Siyasi Güç ve Piyasa Gücü

Giriş

Piyasa gücü siyasi güce yol açar mı? Louis Brandeis’in 1914 yılında ortaya attığı bu uzun süredir devam eden soru bugün de çarpıcı bir şekilde geçerliliğini korumaktadır. Sektörler daha da yoğunlaştıkça, firmalar yalnızca piyasaları şekillendirmekle kalmamakta, aynı zamanda düzenleyici ve siyasi manzarayı etkilemeye çalışmaktadır. ‘Politik Güç ve Piyasa Gücü’ (Political Power and Market Power) başlıklı bir çalışmada, bu bağlantı yirmi yıl boyunca Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) şirket birleşmeleri, lobi harcamaları ve kampanya bağışları (mergers, lobbying expenditures, and campaign contributions) hakkında ayrıntılı veriler kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, kurumsal konsolidasyonun genellikle politika ve kurumsal yönetişim açısından çıkarımlarla birlikte siyasi etki faaliyetlerinde önemli ve kalıcı bir artışla takip edildiğini göstermektedir.

  1. Hipotez: Piyasa Gücü Politik Gücü Doğurur

Birleşmelerin piyasaları yeniden şekillendirdiği, firmaların fiyatlandırma gücünü ve kâr marjlarını artırdığı yaygın olarak anlaşılmıştır. Ancak, bu ekonomik konsolidasyonun daha az belirgin ancak aynı derecede derin bir sonucu olabilir: artan siyasi etki (enhanced political influence). Politika yapıcılara lobi yaparak ve kampanyalara katkıda bulunarak, firmalar piyasa avantajlarını korumak veya artırmak için düzenlemeleri şekillendirebilirler. Bu ikili etki kanalı -piyasa ve düzenleyici- söz konusu çalışmadaki analizin özünü oluşturmaktadır.

Bu fikri resmileştirmek için teorik bir model geliştiriliyor. Makalenin çerçevesi, Grossman ve Helpman’ın (1994) içgörülerini entegre ederek sektör organizasyonu ve politik ekonomi modellerine dayanmaktadır. Rekabetçi sektörlerde, firmaların sektörleri adına lobi yapma teşviki bastırılabilir. Sektör düzeyindeki kolektif eylem sorunları Olson’dan (1962) beri tartışılsa da, ek bir piyasa temelli neden sunuluyor: rant israfı (rent dissipation).

Rekabetçi bir piyasada, lobicilikte başarılı olan firmalar hâlâ birbirleriyle rekabet halindedir. İşletmelerin lobicilikten elde ettiği herhangi bir “rant”, ürünlerinin fiyatları üzerindeki rekabette rekabete girebilir. Bu, lobicilik için teşviki azaltır. Toplu eylem sorunları birçok siyasi eylem biçiminde yaygındır, ancak bu çalışmadaki modeldeki rant israfı (fiyat rekabeti yoluyla) lobicilik yapan işletmelere özgüdür.

Sektörler birleştiğinde, birleşen varlıklar fiyatlar üzerinde rekabet etmeyi bırakabilir. Böylece lobiciliğin faydalarını, onları rekabete sokmak yerine korurlar ve siyasi nüfuza yatırım yapmak için daha güçlü teşvikler yaratırlar. Bu, tüketici zararının başka bir biçimidir, ancak düzenleme kanalıyla akan bir zarardır.

Peki, sonuç? Piyasa gücünün siyasi gücü beslediği ve siyasi gücün piyasa hâkimiyetini güçlendirdiği bir geri bildirim döngüsü. Tüketiciler iki kez zarar görür: Birincisi geleneksel fiyat kanalıyla, ikincisi de düzenleme kanalıyla. İkinci zararı görmezden gelen bir deneysel analiz, konsantrasyonun tüketicilere verdiği zararı hafife almaktadır.

  1. Temel Bulgular: Lobicilik Birleşme Sonrası Artmıştır

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) kayıtlı firmaların bir veri seti kullanılarak, lobicilik ve kampanya katkılarının birleşmelerden sonra nasıl evrildiği analiz edilmiştir. İki tamamlayıcı deneye dayalı yaklaşım kullanılarak -bir panel etkinlik çalışması ve farklı maruz kalma tasarımı- sağlam kalıplar gözlemlenmiştir:

  • Artan lobicilik harcamaları (increased lobbying expenditures): Ortalama olarak, birleşmeler birleşen firmalar tarafından lobicilik harcamalarında yüzde 15-35’lik bir artışla ilişkilendirilir. Tipik bir birleşen firma için bu, lobicilik harcamalarında yıllık 70 bin dolar ila 180 bin dolar arasında bir artış anlamına gelir.
  • Kalıcı siyasi katılım (persistent political engagement): Birleşmeler, politik faaliyetin “geniş marjını” etkiler. Daha önce çok az veya hiç politik varlığı olmayan firmaların, birleşmeden sonra şirket içi lobi faaliyetleri kurma veya Politik Eylem Komiteleri (Political Action Committees) oluşturma olasılıkları önemli ölçüde daha yüksektir. Bu yapılar bir kez yerleştikten sonra, kalıcı olma eğilimindedirler.
  • Firmalar arası heterojenlik (heterogeneity across firms): Birleşmelerin politik etkileri büyük firmalar ve hâlihazırda yoğunlaşmış sektörlerde faaliyet gösteren firmalar arasında en belirgindir. Yatay birleşmeler (doğrudan rakipleri içerenler) lobi faaliyetleri üzerinde özellikle güçlü etkiler gösterir ve politikayı etkilemek için paylaşılan teşvikleri yansıtır.
  • Sektör düzeyinde etki (industry-wide impact): Solo firmaların ötesinde, birleşmeler genellikle ticari birlikler tarafından artan siyasi faaliyetleri tetikler. Bu kolektif lobi faaliyetleri, yoğunlaşmış sektörlerin düzenleyici sonuçlar üzerindeki etkisini daha da büyütür.
  1. Politika ve Kurumsal Yönetişim İçin Sonuçlar

Anılan çalışmadan elde edilen bulgular birleşmelerin kritik ancak yeterince araştırılmamış bir sonucunu vurguluyor: siyasi nüfuzun güçlenmesi. Bu olgu, politika yapıcılar ve düzenleyici otoriteler için önemli sorular ortaya çıkarmaktadır. Antitröst çerçeveleri yalnızca birleşmelerin doğrudan ekonomik etkilerini değil, aynı zamanda siyasi güç üzerindeki etkilerini de dikkate almalı mıdır? Lobicilik ve kampanya finansmanı düzenlemeleri, yoğunlaşmış sektörlerin oluşturduğu riskleri ele almak için nasıl iyileştirilebilir?

Antitröst politikası, lobicilik kuralları ve kampanya finansmanı düzenlemeleri derinlemesine birbirine bağlıdır. Piyasa yoğunlaşmasını politik sonuçlarını kabul etmeden ele almak, önemli bir etki kanalının kontrolsüz kalması riskini taşır. Buna karşılık, bu alanları bütünleştiren bütünsel bir yaklaşım daha rekabetçi pazarları ve daha adil düzenleyici süreçleri teşvik edebilir. Antitröst dışında da çözümler olabilir.

  1. Daha Fazla Araştırma Çağrısı: Piyasa Gücünün Piyasa Dışı Etkileri

Bu makalenin kapsamı siyaset ve düzenlemeyle sınırlı olsa da, daha geniş bir noktayı ortaya koyması umulmaktadır. Bir zamanlar, yoğunlaşma hakkındaki ekonomik düşünce, fiyatların ve miktarların basit modelleriyle sınırlıydı. Yoğunlaşma ile demokrasi, kamusal söylem veya diğer piyasa dışı sonuçlar arasındaki ilişki, titiz tanımlara, ölçümlere ve analizlere dirençli olarak görülüyordu.

Günümüzün araştırma araç seti önemli ölçüde değişmiştir. Piyasalar ve medya, siyaset, düzenleme ve diğer konuların kesiştiği çok sayıda konu hakkında yüksek kaliteli veriler mevcuttur. Eğilim, veri kümelerinin büyümeye devam etmesi yönünde güçlüdür. Benzer şekilde, ekonomik teori ve modelleme de ilerlemiştir. Politik ekonomi konusu son yirmi yılda önemli ölçüde gelişmiştir. Bir zamanlar çözümsüz olduğu düşünülen sorunlar ortaya çıkmıştır.

Bu, araştırma için yeni fırsatlar yaratır. Bu tür araştırmaları teşvik etmek ve yaymak için son iki yıldır Columbia Üniversitesi’nde ‘Pazar Gücünün Pazar Dışı Etkileri Konferansı’[1] (The Non-Market Effects of Market Power Conference) düzenlenmekte olup; bu konferans, pazarların ötesinde sonuçları şekillendirmede rekabetçi olmayan pazarların rolünü inceleyen disiplinler arası akademisyenleri bir araya getirmektedir. Bunun tekrar düzenlenmesi umuluyor ve ilgilenen akademisyenler bir sonraki duyuru için http://non-market.org/ adresini takip edebilirler.

Sonuç

Bu çalışma, birleşmeleri değerlendirirken siyasi gücün piyasa gücüyle birlikte dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır. Şirketler birleştikçe, politikayı şekillendirme yetenekleri artar ve rekabet, düzenleme ve demokrasi için geniş kapsamlı sonuçlar doğurur.

Piyasa gücünün politik boyutu, Sherman Yasası’na yol açan antitröst hareketinin kurucularının temel kaygısıydı. Modern antitröst uygulaması bu boyutla nadiren ilgilenir ve bunun yerine yalnızca birleşmelerden sonra ortaya çıkan fiyat artışlarına odaklanır. Bu dinamiklere ışık tutularak, kurumsal yönetişim hakkındaki tartışmalara bilgi sağlama ve birleşmelerin ve yoğunlaşmış sektörlerin tüketicileri daha genel olarak nasıl etkilediğini daha iyi anlama umulmaktadır.

[1] <https://www.non-market.org/>.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.