
Bilindiği üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan 2022-2024 dönemi “Orta Vadeli Program” (OVP), 05.09.2021 tarihli ve 31589 mükerrer sayılı Resmi Gazetede[1] yayımlanmış olup; OVP’de ‘finansal istikrar’ yönünden mevcut durum ile öngörülen politika ve öneriler aşağıda yer almaktadır.
1. Finansal İstikrar: Mevcut Durum
Türk bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı, sektörün risklere karşı dayanıklılığını artırmaktadır. Bankaların beklenmeyen kayıplara karşı dayanıklılığını gösteren sermaye yeterlilik rasyosu, Salgının olumsuz etkilerine karşın düzenleyici tedbirlerin ve bankacılık sektörünün ihtiyatlı duruşunun katkısıyla 2021 yılı Temmuz ayı itibarıyla %17,4 seviyesinde realize olmuştur. Söz konusu oran, Basel III ölçütlerine göre %8 olarak uygulanan yasal asgari oranın ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından %12 olarak belirlenen hedef oranın oldukça üzerindedir.
Bankacılık sektörünün kısa vadeli likidite pozisyonu güçlü görünümünü korumaktadır. Salgın döneminde BDDK tarafından likidite karşılama oranlarının yasal alt limitleri konusunda sağlanan muafiyet, 2020 yılsonunda sonlandırılmış ve bankalar zorluk çekmeden uyum sağlamışlardır.
Salgın nedeniyle hanehalkının ve nakit akışı bozulan firmaların desteklenmesi amacıyla alınan önlemlerle kredilerde artış sağlanmıştır. 2020 yılı son çeyreğinden itibaren başlayan parasal sıkılaşmanın likidite tedbirlerinin sonlandırılmasının etkisiyle, hem ticari hem de bireysel kredi artışının yavaşladığı gözlenmektedir. Bununla birlikte, BDDK tarafından 2021 yılının ilk yarısında halen yüksek seyreden bireysel kredi artışını sınırlandırmaya başta taşıt kredilerini içeren ilave makroihtiyati önlemler yürürlüğe konulmuştur. Bunun sonucunda, yıllık bireysel kredi artışının ılımlı bir patikaya gerilediği görülmeye başlanmıştır.
Salgın döneminde, artan kredi hacmi, kredilerin sınıflandırılmasına yönelik sağlanan esneklikler ile yapılandırma ve taksit erteleme uygulamaları sektörün aktif kalitesini desteklemiştir. Bu önlemler ve ekonomik aktivitedeki canlılık, Tahsili Gecikmiş Alacaklar (TGA) bakiyesine geçişleri yavaşlatmakta olup; %3,7’ye gerileyen TGA oranındaki mevcut düzeylerin esnekliklerinin uzatıldığı Eylül ayı sonuna kadar sürmesi ve sonrasında bir miktar artması beklenmektedir. Ancak, bankacılık sektörü güçlü yapısı ve yüksek karşılık oranlarıyla bu riskleri yönetebilecek konumdadır.
Program döneminde, makroekonomik gelişmeler dışında bankacılık kesimine etkide bulunması beklenen en önemli konuların finansal sektörlerdeki dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanındaki uluslararası düzenlemeler olması beklenmektedir. Özelikle, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında reel ekonominin sıfır karbon ekonomisine dönüşüm sürecinde finans sektörünün ve bankacılığın önemli bir rolü olacağı öngörülmektedir.
Sermaye piyasalarının gelişimi ve ekonomiye katkısı sürmektedir. Küresel likidite artışı başta olmak üzere halka arz pazarını dünya genelinde canlandıran gelişmelere koşut olarak Türkiye’de şirketlerin özkaynak finansmanı tercihi bu dönemde artarak devam etmiştir. 2021 yılının ilk sekiz ayı itibarıyla 35 adet birincil halka arz gerçekleşmiş ve halka arzdan elde edilen toplam hasılat 15,2 milyar TL’yi bulmuştur. Şirketlerin artan özkaynak finansmanı tercihinde, 2020 yılı Kasım ayında yapılan kanuni düzenlemeyle, payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az %20 oranında halka arz edilen şirketlere kurumlar vergisi oranının 2 puan indirimli olarak uygulanması etkili olmuştur. Ayrıca, bu dönemde, sermaye piyasalarının uzun vadeli projelerin yatırımlarında etkin şekilde kullanılması amacıyla gerekli yasal düzenlemeler tamamlanmış, proje gelirlerine dayalı menkul kıymetler ürününün alt yapısı hazırlanmıştır.
Uzun vadeli tasarrufların artırılmasını teminen önemli olan bireysel emeklilik (BES) ve otomatik katılım sisteminde toplam fon büyüklüğü 27 Ağustos 2021 itibarıyla 188,6 milyar TL seviyesindedir. Bu tarih itibarıyla BES’teki katılımcı sayısı 7 milyona, fon büyüklüğü ise 174,4 milyar TL’ye yaklaşmıştır.
Hanehalkı borçluluğunda Türkiye gelişmekte olan ülke ortalamalarına göre oldukça düşük bir riskliliğe sahiptir. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) veri tabanına göre 2020’de Türkiye’de hanehalkı borcunun GSYH’ya oranı bir önceki yıla göre 2,9 puan artarak %17,5’e çıkmıştır. Aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerin ağırlıklı ortalaması 8,5 puan artışla %53,9’a ulaşmıştır. Ayrıca döviz cinsinden veya dövize endeksli kredi kullanma olanağının olmaması nedeniyle hanehalkının kur riski bulunmamaktadır.
Salgınla birlikte firmaların artan finansman gereksiniminin bankacılık kesimince karşılanması sonucunda reel kesimin borçluluğu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de artış göstermiştir. 2020 sonunda BIS’e göre Türkiye’nin reel sektör borcunun GSYH’ya oranı bir önceki yıla göre 7 puan artarak %72,1 olmuştur. Diğer yandan, ülkemiz reel sektör firmalarının kısa vadeli döviz pozisyonu fazlası 2021 yılı Haziran ayı itibarıyla 58,4 milyar Amerikan doları olup, bir yıllık vadede kur riski bulunmamaktadır.
2. Orta Vadeli Programda Yer Alan Finansal İstikrar Politika ve Önerileri
1. Teknolojik olanak ve araçlar, nitelikli insan kaynağıyla birleştirilerek finansal sektörün boyutuna, karmaşıklığına ve gelişimine uygun denetleyici teknolojiler odaklı yeni denetim uygulama ve metodolojileri yaşama geçirilecektir.
2. Basel Komitesinin 2023 yılı başında uygulamaya koymayı planladığı “Basel III Final” düzenlemesi başta olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlarla gerekli mutabakatlar sağlanarak banka ve banka dışı mali sektörün uluslararası düzenlemelere uygum sağlaması ve bu kapsamda ülke tercihlerine uygun hazırlık yapılabilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılacaktır.
3. Katılım finans düzenlemelerinin yaşama geçirilmesi ve banka dışı mali kuruluşların faaliyetlerine yönelik yasal altyapı geliştirilerek, bu kesimlerdeki kuruluşların finansal sistemdeki paylarının artırılması çalışmaları yapılacaktır.
4. Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum kapsamında, yeşil bankacılık uygulamalarının geliştirilmesi için strateji oluşturma, kurumsal yapılanma, risk yönetimi, raporlama ve kamuoyuna açıklama alanlarında rehberler hazırlanacaktır.
5. Katılım finans sektöründeki sürdürülebilirlik ve sosyal finans faaliyetlerinin stratejik planlaması ve uygulaması sağlanacaktır.
6. Ülke içinde finansal alanda kullanılan teknoloji ekosisteminin geliştirilmesini ve finans sektöründe dünyada dijitalleşmede öncü ülkeler arasında olmasını destekleyecek biçimde bilgi sistemlerine ilişkin mevzuatın güncellenmesine devam edilecektir.
7. Türkiye’de finans ekosistemine destek hizmeti veren kritik finansal teknoloji firmalarının denetim kapsamına alınarak üçüncü taraflardan kaynaklanan risklerin en aza indirilmesi ve yerli ve milli ürün ve hizmetlerin kullanımının yaygınlaştırılması sağlanacaktır.
8. Yatırım taahhütlü avans kredileri yerli üretime ve yeşil yatırımlara dönük yeni bir çerçeveye oturtulacaktır.
9. Finansal Erişim, Finansal Eğitim, Finansal Tüketicinin Korunması Stratejisi ve Eylem Planları ilgili paydaşlarla finansal teknoloji ve dijital kanallarda da dahil edilerek güncellenecektir.
10. İç borçlanmada sabit getirili ve TL cinsi enstrümanlara ağırlık verilerek döviz cinsi borçlanmanın payı azaltılacaktır.
11. Yakın izleme ve donuk alacak grubunda yer alan kredilerin menkul kıymetleştirilebilmesine yönelik mevzuat değişikliği tamamlanarak bilanço dışına aktarma olanağı sağlanacaktır.
12. Dijital paranın teknolojik, ekonomik ve hukuki yapıları çalışmalarının sonuçları da değerlendirilerek Dijital Lira Araştırma Geliştirme Projesi birinci faz pilot bulguları doğrultusunda, daha yaygın ve geniş katılımlı ileri aşama pilot testlere devam edilecektir.
13. Tahvil Garanti Fonu oluşturulacak ve bu suretle reel sektör şirketlerinin tahvil ihraçları kolaylaştırılacaktır.
14. Ödemeler alanında faaliyet gösteren Fintek kuruluşlarının Merkez Bankasınca işletilen ödeme sistemlerine ve kamusal nitelikteki veri tabanlarına erişimi sağlanacaktır.
15. İstanbul Finans Merkezinin Fintek alanında küresel merkez olmasını güçlendirecek biçimde ödemeler alanında düzenleyici deney alanı kurulacaktır.
16. Fintek girişimlerinin desteklenmesi için İstanbul Finans Merkezide Finans ve Teknoloji Üssü kurulacaktır.
[1] < https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/09/20210905M1-1.pdf > erişim tarihi 06 Eylül 2021
* Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
