Hafta Tatili İle İlgili İş Kanunu’nun 46’ıncı Maddesinde Yapılan Değişikliğin Değerlendirilmesi

  GİRİŞ

  Hafta tatili, kaynağını Anayasa’dan alan bir dinlenme hakkıdır. Anayasa’nın 50’inci maddesinde: “Dinlenmek çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir” denilmiştir. Bu nedenle, bugün için işçi işveren ilişkilerini düzenleyen kanunlar olan 4857 sayılı İş Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunlarında hafta tatili ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu bakımdan, önce kısaca işçi işveren ilişkilerini düzenleyen bu kanunların hafta tatili ile ilgili hükümlerini incelemekte yarar görüyoruz.

  Bu konudaki değerlendirme, hafta tatili ile ilgili çalışma yaşamındaki uygulamalar ve Yargıtay’ın görüşleri  doğrultusunda yapılacaktır.

  I-İŞ KANUNLARINDA HAFTA TATİLİ DÜZENLEMESİ

  1-4857 Sayılı İş Kanunu’nda Hafta Tatili

  Anayasa’nın 50’inci maddesi hükmüne dayanılarak 4857 sayılı İş Kanunu m.46’da:

  “Bu Kanun kapsamına giren  işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili),

  verileceği öngörülmüştür.

  Görüldüğü gibi, maddede hafta tatilinin haftanın hangi günü kullanılacağı belirtilmemiştir. Sadece 7 günlük zaman dilimi içinde kullandırılacağı ifade edilmiştir. Zaten bütün sorun bu “yedi günlük zaman dilimi” ifadesinden kaynaklanmaktadır.  Hangi 7 gün? Çalışılan haftanın 7 günü mü, takip eden haftanın 7 günü mü?  İşyerindeki çalışma günde 7.5 saatten 6 gün ise, zorunlu olarak 7’nci gün tatil yapılacak, ya da 9 saatten 5 gün veya (11×4)+1 gün ise, 6’ncı veya 7’nci gün tatil yapılacak demektir. Akla en yatkın olanı, 7 gün çalışma halinde, takip eden hafta içinde izin kullandırılmasıdır. Özellikle günümüzün yaşam koşulları, sanayi ve teknolojideki hızlı gelişme ve değişimler de bunu gerektirir.

Bugünden 101 yıl önce 1924 yılında yürürlüğe giren 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanun’da da[1] gün belirtilmeksizin haftada bir gün tatil yapılacağı öngörülmüş, 1981 yılında yürürlüğe giren 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel tatiller Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde ise hafta tatilinin Pazar günü olduğu belirtilmiştir. Kural bu olmakla birlikte, 7/24 sürekli çalışma yapılması gereken ulaşım, su, elektrik, sağlık, eğlence ve son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada gelişen turizm işkollarında Pazar günü dışındaki günlerde dönüşümlü olarak hafta tatili yapılabilmektedir.

  2-854 Sayılı Deniz İş Kanunu’nda Hafta tatili

  DİK’nın 26’ncı maddesinde, günlük çalışma süresinin 8 saat ve haftalık çalışma süresinin 48 saat olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 41’inci maddesinde ise, liman hizmetleri ve şehir hattı gemilerinde, gemi adamının haftada 6 günden fazla çalıştırılmasının yasak olduğu ve bunlardan hafta tatili günü çalıştırılanlara haftanın bir diğer gününde nöbetleşe izin verileceği öngörülmüştür.

  3-5953 Sayılı Basın İş Kanunu’nda Hafta Tatili

  Bu Kanun’un 19’ncu maddesinde her altı günlük fiili çalışma sonunda gazeteciye bir günlük ücretli dinlenme izni verilmesinin zorunlu olduğu, gazetecinin görevi sürekli gece çalışmasını gerektirdiği durumlarda, hafta tatilinin 2 gün olduğu öngörülmüştür.[2] Görüldüğü gibi, Bu Kanunda hafta tatili günü hakkında belirleme yoktur. Ancak, Ek madde 1’de, çalışma süresi gece ve gündüz 8 saattir, Pazar gününden başka bir gün hafta tatili yapan gazeteci, Pazar günü fazla mesai yapmış sayılmaz, denilmiştir.

  4-6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Hafta Tatili

  TBK’nın 421’nci maddesinde: İşveren, işçiye her hafta, kural olarak Pazar günü veya durum ve koşullar buna imkan vermezse, bir tam çalışma günü tatil vermekle yükümlüdür, denilmiştir. Bu Kanuna göre de, hafta tatili haftanın diğer günlerinde de kullanılabilecektir.

  II-İŞ KANUNLARININ  HAFTA TATİLİ HAKKINDA ORTAK HÜKMÜ

  TBK dışındaki kanunlarda yer alan hafta tatili ile ilgili düzenlemelerde, hafta tatilinin Pazar günü olduğu konusunda hiçbir ifade yer almadığı görülmektedir. TBK’da da durum ve koşullara göre hafta tatilinin haftanın diğer günlerinde kullandırılabileceği belirtilmiştir. Bu bakımdan, kanunlarında belirtilen haftalık çalışma süresinin doldurulması durumunda, hafta tatili, işyerinin ve yapılan işin özelliğine göre, haftanın diğer bir gününde kullanılabilecektir. Bu durum eskiden beri böyle olduğu gibi, zaten günümüzün yaşam ve çalışma koşulları gereği de böyle olması gerekir. BİK ve DİK’ya göre hafta tatiline hak kazanmak için öngörülen haftalık çalışma süresi 48 saat ve İK’ya göre ise 45 saattir. TBK’da ise haftalık çalışma süresi ile ilgili bir süre belirtilmemiştir. Bu durumda TBK’ya tabi çalışanın durumu hangi kanuna daha yakın ise, o kanunun hafta tatili ile ilgili hükümleri uygulanacaktır.

  Belirtelim ki, DİK 58 yıl ve BİK ise 73 yıl evvel yürürlüğe girdikleri halde, hafta tatili ile ilgili düzenlemeler İK’dan  daha  çağdaş olup, yürürlük tarihlerini bilmeyen kişi, İK’nın çok daha eski bir tarihte yürürlüğe girdiğini düşünebilir.

III-ÇALIŞMA YAŞAMINDA HAFTA TATİLİ UYGULAMASI

Gerek kamu ve gerekse özel kesim tarafından sağlanan özellikle kara, hava ve deniz taşıma işleri, su, elektrik, kanalizasyon işleri, sağlık, gıda, eğlence ve tatil hizmeti veren turizm işleri 7/24 kesintisiz yapılması gereken işlerdir. Dolayısı ile bu gibi hizmetleri veren işyerlerinin de yine 7/24 açık olması gerekmektedir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi, hafta tatili hakkı Anayasal bir hak olduğundan ve özelliklede işçi sağlığı ve güvenliği de dikkate alındığında, bu işyerlerinde çalışanların da haftada bir gün dinlenmeleri gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir.  Belirtilen bu işyerleri dışında örneğin, otomotiv, tekstil gibi işyerlerinde de haftanın 7 günü  çalışma yapılmasını gerektiren durumlar ortaya çıkabilir.

Böyle durumlarda, hafta tatilinde çalışan işçilere takip eden haftanın diğer bir gününde izin kullandırılmak suretiyle dinlenme ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bu durum çalışanın da işin geldiğinden taraflar arasında uyuşmazlık da çıkmamaktadır. Hatta taraflar anlaşarak hafta tatiline hak kazanmak için gereken 45 saatlik süre dolmadan da hafta tatili izni kullandırılmaktadır.

Ancak, İK m.46/1’deki yeni düzenlemeyle maddede belirtilen turizm işyerleri için, hafta tatilinin takip eden haftanın bir diğer gününde kullandırılabilmesi için, işçinin yazılı istek ve  onayı aranacaktır.

IV-HAFTA TATİLİ İLE İLGİLİ YARGITAY UYGULAMASI

Yargıtay kararları da, hafta tatili izninin haftanın herhangi bir gününde kullandırılabileceği doğrultusunda olup, bu konudaki görüşü devam etmektedir. Örneğin Yargıtay’ın 2010, 2016, 2020 ve 2021 tarihli kararlarında:

“2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un  3’üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.”[3]

hükmünü vermiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 22 HD’de:

“Davacının davalı işyerinde günlük üç vardiya şeklinde, 7+1 çalışma sistemine göre 7 gün çalışıp 1 gün dinlendiği anlaşılmaktadır. Hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkün olup, tarafların da kabulünde olduğu üzere yedi gün çalışıp bir gün dinlenen davacı”nın,[4]

sadece dinlenmediği hafta için hafta tatili alacağı hesaplanmasının gerektiğine, hükmetmiştir.

Yargıtay, hafta tatilinin toplu olarak kullanılmasını kabul etmemektedir.[5]

Ayrıca, Yargıtay’ın hafta tatili ile ilgili uygulamasında, hafta tatili izninin kesintisiz 24 saat olduğuna,  24 saatten az izin kullandırılamayacağına ve bölünemeyeceğine, hafta tatilinin 24 saatten az kullandırılması durumunda hiç hafta tatili kullandırılmamış sayılacağına dair görüşleri de düzenli şekilde devam etmektedir.[6]

  V-4857 SAYILI İŞ KANUNU’NUN 46/1 MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK

  İş Kanunu m.46’nın 1’nci fıkrasında: “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.”

denilmiştir.

Bu fıkraya 10.07.2025 t ve 7553 sayılı Kanun’un[7] 9’ncu maddesiyle eklenen cümleler şunlardır:

“Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde çalışan işçilerin bu fıkra kapsamında hak kazandığı hafta tatili, işçinin yazılı talebi veya onayı ile hak kazandığı günü takip eden dört gün içinde kullandırılabilir. Bu halde işçinin hak kazandığı hafta tatilinde yaptığı çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz. İşçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.”

Görüldüğü gibi maddenin 1’nci fıkrasına 3 cümle eklenmiştir. Önce şunu belirtelim, bu düzenleme sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde yapılan hafta tatili çalışmaları için geçerlidir. Şimdi bu cümleleri kısaca tek tek değerlendirelim:

Ek cümle 2: İşçinin hak kazandığı hafta tatili, yazılı isteği veya onayı ile hak kazandığı günü takip eden 4 gün içinde kullandırılacak. Önce şu soruyu soralım: bu işyerleri daha önce hafta tatilini nasıl ve haftanın hangi günü kullandırıyorlardı?   Eğer Pazar günü tatil yapması gereken bir işçiyi o gün çalıştırıyorlar ve haftanın diğer bir gününde izin kullandırmıyorlarsa, o günün ücretini %50 zamlı ödemiş olmaları gerekir. Ya da aynı işçiye haftanın diğer bir gününde izin kullandırılıyorsa, bu durumda yukarıda belirtildiği gibi hafta tatili izni kullandırılmış sayılacaktır. Yani hak kazanılan hafta tatili, 2’nci cümlede belirtilen turizm işyerleri de dahil, işçinin isteğine ve onayına gerek olmadan, işverenin uygun gördüğü ya da tarafların anlaşmasıyla, haftanın herhangi bir gününde kullanılmaktadır. Hatta henüz 45 saatlik çalışma süresi dolmadan yani henüz hafta tatili hakkı  kazanılmadan da, işveren ve işçinin anlaşması ile, hafta tatili izni kullandırılabilir. Bu tür uygulama işçi için de uygun olduğundan, çalışma yaşamında da bu şekilde işlem yapılmakta ve işçinin de işverenin de hiçbir şikayeti olmamaktadır.

Eklenen bu cümle hükmüne göre ise, hafta tatili, ancak işçinin yazılı istek ve onayı ile, hak kazanılan  hafta tatili gününden sonra 4 gün içinde kullandırılabilecek. Yani Pazar günü kullanılması gereken hafta tatilinin, eğer işçi bu gün çalıştırılmışsa,  takip eden Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerinden birinde kullandırılması zorunlu hale gelmiştir.

Ek cümle 3: Bu halde işçinin hak kazandığı hafta tatilinde yaptığı çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz. Çok doğru ve zaten böyle uygulanıyordu. Yani hafta tatili yerine izin kullanılması durumunda, tatil günü yapılan normal çalışma fazla çalışma sayılmıyordu. Biraz yukarıda değindiğimiz gibi,  1952 yılında yani 73 yıl önce yürürlüğe giren BİK Ek 1 maddesinde, Pazar gününden başka bir günde hafta tatili kullanılması durumunda, Pazar günü yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılmayacağı, açıkça belirtilmiştir. Yani bu hüküm yeni olmayıp, 73 yıl önce uygulamaya konulmuştur.

Ek cümle 4: İşçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir. Biraz önce ek 2’nci ve ek 3’üncü cümleler için yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında, daha önce onay veren işçinin onayını geri alması işveren lehine olacağından, böyle bir durumda, belki de işçinin onayını geri alması için  işveren tarafından baskı yapılacak ve uyuşmazlıklar çıkabilecektir.

  VI-HAFTA TATİLİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR TOPLU  İZİN OLARAK KULLANILABİLİR

  Fazla çalışma ücretini düzenleyen İK m.41/4’de, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yapan işçinin, isterse bu çalışmalar karşılığını zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her bir saat karşılığı 1 saat 30 dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her bir saat karşılığı 1 saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabileceği, öngörülmüştür. Yani 10 saat fazla çalışma yapan işçi, isterse bunun karşılığı olarak 10 x 1.5 = 15 saatlik süreyi, daha doğrusu 2 çalışma gününü izin olarak kullanabilecektir. Fazla süreli çalışmada ise 10 x 1.25 = 12.5 saatlik süreyi izin olarak kullanabilecektir.

  Bu kural, hafta tatili çalışmaları için de uygulanabilir. Bilindiği gibi, hafta tatiline hak kazanmak için, 63’üncü maddede belirtilen haftalık 45 saatlik çalışma süresinin tamamlanması gerekir. Bu süreyi aşan çalışmalar ise fazla çalışma sayıldığından, serbest zaman olarak kullanılabilecektir. Yargıtay’da hafta tatilinde yapılan çalışmayı fazla çalışma olarak kabul etmektedir. Nitekim Yargıtay 9 HD bir kararında:

  “Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir. Buna göre, hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak  ödenmelidir.”[8]

  diyerek, hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma olarak değerlendirileceğini kabul etmiştir.

  Özellikle turizm işyerlerinde çalışma mevsimlik olduğundan, hafta tatili çalışmalarının serbest zaman olarak kullanılması hem işveren ve hem de işçinin yararınadır. Örneğin, 8 hafta tatilinde çalışan bir işçi bunun karşılığı olarak 8 x 1.5 = 12 günlük süreyi serbest zaman yani izin olarak kullanacak ve bu günlerin ücreti de ödenecektir.

    Fakat Yargıtay 9 HD, hafta tatili çalışmalarının izin olarak kullandırılamayacağını, bu nedenle  hafta tatili izninin toptan kullandırılamayacağı gerekçesiyle bu günleri mazeret izini olarak kabul etmiş,[9] bir başka kararında da, hafta tatili karşılığının izinle telafi edilemeyeceği gerekçesiyle hafta tatili alacağının hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir.[10]

  Her ne kadar İK m.46/1’in değişiklik gerekçesinde: “Böylece işçi yönünden hak edilen hafta tatillerinin birleştirilerek kullanılmasına ve daha verimli bir serbest zaman yaratılmasına (…) katkı sağlanması amaçlandığı” ifade edilmişse de, bu amaç doğrultusunda değişiklik yapılmadığı görülmektedir.

  VII-DEĞERLENDİRME

  İş Kanunu’nun 46/1 maddesinde yapılan değişikliğin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesisleri işverenlerinin isteği doğrultusunda yapıldığı bilinen bir geçektir. Ancak yukarıda anlatıldığı gibi, bu değişikliğin, var olan uygulamaya önemli bir yenilik getirmediği bir yana, söz konusu işverenlerin yönetim hakları da kısıtlanmıştır. Buna göre, işçinin yazılı istek ve onayı olmadan hafta tatilinde yapılan çalışma, haftanın diğer bir gününde, özellikle tatilden sonra 4 gün içinde kullandırılamayacaktır. Örneğin, Pazar günü tatil yapması gerekirken çalıştırılan işçiye, yazılı  istek ve onayı varsa, bu günü takip eden Pazartesi, Salı, Çarşamba veya Perşembe günlerinden birinde izin verilmesi zorunludur. Aksi takdirde bu günün ücreti zamlı ödenecektir.

  Biraz yukarıda da değindiğimiz gibi, değişiklik gerekçesinde belirtilen “Böylece işçi yönünden hak edilen hafta tatillerinin birleştirilerek kullanılmasına ve daha verimli bir serbest zaman yaratılması” gerçekleştirilebilseydi, bu değerlendirmelere ve tartışmalara hiç gerek kalmayacaktı.

  VIII-ÖNERİMİZ

Esasen, çalışma barışına yapacağı büyük katkı ve özellikle maden, inşaat ve turizm işyerlerinde çalışanların büyük çoğunluğunun gurbetçi işçi oldukları, diğer işyerlerinde çalışanların da doğup büyüdükleri yerlerle aile ilişkilerinin devam ettiği  dikkate alındığında, tüm iş kollarını kapsayacak şekilde, tüm tatil günlerinde yapılacak çalışmaların karşılığının izin olarak kullanılmasını sağlayacak yasal bir düzenleme yapılması kaçınılmazdır. Gerek hafta tatili ve gerekse ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışma karşılıkları, fazla çalışmada olduğu gibi %50 artırılarak izin olarak kullanılabilmelidir. Hatta özellikle turizm işyerlerinde tatil günlerinde müşteri sayısının ve dolayısı ile çalışmanın çok yoğun olduğu gerçeği göz önüne alınarak, bazen verilen ve kanuni tatil günleri ile birleştirilen idari izin günlerinde yapılan çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesinin çok yararlı olacağı, itiraz edilemeyecek bir gerçektir. Örneğin; idari izinlerle birlikte 10 gün kullanılan bir bayram tatilinde yapılan çalışma, %50 zamlı olarak topluca ya da işçinin ihtiyaç ve isteğine göre bölünerek 15 gün olarak kullanılabilmelidir. Bu çalışma şekli özellikle mevsimlik çalışma yapılan turizm işyerleri için daha yararlı olacağı bir yana, işçi ve işverenleri de çok rahatlatacaktır. Bu konuda yasal düzenleme yapılması için işveren sendikaları ve  işçi sendikalarının birlikte çalışma yapmalarını umarız.

  Fakat bugün için, sadece hafta tatilleri hakkında toplu izin kullandırılabileceği, bu konuda yasal bir engel olmadığı, yukarıda gerekçeleri ile birlikte anlatıldı. Her ne kadar Yargıtay kararlarında hafta tatili karşılığı toplu izin kullandırılamayacağı belirtilmişse de, bu kararlardan anlaşıldığı kadarı ile, kararlara konu izinlerin 1.5 gün yerine 1 gün kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Oysa, önerdiğimiz şekilde yapılacak uygulamada sorun çıkacağını sanmıyoruz.

  Bu bakımdan, işverenlerin, hafta tatilinde 1 gün çalışma karşılığı 1.5 gün izin kullanılması şeklinde uygulama yapmaları ve bu uygulamayı yaygınlaştırmaları halinde, yasal düzenlemeye gerek kalmadan da bu konudaki sorun çözülmüş olacaktır.

********

[1] – 7033 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Resmi Gazete tarihi:01.07.2017, Sayı:30111.

[2] – Kanunun yürürlüğe girişi çok eski olduğundan dili de eskidir. Madde metninin aslı şöyledir: “Her altı günlük fiili çalışmayı müteakip gazeteciye bir günlük ücretli dinlenme izni verilmesi mecburidir. Gazetecinin vazifesi devamlı gece çalışmasını gerektirdiği hallerde hafta tatili iki gündür.”

[3] – Y 9HD, 14.06.2021 t, E:2021/5974-K:2021/10196, Legal İSGHD, C.18, Sayı 71, s.1330-1333. -Y 9 HD, 08.06.2020 t, E:2017/15673-K:2020/4921, Legal İSGHD, C.17, Sayı 67, s.1211-1214. –Y 9HD, 06.04.2016 t, E:2014/36973-K:2016/8527, Legal İSGHD, C.14, Sayı 53, s.378-380. – Y 9HD, 23.02.2010 t, 2008/14745-K:2010/4500, legalbank.net.tr, ET:18.07.2025.

[4] – Y 22HD, 27.03.2018 t, E:2017/11426-K:2018/7927, yargıtaykarararama.gov.tr, ET:19.07.2025.

[5] – Y 9HD, 20.03.2019 t, E:2016/21733-K:2019/6329, Legal İSGHD, C.16, Sayı 63, s.1115-1118.

[6] – Bkz. Dip Not 3.

[7] – Resmi Gazete Tarihi:14.07.2025, Sayı:32956.

[8] – Y 9HD, 14.10.2019 t, E:2016/7708-K:2019/18054, Legal İSGHD, C.17, Sayı 65, s.281-283.

[9] – Y 9HD, 02.11.2010 t, E:2010/10551-K:2010/31477, Uğur Ocak, İşçilik Alacakları, C.1, s.1144.

[10] – Y 9HD, 25.06.2018 t, E:2018/5764-K:2018/13663, Legal İSGHD, Sayı 59, s.979.

Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.