, Paulo Medas and Roberto Perrelli, Riding the Global Debt Rollercoaster, IMF Blog, December 12, 2022, < https://www.imf.org/en/Blogs/Articles/2022/12/12/riding-the-global-debt-rollercoaster > erişim tarihi 13 Aralık 2022 [IMF Blog’da Bu Yazıya Dair Not: “Bu blog, Youssouf Kiendrebeogo, Virat Singh, Zhonghao Wei, Andrew Womer ve Chenlu Zhang tarafından yapılan araştırmaları içermektedir.” Çevirenin Notu: Blog başlığındaki İngilizce “Rollercoaster” sözcüğü, “(Lunapark) Dönerli Hız Treni” şeklinde Türkçeye çevrilmiştir.]
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
