Muhasebe İhtiyatlılığı ve Aşırı Değerlenmiş Sermayenin Temsil Sorunu*

Sermaye piyasalarında, bir şirketin borsa değeri bazen esas (temel) değerini aşabilir. Bu tür bir aşırı değerleme aylar hatta yıllar içinde gerçekleşebilir. Sürekli aşırı değerleme, akademik araştırmalarda sermaye piyasalarının işleyişine yönelik bir tehdit olarak görülüyor ve son on yıllarda finansal sistemi titreten birkaç değer yok edici olayın temelinde yer alıyor. Bu konudaki temel bir endişe, aşırı değer biçilmiş sermayeye sahip yöneticilerin bir “kazanç oyunu” tuzağına düşmeleridir. Bu kısır döngüde yöneticiler, aşırı değerlenmiş özsermayeyi sürdürmek için güçlü teşviklerle karşı karşıya kalır ve aşırı değerlenmiş fiyatların gerçekçi olmayan performans beklentilerini karşılamak için kazanç yönetimi uygulamalarına girerler. Bu sorunları çözmek için yöneticilerin kazanç oyunlarına girmesini engelleyen kurumsal mekanizmalar belirlenmelidir.

Son bir makalede[1], finansal raporlamanın bir özelliği olan koşullu muhafazakarlığın aşırı değerlemeyi ve bununla ilgili sorunları azaltmadaki rolü inceleniyor. Teknik terimlerle, koşullu muhafazakarlık[2], iyi haberlere göre kazançlarda kötü haberlerin tanınması için muhasebede farklı doğrulanabilirlik yükümlülüklerini ifade eder. Koşullu muhafazakar firmalar, ekonomik kayıpları ekonomik kazançlardan daha zamanında ve daha eksiksiz bir şekilde yansıtan kazançlara sahiptir. Bu, ilgili nakit akışları gerçekleşene kadar doğrulanması zor iyi haberlerin kazançlarda tanınmadığı kazanç ve kayıpların asimetrik kalıcılığına yol açar. Buna karşılık, kötü haberler zamanında ve eksiksiz bir şekilde tanınır ve hızla tersine dönen büyük kayıplara neden olur. Daha basit bir ifadeyle, bu, koşullu muhafazakar firmaların yatırımcıları yakında kötü haberler konusunda uyardığı, iyi haberleri tanıma konusunda temkinli davrandıkları ve kökleri sürdürülebilir olumlu ekonomik olaylardan kaynaklanmayan aşırı iyimserlik yaratma olasılıklarının daha düşük olduğu anlamına gelir.

Aşırı değerlemenin genellikle firma temelleri hakkında iyi haberlerin yayınlanmasıyla tetiklendiği ve en azından kısmen stratejik açıklama ve kazanç yönetimi yoluyla sürdürüldüğü göz önüne alındığında, stratejik açıklama ve kazanç yönetimi yoluyla, koşullu muhafazakarlığın hem iyi haberlerin fırsatçı olarak tanınmasını hem de kötü haberlerin fırsatçı olarak gizlenmesini disipline etmesi ve sınırlaması beklenir. Bu nedenle, muhasebedeki ihtiyatlılığın, kazanç beklentisi oyunlarının görülme sıklığını sınırladığı, aşırı değerlemeyi azalttığı ve yöneticileri aşırı değerlemeyi sürdürmeye zorlayabilecek beklentilerin kısır döngüsünü kırdığı tahmin ediliyor.

Makale yazarları, özellikle, koşullu muhafazakarlığın, kazanç yönetimi fırsatlarını azaltan ve açıklanmayan kötü haberlerin birikimini sınırlayan iyileştirilmiş bir firma bilgi ortamı yoluyla aşırı değerlemeyi azaltmasını bekliyorlar. Bu şekilde, muhafazakarlık, yönetim kurulları ve borç verenler tarafından izlemeyi kolaylaştırarak, olumsuz Net Bugünkü Değer projelerine önceden yatırım yapma fırsatlarını azaltmak ve kötü performans gösteren projelerde yatırımın geri çekilmesini hızlandırmak gibi birçok olumlu ekonomik sonuç elde eder. Bu gelişmiş izleme, genellikle aşırı değerlemeyi sürdürmek için kullanılan riskli negatif Net Bugünkü Değer projelerine, imparatorluk kurmaya ve değeri yok eden birleşmelere ve devralmalara aşırı yatırımı sınırlar.

Ampirik çalışmalarda beklentiler için güçlü destek bulunuyor. (Yapılan analizlerde) İlk olarak, daha koşullu olarak muhafazakar raporlamanın, hisse senedi aşırı değerlemesinin genel ve sürdürülebilir süresi (yani ardışık dönemler) ile negatif olarak ilişkili olduğu bulundu Aşırı değerlemenin temel değere geri dönüşü, koşullu olarak daha muhafazakar firmalara daha hızlı tahakkuk eder. İkinci olarak, koşullu muhafazakar firmaların kazanç yönetimi tuzağının kısır döngüsünden kaçınıp kaçamayacakları test ediliyor. Muhafazakarlığın kazanç oyununu bozmasının temel bir yolunun, daha muhafazakar firmaların bir kazanç ölçütünü kaçırdığında daha düşük ceza alması veya hiç ceza almaması olduğu varsayılıyor. Makale yazarları beklentilerine destek buluyorlar. Daha şartlı olarak muhafazakar firmalar, eksik kazanç hedefleri için daha düşük cezalara sahiptir. Bu sonuç, küçük firmalarda yoğunlaşarak, daha küçük firmaların ihtiyatlı raporlamadan daha fazla yararlandığını öne sürüyor. Üçüncüsü, açığa satış yapanların şartlı olarak muhafazakar firmaları hedefleme olasılığının düşük olup olmadığı test ediliyor. Açığa satış yapanların kötü haberleri sakladığından şüphelenilen firmaları hedef aldığı, yanlış raporlamayı ortaya çıkarmak için muhasebe tahakkuklarını takip ettiği ve hisse senedi fiyatı düşüşleri (yani kötü haber gerçekleşmeleri) beklentisiyle pozisyon aldığı göz önüne alındığında, şartlı muhafazakar firmalar ile açığa satış arasında negatif bir ilişki bekleniyor. Makaledeki bulgular bu beklentiyi desteklemektedir.

Ana bulguları desteklemek için, koşullu muhafazakarlık seviyesini dışsal olarak değiştirmesi beklenen bir düzenleyici değişiklik [Finansal Muhasebe Standartları Beyanı (Statement of Financial Accounting Standards-SFAS) 121’in[3] geçişi] kullanılıyor. Ek olarak, Dot-Com balon patlaması sırasında yüksek teknoloji şirketlerinin hisse senedi performansını analiz ediliyor. Dot-Com balonu döneminde (1995 yılından 1999’a kadar) koşullu olarak daha muhafazakar olan firmaların balon patlamasına daha az aşırı değerli hisse senediyle girdiği ve bu nedenle kriz sırasında daha düşük hisse senedi getirisi düşüşleri yaşadığı bulunmuştur.

Makaledeki sonuçlar, muhasebe düzenleyicilerini, gerçeğe uygun değer tahminlerine dayalı bir sistemle karşılaştırıldığında koşullu muhafazakar bir muhasebe sisteminin istenip istenmediğini tartışmaya yöneltebilir. Hem gerçeğe uygun değer muhasebesi hem de koşullu ihtiyatlılık, kayıpların zamanında tanınmasını zorunlu kılar; bununla birlikte, bu sistemler, makale yazarlarının aşırı değerleme yaratma ve sürdürmede ve hedefi yenme davranışına girişmek için teşvikler yaratmada temel olduğu öne sürülen, doğrulanması zor kazançlara yönelik muamelelerinde önemli ölçüde farklılık gösterir. Gerçeğe uygun bir değer sisteminde, kazanç ve kayıp tanıma simetriktir, koşullu muhafazakarlık ise yöneticilerin kazançları tanıma konusundaki takdir yetkisini sınırlar. Kanıtlar, doğrulanması zor kazançların zamanında tanınması üzerindeki bu disipline edici rolün, daha düşük bir aşırı değerleme olasılığına yol açtığını göstermektedir. Makale sonuçları, tarafsız bir muhasebe sisteminin daha arzu edilir olduğu görüşünü ise desteklememektedir.

* Bu derlemede yer alan görüşler Makale Yazarları Juan M. García Lara, Beatriz García Osma ve Akram Khalilov’a ait olup derleyenin çalıştığı kurumu bağlamaz, derleyenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Derlemedeki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler derleyene aittir.

** Juan M. García Lara (Madrid Carlos III Üniversitesi), Beatriz García Osma (Madrid Carlos III Üniversitesi) ve Akram Khalilov (BI Norveç İşletme Okulu) Derleyen: Yavuz Akbulak-SPK Başuzmanı

[1] Makalenin İngilizce orijinal künyesi şöyledir: Juan M. García Lara (Universidad Carlos III de Madrid-Department of Business Administration), Beatriz García Osma (Universidad Carlos III de Madrid-Department of Business Administration; European Corporate Governance Institute) and Akram Khalilov (BI Norwegian Business School), Accounting Conservatism and the Agency Problems of Overvalued Equity, SSRN, 28 October 2022, < https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4255640 > Erişim Tarihi 22 Aralık 2022

[2] Derleyenin Notu: Muhasebe standartları, gerçekleşmemiş kazançların, rapor edilen kazançlardaki gerçekleşmemiş kayıplardan tanınması için farklı, daha muhafazakar kurallar gerektirir. Raporlanan kazançlardaki gerçekleşmemiş kayıplara karşı kazançların muhasebeleştirilmesinde asimetrik zamanlılık olarak tanımlanan koşullu ihtiyatlılık, başlangıcından bu yana muhasebe sisteminin kendine özgü bir özelliği olmuştur. Muhafazakarlığın rolünü, belirleyicilerini ve firmalar arasındaki varyasyonlarını anlamak, muhasebenin doğasını, amaçlarını ve değerleme sonuçlarını yorumlamak için önemlidir. Bu konuda bkz. < https://trace.tennessee.edu/utk_graddiss/178/#:~:text=Conditional%20conservatism%2C%20defined%20as%20asymmetric,characteristic%20of%20the%20accounting%20system. > Erişim Tarihi 22 Aralık 2022; < https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0165410197000141?via%3Dihub > Erişim Tarihi 22 Aralık 2022

[3] SFAS 121 için bkz. Uzun Ömürlü Varlıklarda Değer Düşüklüğü ve Elden Çıkarılacak Uzun Ömürlü Varlıklar için Muhasebeleştirme (3/95) Özeti: Bu Beyan, elde tutulacak ve kullanılacak varlıklarla ilgili uzun ömürlü varlıkların, belirli tanımlanabilir maddi olmayan varlıkların ve şerefiyenin ve elden çıkarılacak uzun ömürlü varlıkların ve belirli tanımlanabilir maddi olmayan varlıkların değer düşüklüğüne ilişkin muhasebe standartlarını belirler. Bu Bildirim, bir işletme tarafından elde tutulacak ve kullanılacak uzun ömürlü varlıkların ve bazı tanımlanabilir maddi olmayan varlıkların, olaylar veya koşullardaki değişikliklerin bir varlığın defter değerinin geri kazanılamayacağını gösterdiği her durumda, değer düşüklüğü açısından gözden geçirilmesini gerektirir. İşletme, geri kazanılabilirlik için inceleme yaparken, varlığın kullanımından ve nihai elden çıkarılmasından kaynaklanması beklenen gelecekteki nakit akışlarını tahmin etmelidir. Beklenen gelecekteki nakit akışlarının toplamı (indirgenmemiş ve faizsiz) varlığın defter değerinden azsa, bir değer düşüklüğü zararı muhasebeleştirilir. Aksi takdirde değer düşüklüğü zararı muhasebeleştirilmez. Bir işletmenin elde tutmayı ve kullanmayı beklediği uzun ömürlü varlıklar ve tanımlanabilir maddi olmayan duran varlıklar için değer düşüklüğü zararının ölçümü, varlığın gerçeğe uygun değerine dayanmalıdır. Bu Beyan, uzun ömürlü varlıkların ve elden çıkarılacak belirli tanımlanabilir maddi olmayan varlıkların, Muhasebe İlkeleri Kurulu’nun (Accounting Principles Board-APB) Faaliyet Sonuçlarını Raporlamaya İlişkin 30 No.lu Görüşü kapsamındaki varlıklar haricinde, defter değerinden veya satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değerinden düşük olanı üzerinden raporlanmasını gerektirir [Bir İşletmenin Bir Bölümünün Elden Çıkarılmasının ve Olağanüstü, Olağandışı ve Nadiren Meydana Gelen Olayların ve İşlemlerin Etkilerinin Raporlanması (Reporting the Results of Operations-Reporting the Effects of Disposal of a Segment of a Business, and Extraordinary, Unusual and Infrequently Occurring Events and Transactions)]. Görüş 30 kapsamındaki varlıklar defter değeri veya net gerçekleşebilir değerden düşük olanı ile raporlanmaya devam edilecektir. Bu Beyan ayrıca, tarife düzenlemesine sahip bir işletmenin, bir düzenleyicinin bir maliyetin tamamını veya bir kısmını işletmenin ücret tabanından hariç tutması durumunda, hariç tutulan maliyetlerin miktarı için bir değer düşüklüğü muhasebeleştirmesini gerektirir. Bu Tebliğ, 15 Aralık 1995 tarihinden sonra başlayan mali yıllara ait mali tablolar için geçerlidir. Erken uygulama teşvik edilmektedir. Daha önce yayınlanmış mali tabloların yeniden düzenlenmesine izin verilmez. Bu Bildirimin uygulanmasından kaynaklanan değer düşüklüğü kayıpları, muhasebeleştirme ölçütlerinin ilk kez uygulandığı ve karşılandığı dönemde rapor edilmelidir. Kabul tarihinde elden çıkarmak için elde tutulan varlıklara bu Bildirimin ilk uygulaması, muhasebe ilkesindeki bir değişikliğin birikimli etkisi olarak raporlanmalıdır. [< https://fasb.org/page/PageContent?pageId=/reference-library/superseded-standards/summary-of-statement-no-121.html&bcpath=tff > Erişim Tarihi 22 Aralık 2022]

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.