
İşyeri dışında işlediği bir suç nedeni ile tutuklanan işçinin, işine devam edememesi hali, 4857 sayılı İş Kanunu’nun m.25/II’deki tazminatsız fesih nedenlerinden sayılmamaktadır. Böyle bir durumda, 4857 sayılı Kanunun m.25 lV’de belirtilen işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması ile işe devamsızlığın 17 nci maddesindeki bildirim süresini aşması halinde iş sözleşmesi derhal feshedilmelidir. Ayrıca, tutuklanma halinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışında bir durum olduğu düşünülerek kıdem tazminatı da ödenmelidir. Nitekim, Yargı kararlarında da tutuklamanın haklı ya da haksız oluşuna göre bir ayırıma gidilmemiştir.
Doktrinde ise, Yargıtay’ın çözüm şekline uygun düşünce serdedenler bulunduğu gibi, bu çözümü eleştirenler de vardır. Örneğin bir görüşe göre, Yargıtay’ın İş Kanunu’nun m.25/lV maddesini işçinin kusurlu olup olmadığı ayrımını yapmadan uygulamasına karşı çıkmakta; sözü edilen hükmün kusuruyla tutuklanan işçinin davranışına uygulanamayacağını, bu durumun bir fesih sebebi olmayacağını, kıdem tazminatına da hak kazandıramayacağını öne sürmektedir[1].
Doktrindeki diğer görüş sahipleri ise, yüksek mahkemenin kararları yönünde görüş belirterek işçinin kusuru dışında tutukluluk hali işçi bakımından bir “kusursuz ifa imkansızlığı” yaratacağından, işçinin tutuklanması halinin İş Kanunu’nun m.25/lV bendi anlamında kabul edilmesinin isabetli olduğu yönündedir[2].
Yüksek mahkeme verdiği pek çok kararda, “tutuklanma sebebiyle vaki işe” devamsızlığın “iradi olmadığını” tutuklanan işçinin iradi olarak değil, cezaevinde bulunduğu için iradesi dışı işe devam edemediğini; işçinin ”tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının” ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple tutuklanan işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması anlamına geleceğini belirterek işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayandırılmasını; böylece işverenin İş Kanunu m.25/II-g’ye göre devamsızlığa değil, işverenin sözleşmeyi feshinin İş Kanunu m.25/lV’e uygun olarak feshedilerek kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir[3].
Yargıtay’ın son yıllarda verdiği kararında da, “4857 sayılı Kanun’da işverenin derhal fesih hallerinin düzenlendiği 25. maddeye IV. bent eklenmek suretiyle işçinin göz altına alınması veya tutuklanması durumu özel olarak ele alınmıştır. Konu, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde anılan kanunun 17/III. maddesi kapsamında zorlayıcı neden sayılmakta ve bir haftadan sonra işverenin derhal fesih hakkı doğmaktaydı. 4857 sayılı Kanun’un 25/IV. maddesinde ise bu gibi haller ayrıca düzenlenmiş ve işverenin fesih hakkının 17. maddede yazılı olan bildirim sürelerinin bitiminde ortaya çıkacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre, tutuklanan bir işçinin tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez[4].
Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uygulaması yönünden arttırılmış sürelerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla, işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar. İşçinin göz altına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar önelini aşması halinde 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uyarınca fesheden işverenin bildirim şartına uyma, ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamakla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir[5].
Yargıtay, işyeri dışında işlenen suçtan verilen cezanın infazı için cezaevine girilmesi durumunda da işveren bakımından zorlayıcı sebeple (İşK m.25/III) fesih hakkının varlığını kabul etmiştir[6]. Yine, işçinin işlediği bir suç sebebiyle cezaevine girmesine dayanan devamsızlık hallerinde zorlayıcı nedene dayalı fesih yapılamayacağı ifade edilmiştir[7].
Sonuç olarak, işçinin işyeri dışında işlediği bir suçtan dolayı cezaevine girmesi nedeniyle iş sözleşmesi işverence İş Kanunu m.25/IV uyarınca, bekleme süresi (ihbar öneli) sonunda kıdem tazminatı ödenerek feshedilmelidir. Nitekim Yargıtay’da “işçinin tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması anlamına geleceğini ve işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayandırılması gerektiğini ve feshin İş Kanunu m.25/II-g’de belirtilen devamsızlığa değil, m.25/lV’de belirtilen bekleme süresi sonunda feshedilerek kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir”.
[1] EKONOMİ, Münir, 1984 Kararları, s.36, aynı yazar; 1991 Kararları, s.79.
[2] KUTAL, Metin, Komite 1992 Tebliğ s.60; SÜZEK, Sarper, Askı, s.115.
[3] Y9HD.21.01.1998 T., E.1997/19376, K.1998/396, Tekstil İD., Mayıs-Haziran 1998, s.14-15.
[4] Y22HD.28.03.2018 T., E.2015/29349, K.2018/8089 Legalbank.
[5] Y22.HD.25.4.2018 T., E. 2018/4756, K. 2018/9698 Legalbank.
[6] Y9.HD.25.4.2019 T., E. 2017/10423, K. 2019/9733; ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.933.
[7] KAYIRGAN, Hasan, Bireysel İş Hukukunda Zorunlu ve Zorlayıcı Nedenler, İstanbul 2019, s.99.
1962 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesinde doğdu. İlk ve Ortaokulu Sivas’ta, Liseyi Tokat’ta bitirdi. 1986 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Özel Hukuk Anabilim Dalında Tezli Yüksek Lisans yaptı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda uzun yıllar sırasıyla Bölge Müdür Yardımcısı, Bölge Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra bu görevinden 2016 yılı mayıs ayında emekli oldu.
İnciroğlu Danışmanlık, Denetim ve Eğitim Hizmetleri şirketinin kurucusu olan İNCİROĞLU, özel sektöre yönelik iş hukuku, sendikalar ve toplu iş sözleşmesi hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve yabancı çalışma hukuku alanlarında danışmanlık, denetim ve eğitim hizmetleri vermektedir.
Muhtelif dergi ve gazetelerde iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği hukuku ve sendikalar ve toplu iş sözleşmesi hukuku ile ilgili makaleleri, çeşitli üniversitelerde, kongre ve konferanslarda sunduğu bildirileri ve yayımlanmış yedi adet kitabı bulunan İNCİROĞLU, evli ve üç çocuk babasıdır.
Yayımlanan Kitapları
Sorulu-Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4. Baskı, İstanbul 2019, Legal Yayıncılık.
Güncel Yargıtay Kararları Işığında Açıklamalı Yeni İş Kanunu, İstanbul 2006, Legal Yayıncılık.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşçi ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, 2. Baskı, İstanbul 2008 Legal Yayıncılık.
Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, 2. Baskı, İstanbul 2020, Legal Yayıncılık.
Sorulu-Cevaplı İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Uygulaması, İstanbul 2014 Legal Yayıncılık.
Kamu İşvereninin İş Sağlığı ve Güvenliği Bakımından Sorumluluğu, 2. Baskı, Ankara 2016 Adalet Yayınevi
500 Soruda İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı, Güncellenmiş 3. Baskı, Ankara 2019 Seçkin Yayınları
