Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması

Bir makalede kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasının ne olduğu, hangi biçimde olması gerektiği, ne gibi farklar yarattığı ve raporlama standartlarının hangi rolü oynaması gerektiği gibi temel sürdürülebilirlik raporlama kavramları ele alınmaktadır.

Başlangıç noktası Brundtland’ın sürdürülebilir kalkınma (sustainable development) tanımı (Brundtland, 1987) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’dir (United Nations Sustainable Development Goals, 2015). Bunların kurumsal sektör için iki sonucu vardır. Bunlardan birincisi, şirketler toplumun ihtiyaçlarını karşıladığı mal ve hizmetleri sağladığı ölçüde, kurumsal sektörün devam eden finansal sürdürülebilirliği (ve dolayısıyla kârlılığı) konusunda kamu yararı vardır. İkincisi ise, şirketlerin (ve yatırımcılarının) özel ekonomik teşvikleri sürdürülebilirlik hedefleri pahasına (gelecek nesillere maliyet de dâhil) gerçekleştirildiği ölçüde, toplumun çıkarları ile yatırımcıların ve kurumsal faaliyetlerde çıkarı olan diğer kişilerin çıkarları arasında çatışma mevcuttur.

Makalede, kurumsal raporlama perspektifi ele alınarak, yatırımcılara finansal tablolar ve sürdürülebilirlikle ilgili finansal kamuyu aydınlatmanın sağladığı tamamlayıcı bilgiler değerlendirilmekte olup; her ikisi de finansal raporlamanın bileşenleridir. Bunlar, sürdürülebilirliği yatırım kararlarına dâhil etmede ve bu bağlamda verimli sermaye tahsisini geliştirmede kritik öneme sahiptir. Ancak bu tür mekanizmalar, harici maliyetleri ortadan kaldırmada uzun vadede bile ekonomik öz çıkarın olmaması olan sürdürülebilirlikteki temel zorluğu tek başına ele alamaz. Bu çatışma kabul edilerek, makalede finansal raporlama ve etki raporlaması arasındaki tamamlayıcılık ortaya koyulmakta ve değerlendirilmekte olup; her ikisi de sürdürülebilir bir ekonomiye kolektif bir geçişte kurumsal ve toplumsal çıkarları uyumlu hale getirmede belirgin bir role sahiptir.

Kapsamlı bir sürdürülebilirlik raporlama sistemindeki bilgi akışları aşağıda verilen şekilde belirtilmiştir. Şeklin ortasındaki ‘etkiler ve bağımlılıklar’ kutusu, raporlama kuruluşunun kendi işlem verilerinden paydaşlarla doğrudan etkileşime kadar uzanan kaynaklardan gelebilecek verileri temsil eder. Su örneğini ele alalım. Etkiler arasında su sıkıntısı çeken bölgelerde tatlı su tüketimi ve suyollarının kirlenmesi yer alır ki; bunların her ikisi de kuruluşun ticari faaliyetlerinin dışındaki paydaşları etkileyebilir. Bağımlılıklar arasında işletmenin tatlı su mevcudiyetine ve lojistik amaçlarla suyollarının kullanımına güvenmesi yer alır ki; bunların her ikisi de kesintiye uğradığında veya daha genel olarak sürdürülemez olduğunda kuruluşun finansal beklentilerini etkileyebilir.

Finansal raporlama, etki ve bağımlılık verilerine iki filtre uygular: (1) Bu verileri toplamada finansal çıkar var mı? (2) Hangi finansal bilgilerin makul bir şekilde yatırım kararlarını etkilemesi beklenebilir ve hangi finansal bilgiler finansal rapora dâhil edilebilir? Diğer paydaşlara yönelik etki raporlamasının da iki filtresi vardır: (1) İş faaliyetlerinin paydaşları nasıl etkilediğine ilişkin hangi veriler mevcuttur? (2) Bu verilerin hangi alt kümesinin paydaşların kararlarını makul bir şekilde etkilemesi beklenebilir ve bir etki raporunda açıklanabilir?

Şekil, finansal raporlamanın yatırımcıların bilgi ihtiyaçlarını karşılamak üzere nasıl tasarlandığını göstermektedir. Ayrıca, yalnızca yatırımcılara raporlamanın tüm paydaşların bilgi ihtiyaçlarını karşılamayacağını açıklamak için de kullanılabilir. Bunun üç nedeni vardır. Birincisi, iş ilişkisi filtresi olup; ilişkili iş faaliyetinden paydaşlar üzerinde bir etki olsa bile, yönetimin karar alma açısından yararlı görmediği verileri hariç tutar. İkincisi, yatırımcılar ve paydaşlar aynı iş faaliyeti hakkında farklı bilgiler isteyebilir, çünkü bu onları farklı şekillerde etkiler. Üçüncüsü ise önemlilik filtresidir, bu filtre aracılığıyla yatırımcılar, bireysel paydaş gruplarının meydana gelen tesirlerden etkilendiği düzeyde ayrıştırılmış (finansal olmayan) bilgilerle değil şirketin bütünü düzeyinde toplanan (finansal) bilgilerle ilgilenir.

Etki raporlaması için ilave bir soru sorulması gerekir: Raporun kullanıcıları kimlerdir ve hangi kararları aldıkları varsayılmaktadır? Bu sorunun cevabı finansal raporların kullanıcıları için iyi belirlenmişken etki raporları için değildir. ‘Tüm paydaşlara’ raporlama kavramı çok belirsizdir; çok fazla farklı çıkarı olan çok fazla potansiyel paydaş vardır. Odaklanmış bir hedef kitle ve amaç olmadan kalite yetersiz tanımlanır ve risk, çok paydaşlı raporlamanın (zorunluysa) uymama gibi en düşük maliyetli yollarla sağlanan bir uyumluluk uygulaması haline gelmesi ve (gönüllüyse) seçici ve bencil açıklamalara karşı savunmasız olmasıdır. Burada kritik olan, etki raporlamasının iklim ve doğa için bilim temelli hedeflere ve insan ve sosyal faktörler için hedeflere dayanmasını sağlamaktır. Sürdürülebilirliğin temel zorluğunun en yoğun şekilde hissedildiği yer bu makro, sistemik düzeydir. Örneğin, Los Angeles’taki son yangın hasarı sistemik bir başarısızlığın sonucuydu. İster mülk kaybı, ister konut kredilerinde temerrüt, ister maliyetli sigorta talepleri, ister insan trajedisi veya orman ve biyolojik çeşitliliğin yok edilmesi olsun, deneyim tüm paydaş grupları için zararlıydı. Sistemin korunması, etki raporlamasının gerekli olduğu bağlamdır ve anlaşılması gereken mercektir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.