
I-TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
1-Toplu İş Sözleşmesinin Tanımı Ve Amacı
Anayasa’nın 53’ncü maddesinde, işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip oldukları belirtilmiş ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 2/1-h maddesinde ise, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere, işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşme olarak, tanımlanmıştır. Gerek bu tanımdan ve gerekse m.33/2 ifadesinden anlaşılacağı gibi toplu iş sözleşmesi, işçilerin ve işverenlerin:
-Ekonomik ve sosyal durumlarına,
-Çalışma şartlarına,
-İş sözleşmesinin yapılmasına,
-İş sözleşmesinin içeriğine,
-İş sözleşmesinin sona ermesine,
ilişkin hususları düzenlemek üzere yapılabilecektir.
2-Toplu İş Sözleşmesinin Tarafları
Toplu iş sözleşmesi:
-İşçi sendikası ile işveren sendikası,
– İşçi sendikası ile sendika üyesi olmayan işveren,
arasında yapılabilir (m.2/1-h).
II-TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN YARARLANMA
Öncelikle belirtelim ki, toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanırlar (m.39/1). Ancak, sendika üyelerinin TİS’den yararlanma süreleri taraf sendikaya üye oluş tarihlerine göre değişmektedir.
1-TİS’in İmzası Tarihinde Taraf Sendikaya Üye Olanlar
Sendikanın TİS imzalama yetkisi almasından sonra, işveren sendikası ya da işverenle görüşmelere başlaması ve TİS’in imza tarihi arasında uzun bir süre geçebilmektedir. Böyle durumlarda TİS’in yürürlük başlangıç tarihi geriye alınmaktadır. Örneğin, taraflar arasındaki görüşmeler 1 Ocak tarihinde başlayıp TİS 1 Temmuz tarihinde imzalandığında, taraflar yürürlük başlangıç tarihini geriye yönelik 1 Ocak tarihi olarak kararlaştırabilirler. Madde 39/2’de; sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanların yürürlük tarihinden itibaren yararlanacakları öngörülmüştür. Bu durumda imza yani 1 Temmuz tarihinde sendika üyesi olan işçi, TİS hükümlerinden geriye yönelik olarak 1 Ocak tarihinden itibaren yararlanacaktır.
Fakat, sözleşmenin imzası tarihinde üye olan her işçi yürürlük başlangıç tarihinden itibaren yararlanamaz. TİS’den yararlanmanın en önemli koşulu taraf sendikaya üye olmaktır. Eğer işçi yürürlük başlangıç tarihinde üye olmayıp daha sonra yani yürürlük ve imza tarihi arasında üye olmuşsa, diyelim ki yukarıdaki örnekte 1 Mart tarihinde üyeliği kesinleşmişse bu tarihten itibaren yararlanacaktır. 1 Ocak ile 1 Mart arasında üye olmadığı için bu aylar arasındaki sürede TİS hükümlerinden yararlanamayacaktır. Aksi durumda, sözleşmenin imza tarihinden 2 gün, 3 gün önce ya da imza tarihinde üye olanların da 6 ay öncesinden itibaren sözleşmeden yararlanmaları gerekir ki, bu uygulama adalet ve hakkaniyet duyguları ile bağdaşmaz. Zira sendika üyeliği TİS den yararlanmanın en önemli koşuludur. Nitekim ÖZKARACA’nın değerlendirme konusu yaptığı Yargıtay 9 HD’nin 12.04.2023 t, E:2023/3413-K:2023/5550 sayılı kararında da; geriye etkili toplu iş sözleşmesinden yürürlük tarihinden itibaren yararlanabilmek için, işçinin hem imza ve hem de yürürlük tarihinde taraf sendika üyesi olması gerektiği öngörülmüştür.[1] Zaten Yargıtay’ın, 2821 ve 2822 sayılı Kanunların yürürlükte olduğu dönemdeki uygulaması da aynı doğrultuda olup 1990 tarihli bir kararında da:
İşçinin toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren yararlanabilmesi için gerek yürürlük tarihinde ve gerekse imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olması şarttır.[2]
hükmünü vermiştir.
Yargıtay 9 HD daha sonraki kararlarında, 12.04.2023 tarihli bu kararının İLKE KARARI olduğunu ve 39’ncu maddede toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzası tarihinde taraf sendikaya üye olanların yürürlük tarihinden itibaren yararlanır şeklindeki düzenlemenin maddenin 1’nci fıkrasında yer alan toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır, hükmü ile birlikte ele alınması gerektiğine karar vermiştir.[3] Yargıtay’ın 2024 tarihli bu kararına konu olayda, 17.07.2017 tarihinde imzalanan TİS’in, 01.01.2017-31.12.2018 tarihleri arasında yürürlükte olacağının kabul edildiği, işçinin 12.07.2017 t.de (yani imza t.den 5 gün önce ve yürürlük başlangıç t.den 6.5 ay sonra) taraf sendikaya üye olduğu, dolayısı ile üye olduğu bu tarihten itibaren TİS hükümlerinden yararlanabileceğine hükmedilmiştir.
Esasen, biz bu konuyu 12 yıl evvel dile getirmiş ve sendika üyeliğinin TİS’den yararlanmanın “olmazsa olmaz” koşulu olduğunu, bu nedenle yürürlük tarihinde taraf sendika üyesi olmayanların bu tarihten itibaren TİS hükümlerinden yararlanamayacağını belirtmiştik.[4]
Ancak, 39/2 madde ifadesi, uygulamada yanlış anlamalara yol açtığından, Kanun’un amacına uygun olarak daha açık bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.
2-TİS’in İmza Tarihinden Sonra Sendikaya Üye Olanlar
TİS’in imzalanmasından sonra sendikaya üye olanlar, üyeliklerinin toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikası tarafından işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanırlar (m.39/2). Üyeliğin geçerli hale gelmesi, sendika yetkili organının kabulüne bağlıdır (m.17/5). Üyelik başvurusundan sonra 30 gün içinde ret kararı verilmediğinde, sendika üyeliği kabul edilmiş sayılır. Bu işçinin TİS’den yararlanabilmesi için üyeliğinin bu sürenin sonunda işverene bildirilmesi gerekir. Sendika tarafından üyelik başvurusunun ret edilmesi durumunda, işçi tarafından bu konuda dava açıldığında ve üyeliğin geçerli olduğunun kabulüne karar verilip kesinleştiğinde, üyelik, ret kararının verildiği tarih olarak kabul edilecektir. Örneğin, işçi 1 Şubat tarihinde üyelik başvurusunda bulunmuş ve 15 Şubat tarihinde ret edilmiş, açılan dava sonunda üyeliği geçerli kabul edilip dava 15 Aralık tarihinde kesinleşmiş olduğunda, bu işçinin sendika üyeliği ret kararının verildiği 15 Şubat tarihinde gerçekleşmiş sayılacak ve TİS’den bu tarih esas alınarak yararlandırılacaktır.
3-TİS’in İmza Tarihi ile Yürürlük Tarihi Arasında İş Sözleşmesi Sona Eren Üyeler
TİS’in yürürlük başlangıç tarihi ile imzası tarihi arasında iş sözleşmesi sona erenler, üyelik tarihi ile iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadar TİS’den yararlanabileceklerdir (m.39/3). Örneğin, 15 Eylül tarihinde işten ayrılan sendika üyesi işçi, imza tarihi 15 Aralık ve yürürlük başlangıç tarihi 1 Haziran olan sözleşmeden 15 Eylül tarihine kadar geçen süre için yararlanabilecektir.
4-Dayanışma Aidatı Ödeyenler
Sendika üyesi olmayan, üye olup sonradan ayrılan ya da işyerinde yetkili sendika dışında başka bir sendikaya üye olan işçiler de, taraf işçi sendikasına dayanışma aidatı ödeyerek TİS’den yararlanabilirler (m.39/4). Maddede bu şekilde sözleşmeden yaralanabilecek olanlar aşağıda belirtilmiştir:
-TİS’in imzası tarihinde taraf işçi sendikasına üye olmayanlar.
-Sonradan işe girip de üye olmayanlar.
-İmza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar.
-İmza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da üyelikten çıkarılanlar.
Dayanışma aidatı ödeyerek TİS’den yararlanmak için sendikanın onayı aranmaz. Maddede dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma isteğinin kime yapılacağı belirtilmemiştir. Bu nedenle bu konudaki başvuru, taraf sendikaya yapılabileceği gibi, işverene de yapılabilir. Hatta taraf sendikaya yapılması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından daha uygun olur. Çünkü, üyelik ve dayanışma aidatlarının ödenmesini düzenleyen m.18/2 de, “üyelik ve dayanışma aidatları, yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine, işçinin ücretinden kesilmek suretiyle ilgili sendikaya ödenir” denilmiştir. Buna göre, yetkili sendikanın işverene yapacağı yazılı başvuruda, üyelerin ve dayanışma aidat ödeyeceklerin adları ve aidat miktarları bildirilecek ve işveren, isimleri yazılı işçilerin ücretlerinden aidat miktarlarını keserek sendikaya ödeyecektir. Dolayısı ile, sendikanın dayanışma aidatı ödeyerek yararlanacakların isimlerini aidat listesine yazabilmesi için, bunların kimler olduğunu bilmesi gerekir. Başvuru işverene yapılmışsa, işverenin, başvuru yapanların isimlerini sendikaya bildirmesi gerekir.
Başvurunun yapılma şekli konusunda da maddede açıklama yoktur. Buna göre başvuru sözlü ya da yazılı olarak da yapılabilir. Ancak, sözlü yapılması durumunda, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından, gerek işveren ve gerekse sendika tarafından işçinin imzasının alınması gerekir. Nitekim Yargıtay 9 HD 2003 tarihli ve bugün de güncelliğini koruyan bir kararında, işçinin bu yönde yazılı başvurusu mevcut değilse, işverenin sendikaya dayanışma aidatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığı ve:
Davalı işverenin toplu iş sözleşmesinin bazı hükümlerini üye olmayan ve dayanışma aidatı dilekçesi vermemiş olan işçilere de uygulaması halinde resen dayanışma aidatı kesilerek ödenmesi gerektiği şeklindeki görüşü benimsemek mümkün değildir. Dayanışma aidatının işçinin ücretinden kesilmesi gerektiği dikkate alınırsa, işçinin talebi olmaksızın işverenin böyle bir uygulamaya gidemeyeceği de ortadadır.[5]
hükmünü vermiştir.
Dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma istek tarihinden itibaren geçerlidir. Kanun’un 39/4 maddesinin son cümlesi “İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibariyle hüküm doğurur” şeklinde idi. Bu cümle Anayasa Mahkemesi’nin 30.12.2020 t. E:2020/57-K:2020/83 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Buna göre, dayanışma aidatı ödeyenler, TİS’den istek tarihinden itibaren yararlanabileceklerdir. Yani imza tarihinden önce istek varsa bu tarihten itibaren yararlanabilirler. Dayanışma aidatı ödeyenlerin daha sonraki TİS’den yararlanabilmeleri için de ayrıca istekte bulunmaları gerekir.[6]
Ancak, dayanışma aidatı ödeyenler, sendikanın üyelerine sağladığı ucuz tatil olanakları, gezi, konser, kamp, seminer ve hukuki yardım gibi etkinliklerinden yararlanamazlar.
5-Taraf Sendikanın Yazılı Onayı ile TİS’den Yararlanma
6356 sayılı Kanun’un 26/4 maddesinde; Sendikaların kendi faaliyetleri ile üyelerine sağladıkları hak ve çıkarlarının üyesi olmayanlara da uygulanmasının sendikanın yazılı onayına bağlı olduğu, öngörülmüştür. Buna göre, sendika üyesi olmayan bir çalışanın TİS ile sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, sendika tarafından işverene hitaben yazılacak yazılı rızasının olması gerekir. Maddede aidat ile ilgili bir ifade yoktur. Sendika üyelerinin aidat ödeyerek ve üye olmayanların da dayanışma aidatı ödeyerek yararlandırıldığı düşünüldüğünde sendika, TİS’den bu şekilde yararlanacak olanlardan da aidat ödenmesini isteyebilir.
6-Teşmil Yoluyla TİS’den Yararlanma
Teşmil, Arapça kökenli bir kelime olup Türkçe karşılığı yaymak, içine almaktır. Toplu İş Hukuku’nda ise, bir işkolunda yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin aynı iş kolunda faaliyette bulunan diğer bir işyerine ya da işyerlerine Cumhurbaşkanlığı kararı ile uygulanmasıdır. Teşmil edilecek TİS aynen uygulanabileceği gibi, bazı zorunlu değişiklikler yapılarak ya da kısmen uygulanabilir.
Teşmil kararının uygulanabilmesi için aranan koşullar (m.40):
-Teşmil uygulanacak işyerinde toplu iş sözleşmesi bulunmamalıdır. Hatta TİS yetkisi için başvuru bile yapılmamış olmalıdır.
-Teşmil edilecek toplu iş sözleşmesi, o iş kolunda kurulu en çok üyeye sahip sendika tarafından imzalanmış ve halen yürürlükte olmalıdır.
-Teşmil isteğinin o işkolunda kurulu işçi sendikası, işveren sendikası veya ilgili işverenlerden biri ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılmış olmalıdır.
-Yüksek Hakem Kurulu’nun görüşü alınmalıdır.
III-ASIL İŞVEREN – ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNDE TİS’den YARARLANMA
Asıl işverenin işyerinde alt işveren olarak iş alan işverenin işçileri, asıl işverenin taraf olduğu TİS’den yararlanamayacakları gibi, alt işveren işyerinde uygulanan bir TİS’den de asıl işveren işçileri yararlanamazlar.
Ancak, asıl işveren- alt işveren ilişkisinin muvazaalı yani göstermelik olduğu durumlarda gerçek anlamda böyle bir ilişki olamayacağından, asıl işyerindeki TİS hükümlerinden – taraf sendika üyesi olmaları ya da dayanışma aidatı ödemeleri koşuluyla – alt işveren işçileri de yararlanırlar. Yargıtay kararında da öngörüldüğü gibi, muvazaanın varlığı durumunda taraf sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilmesi gerekir.[7]
İşçilerin alt işverenin taraf olduğu TİS’den kaynaklanan alacaklarından, asıl işveren kendi işyeri ile ilgili olarak birlikte (müteselsilen) sorumludur.[8]
IV-TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN YARARLANAMAYACAK OLANLAR
6356 sayılı Kanun’un 39’ncu maddesinin 7 ve 8’nci bentlerinde, TİS’den yararlanamayacak olanlar belirtilmiştir. Şunlardır:
1-İşveren Vekilleri
İşveren vekili, işveren adına işletmenin bütününü yönetenlere denir (m.2/1-e). Bunlar sendika üyesi olsalar da TİS’den yararlanamazlar. Çalışanın işveren vekili olup olmadığı konusunda uyuşmazlık çıktığında, yaptığı iş, işyerindeki görev ve sorumlulukları, aldığı ücret ve işyeri organizasyonu içinde yönetici olarak kabul edilebilecek bir durumunun olup olmadığının araştırılması gerekir.[9]
2-TİS Görüşmelerine İşvereni Temsilen Katılanlar
Bu çalışanlar da sendika üyesi olsalar bile TİS’den yararlanamazlar.
3-Greve Zorunlu Olarak Katılmayanlar Dışında, İşyerinde Çalışanlar
Kanun’un 65’nci maddesinde kanuni grev ve lokavta katılamayacak işçiler belirtilmiştir. Buna göre:
-İşyerinde faaliyetin devamlılığını,
-İşyerinin güvenliğini,
-Makine ve demirbaş eşyaların, gereçlerin bozulmamasını,
-Hammadde, yarı mamul ve mamul maddelerin bozulmamasını,
-Hayvan ve bitkilerin korunmasını.
sağlayacak sayıda işçi, kanuni grev ve lokavt sırasında çalışmak ve işveren de bunları çalıştırmak zorundadır.
Bu işçiler, üye olmaları ya da dayanışma aidatı ödemeleri koşuluyla, grev ya da lokavt sonunda imzalanacak olan TİS’den greve katılan işçiler gibi yararlanabilirler.
Fakat, bunların dışında ister sendika üyesi olsun ister olmasın, kendi istekleri ile greve katılmayanlar, grev sonunda imzalanacak olan TİS’den yararlanamazlar.
4-TİS ile Sözleşme Kapsamı Dışında Bırakılanlar
Toplu iş sözleşmelerinde, işçi sendikası ve işveren tarafın anlaşması ile, görevleri gereği işveren adına hareket eden ve diğer çalışanlar üzerinde emir ve talimat verme yetkisi olan bazı çalışanlar sözleşme kapsamı dışında bırakılmaktadırlar. Bunlar genellikle müdürler, müdür yardımcıları, şefler, mühendisler, büro çalışanları, usta başılar konumunda çalışanlardır. Bu çalışanların sendika üyesi olmalarında sakınca yoktur. Zaten yetki tespitinde bunlar da dikkate alınmaktadırlar. Ancak, sendika üyesi olsalar da, tarafların anlaşması ile sözleşme kapsamı dışında kaldıklarından TİS’den yararlanamazlar.
V-SONUÇ
Yargıtay 9 HD’nin “İLKE KARARI” olarak kabul ettiği uygulamasına göre; toplu iş sözleşmesinin yürürlük başlangıç tarihinden itibaren yararlanabilmek için, hem imza tarihinde ve hem de yürürlük başlangıç tarihinde taraf sendika üyesi olmak gerekir.
Yargıtayın bu ilke kararına rağmen, 6356 sayılı Kanun’un m.39/2’de yer alan “Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden” … itibaren yararlanırlar, hükmü yanlış anlaşılmaya ve değerlendirmelere açık olduğundan, Kanun’un amacına ve Yargıtay’ın ilke kararına uygun olarak değiştirilmelidir.
[1] – Ercüment Özkaraca, Geriye Etkili Toplu İş Sözleşmesinden Yararlanmada Üyelik Koşulu, Tekstil İşveren Hukuk Eki, sayı 154.
[2] – Y 9 HD,20.03.1990 t, E:1990/67-K:1990/3146, Yargıtay Kararları Dergisi, Kasım 1990, s.1669.
[3] – Y 9 HD, 25.06.2024 t, E:2024/8163-K:2024/10015, legelbank.net, ET:09.06.2025.
[4] – Orhan Rüzgar, Açıklamalı-İçtihatlı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 2013, s.197-198.
[5] – Y 9 HD, 04.03.2003 t, E:2002/16415-K:2003/2828, İşveren, Mart 2003, s.17.
[6] – Ercüment Özkaraca/Sema Deniz Özkan Koç, Anayasa Mahkemesinin İptal Kararından Sonra Geçmişe Etkili Yürürlüğe Konan Toplu İş Sözleşmesinden Dayanışma Aidatı Ödeyerek Yararlanma, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 46, s.11-27.
[7] – Y 9 HD, 19.07.2023 t, E:2023/7602-K:2023/11533. Y 9 HD, 23.06.2021 t, E:2021/6396- K:2021/10706, legalbank.net, ET:09.06.2025.
[8] – Ercüment Özkaraca, Alt İşverenin Taraf Olduğu Toplu İş Sözleşmesinden Asıl İşverenin Birlikte Sorumluluğu, Tekstil İşveren Dergisi Hukuk Eki, sayı 157.
[9] – Y 9 HD, 26.04.2023 t, E:2023/508-K:2023/6118, legalbank.net, ET:09.06.2025.
Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.
