
İnsanların ve firmaların pandemik sokağa çıkma kısıtlamalarından sağ çıkmalarına ve ekonomik toparlanmayı desteklemelerine yardımcı olmak için devlet desteği hayati önem taşıyordu.
Ancak enflasyonun yüksek ve kalıcı olduğu yerlerde, genel mali destek garanti edilmez. IMF’nin Ekim (2022) Mali İzleme raporunda (< https://www.imf.org/en/Publications/FM/Issues/2022/10/09/fiscal-monitor-october-22 >) belirtildiği gibi, çoğu hükümet pandemik desteği çoktan geri çevirdi.
Hala mücadele eden pek çok insan varken, hükümetler artan gıda ve enerji faturalarıyla başa çıkmak ve diğer maliyetleri karşılamak için en savunmasız olanlara yardım etmeye öncelik vermeye devam etmeli, ancak hükümetler aynı zamanda toplam talebe enflasyonu yükseltme riski taşıyan ekleme yapmaktan da kaçınmalıdır. Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomide mali kısıtlama, borcu azaltırken enflasyonu düşürebilir.
Mali konsolidasyon ve borcun sınırlandırılması (fiscal consolidation and limiting debt)
Merkez bankaları, talebi azaltmak ve birçok ülkede 1980’lerden bu yana en yüksek seviyelerinde olan enflasyonu kontrol altına almak için faiz oranlarını yükseltiyor. Hızlı fiyat artışları topluma pahalıya mal olduğundan ve istikrarlı ekonomik büyüme için zararlı olduğundan, para politikası kararlı davranmalıdır.
Para politikası enflasyonu kontrol altına alacak araçlara sahipken; maliye politikası, adil bir vergi ve transfer sistemi yoluyla gelirlerin ve fırsatların adil dağılımı ve temel kamu hizmetlerinin sağlanmasını teminen, altyapıya, sağlık hizmetlerine ve eğitime yapılan yatırımlar yoluyla ekonomiyi uzun vadede daha sağlam bir temele oturtabilir. Bununla birlikte, genel mali denge, mal ve hizmetlere olan talebi ve enflasyonist baskıları etkiler.
Daha küçük bir mali açık, toplam talebi ve enflasyonu soğutur, bu nedenle merkez bankasının faiz oranlarını eskisi kadar artırmasına gerek kalmaz. Ayrıca, küresel finansal koşulların bütçeleri kısıtlaması ve kamu borç oranlarının pandemi öncesi seviyelerin üzerinde olması nedeniyle açıkların azaltılması, borç kırılganlıklarını da giderir.
Tersine, mevcut yüksek enflasyon ortamındaki mali teşvikler, merkez bankalarını enflasyonu kontrol altına almak için frene daha sert basmaya zorlayacaktır. IMF’nin Ekim ayı (2022) Küresel Finansal İstikrar Raporunda açıklandığı gibi, artan kamu ve özel sektör borcunun ortasında bu, finansal sistem için riskleri artırabilir.
Hizalama (alignment) gösteriliyor
Bu arka plana karşı, politika yapıcıların ihtiyacı olanlara güçlü korumalar sağlama sorumluluğu varken, diğer yandan da genel açığı azaltmak için ek gelirler topluyor. Mali sorumluluk, hatta gerektiğinde konsolidasyon, politika yapıcıların enflasyona karşı aynı çizgide olduğunu gösteriyor.
Mali uyum, ideal olarak önümüzdeki birkaç yıl boyunca politikanın yönünü çizen orta vadeli bir mali çerçeve (medium-term fiscal framework) aracılığıyla sürdürüldüğünde, aynı zamanda borcun sürdürülebilirliği üzerindeki baş gösteren baskıları da ele alır. Bunlar, en gelişmiş ve birkaç yükselen ekonomideki yaşlanan nüfusları ve gelecekteki krizlerde veya ekonomik gerilemelerde devreye alınabilecek tamponları yeniden inşa etme ihtiyacını içerir.
IMF araştırmasında stilize edilmiş iki ülkeli bir model kullanılıyor [“ev ekonomisi” (home economy) ABD veya bir grup gelişmiş ekonomi olabilir]. Enflasyonu azaltmak için iki farklı yaklaşım inceleniyor. Birincisi, aşırı ısınan ekonomiyi soğutmak için yalnızca parasal sıkılaştırmaya dayanırken, ikincisi mali konsolidasyonu içermektedir. Her ikisi de ekonomik büyüme üzerinde benzer etkilere sahip olacak şekilde inşa edilmiştir ve her biri enflasyonu düşürmede etkilidir. Birincisine göre, daha yüksek faiz oranları ve daha zayıf büyüme, artan kamu borcuna katkıda bulunur. Bu arada, daha yüksek getiriler yatırımcıları cezbettiği için para birimi değer kazanıyor.
İkinci yaklaşıma göre mali sıkılaştırma, faiz oranlarının yükselmesine gerek kalmadan talebi soğutur, dolayısıyla reel döviz kuru değer kaybeder. Ve daha düşük borç servisi maliyetleri ve daha küçük birincil açıklarla, kamu borcu azalır. Sıkı para politikası altında reel döviz kurunun değer kazanması enflasyonun bir miktar daha düştüğünü ancak daha fazla ülkenin bu politikaları izlemesi halinde bu farkın azalacağını ifade etmektedir.
Yüksek gıda ve enerji fiyatlarıyla karşı karşıya kalan hükümetler, geniş tabanlı destekten en savunmasız kişilere yardım etmeye geçerek (ideal olarak hedeflenen nakit transferleri yoluyla) mali durumlarını iyileştirebilirler. Arz şokları uzun süreli olduğundan, fiyat kontrolleri, sübvansiyonlar veya vergi indirimleri yoluyla fiyat artışlarını sınırlama girişimleri bütçeye maliyetli olacak ve sonuçta etkili olmayacaktır. Fiyat sinyalleri, enerji tasarrufunu teşvik etmek ve yenilenebilir enerjilere özel yatırımı teşvik etmek için kritik öneme sahiptir.
Arzu edilen mali duruş ve onu destekleyen önlemler, mevcut enflasyon oranları ve borç seviyeleri ve kalkınma ihtiyaçları gibi daha uzun vadeli hususlar dahil olmak üzere ülkeye özgü koşullara bağlı olacaktır. Çoğu ülkede, daha yüksek enflasyon, mali kısıtlama durumunu güçlendirerek, gelirin artırılmasını veya sosyal korumayı ve beşeri veya fiziki sermayede büyümeyi artıran yatırımları koruyan harcamalara öncelik verilmesini gerektirir.
Uluslararası boyutlar (international dimensions)
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), Federal Rezerv Başkanı Paul Volcker yönetimindeki 1980’lerin başındaki enflasyon düşüşü, enflasyonu kontrol etmenin zorluklarını örneklemiştir. Enflasyon yüksek seviyelerde sabitlenmişti ve maliye politikası genişleticiydi. Fed, enflasyonu dizginlemek için oranları keskin bir şekilde yükseltmek zorunda kaldı, bu da konut yatırımında bir çöküşe ve doların tarihsel olarak büyük değer kazanmasına neden oldu. Üretim, ticari korumacılık çağrılarına yol açan sert bir darbe aldı.
Bu tarihi olay, bugün benzer zorluklarla karşı karşıya olan birçok ülke için geçerlidir. Mali kısıtlama da dahil olmak üzere politika teşviklerinin daha dengeli bir şekilde kaldırılması, ekonominin bazı bölümlerinin, özellikle faiz oranlarına en duyarlı olanların, orantısız etkiler yaşaması veya para birimindeki büyük dalgalanmaların ticari gerilimleri artırması riskini azaltabilir.
Bu aynı zamanda küresel olarak riski de azaltacaktır. Daha az ani faiz artırımları, finansal koşulların daha kademeli olarak sıkılaştırılması anlamına gelir ve finansal istikrar risklerini azaltır. Bu, gelişmekte olan piyasa ekonomilerine olumsuz yayılmaları sınırlama ve ülke borç sıkıntısı riskini azaltma eğiliminde olacaktır. ABD dolarının veya diğer majör para birimlerinin keskin bir şekilde değer kazanmasından kaçınmak, bu para birimlerinde borçlanan gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskıları da azaltacaktır.
Birçok merkez bankası, küresel enflasyondaki büyük ve sürekli artışa yanıt olarak politikalarını sıkılaştırırken, politika bileşimi önemlidir. Mali kısıtlama, para politikasını harekete geçirmek için tek başına bırakma alternatifine kıyasla, enflasyonu hedefe zamanında geri getirmenin maliyetini azaltacaktır.
* Bu çeviride yer alan görüşler IMF Blog Yazarları Tobias Adrian and Vitor Gaspar’a ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler çevirene aittir. [Türkçe çevirisi yapılan metnin İngilizce orijinali için bkz. Tobias Adrian and Vitor Gaspar, How Fiscal Restraint Can Help Fight Inflation, IMF Blog, November 21, 2022, < https://www.imf.org/en/Blogs/Articles/2022/11/21/how-fiscal-restraint-can-help-fight-inflation > erişim tarihi 22 Kasım 2022]
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
