GİRİŞ
Gerek ticaret ve gerekse çalışma yaşamında alacak-borç ilişkilerinde, borcun tamamının bir kerede ödenmesi yerine, daha sonra borç miktarından düşülmek üzere borçlu tarafından kısmi ödemeler yapılmaktadır. Bu konuda uyuşmazlıklar özellikle birden fazla borç olması durumunda ortaya çıkmaktadır. İş Kanunlarında mahsup işlemleri ile ilgili hüküm olmadığından uyuşmazlıklar Türk Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemelere göre çözümlenmektedir.
I-TÜRK BORÇLAR KANUNU’NDA MAHSUP
Mahsup, Arapça kökenli bir kelime olup Türkçe karşılığı, hesaba geçirmek, borçtan düşmek demektir. Mahsup işleminin nasıl yapılacağı TBK’nın 100, 101 ve 102’inci maddelerinde düzenlenmiştir.
1-Kısmi Ödemede Mahsup
TBK m. 100/1’de kısmen ödemede, “Borçlu, faiz ve giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz” denilmiştir. Buna göre, borçlunun yaptığı ödemenin asıl alacaktan düşülebilmesi için, faiz ve masrafların ödenmesinde temerrüde düşmemesi gerekir. Eğer böyle bir durum varsa yapılan ödeme önce faiz ve masraflara sayılır. Ancak alacaklı tarafından, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin ya da başka bir güvence alınmış ise, m.100/2’de “borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir” denildiğinden, bu durumda yapılan kısmi ödemenin güvencesi daha az olan borçtan düşülmesi gerekir.
2-Birden Çok Borçta Mahsup
a-Alacaklı ve Borçlunun Bildirimine Göre
Borçlunun alacaklıya birden çok borcunun bulunması durumunda, borçlu ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir (m.101/1). Bu durumda borçlu tarafından yapılan ödeme beyan ettiği borçtan düşülür. Borçlu ödeme sırasında böyle bir bildirimde bulunmazsa, yani yaptığı ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmezse veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itiraz etmezse, alacaklı tarafından makbuzda beyan edilen borca mahsup edilmiş sayılır (m.101/2).
b-Kanuna Göre
Borçlunun yaptığı kısmi ödemeyi hangi borç için ödediğini beyan etmemesi, alacaklının da yapılan ödemeyi hangi borca karşılık olduğunu borçluya verdiği makbuzda belirtmemesi durumlarında, mahsup işleminin nasıl yapılacağı m.102’de açıklanmıştır. Buna göre:
Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur (m.102/1).
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiç birinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır (m.102/2).
II-İŞ KANUNLARINDA MAHSUP
İş Kanunlarında işçi-işveren ilişkilerinden kaynaklanan işçi alacaklarında, alacağa karşı yapılacak olan kısmi ödemenin nasıl mahsup edileceği konusunda düzenleme yapılmamıştır. Bu bakımdan, bu konudaki uyuşmazlıklar da TBK hükümleri dikkate alınarak çözümlenmektedir.
1-Tek Borç olduğunda Mahsup
İş sözleşmesi gereği işçinin işverenden tek alacağı olduğu durumda, işveren tarafından yapılan kısmi ödeme TBK m.100 düzenlemesine göre yapılır. Ancak yapılan ödeme öncelikle faiz ve masraflara karşılık olacağından işçinin bu konuda beyanda bulunup bulunmamasının önemi yoktur. Örneğin, işçinin sadece ücret alacağı olduğunda, kısmi ödeme, eğer varsa önce faiz ve masraflara karşılık ödenmiş sayılır. İşveren tarafından, işçinin bu konuda beyanı olmadığı ve dolayısıyla ödemenin ana paradan düşülmesi gerektiği savunması yapılamaz, yapılsa da dikkate alınmaz.
2-Birden Çok Borçta Mahsup
a-İşçi Ve İşverenin Bildirimine Göre
İşçinin işverenden birden fazla alacağı olduğu durumda, işveren tarafından yapılan kısmi ödemenin hangi alacağı karşılık ödendiği bildirilmişse o alacak için yapılmış sayılır (m.101/1). Örneğin, işçinin 80.000.00 TL kıdem tazminatı, 40.000.00 TL ihbar tazminatı ve 15.000.00 TL fazla çalışma ücreti alacağı olduğunda, işveren tarafından yapılan 35.000.00 TL’lik ödemenin, 30.000.00 TL’sinin kıdem tazminatı ve 5.000.00 TL’nin de fazla çalışma ücreti için yapıldığı bildirilmişse, işçinin (80.000.00 TL – 30.000.00 TL) 50.000.00 TL kıdem tazminatı ve (15.000.00 TL – 5.000.00 TL) 10.000.00 TL de fazla çalışma ücreti alacağı kalmış olacaktır. İhbar tazminatı için ödeme yapılmadığından ayrıca 40.000.00 TL ihbar tazminatı alacağının varlığı devam edecektir. Eğer işveren ödediği miktarla ilgili bildirimde bulunmamış ve derhal itiraz da etmemişse, yapılan ödeme işçinin imzaladığı makbuzda belirttiği borç için ödenmiş sayılır (m.101/2). Yukarıdaki örnekte, işçiye ödenen 35.000.00 TL’nin hangi borç için ödendiği işveren tarafından belirtilmemiş ve işçi de bunu ihbar tazminatı için kabul ettiğini belirttiğinde işveren derhal itiraz etmemişse bu ödeme ihbar tazminatı için yapılmış sayılacaktır. Bu durumda işverenin (40.000.00 TL – 35.000.00 TL) 5.000.00 TL ihbar tazminatı ve ayrıca 80.000.00 TL kıdem tazminatı ile 15.000.00 TL fazla çalışma ücreti borcu kalmış olacaktır.
b-İşçi Ve İşverenin Bildirimde Bulunmaması Durumunda Mahsup
İşveren tarafından yapılan kısmi ödemenin hangi borç için yapıldığı açıklanmamış ve işçi de bu konuda her hangi bir beyanda bulunmamışsa, bu kere mahsup işlemi TBK m.102 hükümlerine göre yapılacaktır. Bu durumda yapılan kısmi ödeme önce muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Birden fazla borcun muaccel olması durumunda ödeme, ilk takip edilen borç için, takip yapılmammış ise, vadesi ilk önce gelen borç için yapılmış sayılır. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse mahsup orantılı olarak, hiçbir borcun vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
İş Kanunlarından sadece Basın İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde ücretin peşin ödeneceği öngörülmüştür. Diğer İş Kanunlarında ücretin peşin ödeneceği hakkında hüküm yoktur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/5.maddesinde, ücretin en geç ayda bir ödeneceği belirtilmiştir. TBK m.406’da ise, işçiye ücretin her ayın sonunda ödeneceği öngörülmüştür. Bu durumda ücret alacağı çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelir. Ücret kapsamında yer alan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri de normal ücret gibidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti feshe bağlı alacaklar olup, bunlar iş sözleşmesinin feshi ile muaccel hale gelirler. Bu konuyu bir örnekle açıklayalım: Miktarları aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, Asgari ücretle çalışan bir işçinin 4 yıllık hizmet süresi sonunda kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacak şekilde işten çıkarıldığını, bu tazminatların yanı sıra ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının da bulunduğunu ve işveren tarafından 200.000.00 TL kısmi ödeme yapıldığını, fakat ödemelerin hangi borç için yapıldığı konusunda açıklama yapılmadığını varsayalım.
| Alacak Türü | Alacak Miktarı |
| Kıdem Tazminatı | 104.021.00 TL |
| İhbar Tazminatı | 48.543.00 TL |
| Yıllık İzin Ücreti | 24.272.00 TL |
| Ücret Alacağı | 52.012.00 TL |
| Fazla Çalışma Ücreti | 15.000.00 TL |
| Ulusal B. G.T. Ücreti | 10.000.00 TL |
| Toplam Alacak | 253.848.00 TL |
| İşveren Ödemesi | 200.000.00 TL |
| Kalan Borç Miktarı | 53.848.00 TL |
İşveren tarafından yapılan 200.000.00 TL’lik kısmi ödeme, önce ilk muaccel olan ve muacceliyet tarihleri aynı olan ücret, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücretleri toplamından düşülecektir. Bunların toplamı: 52.012.00 + 15.000.00 + 10.000.00 = 77.012.00 TL dir. Bu miktar düşüldükten sonra artan kısmi ödeme miktarı: 200.000.00 TL – 77.012.00 = 122.988.00 TL dir. Geri kalan ve feshe bağlı olan alacaklar kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin muacceliyet tarihleri de aynıdır. Fakat, kıdem tazminatı alacağı için işveren, fesih tarihinde temerrüde düştüğünden (Eski İK m.14) ve dolayısı ile ilk temerrüt kıdem tazminatı için gerçekleştiğinden, artan kısmi ödeme miktarından, önce kıdem tazminatı düşülecektir: 122.988.00 TL – 104.021.00 TL Kıd.Ta) = 18.967.00 TL kalan kısmi ödeme miktarıdır. Bu durumda geriye ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları kalmaktadır. Bunların muacceliyet ve temerrüt tarihleri de aynıdır. Fakat bunların toplamı (İh Ta 48.543.00 + 24.272.00) 72.815.00 TL olup, kısmi ödemeden kalan 18.967.00 TL ile karşılanmadığından miktarları ile orantılı olarak indirim yapılacaktır. Bu durumu tabloda gösterelim:
| Kalan Alacak Türü | Alacak Miktarı | Kalan Alacak Toplamı | Oran |
| İhbar Tazminatı | 48.543.00 TL/ | 72.815.00 TL | 0.666662 |
| Yıllık İzin Ücreti | 24.272.00 TL/ | 72.815.00 TL | 0.333337 |
Tabloda görüldüğü gibi, ihbar tazminatı, kalan toplam alacak miktarının 0.666662’si karşılığıdır. Yıllık izin ücreti ise 0.333337’sidir. Buna göre kalan 18.967.00 TL kısmi ödemenin mahsup işlemi şöyle yapılacaktır:
| Kalan Kısmi Ödeme | Mahsup Oranı | Mahsup Miktarı |
| 18.967.00 TL x | 0.666662 | 12.645.00 TL İhbar T.dan düşülecek
6.322.00 TL Yıllık İzin Üc.den düşülecek |
| 18.967.00 TL x | 0.333337 |
Buna göre, bu miktarların düşülmesi sonucu kalan borç miktarı:
İhbar tazminatı (48.543.00 TL – 12.645.00 TL) 35.898.00 TL ve yıllık izin ücreti alacağı (24.272.00 TL – 6322.00 TL) 17.950.00 TL olmak üzere toplam (35.898.00 TL + 17.950.00 TL) 53.848.00 TL dir.
Yargıtay, davacı tarafından yıllık izin ve fazla çalışma ücretinin tahsili için açılan davada, yargılama sırasında gönderilen paranın, hangi alacağa mahsubu konusunda açıklama yapılmadığından, ödemenin önce muaccel olan fazla çalışma ücretinden mahsup edileceği ve önce takdiri indirim yapıldıktan sonra mahsup işleminin yapılmasına hükmetmiştir.[1] Özellikle takdiri indirim yapılması gereken alacaklarda, önce takdiri indirim yapılarak borcun gerçek miktarının tespitinden sonra ödemenin düşülmesi gerekir. Bu kural tüm alacak-borç ilişkilerinde geçerlidir. Haksız fiiller, trafik ve iş kazaları sonucu tazminat karşılığı yapılan ödemelerde de aynı kural uygulanacaktır.[2] ÖZKARACA’NIN değerlendirme konusu yaparak isabetli bulduğu Y9HD’nin 18.04.2024 t, E:2024/2799-K:2024/7094 sayılı kararında da, önce hesaplanan fazla çalışma ücretinden uygun indirim yapıldıktan sonra işverence ödenen miktarın mahsubunun yapılmasına hükmedilmiştir.[3]
Yargıtay kısmi ödemenin hangi alacağa ait olduğunun belirtilmemesi durumlarında, tarafların bu konuda beyanlarının alınıp buna göre değerlendirme yapılmasını öngörmektedir.[4] Yargıtay bir başka kararında, davalı tarafından davacıya 3.000.00 TL ve 4.500.00 TL tutarında olmak üzere iki adet çek verildiğini, yargılama sırasında toplam 7.500.00 TL ödemenin kıdem tazminatına mahsuben verildiğinin beyan edildiğini, ancak mahkemenin bu konuda araştırma yaptıktan sonra bir değerlendirme yapması gerektiğine hükmetmiştir.[5]
III-KULLANILMAYAN YILLIK İZİN HAKKI YERİNE ÖDENEN ÜCRETİN MAHSUBU
Çalışma yaşamında hak kazanılan yıllık izinlerin kullandırılmayıp daha sonra ücretinin ödendiğine sık rastlanmaktadır. Yıllık izin Anayasal bir hak olup kesinlikle kullandırılması gereken bir dinlenme hakkıdır. Çalışmanın devamı sırasında kullanılması gerekir ve ancak iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşür. Eğer daha önce bu konuda ödeme yapılmışsa işveren bu ödemeyi geri isteyebilir. Nitekim, işveren tarafından işçi aleyhine bu konuda açılan davada, işveren, davacının 156 günlük yıllık izin ücreti alacağının ödeme tarihindeki son ücreti üzerinden hesaplanıp ödendiğini, oysa ödemenin yıllık izine hak kazanıldığı dönem ücretleri üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürerek fazla ödenen miktarın tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkeme istek gibi karar vermiştir. Yargıtay 9HD, ödenmemesi gereken bir parayı ödeyen işverenin bu miktarı geri isteyebileceği, fakat yıllık izin ücretinin davalı işçiye ödenmesinden 2 ay 6 gün sonra iş sözleşmesinin fesih edildiği ve bu davanın da fesihten sonra açıldığı, bu durumda 156 günlük yıllık izin ücretinin fesih tarihinde işçiye ödenmesi gerektiği, buna göre, fesih tarihindeki son çıplak brüt ücrete göre davalı işçinin yıllık izin ücretinin hesaplanması ve hesaplanan miktardan davacı işverenin ödediği miktarın mahsubu sonucu işverenin geri isteyebileceği bir miktar bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğine hükmetmiştir.[6]
Bu nedenle, böyle durumlarda iş sözleşmesinin sona ermesinde işçinin toplam izin ücreti alacağı hesaplanarak daha önce ödenen miktarın düşülmesinden sonra kalan miktara hükmedilmesi gerekir.
Bu konuda bir hususa dikkat çekmek istiyoruz. İş Kanunu’nda genel tatil günlerinde çalışma yapılması durumunda, çalışılmadan ödenmesi gereken bir günlük ücretten başka çalışıldığı için de çalışma karşılığı bir günlük ücret daha ödenmesi gerektiği öngörülmüştür (m.47). Dinlenme hakkı olan hafta tatili ve yıllık izin günlerinde çalışıldığında ise ödenecek ücret konusunda bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, hafta tatiline hak kazanmak için tatilden önce 45 saatlik çalışma yapılması gerektiğinden ve hafta tatilinde çalışılması durumunda bu çalışma fazla çalışma sayıldığından, çalışılmadan ödenmesi gereken bir günlük ücret dışında ayrıca %50 zamlı olarak yani günlük ücretin 1.5 katı olmak üzere toplam 2.5 günlük ücret ödenmesi gerekmektedir. Yıllık izin günlerinde çalışma yapıldığı durumlarda ise, ödenecek izin ücreti, fesih tarihindeki ücrete göre hesaplandığından günlük ücretin 4 ya da 5 katı gibi çok daha yüksek olmaktadır. Örneğin asgari ücretle çalışan ve 2022 yılında yıllık izni kullandırılmayan işçi, 2023 yılı ikinci yarısında işten çıktığı ya da çıkarıldığında izin alacağı bu tarihteki asgari ücrete göre hesaplanacaktır. 2022 yılında günlük brüt asgari ücret 166.80 TL ve 2023 yılı 2. yarısında günlük brüt asgari ücret 447.15 olduğundan, 447.15/166.80 = 2.68 katı tutarında, 2024 yılında çıkış olduğunda 666.75/166.80 = 4 katı (3.997) ve 2025 yılında çıkış olduğunda ise 866.84/166.80 = 5.2 katı tutarında ücrete göre yıllık izin ücreti alacağı hesaplanacaktır. Oysa, çalışılan hafta tatili ve genel tatil ücretleri hangi tarihte ödenirse ödensin miktarları değişmemektedir.
IV-İŞÇİ ALACAKLARININ TAKSİTLE ÖDENMESİNDE MAHSUP
Alacaklı ve borçlunun borcun taksitle ödenmesi konusunda anlaşmaları ve sözleşmede faiz ile ilgili bir hüküm bulunmaması durumunda, kural olarak alacaklının faiz isteğinden vazgeçtiği kabul edilmektedir. İşçi işveren ilişkilerinde işçi alacaklarının taksitle ödenmesi konusunda anlaşmalara sık rastlanmaktadır. İşçi işveren arasında işçinin alacaklarının taksitle ödenmesinin kararlaştırılması ve taksit anlaşmasında işçinin faiz isteğinden vazgeçtiğinin beyan edilmesi durumunda, bu vazgeçme ancak işverenin taksit miktarlarını gününde ödemesi halinde geçerlidir. İşverenin taksitlerden birini bile ödememesi durumunda faiz ile ilgili vazgeçme yani feragat geçersiz hale gelir. Böyle olunca da, sadece ödenmeyen taksit miktarı için değil, alacağın tümü için faiz isteme hakkı doğacaktır. Ayrıca daha önce ödenen taksit miktarları önce faiz ve masraflar karşılığı ödenmiş sayılacaktır.[7]
V-SONUÇ
Yukarıda anlatıldığı gibi, tek borç olduğu durumlarda borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin mahsubunda sorun yoktur. Fakat gerçekleşmiş faiz ve masraflar varsa ödeme önce bunlar için yapılmış sayılacaktır. Birden fazla borç olup da borçlunun ödemenin hangi borca mahsuben yapıldığı konusunda beyanı yoksa, mahkemenin önce bu hususu tespit etmesi, eğer tespit yapılamazsa, uyuşmazlığı TBK 100,101 ve 102.maddeleri hükümlerine göre çözüme kavuşturması gerekir.
********
[1] -Y9HD, 15.09.2020 t, E:2016/22278-K:2020/7778, legalbank.net.tr. ET:20.11.2025.,i
[2] -ORHAN RÜZGAR, Trafik ve İş kazalarında Davadan Önce Yapılan Ödemelerin Mahsubu, LEGAL BLOG, 26.03.2025.
[3] -ERCÜMENT ÖZKARACA, Fazla Çalışma Ücretinin Hesaplanmasında İndirim-Mahsup Sırası, Tekstil İşveren Dergisi Hukuk Eki, Sayı 172.
[4] – Y9HD, 10.03.2025 t, E:2025/2029-K:2025/2482, legalbank.net.tr. ET:20.11.2025.
[5] -Y9HD, 09.02.2010 t, E:2009/49361-K:2010/3057, Özel Arşiv.
[6] -Y9HD, 12.06.2008 t, E:2007/20619-K:2008/15303, Özel Arşiv.
[7] -Y9HD, 09.02.2010 t, E:2009/49361-K:2010/3057, Özel Arşiv.
Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.

