Ortodoks ve Heterodoks Programlar (Derleme)*

Merhum hocam Prof. Dr. Sabri ORMAN anısına…

1. Ortodoks[1] Programlar

İstikrar programları çeşitli sebeplerle bozulan arz-talep dengesini yeniden kurmayı ve yüksek enflasyon, cari açık gibi ortaya çıkan ekonomik problemleri çözmeyi hedeflediğinden, bu programlar talep ve arz yönlü politikalar olmak üzere iki grupta incelenir.

Talep yönlü politikalar, fazla talep baskısını nihai talebi azaltarak düşürmeye çalışır. Bu politikalar geleneksel sıkı maliye, para ve kredi politikalarından oluşur.

Arz yönlü politikalar ise reel mal ve hizmet hacmini artırmayı hedefler. Bu politikalar çok çeşitli olmakla birlikte genel olarak iki grupta incelenir:

i) Üretim araçlarını (sermaye, emek vb.) daha etkin bir biçimde kullanıp kapasite kullanımını arttırarak üretim seviyesini artırmayı amaçlayan politikalar: uygulanan fiyat ve kur politikalarının, monopollerin, vergi ve sübvansiyon politikalarının, ticaret kısıtlarının ekonomide yarattığı bozulmayı düzeltmeyi amaçlar.

ii) Yeni kapasite oluşturarak ve uzun dönem tam kapasite-üretim dengesini, toplam talep genişlemesini de kontrol ederek kurmayı amaçlayan politikalar ise yatırım-tasarruf teşviklerini, eğitim ve teknolojik gelişmeyi içerir.

Kesin bir çizgiyle asla ayrılmamakla birlikte, arz ve talep yönlü politikalar arasındaki en önemli fark, arz yönlü politikaların çoğunlukla mikro-ekonomik özellikler taşıması ve sektörel öncelikleri dikkate alması, talep yönlü politikaların ise makroekonomik karaktere sahip olmasıdır.

Ortodoks programlar yukarıdaki politika bileşimlerinden oluşan ve temelinde makro denge hedeflerinin yattığı programlardır. Makro denge, reel ve parasal dengenin sağlanması ile gerçekleşir. Parasal denge, mal ve hizmet fiyatları, ücret, döviz kuru (vs.) bakımından genel fiyat istikrarını içerdiğinden, reel dengenin dışında fiyat dengesinin de kurulması çok önemlidir.

Fiyat dengesinin sağlanması, yani enflasyonun düşürülmesi konusunda ortodoks programlar, sıkı maliye ve para politikası ve ticaretin serbestleştirilmesi ile sabit kur politikasından oluşur.

Kamu harcamalarının azaltılması, gelirlerin artırılması, para arzının daraltılması ve ticaret engellerinin kaldırılması (gibi), ortodoks politikalardır. Sıkı maliye ve para politikalarının ekonomide daralma yaratmasıyla fazla talebin ve böylece enflasyonun düşmesi beklenir.

Ortodoks politikalar uluslararası kuruluşlarca genel kabul gören ve istikrarı sağlamanın olmazsa olmaz koşulu sayılan politikalardır. Bu politikalar reel dengenin kurulmasında ve bütçe açığının kapatılmasında başarılı olmakta, fakat ücret, fiyat, döviz kuru ve faiz arasındaki dengenin kurulmasındaki başarıları tartışmalıdır.

2. Heterodoks[2] Programlar

Heterodoks programlar ücret ve fiyat kontrollerini içeren gelir politikalarından oluşur. Heterodoks programları ortodoks programlardan ayıran en önemli özellik, gelir politikalarının belirli bir süre içinde geçici olarak kullanılmasıdır. Heterodoks programların amacı, enflasyonu hızla ve kalıcı bir şekilde düşürmektir. Bu programlar genellikle yüksek kronik enflasyonun yaşandığı ekonomilerde tercih edilir.

Bazen ortodoks programlar kamu açığının kapatılması ve mali dengenin kurulması suretiyle enflasyonun düşürülmesinde yeterli olamamaktadır. Ortodoks uygulamalara rağmen enflasyonun düşmemesinin çeşitli nedenleri vardır. Ekonomide geriye yönelik endeksleme mekanizmasının çalışması ve ileriye dönük enflasyonist beklentiler nedeniyle, bir dönem önceki enflasyonun ileriye taşınması, daha önceki istikrar girişimlerinin başarısız olması ya da alınan önlemlerin uzun dönemde sürdürülemeyeceği inancıyla ortaya çıkan güven eksikliği, enflasyonun düşmesini engeller. Bu noktada, süregelen enflasyonu kırmada heterodoks politikalardan yararlanılır. Programın başında fiyat ve ücretlerin bir anda dondurulması (şok tedbir) ile enflasyon kısa sürede kontrol altına alınabilir.

Heterodoks programlar enflasyonun düşürülmesinde ortodoks programlara göre daha etkilidir. Enflasyon, heterodoks uygulamanın başında hızla düşerken, ortodoks uygulamada yavaş yavaş düşer. Fakat tek başına uygulandığında programın başarı şansı oldukça düşüktür. Heterodoks programların uzun dönemdeki başarısı mali dengenin sağlanmasına (ortodoks politikaya) bağlıdır. Tek başına uygulanan heterodoks programların başarısızlıkla sonuçlandığı göülmüştür. Heterodoks programlar 1980’li yılların ortalarına kadar tek başına uygulanmış, fakat kalıcı başarı sağlanamadığı için, daha sonraki uygulamalarda ortodoks programlarla birlikte uygulanmışlardır.

Heterodoks programlarda fiyatlar sabit tutulduğu için, programın başında enflasyon hızla düşer. Fakat önemli ve zor olan, kontroller kaldırıldığında fiyat seviyesini kalıcı bir şekilde düşük tutmaktır. Temel sorunlar çözülmeden enflasyon düşürüldüyse, fiyat kontrolleri kaldırıldığında enflasyon tekrar yükselir ve ileriki dönemlerde istikrarı sağlamak daha da zorlaşır.

Heterodoks programlarda enflasyonu durdurmanın maliyeti fiyat kontrolleri gevşediğinde başlar. Kur ile birlikte fiyat ve ücretler sabit tutulduğu için, kontroller kaldırıldığında kur değerlenir ve reel ücretler düşer. Ardında, ekonomik daralma/resesyon başlar, değerli kur nedeniyle rekabet kaybı ihracatı azaltır ve cari işlemler dengesi bozulur. Yüksek oranlı bir devalüasyon dış açığı düzeltebilir; ancak devalüasyon enflasyonu artıracağından, devalüasyonun yapılması, hükümetin istikrar politikalarına olan güvenin sarsılmasına neden olur.

Enflasyonun ilk anda düşmesiyle kamu gelirlerinde suni bir artış yaşanır. Bu artışın etkisiyle mali dengenin kurulduğu izlenimi ortaya çıkabilir. Mali dengenin sürdürülebilirliği sıkı mali önlemlerin uygulanmasına bağlı olduğundan, ilk anda gelir artışından sağlanan fayda, mali dengenin devam ettirilmesi için gerekli yapısal düzenlemelere aktarılmasına bağlıdır.

Heterodoks programlar enflasyonun hemen ve hızla düşürülmesi aşamasında önemlidir. Fiyat ve ücret kontrollerinden enflasyonun geçmiş dönemlerle olan bağlarını koparmak, geriye dönük endeksleme mekanizmasından ileriye dönük endeksleme mekanizmasına geçmek için yararlanılmalıdır. Düşük enflasyonun kalıcı olması ise, gerekli mali tedbirlerin alınmasıyla ilgilidir. Ayrıca, düşük enflasyonun devam ettirilmesi için seçilen nominal çıpaya tam güvenin sağlanmış olması gerekir. Heterodoks yaklaşım bir kerelik bir şanstır. Eğer doğru ve ısrarla uygulanırsa başarılı olur. Kontrollerin hatalı yapılması enflasyon sorununu daha da büyütür.

Heterodoks programların uygulanması ancak sınırlı durumlarda tavsiye edilir. Örneğin, Kosta Rika ve Filipinler’de olduğu gibi enflasyonun herhangi bir şok sonrası aniden yükseldiği hiper-enflasyon ülkelerinde şok politikalar iyi bir fikir değildir. Çünkü enflasyona geçici gözüyle bakılır. Enflasyonist beklentiler yoktur. Heterodoks programlar ancak yüksek kronik enflasyon ülkelerinde uygulanabilir ve yararlı olabilir.

Heterodoks şok programları, hiper-enflasyonu düşürmede genellikle daha başarılıdır. Hiperenflasyon durumunda şok programları en iyi ve tek çözüm olarak görülebilir. Kademeli politikalar enflasyonun genişleyerek arttığı ve reel para arzını kontrol etmenin mümkün olmadığı bir ortamda, genellikle etkili değildirler. Doğal olarak tüm hiper-enflasyon durumları, fiyat ve ücretlerin dondurulması, sabit kur, radikal mali reform ve Hazine’nin Merkez Bankası finansmanına müdahalesini engelleyen önlemleri içeren şok programları ile son bulur. Yüksek fakat göreli olarak sabit enflasyon durumunda da şok programlarının başarılı olabileceği ispatlanmıştır.

3. Programların Mukayesesi

Ortodoks ve heterodoks programlar ilk olarak, öncelikli amaçlar konusunda farklı yaklaşımlara sahiptir. Geleneksel istikrar programları olarak da bilinen ortodoks programların öncelikli amacı, ödemeler bilançosunun iyileştirilmesi ve enflasyonun yavaş bir şekilde aşağı çekilmesiyken; heterodoks programlar şok tedbirlerle enflasyonu hızlı bir şekilde düşürmeyi ve ardından yapısal sorunların çözülmesini öncelikli amaç olarak görür.

İkinci olarak, Ortodoks programlar ılımlı ve hiper-enflasyonla mücadele için uygun görülürken, heterodoks programlar enflasyonun herhangi bir şok sonrası aniden yükseldiği ülkelerde uygun değildir. Çünkü bu ülkelerde enflasyona geçici gözüyle bakıldığı için beklenti yoktur. Bu nedenle heterodoks programlar geçmişteki enflasyonun bugüne taşındığı yüksek kronik enflasyon ülkelerinde daha uygun görülür.

Üçüncü olarak, kullanılan araçlar bakımından ortodoks programlarda sıkı para ve maliye politikaları önerilip program bir bütün olarak ele alınırken, heterodoks programlarda öncelikle fiyat ve ücretlerin dondurulması gereği ifade edilir ve program, şok ve yapısal önlemlerden oluşur.

Dördüncü olarak, etki ve sonuçları bakımından Ortodoks programlar, bir taraftan reel geliri düşürüp, toplam talebi daraltarak milli gelirin azalmasına neden olurken, diğer taraftan üretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkiler ve işsizliğe neden olur. Heterodoks programlarda ise, enflasyonla mücadele daha az bir işsizlik oranı ve daha yüksek bir büyüme ile mümkün olur. Ayrıca heterodoks programlar kamu gelirlerinde başlangıçta bir artışa yol açar, ancak bu iyileşme geçici olduğundan mali dengenin sürdürülebilmesi için yapısal düzenlemelerin yapılması gerekir.

Son olarak, programlara verilen destek konusunda ortodoks programların uygulandığı ülkelerde toplumsal sıkıntılara neden olması veya demokratik olmayan yönetimlerce uygulanması, enflasyonu yavaş bir şekilde indirmesi arkasındaki desteği azaltırken; heterodoks programların şok önlemleri içermekle beraber kısa sürede uygulanması ve enflasyonu an bir şekilde düşürmesi toplum tarafından daha fazla destek görmesine neden olabilir.

* Bu derlemede yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Derlemedeki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir. Derlemenin kaynakları için lütfen bkz. Ayşe Sema BAHÇECİ, Ortodoks ve Heterodoks İstikrar Programları: Seçilmiş Ülke Örnekleri ve 1994 Türkiye Deneyimi (Uzmanlık Tezi), Temmuz 1997, Devlet Planlama Teşkilatı Yayın No:2477, < https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/AyseSemaBAHCEC%C4%B0.pdf > erişim tarihi 05 Ocak 2022; Hüseyin AKGÖNÜL ve Mahmut MASCA, Heterodoks İstikrar Programları, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 17 (1), 437-453, < https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/798524 > erişim tarihi 05 Ocak 2022 [Ayrıca, konuyla ilgili olarak lütfen bkz. Oğuz ESEN, Hiperenflasyon Korkusu ve İstikrar Programları, Ekonomik Yaklaşım, 1993; 4(8): 19-33, < http://www.ekonomikyaklasim.org/fulltext/94-1395525091.pdf?1641381995 > erişim tarihi 05 Ocak 2022; Sevgi SEZER, Dış Ticaret Açığının Giderilmesinde Ortodoks ve Heteredoks İktisat Politikalarının Etkinliği: BRICS Ülkeleri ve Türkiye Karşılaştırması, Turkish Studies Economics, Finance and Politics, Volume 13/30, Fall 2018, p.387-420, < https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=tammetin&makaleadi=&makaleurl=1820860883_24SezerSevgi-ifs-387-420.pdf&key=22009 > erişim tarihi 05 Ocak 2022; Economic Schools Thought: Mainstream, Orthodox and Heterodox Economics < https://www.researchgate.net/publication/299999993_Economic_Schools_Thought_Mainstream_Orthodox_and_Heterodox_Economics > erişim tarihi 05 Ocak 2022; Ilkben AKANSEL, The Dilemma Between the Heterodox-the Orthodox Economics and Its Ideology, < http://www.davidpublisher.com/Public/uploads/Contribute/5513abbdebd12.pdf > erişim tarihi 05 Ocak 2022]

[1] Ortodoks (Yunanca): doğru öğretiye uygun

[2] Heterodoks (Fransızca): resmi öğretiden farklı olan (görüş)

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.