İş Sözleşmesini Fesih Bildiriminde Bulunmaya Yetkili Olanlar Kimlerdir?

Fesih, iş sözleşmesini derhal ya da belirli bir sürenin geç­mesi ile sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek yanlı irade açıkla­ması olarak tanımlanmaktadır .[1]

Fesih hakkı her iki tarafa da tanınmıştır ve diğer tarafın kabulüne gerek olmayan bir irade beyanıdır. Fesih açıklamasında yazılı bildirim şartı, daha önce sadece 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2 (Mülga İş Kanunu m.17/II) bendine göre, “haklı sebeple” yapılan fesihlerde aranırken, artık yeni İş Kanunu’yla getirilen deği­şiklikte “ihbar önelli” fesihlerde de yazılı bildirim şartı aranmaktadır (İşK. m.19/1). Esasen, İş Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca bildirimlerin ya­zılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Fakat, bu bildirimler deği­şik­likten önce “ispat şartı” olarak kabul ediliyordu[2]. Bu defa getirilen de­ği­şiklikte fesih bildiriminin “yazılı” olarak yapılması ve fesih sebebinin “açık ve kesin” bir dille belirtilmesi hükme bağlandığından, “geçerlilik şartı” ha­line gelmiştir.

Hemen şunu da söylemek gerekirse, yazılı bildirim şartı sadece “ihbar öneli kullandırmak” suretiyle yapılan fesihlerde değil, aynı zamanda “ihbar öneline ait ücretin peşin ödenmek” suretiyle yapılan fesihlerde de geçerli­dir. Aksi halde, işten çıkarma “haklı” ve yeni Yasala getirilen “geçerli” bir sebebe dayansa bile, “usulüne uygun” yapılmaması nedeniyle “haksız” veya “geçersiz” sayılacak ve işçinin yargı kararıyla “işe iadesi” söz konusu olacaktır.

Fesih bildiriminin mutlaka taraflarca yapılacağı husu­sunda bir hüküm bulunmadığından temsil ile ilgili genel hükümler burada da uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre, temsil yetkisi bir şekle tabi olarak verilmemekte­dir, zımni bir irade beyanıyla da verilebilir. Ne var ki genellikle mümessile, temsile yetkili olduğunu ispat edebilmesi için bir “yetki belgesi” verilmek­tedir. Eğer kişinin Kanundan veya hukuki işlemden doğan bir temsil yetkisi yoksa” yetkisiz temsil” söz konusu olacak, böyle bir durumda da bil­dirimin geçerli sayılabilmesi için temsil edilenin icazet vermesi gerekecektir[3].

Fesih bildirimine yetkili olanlar ise, iş sözleşmesinin taraflarıdır. Yani işçi, işveren ve bunların Yasal temsilcileridir. Ancak Türk Medeni Kanunu, çeşitli hüküm­leri ile sözleşme yapabilme özgürlüğüne bazı sınırlamalar getirmiştir. Bu sı­nırlamalardan en önemlileri, kişinin medeni haklardan yararlanma ve bunları kullanma yeterliliğine ilişkindir. Bu yeterlilik temyiz gücüne, yani makul su­rette hareket etme iktidarına sahip, reşit, 18 yaşını doldurmuş ve kısıtlı olma­yan kişiler için söz konusudur. (TMK m.11) Temyiz yetene­ğine sahip olma­yan 18 yaşından küçük işçi, anne, baba ya da Yasal temsilci­sinden izin veya onay almadan iş sözleşmesini feshetmeye yetkili değildir.

Fakat, anne, baba veya vasi, küçüğün bir meslek ya da sanatla uğraş­masına izin vermişlerse, küçük ayrıca izin almaksızın iş sözleşmesi yapabilir. Aynı şekilde, 18 yaşından küçük işçi, anne ve babasının izin veya onayıyla aile dışında yaşıyorsa, iş sözleşmesini kendi iradesi ile yapabilir ya da feshe­debilir.

Gerçek kişi işveren, iş sözleşmesini bizzat feshedebilir. İşveren vekili, kendisine verilen yetkinin kapsamı işçi çıkarma veya iş sözleşmesini sona erdirme yetkisini içeriyorsa fesih bildiriminde bulunabilir. İşveren vekilinin görev tanımı, vekâletname, imza sirküleri, iç yönerge veya şirket kararıyla belirlenmiş olması gerekir. Anonim şirketlerde kural olarak yönetim kurulu veya şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyeleri, murahhas üyeler ya da usulünce yetkilendirilmiş kişiler fesih işlemi yapabilir. Limited şirketlerde ise müdür veya müdürler kurulu ile temsil yetkisi verilmiş kişiler fesih bildiriminde bulunabilir.

Sözleşmenin tarafı olan işçi fesih bildirimini bizzat yapabileceği gibi geçerli temsil yetkisi verdiği avukat veya temsilci aracılığıyla da yapabilir. İşçinin fesih bildirimi, işverene veya fesih bildirimlerini kabul etmeye yetkili işveren vekiline ulaştığında sonuç doğurur. İşçi tarafından iş sözleşmesi fesih bildiriminin rastgele bir çalışma arkadaşına ya da yetkisiz bir şefe bırakılması, bildirimin işverene ulaştığını tek başına göstermez.

Sonuç olarak, Fesih bildirimine yetkili olanlar iş sözleşmesinin tarafları olan işçi, işveren ve bunların yasal temsilcileridir. İş sözleşmesini fesih bildirimine yetkili olan kişinin medeni haklardan yararlanma ve bunları kullanma yeterliliğine sahip olması gerekir. Gerçek kişi işveren, iş sözleşmesini bizzat feshedebileceği gibi işveren adına hareket eden işveren vekilleri de kendilerine verilen yetki kapsamında fesih bildiriminde bulunabilir. İşveren vekilinin görev tanımı, vekâletname, imza sirküleri, iç yönerge veya şirket kararıyla belirlenmiş olması gerekir. Anonim şirketlerde kural olarak yönetim kurulu veya şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyeleri, murahhas üyeler ya da usulünce yetkilendirilmiş kişiler fesih işlemi yapabilir. Limited şirketlerde ise müdür veya müdürler kurulu ile temsil yetkisi verilmiş kişiler fesih bildiriminde bulunabilir. Sözleşmenin tarafı olan işçi fesih bildirimini bizzat yapabileceği gibi geçerli temsil yetkisi verdiği avukat veya temsilci aracılığıyla da yapabilir. İşçinin fesih bildirimi, işverene veya fesih bildirimlerini kabul etmeye yetkili işveren vekiline ulaştığında sonuç doğurur. İşçi tarafından iş sözleşmesi fesih bildiriminin rastgele bir çalışma arkadaşına ya da yetkisiz bir şefe bırakılması, bildirimin işverene ulaştığını tek başına göstermez.

[1] Tanımlar için bkz.EKONOMİ, Münir, s.153; TURAN, Kamil, s.125; ARASLAN ERTÜRK, Arzu, s.269; ÇALIK,

Şefik, İş Sözleşmesinin Feshi ve İş Güvencesi, İstanbul 2005, s.69.

[2] Yarg.İç.Bir.K.18.12.1959, E.1958/28, K.1959/17; YHGK.10.01.1962 T., E.1962/ 9-4, K.1962/31; DEMİR, Fevzi,

İş Hukuku ve Uygulaması, s.73; ÇELİK, Nuri, İş Hukuku Dersleri, İstanbul 2000, s.160; ÇALIK, İş Sözleşmesinin

Feshi ve İş Güvencesi, s.73.

[3] ODAMAN, Serkan, İşçinin haklı sebeple fesih hakkı, Aralık 2000 Ankara, YODÇEM, s.48

1962 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesinde doğdu. İlk ve Ortaokulu Sivas’ta, Liseyi Tokat’ta bitirdi. 1986 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Özel Hukuk Anabilim Dalında Tezli Yüksek Lisans yaptı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda uzun yıllar sırasıyla Bölge Müdür Yardımcısı, Bölge Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra bu görevinden 2016 yılı mayıs ayında emekli oldu.
İnciroğlu Danışmanlık, Denetim ve Eğitim Hizmetleri şirketinin kurucusu olan İNCİROĞLU, özel sektöre yönelik iş hukuku, sendikalar ve toplu iş sözleşmesi hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve yabancı çalışma hukuku alanlarında danışmanlık, denetim ve eğitim hizmetleri vermektedir.
Muhtelif dergi ve gazetelerde iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği hukuku ve sendikalar ve toplu iş sözleşmesi hukuku ile ilgili makaleleri, çeşitli üniversitelerde, kongre ve konferanslarda sunduğu bildirileri ve yayımlanmış yedi adet kitabı bulunan İNCİROĞLU, evli ve üç çocuk babasıdır.
Yayımlanan Kitapları
Sorulu-Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4. Baskı, İstanbul 2019, Legal Yayıncılık.
Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, İstanbul 2006, Legal Yayıncılık.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşçi ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, 2. Baskı, İstanbul 2008 Legal Yayıncılık.
Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, 2. Baskı, İstanbul 2020, Legal Yayıncılık.
Sorulu-Cevaplı İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Uygulaması, İstanbul 2014 Legal Yayıncılık.
Kamu İşvereninin İş Sağlığı ve Güvenliği Bakımından Sorumluluğu, 2. Baskı, Ankara 2016 Adalet Yayınevi
500 Soruda İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı, Güncellenmiş 3. Baskı, Ankara 2019 Seçkin Yayınları