Sürdürülebilir Finans: Şimdiye Kadar Alınan Yol ve İleriye Bakış*

1. Giriş

Bugün ESG (Environmental, Social, and Corporate Governance; Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim), sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum ve hafifletme, sosyal etki yatırımı ve ilgili temalar, her yönetim kurulu başkanı, finansör ve yatırımcı için akla ilk gelen kavramlar haline gelmiştir. Bu terimlerin kesin anlamı konusunda evrensel bir fikir birliği bulunmamakla birlikte (ve hiçbir zaman olmayabilir, olması da gerekmez); iş ve finans çevrelerinde büyük ölçüde bir dizi çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim hususunu temsil ettikleri anlaşılmaktadır. Bu, bir işletmenin stratejisini ve uzun vadede değer yaratma yeteneğini etkileyebilir. [1]

Son on yılda (ve özellikle son iki ila üç yılda), bu anlayış iş uygulamalarında sismik bir değişime yol açarak, ESG meselelerini kurumsal karar alma süreçlerine entegre etmenin yalnızca “iş için iyi” veya “olsa iyi olur” değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olduğu sektörler ve coğrafyalar arasında artan bir takdiri yansıtıyor.

2. Pazar büyüyor ve çeşitleniyor (market grows and diversifies)

ESG sorunlarının önemi küresel finans piyasalarında oldukça açıktır. Küresel piyasa oynaklığı, 2022’de yıldan yıla, hem hacim hem de değer olarak 2021 yılına göre düşüşleri açıklarken; yeşil, sosyal, sürdürülebilir ve sürdürülebilirlik ile bağlantılı tahviller, krediler ve diğer finansal ürünler temsil etmeye devam ediyor.

Vanilya tahvilleri ve krediler de artık ESG muamelesi gören tek ürünler değildir. Sürdürülebilirlikle bağlantılı türev ürünler, yeşil ve sosyal menkul kıymetleştirmeler ve diğer daha ezoterik yapılı ürünler gibi yükseliştedir. Buna ek olarak, finansal işlemleri ve kurumları hedef alan bir dizi düzenleyici ve sektör odaklı girişim başlatılıyor, istikrarlı bir şekilde uygulanıyor ve önümüzdeki yıllarda uygulanması planlanıyor. [2]

Sürdürülebilir finans varlık sınıflarının yaygınlaştırılması, ESG’ye giderek daha fazla önem veren yatırımcıları yatırım hedefleriyle buluştururken verimlilik sağlamak ve sonuç olarak ESG ile ilgili finansal ürünlerin hem arzını hem de talebini artırmak için, paydaşların (düzenleyiciler, hükümet yetkilileri, endüstri kuruluşları, finansal kurumlar, şirketler ve tabii ki genel halk) başarılı çabalarını sergiliyor. Bu bağlamda, aşağıda tartışılan gelişmeler yelpazesinde hem sebep hem de sonuç görülmektedir.

3. Kamuyu aydınlatma rejimleri çoğalıyor (disclosure regimes proliferate)

Hükümetler ve ekonomik bloklar (Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerinin arka planına karşı ve daha yakın zamanda COP26 ve COP27’de kararlaştırılanlar), iş hayatının her alanında ESG entegrasyonunu [3] teşvik etmek için özendirilmektedir. Bu teşvikler, uygulanan veya planlanan gönüllü ve zorunlu kamuyu aydınlatma rejimlerini içermektedir, örneğin:

  • Avrupa Birliği’nin (AB) mevcut Sürdürülebilir Finansal Kamuyu Aydınlatma Düzenlemeleri (Sustainable Finance Disclosure Regulations), Taksonomi Yönetmeliği (Taxonomy Regulation) ve genel olarak AB Yeşil (Satıh) Düzeni [EU Green Deal], ayrıca yakında çıkacak olan Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (Corporate Sustainability Reporting Directive and Corporate Sustainability Due Diligence Directive);
  • Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (Securities and Exchange Commission; SEC), SEC’e kayıtlı halka açık şirketlerin yıllık raporlarında ve kayda alma beyanlarında iklim değişikliği açıklamasını zorunlu kılacak kuralları [4];
  • Hong Kong Para Otoritesi ve Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu (Hong Kong Monetary Authority and Hong Kong Securities and Futures Commission) tarafından başlatılan ve farklı uygulama aşamalarında olan APAC girişimlerinde; Singapur Para Otoritesi (Monetary Authority of Singapore); Japonya Finansal Hizmetler Ajansı (Japan Financial Services Agency); Tayvan Mali Denetleme Komisyonu [Yeşil Finans Eylem Planı 2.0 dahil (Financial Supervisory Commission of Taiwan)]; Çin Halk Bankası [(People’s Bank of China; PBoC) PBoC ve Avrupa Komisyonu tarafından Kasım ayında başlatılan Ortak Zemin Taksonomisinin (Common Ground Taxonomy) de kanıtladığı gibi, yerel yeşil tahvil ihraçlarını artırmak ve uluslararası uygulamalar ve standartlarla giderek daha fazla uyumu teşvik etmek için orijinal Yeşil Tahvil Onaylı Kataloğunun (Green Bond Endorsed Catalogue) yayınlanmasından bu yana önemli adımlar atan 2021 ve daha yakın zamanda, Ağustos 2022’de, ICMA Yeşil Tahvil İlkeleri (Green Bond Principles) ile büyük ölçüde uyumlu olacak şekilde tasarlanan Çin Yeşil Tahvil İlkeleri)]

4. Artan endüstri rehberliği (increasing industry guidance)

Bunlara ilave olarak; sektör kuruluşları, sürdürülebilir finans işlemlerini ölçeklendirmek için gereken fikir birliği düzeyine ulaşacak şekilde sürdürülebilir finans işlemlerini yapılandırmak amacıyla en iyi uygulama standartlarını ve rehberliği yayınlamaya devam etmektedir. Bu sektör kuruluşları arasında Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (International Capital Markets Association; ICMA), ASEAN Sermaye Piyasaları Forumu (ASEAN Capital Markets Forum; ACMF), Kredi Piyasası Birliği (Loan Market Association; LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (Asia Pacific Loan Market Association; APLMA), Kredi Sendikasyonları ve Ticaret Birliği (Loan Syndications and Trading Association; LSTA) ve Uluslararası Swaplar ve Türev Ürünler Birliği (International Swaps and Derivatives Association; ISDA) bulunmaktadır. Standartlar ve rehberlik, sürdürülebilirlik ile bağlantılı tahviller ve krediler için sektöre özgü temel performans göstergeleri (key performance indicators; KPIs) hakkında daha ayrıntılı kılavuz temini bakımından, ICMA Yeşil Tahvil İlkeleri, ASEAN Yeşil Tahvil Standartları ve APLMA Yeşil ve Sosyal Kredi İlkelerinin temel ilkeleri altında olduğu gibi başlangıçta geniş uygunluk kategorizasyonlarından geliştirilmiştir. Bunlar arasında, ICMA’nın Haziran 2022’de yayınlanan SLB’ler (sustainability-linked bonds; sürdürülebilir temelli tahviller) için yaklaşık 300 sektöre özgü KPI kaydı ve APLMA’nın Eylül 2022’de standart biçim ön belgesine ilişkin SLL ekini yayınlaması yer almaktadır.

5. ESG beklentilerini karşılamanın riskleri ve getirileri (risks and rewards for meeting ESG expectations)

Bu eğilimlerle uyumlu olarak, bankalar, PE firmaları ve yatırım fonları daha seçici hale gelmekte ve kime borç verdikleri, finansman düzenledikleri ve yatırım yaptıkları konusunda daha katı politikalar uygulamaktadırlar. Bu seçicilik Avrupa Kaldıraçlı Finans Derneği’nin ESG Hariç Tutma Kontrol Listesi (European Leveraged Finance Association’s ESG Exclusion Checklist) gibi genellikle müşterileri, hissedarları, sınırlı sorumlu ortakları ve yatırımcıların ESG yatırımı ve uygunluk ölçütleri tarafından yönlendirilir ve bunlar da sektör düzeyindeki kılavuza göre tasarlanabilir. Ocak 2022’de yayınlanan kontrol listesinin, yeni bir kurumsal kredi veya tahvil sendikasyonu sırasında bankalar tarafından düzenlenmesi amaçlanmakta ve yatırımcıların, firmaların veya fonların spesifik ESG ölçütü özelliklerine göre kurumsal bir borçlunun uygun bir yatırım adayı olup olmadığını hızlı bir şekilde belirlemesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Muhtemel borçlular ve ihraççılar, özellikle finansörlerin ve yatırımcıların getiri ve ESG ölçütlerinin bir kombinasyonunu takip ettiği ve belirli endüstrilerden ve en azından bir geçiş hikayesinden yoksun olarak görülen veya en kötü ihtimalle atıl varlıklar olarak görülen kuruluşlardan aktif olarak uzak durduğu bir ortamda, iyileştirilmiş ESG yeterlilik belgelerinin sermayeye erişimlerini ve sermaye maliyetlerini etkileyebileceğinin farkındadır.

Piyasa katılımcıları ayrıca, paydaş aktivizminin ve sonuç olarak yasal sorumluluk ve ticari kayıplara yol açabilecek çok gerçek anlaşmazlık riskinin daha fazla farkına varmakta olup; ESG beklentilerini karşılamakta gerçek veya algılanan bir başarısızlığın kendilerini savunmasız bırakabileceğinin farkındadırlar ve örneğin politikalarını, iş ve finansman faaliyetlerini ilgili düzenleyici ve sektör standartları ve rehberliği ile uyumlu hale getirerek riskleri azaltmak için adımlar atmaktadırlar.

6. ESG entegrasyonunda devam eden zorluklar (ongoing challenges to ESG integration)

Küresel finans piyasaları ESG entegrasyonunu benimsemeye istekli olduğunu kanıtlamış olsa da, sürdürülebilir finansın büyümesi ve güvenilirliğinin önündeki sistemik engeller sürüyor ve 2010’ların başında ilk yeşil etiketli tahvillerin ihraç edilmesinden bu yana var olmaya devam ediyor. Örneğin, veri ölçümü ve raporlama, paydaşlar için kritik bir husus olmaya devam etmektedir. İşlemler için yapılanma, izleme veya inceleme sırasında bilgiye dayalı kararlar almak için gereken verilerin mevcut olmadığı veya kalite, güvenilirlik veya tutarlılıktan yoksun olduğu durumlarda, (i) bir kuruluşun ESG kimlik bilgileri ve buna bağlı olarak kuruluşun yatırım yapılabilir veya finanse edilebilir olup olmadığına; (ii) bir borçlunun sürdürülebilirlikle bağlantılı KPI’lara ulaşıp ulaşmadığına veya (iii) bir yeşil tahvil ihraççısının yeşil tahvil ihraç çerçevesinin muhtemel tahvil sahiplerinin yatırım ölçütlerini karşılayıp karşılamadığına dair verilerin değerlendirilmesi daha zor hale gelmektedir.

Giriş bölümünde bahsedildiği gibi, gelirlerin, KPI’ların veya genel faaliyetlerin tam olarak hangi kullanımının ilgili E, S ve G parametrelerini yerine getirdiği veya karşılaması gerektiği konusunda gerçek veya algılanan yeterli fikir birliği eksikliği devam etmektedir. Farklı paydaş gruplarının, ilgili borçlunun, borç verenin veya diğer tarafın izledikleri veya alışılagelmiş kabul ettikleri standartlardan çok uzaklaşıp sapmadığına ilişkin farklı görüşlere sahip olabileceği durumlarda, bu işlem taraflarını yeşil aklama riskine (ve bunun itibari ve parasal sonuçlarına) maruz bırakabilir.

7. Devam eden büyüme bekleniyor (continued growth expected)

Sürdürülebilir finans ürünleri daha yaygın kullanılan fonlama araçları haline geldikçe, işlem hacimlerinin yanı sıra ilgili ESG etiketini doğrulamak için kullanılabilecek gelirlerin, projelerin ve sürdürülebilirlikle bağlantılı KPI’ların gerçek dünyadaki kullanımının kapsamı ve yeniliği de artacaktır. Bu arka plana karşı, düzenleyicilerin ve endüstri kuruluşlarının en iyi çabalarına rağmen standardizasyonun hem prensipte daha önemli hem de uygulamada başarılması daha zor hale geldiği tartışmalıdır. Bu, potansiyel olarak özellikle çok uluslu şirketler, finansal kurumlar ve küresel operasyonlara sahip diğer kuruluşlar için geçerlidir.

Standardizasyon dürtüsü, yetki alanlarındaki pratik ve bazı durumlarda bölgeye özgü sosyoekonomik ve kültürel farklılıklar nedeniyle daha da karmaşık hale geliyor. Örneğin, tarihsel olarak kömüre güvenen (bazı büyük APAC ekonomileri dahil) ekonomilerdeki ve endüstrilerdeki şirketler ve yerel tedarik zincirleri, çevresel (veya daha geniş bir ESG) bakış açısından o kadar temiz olmayabilir, etiketli bir yeşil tahvil ihracını ya da sermayelerini (sürdürülebilir finansın nispeten gelişmekte olan bir alt kümesi olan geçiş finansmanı burada yararlı olabilir, ancak bu, bu makalenin kapsamı dışındadır) nereye kullanacaklarını dikkatli bir şekilde seçmek için her zamankinden daha fazla inceleme altında olan yatırımcılar ve borç verenler için sürdürülebilirlikle bağlantılı kredileri pazarlamayı veya kendilerini yeşilin çekici alıcıları olarak konumlandırmayı doğası gereği daha zorlayıcı bulabilir.

Şunu da belirtmekte fayda var ki, ESG’nin odak noktası “E”den “S”’ye kaydıkça (sosyal finansman işlemleri arttıkça), bölgesel kültürel bakış açılarının öznelliği, gelirlerin veya KPI’ların sosyal açıdan faydalı kullanımının belirlenmesi ve kabul edilmesi bağlamında daha fazla devreye girebileceğinden, dünyanın bir yerinde “S” olarak kabul edilebilecek şey başka bir yerde toplanmayabilir. Dahası, görünüşte daha deneysel ve nesnel olan çevresel veya iklimle ilgili metriklerin aksine, sosyal metriklerin ölçülmesi tartışmasız daha zordur. Bu nedenle, sürdürülebilir finans (ve daha geniş ESG) standartlarına yönelik herkese uyan tek bir yaklaşım, pazarın gittiği yer olmayabilir.

Bununla birlikte, eğilim açık olmaya devam etmekte ve sürdürülebilir finans piyasasının büyüme hızı yakın zamanda yavaşlayacak gibi görünmemektedir. Bu hızlı hareket eden ortamda (COVID-19 salgınının ekonomik yansımaları, Ukrayna’daki savaş ve buna bağlı enerji güvenliği endişelerinden etkilenen ve bunlardan zarar görmeye devam eden pazarlara ve sektörlere mali destek sağlamak için çok gerçek sosyoekonomik baskılarla yan yana), finansman fırsatlarını değerlendirebilmek ve ESG ile ilgili risklere karşı direnç oluşturabilmek için, gelişen sürdürülebilir finans ekosisteminin (faaliyet gösterdikleri yetki alanlarında her durumda) bileşen parçalarıyla ilgili hıza ayak uydurmak, finansal kurumlar ve muhtemel ihraççılar ve borç alanlar için kritik olacaktır. [5]

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.