
I. Giriş
Yasadışı yabancı istihdamıyla mücadele araçlarından biri, sınır dışı masraflarının işverene yüklenmesidir. Bu araç 2013 yılından beri mevzuatımızda yer almasına rağmen etkin bir şekilde uygulanmamıştır. Temmuz 2025’de ise İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından müşterek olarak İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmelik hazırlanmıştır. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girme tarihi 6 ay ötelenmiştir. Yönetmelik, yasadışı yabancı istihdamıyla mücadelede işverenin mali sorumluluğunu düzenlemektedir. Ancak Yönetmelik, kâğıt üzerinde sanki yasadışı istihdamla mücadelede güçlü bir araç gibi gözükse de gerçekte böyle bir içeriğe sahip değildir. Yasadışı olarak yabancıların istihdamıyla mücadele de ABD ile Avrupa Birliği düzenlemeleri ve uygulamaları örnek alınarak atılacak adımlar sonuç verebilir. Adı büyük ama içeriği etkisiz kalacak önlemlerle yasadışı istihdam önlenemez. Bu Yönetmelik gerçekten caydırıcı mı, yoksa yalnızca sembolik bir adım mı? Kanaatimizce, Yönetmelik, sembolik bir adımdır ve dişleri olmayan bir aslandan farksızdır. Bu yazıda, İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmeliğin genel çerçevesi çizildikten sonra dayanağını teşkil eden iki kanuna aykırı hükümleri ve yabancıların yasadışı istihdamıyla mücadelede niçin etkisiz bir araç olacağı üzerinde durulacaktır. Bundan sonraki açıklamalarımızda Yönetmelik kısaca “Sınır Dışı Masraflarının İşverenlerden Tahsili Yönetmeliği” olarak anılacaktır.
II. Yabancıların Çalışma İzni Alma Zorunluluğu
Bir yabancının Türkiye’de yasal olarak çalışabilmesi için Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti alması gerekmektedir. Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti yalnızca yabancıların Türkiye’de yapması yasak olmayan meslek ve sanatlar için verilebilir. Bazı meslek ve sanatları yabancıların yapması yasaktır[1]. Bu meslek ve sanatlar açısından zaten Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti alınması mümkün değildir. Örneğin, yabancılar veteriner, mahalle bekçisi, hâkim, savcı, özel güvenlik görevlisi ve polis olamazlar. Ancak Türk soylu bir yabancının, emniyet teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri hariç olmak üzere, diğer meslek ve sanatları çalışma izni alması ve yasal düzenlemelerde öngörülen şartları yerine getirmesi kaydıyla, icra etmesi mümkündür.
Yabancıların istihdamına ilişkin olarak çok sayıda yasal düzenleme vardır[2]. Ancak bu yazının amacı dikkate alınarak bu yasal düzenlemelerden sadece 2014 yılında yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu[3] ile 2016 yılında yürürlüğe giren 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu[4] ve 2022 yılında yürürlüğe giren Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin[5] yabancıların yasadışı istihdamından dolayı işverenlerin sorumluluğuna ilişkin hükümleri hakkında kısaca bilgi verilecektir. Ardından Sınır Dışı Masraflarının İşverenlerden Tahsili Yönetmeliği üzerinde durulacaktır.
Çalışma İzni Belgesi, kural olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir. 6735 sayılı Kanun ve bu Kanun’un uygulama yönetmeliği uyarınca Çalışma İzni, resmî bir belgedir ve bu belgeye sahip olan yabancılar, belgenin geçerlilik süresince Türkiye’de yasal olarak çalışma hakkını elde ederler. Üstelik Çalışma İzni Belgesi sahibi yabancıların ayrıca ikamet izni almalarına gerek yoktur. Zira Çalışma İzni Belgesi, ikamet izni yerine geçmektedir. Çalışma İzni Belgesi örneği aşağıdaki gibidir[6]:
Çalışma İzni Muafiyeti de kural olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünce düzenlenmektedir. Çalışma İzni Muafiyeti, 6735 sayılı Kanun ile bu Kanun’un uygulama yönetmeliğinde sayılan yabancılara verilmektedir. Çalışma İzni Muafiyeti, resmî bir belgedir, geçerlilik süresi içinde yabancıya Türkiye’de çalışma ve ikamet hakkı vermektedir. Çalışma İzni Muafiyeti’nin örneği aşağıdaki gibidir[7]:
Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti almaksızın çalışan yabancılar ile bunları istihdam edenler hakkında idari para cezaları öngörülmüştür. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun[8] 54(1). maddesinin (ğ) bendi uyarınca çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilen yabancılar Türkiye’den sınır dışı edilirler. Aslında bu maddede yer alan “çalışma izni” kavramını “çalışma izni muafiyeti”ni de kapsayacak şekilde geniş yorumlamak gerekir.
Önemle belirtmek gerekir ki, Türkiye’de bulunan Afganistan vatandaşlarına bir dönem yasadışı olarak verilen Çoban Belgesi, çalışma izni belgesi veya çalışma muafiyeti değildir. Bu belgeye sahip olan Afgan vatandaşları, ayrıca Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma Muafiyeti almaksızın Türkiye’de çalışmaktadır. Bu durum hem Afgan vatandaşlarının hem de onları istihdam edenlerin mevzuata aykırı davrandıklarının açık bir kanıtıdır. Ayrıca Çoban Belgesi veren yetkililer hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması gerekir. Zira bu uygulamanın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır.
III. İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmelik
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından birlikte hazırlanan İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmelik[9] 23 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bununla beraber yürürlüğe girmesi ötelenmiş ve Yönetmeliğin 9. maddesinde Resmî Gazete’de yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe gireceği ifade edilmiştir.
A. Yönetmeliğin Hukuki Dayanakları, Amacı ve Kapsamı
Yönetmeliğin iki hukuki dayanağı bulunmaktadır. Birincisi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 60(6). maddesidir. İkinci dayanağını ise, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun 23(9). maddesi teşkil etmektedir.
6458 sayılı Kanun’un 60(6). maddesi uyarınca “gerçek veya tüzel kişiler, kalışlarını veya dönüşlerini garanti ettikleri yabancıların sınır dışı edilme masraflarını ödemekle yükümlüdür. Yabancıyı izinsiz çalıştıran işveren veya işveren vekillerinin, yabancının sınır dışı edilme işlemleri konusundaki yükümlülükleri hakkında 6735 sayılı Kanun hükümleri uygulanır”.
6735 sayılı Kanun’un 23(9). maddesine göre, “işveren veya işveren vekili, çalışma izni bulunmayan yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılamak zorundadır. Bu gider, masraf ve harcamaların Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden karşılanması halinde, bu madde gereğince ödenen tutarlar, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca müştereken belirlenir”. 6735 sayılı Kanun’un 23(9). maddesinin İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na verdiği bu ortak yetkiye istinaden sınır dışı masraflarının işverene yüklenmesi yönetmeliği hazırlanmıştır. Yönetmelikte, bir geçiş süreci öngörülmüş ve işverenin gerekli hazırlıkları yapabilmesi için Yönetmeliğin, Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği öngörülmüştür. Zaten 2016 yılından itibaren 6735 sayılı Kanun ile 2014 yılından itibaren 6458 sayılı Kanun’da işverenlere yönelik olarak yaptırım öngörülmüş ve yabancı sınır dışı edilinceye kadar yapılan masrafların işveren tarafından karşılanması öngörülmüştür. Fakat söz konusu kanun hükümleri etkin şekilde uygulanmamıştır. Bunun sebebini, Yönetmeliğin henüz hazırlanmamış olmasında aramak nafiledir; zira bu durum, bilinçli bir tercihin sonucudur.
B. Yönetmeliğin Amacı ve Kapsamı
Yönetmeliğin amacı, “6735 sayılı Kanuna aykırı şekilde izinsiz çalıştığı tespit edilen ve sınır dışı edilmek üzere il göç idaresi müdürlüğüne bildirilen yabancılar ile varsa bu yabancıların eş ve çocuklarının konaklama giderlerinin, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafların ve gerektiğinde sağlık harcamalarının İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden karşılandığı hallerde bu tutarların işveren veya işveren vekilinden tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemektir”. Yönetmeliğin 4(1). maddesinin (f) bendi uyarınca “işveren”, yabancı çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade eder. O halde evinde hastabakıcı, çocuk bakıcısı veya temizlikçi çalıştıranlar da işveren olarak kabul edilmiştir. Fakat Yönetmelik, aracılarla, taşeronlarla veya yasadışı istihdamı organize eden diğer aktörlerle ilgili bir düzenleme içermemektedir. Oysa hepsinin birlikte müteselsil olarak sorumluluğu öngörülebilirdi.
Yönetmeliğin kapsamı oldukça dar tutulmuştur. Yönetmeliğin 1. maddesi uyarınca yabancının çalışma izni veya çalışma muafiyeti almaksızın çalıştığının tespit edilmesi ve hakkında sınır dışı kararının verilmiş olması gerekir. Sınır dışı sebebi sadece yasadışı çalışmaya ilişkin olmalıdır. O halde yasadışı çalışma dışında kalan başka bir sebeple haklarında sınır dışı kararı verilen yabancılar, Yönetmeliğin kapsamı dışındadırlar. Hatta yabancı, yasadışı çalışma dışında bir gerekçeyle sınır dışı edilse bile; eğer aynı zamanda yasadışı çalışıyorsa, bu duruma dayalı olarak ayrıca bir sınır dışı kararı alınmadıkça, oluşan masraflar işverenden tahsil edilemeyecektir. Oysa Yönetmelik, sınır dışı edilme sebebi ne olursa olsun, yabancıyı yasadışı şekilde istihdam eden tüm işverenleri kapsamalıydı. Maalesef bu bilinçli olarak yapılan bir tercihtir.
İşverenden tahsil edilecek olan masraflar Yönetmelik’te belirlenmiştir. Bu masraflar şunlardır: Sınır dışı edilecek yabancının, eşinin ve çocuklarının (1) konaklama giderleri; (2) gönderilecekleri ülkeye dönmeleri için yapılan masraflar ve (3) sağlık harcamaları. Eğer yabancı söz konusu masraf ve harcamaları şahsen karşılamış veya başka bir yerden örneğin, ailesinden ya da sivil toplum kuruluşundan karşılatmışsa o zaman Yönetmelik hükümleri uygulanmayacak ve yasadışı olarak yabancıyı istihdam eden işverenden herhangi bir tahsilat yapılmayacaktır.
O halde Yönetmeliğin uygulanabilmesi dört şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Bu şartlar şunlardır:
(1) Yabancının 6735 sayılı Kanuna aykırı bir şekilde yani Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti olmaksızın çalıştığının veya bu belgeleri gerçek dışı beyanla elde ettiğinin ya da bunların sahte olduğunun tespit edilmesi,
(2) Yabancının sınır dışı edilmesine karar verilmesi,
(3) Sınır dışı edilme kararının ardından yapılan konaklama, barınma, iaşe ve sağlık masrafları ile seyahat masraflarının kendisi veya yakını ya da üçüncü bir kişi tarafından karşılanmamış olması,
(4) Sınır dışı edilme kararının ardından yapılan konaklama, barınma, iaşe ve sağlık masrafları ile seyahat masraflarının Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden kısmen veya tamamen karşılanması,
(5) İşverenden veya ve işveren vekilinden tahsil edilecek meblağın, Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden karşılanan ve yabancıdan tahsil edilemeyen masraflarla sınırlı olması.
C. Yönetmelik Uyarınca Masrafların İşverene Yükletilmesinde İzlenecek Usul
İzinsiz çalıştığı için haklarında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların masraflarının işverene yükletilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi ve belirli bir usulün izlenmesi gerekir.
(1) Öncelikle, daha önce ifade edildiği üzere, yabancının yasadışı olarak Türkiye’de istihdam edilmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin 5. maddesine göre, Çalışma İzni Belgesi ve Çalışma İzni Muafiyeti, 6735 sayılı Kanun uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğünce verilir. 6735 sayılı Kanun kapsamında yer alan yabancıların Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma İzni Muafiyeti olmaksızın Türkiye’de çalışmaları veya çalıştırılmaları yasaktır. Ancak bazı kanunlarla veya milletlerarası antlaşmalarla çalışma izni almadan çalışabileceği belirtilen yabancılar (örneğin, konsoloslar ve elçiler), 6735 sayılı Kanuna göre Çalışma İzni Belgesi almadan çalışabilir veya çalıştırılabilir. Ayrıca Mavi Kart hamillerinin Çalışma İzni Belgesi veya Çalışma Muafiyeti almalarına gerek yoktur. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun[10] maddesi uyarınca doğumla Türk vatandaşı olanlardan İçişleri Bakanlığı’ndan izin alarak Türk vatandaşlığından çıkanlar ile üçüncü dereceye kadar alt soylarına Mavi Kart verilmektedir.
(2) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca, yasadışı istihdama yönelik 6735 sayılı Kanun gereğince teftiş, denetim ve soruşturmalar yapılır. Ayrıca kamu idarelerinin denetim elemanları ile kolluk kuvvetlerinin, kendi mevzuatı gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim, inceleme ve kontrol sırasında yabancı çalıştıran işverenler ile yabancıların 6735 sayılı Kanun’dan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediklerini tespit etmeleri halinde, durum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı il müdürlüğüne bildirilir. Yönetmeliğin 6. maddesine göre, yapılan denetimler ve diğer kamu idareleri ile kolluk birimleri tarafından yapılan bildirimler üzerine gönderilen tutanaklara ve denetim raporlarına göre, 6735 sayılı Kanun’da yer alan idari yaptırımlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı il müdürü tarafından uygulanır.
(3) İzinsiz çalıştığı tespit edilen yabancılar ve bunların işverenine ilişkin bilgiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı il müdürlüklerince kolluk birimlerine Kolluk birimlerince izinsiz çalışma sebebiyle haklarında işlem yapılan yabancılar, 6458 sayılı Kanun hükümlerince sınır dışı etmeye ilişkin işlemlerin yapılması için il göç idaresi müdürlüklerine teslim edilir.
(4) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı il müdürlüğü tarafından, yasadışı olarak çalışan yabancı hakkında il göç idaresi müdürlüğüne de yazılı bildirimde bulunulur. Bildirimde, tespit edilen işveren veya vekiline ilişkin kimlik bilgilerine, vergi kimlik numarasına ve bağlı bulunduğu vergi dairesine ilişkin bilgilere de yer verilir.
(5) Yabancının sınır dışı edilmesine ilişkin kararın alınmasından itibaren sınır dışı edilmesine kadar geçecek süre zarfında İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacak harcamaların, işveren veya işveren vekilince bir ay içinde ödenmesi; aksi halde bu masrafların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil edileceği hususları, işverene veya işveren vekiline il göç idaresi müdürlüğü tarafından tebliğ edilir. Diğer bir ifadeyle işverene öncelikle bir tebligat yapılarak, tebligatta belirtilen meblağı ödemesi istenmektedir.
(6) Yönetmeliğin 7. maddesine göre, 6458 sayılı Kanun’un 54(1). maddesinin (ğ) bendi uyarınca yasadışı çalıştığından hakkında İl Göç İdaresi Müdürlüğü veya Göç İdaresi Başkanlığı tarafından sınır dışı etme kararı alınan yabancının çıkış işlemleri ivedilikle ve öncelikle gerçekleştirilir.
(7) Hangi masrafların işverene yükleneceği Yönetmeliğin 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca:
- 6458 sayılı Kanun’un 57(2). maddesinde sayılan hallerden birinin varlığı halinde sınır dışı edilecek yabancı idari gözetim altına alınır ve Geri Gönderme Merkezi’ne yerleştirilir. Sınır dışı edilmesine karar verilen yabancının Geri Gönderme Merkezi’ne konulması halinde bu Merkez’de yabancının geçirdiği süre zarfında konaklama giderleri, ülkesine dönmesi için gerekli masraflar ve varsa sağlık harcamaları Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden ödenmişse, bunlar işveren tarafından karşılanacaktır. Konaklamaya ilişkin masraf sayılan geri gönderme merkezinde barındırmanın günlük maliyeti, Göç İdaresi Başkanlığınca her mali yılbaşında maktu bir tutar şeklinde belirlenir. Geri Gönderme Merkezi’nde yabancının kalacağı süre 6 aydır. Ancak bu sürenin 6 ay daha uzatılması mümkündür. O halde Geri Gönderme Merkezi’nde yabancının tutulabileceği toplam süre 12 aydır. Fakat yabancı Geri Gönderme Merkezi’nde 12 ay kalsa bile Yönetmelikte işverenden tahsil edilebilecek masraflar açısından süre sınırlaması getirilmiştir. Yönetmeliğin 7(6). maddesi uyarınca Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yabancıların en fazla 3 aylık idari gözetimi süresince katlanılan maliyetler işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir.
- Geri Gönderme Merkezine konulmamış yabancının ülkesine gönderilmesi için yapılan masraflar, 6183 sayılı Kanun uyarınca işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir.
- İl göç idaresi müdürlüğü tarafından, işveren veya işveren vekiline, izinsiz çalışan yabancı ile varsa eş ve çocukları için Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden yapılan ve yabancıdan tahsil edilemeyen gider, masraf ve harcamaların 1 aylık ödeme süresi içinde ödenmesi gerektiği yazılı olarak tebliğ edilir.
- İşveren veya işveren vekiline yapılan bildirim üzerine 1 ay içinde söz konusu meblağın ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanuna göre tahsili amacıyla, söz konusu tebligatın bir örneğinin yanı sıra işveren veya işveren vekilinin adı, soyadı veya ünvanı, T.C. kimlik numarası/yabancı kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, tahsili istenen tutar ve yazının karşı tarafa tebliğ edildiği tarihe dair bilgiyi içeren yazı, il göç idaresi müdürlüğü tarafından işveren veya işveren vekilinin gelir ya da kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne gönderilir.
IV. İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmeliğin Değerlendirilmesi
Türkiye’nin itibarını zedeleyen ve insan haklarını ihlal eden yasa dışı istihdamın önlenmesi konusunda Yönetmelik son derece yetersiz kalmaktadır. Yasa dışı yabancı işçi çalıştıran işverenler veya işveren vekilleri açısından Yönetmelik, dişleri olmayan bir aslana benzemektedir. Aşağıda Yönetmeliğin yetersizliği ve yabancıların yasadışı istihdamının önlenmesinde etkili olmamasının sebepleri üzerinde durulacaktır.
(1) Yönetmelik’teki düzenleme yetersizdir. Yabancının yasadışı olarak birden fazla işverenin yanında çalışması halinde sınır dışı masraflarının işverenler arasında bölüşülüp bölüşülmeyeceği konusunda Yönetmelikte bir hüküm yoktur. Eğer birden fazla işveren yanında yasadışı olarak çalışma var ve masraflar son işverene yüklenmişse, son işverenin önceki işverenlere rücu edip edemeyeceği konusunda da Yönetmelik sessizdir. Örneğin, yasadışı çalıştığı için sınır dışı edilmesine karar verilen ve bir sitede bahçıvan olarak çalışan Afganistan vatandaşının işvereni, bu durumu öğrenince işine son verebilir ve sınır dışı edilme kararından habersiz olan başka bir işveren onu istihdam edebilir. Bu durumda sınır dışı kararının alındığı tarihteki işveren mi yoksa son işveren mi sınır dışı masraflarını ödeyecektir? Bu sorunun yanıtı Yönetmelikte yoktur.
(2) Yönetmeliğin 7(6). maddesine göre, “Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yabancıların en fazla 3 aylık idari gözetimi süresince katlanılan maliyetler işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir”. Diğer bir ifadeyle Geri Gönderme Merkezi’nde geçirilen sürenin sadece 3 aylık kısmına isabet eden masraflar işverenden talep edilecektir. Yönetmeliğin bu hükmü, 6735 sayılı Kanun ile 6458 sayılı Kanuna aykırıdır. 6458 sayılı Kanun’un 60(6). maddesine göre, “gerçek veya tüzel kişiler, kalışlarını veya dönüşlerini garanti ettikleri yabancıların sınır dışı edilme masraflarını ödemekle yükümlüdür. Yabancıyı izinsiz çalıştıran işveren veya işveren vekillerinin, yabancının sınır dışı edilme işlemleri konusundaki yükümlülükleri hakkında 6735 sayılı Kanun uygulanır”. 6735 sayılı Kanun’un 23(b)(8). maddesi uyarınca çalışma izni bulunmadan çalıştığı tespit edilen yabancılar sınır dışı edilmek üzere İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’na bildirilir. Aynı hüküm Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 65(1). maddesinde de vardır. 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesinde hem işveren hem de yabancıya verilecek idari para cezaları düzenlenmiştir. Söz konusu para cezaları şöyledir:
(3) 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesi hükmü uyarınca söz konusu fiillerin tekrarı halinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır. Ancak idari para cezalarının tekerrürü halinde bir kat artırılması yeterli değildir. Caydırıcı olabilmesi için cezanın daha yüksek oranda uygulanması gerekirdi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesinde SGK tarafından verilecek idari para cezaları düzenlenmiştir. Üstelik 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesi herhangi bir istisna veya sınırlama getirmeksizin yasadışı olarak yabancı çalıştıran işverenin veya vekilinin sınır dışı masraflarını ödemesi yükümlülüğü getirmiştir. 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesinin (9). fıkrası şöyledir: “İşveren veya işveren vekili, çalışma izni bulunmayan yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılamak zorundadır. Bu gider, masraf ve harcamaların Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bütçesinden karşılanması halinde, bu madde gereğince ödenen tutarlar, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir”.
Dikkat edilecek olursa 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesinin (9). fıkrasında işveren tarafından bütün masrafların karşılanması öngörülmesine rağmen bu fıkraya aykırı olarak Yönetmeliğin 7(6). maddesinde işverenin geri gönderme merkezindeki masrafların sadece ilk 3 ayını karşılayacağı ifade edilmiştir. 6735 sayılı Kanun’un 23. maddesinin (9). fıkrasında, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından müştereken belirleneceği ifade edilmişse de, bu durum, bakanlıkların çıkaracağı yönetmeliğin 6735 sayılı Kanun’da yer almayan bir sınırlama getireceği anlamına gelmez.
(4) Yönetmelikte, yabancıları yasadışı olarak istihdam edenlerin, sosyal güvenlik mevzuatından doğan yükümlülükleri gözardı edilmiştir. Oysa Avrupa Birliği mevzuatında olduğu gibi yasadışı istihdam süresince ödenmesi gereken sosyal güvenlik primlerinden de işveren sorumlu tutulmalıydı. Ayrıca SGK’ya bildirim yapılmamasından ve sigorta primlerinin ödenmemesinden kaynaklanan yasal müeyyidelerin saklı tutulduğu ifade edilmeliydi. Gerçi bu hususun Yönetmelikte yazılmamış olması 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesinde öngörülen yaptırımların uygulanmasına engel teşkil etmez. Ancak caydırıcılık açsından bu yönde bir hüküm konulması faydalı olabilirdi.
(5) İşverenin ödemesi gereken masraflar zaman itibariyle sınırlanmıştır. Sadece yabancının sınır dışı edilmesine ilişkin kararın alınmasından itibaren sınır dışı edilmesine kadar geçecek süre zarfında yapılacak olan masraflar, işverenden tahsil edilecektir. Sınır dışı kararı alınmadan önce yapılan masraflar, yasadışı istihdam döneminde gerçekleşmiş olsa bile tahsil edilemeyecektir.
(6) Ayrıca caydırıcılık açısından yasadışı olarak istihdam edilen yabancıların sayısına göre miktarı artacak olan mali yaptırımların öngörülmemesi önemli bir eksikliktir.
(7) İşverenin ödeyeceği tutarın nasıl belirlendiği, itiraz hakkı olup olmadığı konusunda Yönetmelikte hüküm yoktur. İşverenin masrafları ödemesi için tebligatı İl Göç İdaresi Müdürlüğü yapmaktadır. Bir ay içinde bu masrafların ödenmemesi halinde işverenin bağlı olduğu vergi dairesine bildirim yapılmaktadır. İşveren dava açmak isterse İl Göç İdaresi’ne karşı mı yoksa vergi dairesine karşı mı dava açacaktır? Bu konuda da Yönetmelik’te belirsizlik vardır.
(8) Yönetmelik, yalnızca yasadışı çalıştığı için haklarında sınır dışı etme kararı alınan yabancıları kapsamaktadır. Oysa farklı bir gerekçeyle sınır dışı edilen yabancının aynı zamanda yasadışı çalışmış olması durumunda da Yönetmelik uygulanmalıydı.
(9) İhlalin ciddiyetine işverenin işletmesinin geçici veya daimî olarak kapatılması veya söz konusu ticari faaliyeti yürütme ruhsatının geçici veya daimî olarak geri alınması yaptırımı da öngörülmeliydi.
(10) Yaşlı, hasta ve çocuk bakımı işlerinde iç iş piyasasındaki yetersizliklerden şikâyet edilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki yabancılara dolar üzerinden yüksek rakamlar ödenirken Türk vatandaşlarına asgari ücret düzeyinde bir ücret ödenmesi, bu işlerin Türk vatandaşları tarafından yapılmamasına neden olmaktadır. Yaşlı, hasta ve çocuk bakımının gece de kalınmasını gerektirdiği ve bunu ancak yabancıların kabul ettiği ise bir gerçektir. Fakat bu gerçeklik yasadışı istihdamın bir gerekçesi olamaz ve zaten bu durumlarda söz konusu işleri yapacak yabancılara, özellikle işverenin müracaat etmesi halinde, daha hızlı bir şekilde çalışma izni verilmektedir.
(11) Yabancıyı yasadışı olarak istihdam eden işveren açısından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun göçmen kaçakçılığı suçunu düzenleyen 79. maddesi ile insan ticareti suçunu düzenleyen 80. maddesi uygulanabilir. TCK’nın 79. maddesinde göçmen kaçakçılığı suçu düzenlenmiştir. TCK’nın 79. maddesi uyarınca Türkiye’de yasadışı olarak bulunan yabancıların istihdam edilmesi halinde bunları istihdam eden işverenlerin, “bir yabancının ülkede kalmasına imkân sağlanması” hükmü kapsamında kaldıkları Yargıtay kararlarıyla kabul edilmekte ve söz konusu işverenler hakkında TCK’nın 79. maddesi uygulanarak göçmen kaçakçılığı suçundan ceza verilmektedir. Örnek olarak aşağıda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 9 Haziran 2020 tarihli kararının özetine yer verilmiştir[11].
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2018/9-116, K. 2020/279, T. 09.06.2020: “[…] Sanık …’ın, yasal olmayan yollardan Türkiye’ye giren, ikamet ya da çalışma izinleri olmayan, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istedikleri anlaşılan Afganistan uyruklu göçmenleri, kaçak olduklarını bildiği hâlde inşaat işlerinde istihdam etmek ve bu şahısların ülke içerisinde bir yerden başka bir yere gitmelerine aracı olmak suretiyle göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarına imkân sağlaması, kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmenler yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi hâlinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden, TCK’nın 79. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla sabit olduğu, sanığın bu eylemi aynı zamanda çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştırma kabahatine de uymakta ise de Kabahatler Kanunu’nun 15(3). maddesi uyarınca yalnızca anılan suçtan dolayı cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir […]”.
Doktrinde de Türkiye’de yasadışı bulunan yabancıya çalışabileceği bir iş teminin, TCK’nın 79. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilmektedir[12]. TCK’nın 79. maddesi uyarınca verilecek ceza 5 yıldan 8 yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Cezayı ağırlaştıran haller de bu maddede düzenlenmiştir.
12. Yabancının yasadışı olarak istihdamı tek başına insan ticareti suçu teşkil etmez. Fakat TCK’nın 80. maddesi uyarınca “zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye 8 yıldan 12 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir”. Örneğin, Türkiye’de yasadışı olarak bulunan bir yabancıyı çok düşük bir ücretle istihdam eden ve kimi zaman ücretini de vermeyen işveren, kendisini şikâyet etmesi halinde yabancıyı sınır dışı ettirmekle tehdit ederse, onun çaresizliğinden yararlanmış sayılır. Yabancının, işyerinde çalışıyor olması, işverenin onu barındırdığı anlamına gelir ve bu durumda işveren hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 80. maddesi uyarınca insan ticareti suçundan işlem yapılabilir. Ayrıca yabancıları zorla ve tehditle fuhuş yaptıranlara karşı TCK’nın 80. maddesine istinaden verilen çok sayıda mahkûmiyet kararı vardır.
Yönetmelikte açıkça TCK’nın 79-80. maddelerinden doğan cezai yaptırımların saklı olduğu vurgulanmalıydı. Aslında okuyucu buna neden ihtiyaç duyulduğu sorusunu sorabilir. Zira TCK’nin uygulanması için bunun başka bir yasal düzenlemede yazmasına gerek yoktur. Ancak yasadışı olarak yabancıları istihdam eden işverenlerin hukuki farkındalıklarının arttırılması için malum olan bir hususun Yönetmeliği de yazılması faydalı olabilirdi.
Sonuç
Mevcut haliyle Sınır Dışı Masraflarının İşverenlerden Tahsili Yönetmeliği, caydırıcılıktan uzak olup yukarıda oniki başlık altında belirttiğimiz yönleri itibariyle değiştirilmesi gerekmektedir. Etkisiz yasal düzenlemeler, sadece sorunları çözümsüz bırakmakla kalmamakta, aynı zamanda halkın hukuka olan güvenini de sarsmaktadır. Nitekim basın-yayın organlarında dahi, yabancıların yasadışı çalıştırılmasının ekonomiye katkı sağladığı yönündeki etik dışı görüşler açıkça dile getirilmekte ve bunu savunmaktan çekinmeyenler bulunmaktadır. Ancak hukuka aykırı eylemleri örtbas etmek için hiçbir gerekçe, bahane olarak ileri sürülemez.
Yabancılar hukuku alanında sınır tanımayan hukuka aykırılıklar[13] arasında yasadışı istihdam da yer almaktadır. Yasadışı istihdam; hem yabancıların sömürülmesine ve sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılmasına yol açmakta hem de yasal istihdam sağlayan işverenler aleyhine haksız rekabet yaratmaktadır. Yasal olarak çalışan yabancılar ve bunların işverenleri vergi ve SGK primi öderken, yasadışı çalışan yabancılar için hiçbir yasal ödeme yapılmamaktadır. Bu durum, vergi yükünün kayıtlı çalışanlar ve işverenler üzerinde toplanmasına ve dolayısıyla yasal sistemin cezalandırıcıymış gibi algılanmasına yol açmaktadır. Yasal olarak çalışan yabancılar hem daha yüksek maliyetli olmaları hem de iş güvencesinin getirdiği ek maliyetler nedeniyle işveren gözünde daha az cazip hale gelmektedir. Yasadışı istihdamla mücadele yalnızca çalışma hayatı düzeni açısından değil, vergi politikaları ve kamu maliyesi açısından da büyük önem taşır. Yabancıların yasadışı istihdamı, yetkililer tarafından bilinmesine rağmen, bu kişilerin sayıca fazla olması, bazı işverenlerin imalathanelerin kapanacağı, belirli sektörlerde istihdam edilecek personel bulunamayacağı yönündeki söylemleriyle yasadışı istihdamı meşrulaştırma ve baskı kurma çabaları, denetim mekanizmalarının etkin işletilmemesi ve yasadışı istihdama fiilen göz yumulması, sorunun yapısal bir nitelik kazanmasına neden olmaktadır. Ayrıca binlerce yabancının bu şekilde çalıştırılması kamu otoritesinin itibarını ciddi biçimde zedelemektedir. Bu nedenlerle, adına bakıldığında aslan gibi görünse de içeriği itibariyle dişleri olmayan bir aslana benzeyen Yönetmelik’te, yürürlük tarihi olan 24 Aralık 2025 tarihinden önce gerekli değişikliklerin ivedilikle yapılması gerekmektedir.
Yararlanılan Kaynaklar
Nuray EKŞİ, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Hukuku, 5. bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2020.
Nuray EKŞİ, Yabancılar Hukukuna İlişkin Mevzuat ve Antlaşmalar, Beta Yayınevi, İstanbul 2016.
Nuray EKŞİ, Milletlerarası Özel Hukuka İlişkin Temel Mevzuat, 14. bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2020.
Nuray EKŞİ, Uluslararası Hukuk Açısından Güvenlik Meselesi Olarak Yasadışı Göç, Vefatının 100. Yılında Ziya Gökalp Sempozyumu (21-22 Ekim 2024, İstanbul) Bildirileri, Yayına Hazırlayan Nuri Civelek, Editör Nuri Civelek/İkbâl Vurucu, Türk Ocakları Yayınları No. 41, İstanbul 2025, s. 319-348.
Kemalettin ERE, Yargıtay Kararları Işığında Göçmen Kaçakçılığı Suçu, 71(2007) Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s. 264-299.
—Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü Tarafından Yabancılara Düzenlenen Belgeler: https://www.csgb.gov.tr/uigm/genel-bilgi/yabancilara-duzenlenen-belgeler (erişim tarihi 23.8.2025).
[1] Ayrıntılı bilgi için bkz. Nuray EKŞİ, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Hukuku, 5. bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2020, s. 244-255.
[2] Bin sayfa civarında olan bu mevzuat için bkz. Nuray EKŞİ, Yabancılar Hukukuna İlişkin Mevzuat ve Antlaşmalar, İstanbul 2016; Nuray EKŞİ, Milletlerarası Özel Hukuka İlişkin Temel Mevzuat, 14. bası, İstanbul 2020, s. 649-1134.
[3] RG 11.4.2013/28615.
[4] Kanun No. 6735, Kabul Tarihi: 28.7.2016, RG 13.8.2016/29800.
[5] RG 2.2.2022/31738.
[6]https://www.csgb.gov.tr/uigm/genel-bilgi/yabancilara-duzenlenen-belgeler/ (erişim tarihi 23 Ağustos 2025).
[7]https://www.csgb.gov.tr/uigm/genel-bilgi/yabancilara-duzenlenen-belgeler/ (erişim tarihi 23 Ağustos 2025).
[8] RG 11.4.2013/28615.
[9] RG 23.7.2025/32964.
[10] RG 12.6.2009/27256.
[11] Nuray EKŞİ, Uluslararası Hukuk Açısından Güvenlik Meselesi Olarak Yasadışı Göç, Vefatının 100. Yılında Ziya Gökalp Sempozyumu (21-22 Ekim 2024, İstanbul) Bildirileri, Yayına Hazırlayan Nuri Civelek, Editör Nuri Civelek/İkbâl Vurucu, Türk Ocakları Yayınları No. 41, İstanbul 2025, s. 333-335.
[12] Kemalettin ERE, Yargıtay Kararları Işığında Göçmen Kaçakçılığı Suçu, 71(2007) Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s. 264-299, 274.
[13] EKŞİ, Uluslararası Hukuk Açısından Güvenlik Meselesi Olarak Yasadışı Göç, 329-344.
Kısa Özgeçmiş
2005 yılında Profesör unvanını alan Dr. Nuray Ekşi’nin yayınlanmış çok sayıda kitabının yanı sıra ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan birçok makalesi vardır. Ayrıca yabancı dilde yayınlanan kitaplarda bölüm yazarlığının yanı sıra editörlük yapmıştır. Ulusal ve uluslararası projelere yürütücü, danışman ve eğitimci olarak iştirak eden Prof. Dr. Ekşi, çok sayıda hukuk dergisinin hakemliğini ve danışma kurulu üyeliğini de yapmaktadır. Ayrıca Prof. Dr. Ekşi, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi (UTTDER) ile İstanbul Spor Hukuku Dergisi’nin (İstanbul SHD) kurucusu ve genel editörüdür. Hollanda'da bulunan Lahey Akademisi’nde ders vermiş olan Prof. Dr. Ekşi, TFF Etik Kurulu üyeliği yapmış ve Avrupa Konseyi’ne Türk Spor Yargısı hakkında rapor hazırlamıştır. Muhtelif televizyon, radyo programlarına katılmış ve gazetelerde röportajları yayınlanmıştır. Slovenya-Türkiye İkili İşbirliği Protokolü kapsamında TÜBİTAK-ARIS işbirliğinde “Sanat ve Kültür Varlığı Uyuşmazlıklarının Çözüm Mekanizmalarına İlişkin Slovenya ve Türk Hukuklarının Karşılaştırılması Projesi” konulu uluslararası projeyi yürütmüş ve Aralık 2024 tarihinde tamamlamıştır.
