“SEC, Kriptoya Sermaye Piyasalarının Geri Kalanı Gibi Davranıyor”* **

Yatırımcıları koruyan menkul kıymet yasaları, yeni teknolojiler ortaya çıktığında bile uygulanmaya devam ediyor.

Otomobil üreticilerinin kripto kredi platformlarıyla ne ilgisi var? Tüketiciler ve yatırımcılar korunmayı hak ediyor – bu hem motorlu taşıtlar hem de yatırım araçları için geçerlidir.

Başkan Lyndon B. Johnson, Eylül 1966’da, Ulusal Trafik ve Motorlu Araç Güvenliği Yasasını imzaladı. Yaklaşık altmış yıl sonra bile, emniyet kemerleri ve diğer temel güvenlik özellikleri standart olmaya devam ediyor. Otomotiv teknolojisindeki birçok yeniliğe rağmen bu doğrudur. Bir araba ister benzinle ister elektrikle çalışsın, sürücüler ve yolcular korunmayı hak ediyor.

Benzer şekilde, Başkan Franklin D. Roosevelt’in Büyük Buhran’ın derinliklerinde imzaladığı federal menkul kıymetler yasalarımız da yatırımcıları korumak için tasarlandı. Sırf farklı bir teknoloji kullandığı için kripto piyasasına diğer sermaye piyasalarından farklı davranmak için hiçbir neden bulunmuyor.

Piyasadaki son olaylar, kripto firmalarının menkul kıymet yasalarına uymasının neden kritik olduğunu gösteriyor. Son aylarda, bazı kripto kredi platformları ya yatırımcılarının hesaplarını dondurdular veya iflas ettiler. İflas söz konusu olduğunda, bu yatırımcılar mahkemede sıraya[1] girmek zorundadır.

Şu varsayımı düşünün: Bob %4, %7 veya %19 getiri sağlayan bir uygulama çalıştırıyor. Alice ve diğer milyonlarca günlük yatırımcı, varlıklarını Bob’un uygulamasına koyuyor. Yatırımcılar, Bob’un belirli bir getiri sağlayacağına dair iddialarının arkasında neyin yattığını bilmekten dolayı fayda sağlar. Bir yatırım gerçek olamayacak kadar iyi geliyorsa, bu olabilir. Alice, bu açıklamalara dayanarak yatırım yapıp yapmamaya karar verir.

Açıklamalar, Bob’un varlıklarıyla ne yaptığını anlamasına yardımcı olur. Bunların ticaretini yapıyor mu? Onları diğer yatırımcılara mı ödünç veriyor? Bir hedge fonu mu yönetiyor? Vaat edilen getirileri nasıl finanse ediyor ve hangi riskleri alıyor?

Özellikle, Alice’in Bob’un uygulamasına ne tür bir varlık koyduğu önemli değildir – nakit, altın, bitcoin, çinçilla veya başka bir şey. Kanunların hangi korumaları sağlayacağını Bob’un yaptığı şey belirler.

Ayrıca, Bob, Alice’in varlıklarını nasıl kullandığına bağlı olarak, yatırım fonu gibi bir yatırım şirketi işletiyor da olabilir ki, bu durumda Bob, yatırımcıları dolandırmayı zorlaştıran ek korumalar sağlamak zorunda kalacaktı.

Bob, ürüne veya vaat edilen faydaların üzerine bir etiket yapıştırarak, zaman içinde test edilmiş bu yatırımcı korumalarına uymaktan kaçınamaz. Buna faiz, getiri, kazanç veya yıllık yüzde getiri ödülleri diyebilir. Uygulamasının bir borç verme platformu, bir kripto borsası veya merkezi olmayan bir finans platformu olduğunu söyleyebilir. [ABD] Yüksek Mahkeme, onlarca yıllık davalar boyunca, bir ürünün menkul kıymetler yasalarına göre bir menkul kıymet olup olmadığını, etiketlerin değil, ekonomik gerçeklerinin belirlediğini açıkça ortaya koymuştur.

[Amerika Birleşik Devletleri/ABD] Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, bunu, kripto kredi platformu BlockFi ile yakın zamanda yapılan bir anlaşmada buldu. Şirket, 570.000 yatırımcıdan 10 milyar (ABD) dolardan fazla kripto varlık ödünç aldı ve karşılığında onlara değişken bir faiz oranı teklif etti. Bu, yatırımcılara sunulan ve BlockFi Faiz Hesapları adı verilen borç verme ürününü bir menkul kıymet haline getirdi. BlockFi daha sonra bu varlıkları bir havuzda topladı, kurumsal borçlulara verilen krediler halinde paketledi ve diğer menkul kıymetlere fon olarak yatırdı; bu da onu bir yatırım şirketi yaptı.

BlockFi’nin kripto [varlık/para vb.] ödünç alması buradaki sorun değildi. Aslında, “kriptoyu” başka herhangi bir varlıkla değiştirebilirsiniz. Sorun, ödünç alınan varlıklarla ne yaptığı ve bir firma olarak ne yapmadığıydı: yatırımcılara gerekli kamuyu aydınlatma açıklamalarını sağlamak. Yasalarımıza uyum, yatırım yapan halkı korur. Ne yazık ki, kripto kredisi sunan bazı platformlar geçerli yükümlülüklere uymuyorlar.

Kripto kredilerinin düzenlemeye tabi olmadığı fikrinden vazgeçebiliriz. Aksine, kurallar onlarca yıldır yürürlüktedir. [Ancak] Platformlar onları takip etmiyor. Uyumsuzluk, kripto iş modelinin veya altta yatan kripto teknolojisinin kaçınılmaz sonucu değildir. Aksine, bu platformlar bir seçenekleri olduğunu söylüyor gibiler – hatta daha da kötüsü, “mümkünse bizi yakalayın” da diyorlar.

Geçen yıl bir konuşmada söylediğim gibi, “Hata yapma: Bir borç verme platformu menkul kıymetler sunuyorsa, … SEC’nin yetki alanına girer.” Birçok durumda, Komisyon ve diğer devlet otoriteleri, ilgili içtihat hukukunun kripto kredisi de dahil olmak üzere kripto varlıklarını nasıl etkilediğini ele aldı.

Araba üreticilerinin emniyet kemeri takmanın maliyeti olduğu gibi, menkul kıymetler yasalarına uymanın da maliyetleri vardır. Kripto kredisi sunan platformların, yalnızca yasa olduğu için değil, aynı zamanda yatırımcıları korumaya ve piyasalarımıza olan güveni artırmaya yardımcı olduğu için de buna uyması gerekiyor.

Neyse ki, ileriye doğru bir yol var: Kripto kredisi sunan platformları gelip SEC personeli ile konuşmaya teşvik ediyorum. Bu platformları menkul kıymetler yasalarına uygun hale getirmek, yatırımcılara ve kripto piyasasına fayda sağlayacaktır.

Bu arada, SEC (adeta) ritmdeki polis [self policing; kendi kendine denetim] olarak görev yapacaktır. Arabalardaki emniyet kemerlerinde olduğu gibi, kripto piyasasında yatırımcı korumalarının standart olmasını sağlamamız gerekiyor.

* Bu çeviride yer alan görüşler SEC Başkanına ait olup çevirenin çalıştığı kurumu bağlamaz, çevirenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Çevirideki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir. [“The SEC Treats Crypto Like the Rest of the Capital Markets” başlıklı makaleye erişim için: < https://www.wsj.com/articles/the-sec-treats-crypto-like-the-rest-of-the-capital-markets-disclosure-compliance-security-investment-mutual-fund-protections-blockfi-bankruptcy-bitcoin-11660937246 > erişim tarihi 14 Eylül 2022]

** Gary Gensler-ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu Başkanı, The Wall Street Journal; 19 Ağustos 2022, (Çeviren: Yavuz Akbulak).

[1] Bunu, Türk İcra ve İflas Hukuku bakımından ‘iflasta [alacaklı] sıra cetveli’ olarak anlamak gerekir.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.