Türkiye’nin 2021 Yılı İkinci En Büyük 500 Sanayi Kuruluşunun Kısa Analizi*

Bilindi üzere, İstanbul Sanayi Odası (İSO), her yıl Türkiye’nin hem en büyük 500 sanayi kuruluşunu hem de ikinci en büyük 500 sanayi kuruluşunu kamuya açıklamaktadır.

Bu yıl da 2021 yılının ikinci en büyük sanayi kuruluşu, 19 Temmuz 2022 tarihinde kamuya açıklanmış olup; Türk ekonomisinin önemli göstergelerinden kabul edilen bu verilerin, İSO Başkanı tarafından 19.07.2022 tarihinde yapılan basın sunumu da dikkate alınarak yapılan kısa analizi, aşağıda yer almaktadır.

(1) İstanbul Sanayi Odası verilerine göre 2021 yılında İSO İkinci 500’ün üretimden net satışları %77,5 oranında artarak 191,1 milyar TL’den 339,2 milyar TL’ye yükselmiştir. İSO İkinci 500’ün üretimden net satışları, 2019 yılındaki %14,2’lik nispi yavaşlamanın ardından pandeminin yaşandığı 2020 yılında %21,7 ile güçlü bir artış göstermişti. 2021 yılında ise iç ve dış talepteki toparlanmanın yanı sıra enflasyon ve döviz kurlarındaki artışın da etkisiyle İSO İkinci 500’ün üretimden satışları %77,5’lik artışla önemli ölçüde hızlanmıştır. Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında, İSO İkinci 500’ün üretimden satışlarında bundan daha yüksek oranlı artışın serinin başladığı 1997 yılından bu yana sadece 1998 yılında gerçekleştiği görülür. Yüksek enflasyonun yaşandığı söz konusu yılda İSO İkinci 500’ün üretimden satışlarındaki artış %79,3 ile biraz daha yüksek gerçekleşmişti.

İSO İkinci 500’ün üretimden net satışlarındaki değişimler, yılsonu TÜFE enflasyonundan arındırılarak incelendiğinde; 2021 yılında %30,4 ile oldukça güçlü bir reel artış yaşandığı görülmüştür. Bu artış, pek çok değişimin yaşandığı 2021 yılında dahi KOBİ’lerin esnek yapılarıyla üretim ve pazarlama faaliyetlerini başarı ile sürdürdüğünü ortaya koymuştur.

(2) İSO İkinci 500’ün bu yılki listesine 137 yeni sanayi kuruluşu girmiş; bunlardan 57 tanesi İSO 500’den İSO İkinci 500’e düşen şirketlerden oluşmuştur. Listeye geçen seneki İSO 1000 dışından giren yeni firma sayısı 80 olurken, 2020 yılının İSO İkinci 500 listesinden İSO 500’e çıkan firma sayısı ise 39 olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılında 578,9 milyon TL ile 251,6 milyon TL bandında üretimden net satış yapan şirketler İSO İkinci 500 sıralamasında yer alırken, 2021 sonuçlarına göre bu bant 980,1 milyon TL ile 444,2 milyon TL arasında oluşmuştur.

(3) Türkiye’nin daha küçük ve orta ölçekli sanayi yapısını ortaya koyan İSO İkinci 500’ün sonuçlarına bakıldığında, pandeminin ardından yaşanan hızlı toparlanmaya yükselen enflasyonun eşlik ettiği 2021 yılında bazı göstergelerde oldukça parlak sonuçlar elde edilirken bazı göstergelerde arzu edilen seviyenin altında kalındığı görülmektedir. Bu bağlamda, İSO İkinci 500’ün gelecek adına tedirgin edici en dikkat çeken göstergeleri, hiç kuşkusuz borç yapısında ortaya çıkmaktadır. Verilere bakıldığında borçlanma önemli ölçüde hızlanırken borçlanmanın vade yapısının da kısaldığı görülmektedir.

2021 yılında mali borçlar %75,9 oranında artarken geçmiş yıllardan farklı olarak diğer borçlardaki artış %102 ile daha yüksek gerçekleşmiştir. Böylece mali borçların toplam borçlar içindeki payı %57,6’dan %54,2’ye inerken, diğer borçların payı %42,4’ten %45,8’e yükselmiştir. Başka bir deyişle faaliyetlerin finansmanında ve artan işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasında ticari borçlar çok daha fazla kullanılmıştır. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise kısa vadeli mali borçlardaki artış %96,7 olmuş ve uzun vadeli mali borçlardaki %59,1’lik artışın üzerinde gerçekleşmiş; mali borçlara göre daha yüksek artış gösteren diğer borçlar içerisinde ise kısa vadeli borçların payı %91,3 ile yüksek seviyesini korumuştur.

Bu verilere bakıldığında şunu net bir şekilde söylemek mümkündür: İSO İkinci 500’de işletme faaliyetleri giderek daha fazla borçlanma ağırlıklı olarak finanse edilirken borcun vade yapısında da gözle görülür bir kısalma söz konusudur. Bunların yanı sıra 2021’de sanayicilerin bankalara olan borçlarından çok daha büyük bir hızla başka firmalara olan borçlarının artması da yeni bir durum olarak dikkat çekmektedir.

İSO İkinci 500’ün mali borçlarındaki gelişmeler incelendiğinde de kısa vadeli kaynakların yeniden ön plana çıktığı görülmektedir. 2020 yılında %44,7 olan kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının, beş yıl aradan sonra yeniden %50’ye yükselmesi dikkat çekmektedir. Bu tablonun arkasında, başta ihracatçı sanayiciler olmak üzere, şirketlerin en önemli finansal destekçisi olan Türk Eximbank’ın uzun vadeli kredi kaynaklarına erişimde son dönemlerde yaşanan ciddi sorunların da etkili olduğu bilinmektedir.

(4) İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yarattıkları katma değer dağılımıdır. Bu verilere bakıldığında; en yüksek payı %47,8 ile yine düşük teknoloji yoğunluklu sanayiler alırken, bu grubun payının geçen yıla göre 1,4 puan artması dikkat çekicidir. Benzer şekilde orta-düşük teknolojilerin payının 0,1 puan artarak %24,2’ye yükseldiği görülmektedir. İSO İkinci 500’de orta-yüksek teknolojilerin payının 2,4 puan düşerek %24,5’e gerilemesi KOBİ’lerin bu alanda önemli bir eşiği aşmakta zorlandığını ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan yüksek teknolojilerin payının %2,6’dan %3,5’e çıkması da dikkat çekicidir. Yüksek teknolojilerin payındaki artış umut verici olsa da sanayinin yüksek teknolojiye geçiş ihtiyacı son derece açık ve ölçüm yapılan son 9 yılda da önemli bir değişim söz konusu değildir.

(5) 2021 yılında iktisadi ve sosyal faaliyetlere geri dönüş ve ekonomilerdeki hızlı toparlanmaya bağlı olarak küresel ticarette önemli bir büyüme yaşanmıştır. Dünya ticaretindeki bu büyüme, Türkiye’nin ihracatını pozitif etkilerken küresel tedarik zincirlerindeki değişim de ülkemize yönelik önemli bir ilave tedarik talebi yaratmıştır. Bütün bu gelişmelerin etkisiyle 2021 yılında Türkiye’nin toplam ihracat artışı %32,8, sanayi ihracatı artışı %33,2 ile birbirine oldukça yakın gerçekleşmiştir. Aynı yılda İSO İkinci 500’ün ihracatı %35,4 oranında artarak 13,5 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaşmış; böylece İSO İkinci 500’ün Türkiye toplam ihracatı içindeki payı %6, sanayi ihracatı içindeki payı ise %6,2 olmuş ve her iki oran da 2020 yılına göre 0,1 puan artış kaydetmiştir.

İhracat tarafındaki bir diğer önemli gelişme de ihracat yapan firma sayısındaki artış eğilimidir. İSO İkinci 500’de 2018 yılında 450 bandını aşan ihracat yapan firma sayısı 2021’de 468’e yükselmiş; bu durum, nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların dış pazarlara açılma ve talep dalgalanmalarına karşı esnekliklerini artırma konusunda oldukça başarılı bir performans sergilediğini ortaya koymaktadır.

(6) 2021 yılında İSO İkinci 500 karlılık açısından başarılı bir yıl geçirmiştir. Söz konusu yılda İSO İkinci 500’ün faaliyet karı %82,6 oranında artarak 28,8 milyar liradan 52,6 milyar liraya çıkmış; böylece faaliyet karlılığı 0,6 puan artışla %13,7’ye yükselmiştir. Benzer şekilde faiz, amortisman ve vergi öncesi kar %86,4’lük artışla 34,2 milyar liradan 63,7 milyar liraya ulaşmış, bunun sonucunda FAVÖK karlılığı 1,1 puan artışla %16,6’ya çıkmıştır. Vergi öncesi kar ve zarar toplamı ise %87,8 artarak 20,1 milyar liradan 37,7 milyar liraya yükselmiş olup, bu gelişme satış karlılığını 0,7 puan artışla %9,8’e taşımıştır.

2021 yılında İSO İkinci 500’de diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar 76,5 milyar TL iken, diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlar 70 milyar TL olmuştur. Bu iki kalem arasındaki fark alındığında, İSO İkinci 500’ün 6,5 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı gelir elde ettiği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu büyüklüğün içerisinde yer alan kambiyo işlemleri, 2020’nin aksine 2021’de karlılığı artırıcı etki yapmış görünmekte; bu durum da, KOBİ niteliğindeki kuruluşların döviz kuru dalgalanmalarını yönetme kapasitesini artırdığını göstermesi açısından oldukça önemli bulunmaktadır.

Finansman giderleri, sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı 2021 yılında da sürdürmüştür. Türk lirasındaki değer kaybı, enflasyondaki artış ve faiz oranlarındaki yükselişin etkisiyle İSO İkinci 500’ün finansman giderleri 2021 yılında %114,4 oranında artarak 20,1 milyar TL’ye yükselmiştir. Aynı yılda faaliyet karı %82,6’lik artışla 52,6 milyar TL’ye çıkmış, böylece 2020’de %32,5 olan finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 2021’de %38,2’ye yükselmiştir. Kısacası İSO İkinci 500 şirketleri, 2021 yılında elde ettikleri faaliyet karının daha büyük bir bölümünü finansman giderlerine ayırmak durumunda kalmıştır.

(7) İSO İkinci 500’ün ana bilanço kalemleri ve son 3 yılda gösterdiği değişimler incelendiğinde, 2021 yılında İSO İkinci 500’ün bilanço büyümesinin %82,1 olduğu görülür. Bu yüksek oranlı büyümenin kaynağında %86,9 artan toplam borçlar ve %74,6 büyüyen özkaynaklar yer almaktadır. 2021 yılında borçlanma eğilimi hızlanırken karlılıktaki artışın da desteğiyle güçlü bir özkaynak büyümesi sağlanmıştır. Diğer taraftan duran varlıklar yeniden değerleme uygulamasının da katkısıyla %75,5 büyürken dönen varlıklardaki artış %85,4 ile daha yüksek gerçekleşmiş, artan işletme sermayesi ihtiyacı dönen varlıkların artışını desteklemiştir.

İSO İkinci 500 şirketlerinin borç/özkaynak ilişkisine bakıldığında, 2021’de borç/özkaynak dengesinin özkaynaklar aleyhine gelişimini sürdürdüğü görülür. İSO İkinci 500’de özkaynakların payı 2020 yılında %39,2 iken, 2021 yılında %37,5’e gerilemiştir. 2020’de %60,8 olan toplam borçların payı ise 2021 yılında %62,5’e yükselmiş, böylece söz konusu pay 2017’den bu yana en yüksek düzeyine çıkmıştır.

(8) İSO İkinci 500’ün dönen ve duran varlıkları arasındaki ilişkiye bakıldığında; duran varlıklar aleyhine yaşanan bozulmanın artarak devam ettiği görülmektedir. 2020’den 2021’e dönen varlıkların payı %66,4’ten %67,6’ya yükselirken, duran varlıkların payı %33,6’dan %32,4’e gerilemiştir. Dönen varlıklar payının yükselmesi, sanayi kuruluşlarının işletme sermayesi ihtiyacındaki artışı ortaya koymaktadır. Diğer taraftan yeniden değerleme uygulamasının da katkısıyla %82,9 artan maddi duran varlıklar yatırımlardaki canlanmaya işaret etmektedir.

(9) 2021 yılında yaşanan hızlı toparlanmaya karşılık özellikle yılın ikinci yarısında artan döviz kurları, üretim maliyetleri ve enflasyon firma karlılıklarına farklı şekillerde yansımış gözükmektedir. 2021 yılında İSO İkinci 500’de kar eden kuruluş sayısı 443’ten 437’ye gerilemiş, buna rağmen son 9 yılın ikinci en yüksek sayısına ulaşılmıştır. FAVÖK açısından bakıldığında ise geçen yıla göre küçük bir düşüş söz konusu olsa da İSO İkinci 500’ün çok büyük bir bölümü (492 firma) yılı karla kapatmıştır.

(10) Sanayi sektörü, istihdam ve nitelikli insan kaynakları için en önemli alanlardan biri olmayı sürdürmektedir. 2021 yılında iş ve çalışma hayatındaki normalleşme adımlarının yanı sıra sanayi sektörünün yüksek oranlı büyümesi istihdama pozitif katkı sağlamıştır. Yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda 2021 yılında İSO İkinci 500’ün istihdamı %5 artmış, aynı yılda ödenen maaş ve ücretlerdeki artış ise %39 olmuştur.

(11) Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati bir önem taşır. AR-GE yapan kuruluş sayısı, 2020 yılındaki zorlu koşulların yol açtığı düşüşün ardından 2021 yılında artış eğilimini devam ettirmiş ve 235 ile en yüksek seviyesine ulaşmıştır. AR-GE yapan firma sayısındaki artışa paralel olarak 2021 yılında İSO İkinci 500’ün AR-GE harcamaları anket verileri ile 1,3 milyar TL’yi aşmıştır. Bu rakam, 2020 yılındaki 875 milyon TL’lik harcama tutarına göre %49,8’lik artışa işaret etmektedir. Böylece AR-GE harcamaları 2021 yılında görece hızlı ve yılsonu TÜFE enflasyonu ile arındırıldığında da reel olarak pozitif bir büyüme göstermiş olmuştur.

(12) İSO İkinci 500’de yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı son 3 yıldır artış eğilimini sürdürmektedir. 2019’dan 2021’e her yıl beşer adet artış gösteren yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı 2021’de 74’e ile en yüksek seviyesine ulaşmış olup; bu artışta firmaların sermaye yapılarındaki değişimlerin yanı sıra İSO 500 ile İSO İkinci 500 arasındaki geçişler de etkili olmuş gözükmektedir.

(13) İSO İkinci 500’de halka açık şirketlerin sayısı 2021 yılında bir önceki yıla göre 7 adet artarak 31’e yükselse de sınırlı kalmaya devam etmiştir. Verinin toplanmaya başladığı 2017’de 35, 2018’de 37, 2019’da 35, 2020’de 24 olan halka açık şirket sayısı aradan geçen beş yılda önemli bir değişim göstermemiştir. Halka açılmalar, sermayenin tabana yayılması ve şirketlerin bir finansman enstrümanı olarak kullanması açısından oldukça önemlidir. Ancak halka açık şirket sayısının yatay seyri, henüz çok az sayıda şirketin bu yönetimi kullandığını göstermektedir. Diğer taraftan 2021 yılında halka açılmalarda yaşanan önemli artışa rağmen bunun İSO İkinci 500’e yansımasının sınırlı kalması da dikkat çekicidir.

* Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir. Yazıdaki tüm veriler, İSO’nun “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2021” çalışmasından derlenmiştir. [< https://www.iso500.org.tr/ikinci-500-buyuk-sanayi-kurulusu > erişim tarihi 19 Temmuz 2022]

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.